2011 NBA Finalleri Miami vs Dallas

Son derece çekişmeli ve sürprizlerle dolu 2011 playofflarında son durağa geldiğimizde ilgi çekici bir eşleşme vardı. Dallas ve Miami takımlarının karşılaşmasından daha ilginç ve heyecan verici eşleşmeler olabilirdi ancak bu seriyi ilginç kılan 5 yıl önce yaşanan 2006 NBA finalleriydi.

 

Böyle bir çöküş nasıl unutulabilir ki? Dallas Mavericks seride 2-0 öndeydi ve 3. maçın bitmesine 7 dakikadan az bir süre kalmışken 13 sayılık bir avantaja sahipti. Ancak Dwyane Wade NBA tarihinin en unutulmaz ve en büyük performanslarından birine imza atarak o maçı ve seriyi çevirdi. Üst üste 4 maç kazanan Miami 4-2 ile şampiyon olurken Dwyane Wade 34.7 sayı 7.8 ribaund 3.8 assist 2.7 top çalma ile oynadı. Üstelik serinin hiçbir maçında normal sürede takımlar 100 sayıyı geçmeyi başaramazken Wade maç başına 34.7 sayı atıyordu.

 

O yılki Dallas kadrosundan takımda sadece Nowitzki ve Jason Terry kalmış olsa da, o seride yaşananların diğer oyuncuların akıllarına da sıklıkla geldiğini düşünüyorum. Özellikle ilk turda Portland karşısında maç içinde yaşanan çöküşün ardından. Tabiî ki de bu olay en çok Nowitzki ve Terry’yi etkiliyordu çünkü onlar o anı yaşamışlardı. Nowitzki şampiyon olduktan sonar gazetecilere; ‘2006’daki mağlubiyette şimdikinden çok daha hızlı parti yaptık. Mağlubiyetin acısını unutmak için her gün partilere gidiyorduk. Terry 2 hafta boyunca her akşam gelir beni alırdı.’diyor

 

Kanıtlayacak çok fazla şeyi olan iki takımın mücadelesiydi bu seri. Bir tarafta 2006’daki çöküşü taraftarlarına unutturmak isteyen yaşlı bir kadroya sahip Dallas, diğer tarafta ise bütün yıl finale çıkamayacakları söylenen ve haklarında yazılıp çizilmedik olay kalmayan Miami.

 

İlk maça hızlı başlayan taraf genç Miami idi ancak Dallas maçın ortalarında kontrolü ele aldı. Ligdeki en iyi hücum oyuncularından 4 tanesinin sahada olduğu bu seri savunmaların savaşıydı. Eski günlerinin aksine son yıllarda Dallas iyi bir savunma takımına dönüşmüştü. 3. çeyrekte bi ara 8 sayı geriye düşen Miami LeBron’un önderliğinde maçı çevirmesini bildi. Miami’nin aldığı 16 hücum ribaundu ( Dallas yalnızca 6 hücum ribaundu alabildi) farkın açılmasını önlerken 2. yarıda LeBron’un Jason Terry’yi savunması Mavs hücumuna zor anlar yaşattı. Çeyreğin sonlarına doğru bulduğu 2 üçlükle takımı ateşleyen LeBron Miami’yi maça ortak etti. İlk yarıda durgun olan Wade’de ikinci yarı daha agresif oynayarak son çeyrekte 7 sayılık bir katkı yaptı ve Miami seride 1-0’lık üstünlüğü ele geçirdi. Maçtan sonra golf arabasının arkasında salondan ayrılan LeBron ve Wade’in ifadeleri seriyi kolayca kazanacaklarını düşündüklerini gösteriyordu. Özellikle LeBron’unki.

 

Finallerin 2. maçı NBA tarihinin unutulmazları arasına giren bir maçtı ve seride bir dönüm noktası oldu. Kafa kafaya giden maçta 2. çeyrekte 13-0’lık seri yakalayan Miami bitime 7 dakika kala 15 sayılık bir avantaj yakalamıştı. Bu yıl playofflarda Dallas’ın büyük farkları eritip maç kazandığına şahit olmuştuk. Ancak savunma takımlarına karşı bunu yapmak daha zordur. Dwyane Wade’in farkı 15’e çıkardığı üçlüğünden sonra Dallas benchinin önünde yaptığı sevinç hareketi Mavs oyuncularını ateşledi. Hatta takım arkadaşları sahaya girmesin diye kenarda oturan Jason Terry’yi tutmak zorunda kaldılar. Bu dakikadan sonra oyunun dizginlerini ele geçiren Dallas yavaş yavaş rakibine yaklaştı. Hücumda kötü tercihler yapıp el üstü üç sayılık atışlara yönelen Heat skor avantajını kaybetti ve son 30 saniyeye berabere girildi. Son anlarda Nowtizki’nin 3 sayılık basketine, Heat mola dönüşü Mario Chalmers ile cevap verdi ve  maçta tekrardan beraberlik sağlandı. O ana kadar 22 sayı atmış olan ve sol orta parmağında yırtık bulunan Nowitzki bitime 10 saniye kala topu ampülün tepesinde eline aldı. Sırtındaki Chris Bosh’u, şuta kalkmaya hazırlanır gibi yaparak attığı vücut çalımıyla oyundan düşürdü ve  kendisine yarattığı bir adımlık avantaj ile Bosh yetişemeden turnikeyi bıraktı.

 

3. maç için Dallas’a gidildiğinde Miami’li oyuncular daha agresif olacaklarını söylemişlerdi ve sözlerini tuttular. Boyalı alanda Dallas’a 40-22 üstünlük sağlayan Miami, Dallas’ın top kayıplarından 19 sayı üretti. 3. çeyrekte 17-2 lik bir seri yakalayan Dallas maça ortak oldu ve maçın son bölümlerinde büyük bir heyecan yaşandı. Son çeyrekte 15 sayı atan ve takımının son 12 sayısına imza atan Nowitzki, son saniyelerde önce bir top kaybı yapıp ardından maçı uzatmaya götürebilecek olan şutu kaçırınca bu sefer kahraman olamadı. İlk iki maçta çok kötü şut atan ve 3. maçta 6-17 ile oynayan Chris Bosh bitime 40 saniye kala maç kazandıran basketi soktu ve eleştirileri bir nebze olsun susturdu. Ayrıca maçtan önce Deshawn Stevenson’ın Wade ve LeBron için söylediği ‘Sanki oyuncu değil birer aktörler. Her pozisyonda faul istiyorlar ve çok iyi rol yapıyorlar. İstedikleri düdükleri alamayınca da hemen itiraz ediyorlar’ demesi ortalığı kızıştırdı. Cleveland – Washington günlerinden kalan LeBron ile arasındaki söz düellosu ise tekrardan alevlendi.

 

Jason Terry Dallas’ın playoff başarısızlıklarında en çok eleştiri alan oyunculardan birisiydi ve finallerde LeBron’un savunmasında zorlanıyordu. İlk 3 maçta son çeyreklerde Terry çok kısıtlı bir katkı vermişti. Final serisinde LeBron’a son çeyreklerde bile neden agresif oynamadığıyla ilgili sorular sorulduğunda, takımı oynatmaya yöneldiğini ve maç sonlarında yaptığı savunmanında yabana atılmaması gerektiğini söyledi. Konuşmayı çok seven Jason Terry ise ‘LeBron’un beni her maç böyle savunabileceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. İleriki maçlarda performansım artacak’ dedi. Terry’nin artık kanıtlayacağı bir şey daha vardı.

 

Dördüncü maça ilk 3 atışında isabet bularak başlayan Nowitzki daha sonraki 11 şutundan 10’unu kaçırdı. Sahada yürümekte bile zorlandığı görülen Nowitzki’nin bu halini gören gazeteciler araştırmaya başladı ve devre arasına gerçeği öğrendiler. Dirk Nowitzki’nin ateşi maç günü bir ara 38.5 dereceye kadar çıkmıştı ve ilaçlarla oynuyordu. Liderliğin sürekli el değiştirdiği maçta, bitime 30 saniye kala Dallas 1 sayı öndeyken Nowitzki topu eline aldı ve takımına 3 sayılık avantajı getiren turnikeyi atarak, hastalık ve parmağındaki sakatlıkla uğraşırken NBA Finallerinde bir maçı daha takımına kazandırdı. Dallas cephesinde Chandler’ın 9’ü hücum ribaundu 16 ribaundluk performansı çok önemliydi. Jason Terry ise maçtan önce verdiği sözü tutmuş ve 17 sayısının 8’ini son çeyrekte bulmuştu. Kaybedilen 3. maçtan sonra bir değişikliğe giden Rick Carlisle J.J Barea’yı ilk 5 e yerleştirip Stevenson’ı kenardan getirdi. Bu değişiklik bu maçta olmasa bile sonraki 2 maçta Dallas’a büyük yarar sağladı. Miami tarafında Wade 32, Bosh 24 sayı atarken LeBron sadece 8 sayıda kaldı. Bütün bir yıl eleştirilmiş, başaramazlar dedikleri şampiyonluğa bu kadar yaklaşmış ve Celtics ve Bulls serilerinde muazzam bir oyun ortaya koymuş olan LeBron James’in finallerde sadece 8 sayıda kalması oldukça ilginç. Maçtan sonra Stevenson LeBron için; ‘Sanki maçtan çıkıp gitmiş gibiydi. O harika bir oyuncu ancak bugün 4. çeyrekte maçtan çıkıp gitmiş gibiydi.’dedi. Dwyane Wade ise önce saniyeler kala maçı beraberliğe götürebilecek faulden yararlanamadı ve son topta fark 3 sayı iken kenardan gelen pası tutamayarak bir daha hayal kırıklığı yarattı. Nowitzki’nin hastalığı duyulduktan ve maç kazandıran basketi attıktan sonra gazeteciler hemen onun bu performansını Michael Jordan’ın 97 finallerindeki performansı ve Willis Reed’in 70 finalindeki seke seke attığı basketlerle kıyasladılar. Ancak Nowitzki sınırları biliyordu ve Jordan’ın performansıyla kıyaslanamayacağını kendisi belirtti.

 

5. maçtan önce LeBron James Twitter aracılığıyla hayranlarına ‘Ya şimdi ya da asla’ mesajını gönderdi. 5. maç için hayatımın en önemli maçı dedikten sonra James hayal kırıklığı yarattı. 8-19 şut isabetiyle 17 sayı 10 ribaunt 10 assist ile triple-double yaptı ancak kendi performansının altında oynadı. En önemlisi takımına 5. maçı kazandıramamış olması. Maçtan önce Nowitzki’nin hastalığıyla dalga Wade ile LeBron yine eleştiri yağmuruna tutuldular. Nowitzki bu hareketleri çocukça olarak değerlendirdi. 5. maçta Dallas üstünlüğü vardı. Wade’in maç içinde sakatlanıp bir ara oynayamadığı dönemde dahi LeBron yeterince agresif değildi. 2. kez ilk beşte başlayan Barea 17 sayı 5 assist 1 top kaybı ile oynadı ve ikinci yarıdaki etkinliğiyle skor avantajını Dallas’a çevirdi. Anca 4. çeyrekte atağa kalkan Miami oyuna ortak oldu ve skoru 99-95’e getirdi. LeBron’un kendisini ileriki maçlarda iyi savunamayacağını söyleyen Terry, attığı üçlük ile skoru 100-100 de eşitledikten sonra Nowitzki’nin smacına ve Kidd’in üçlüğüne yaptığı asistlerle takımının öne geçmesine yardımcı oldu.. Bitime 40 saniye kala topu tekrar eline alan Jason Terry üçlüğün 2 adım gerisinden LeBron’un üstünden attığı üçlükle farkı 7 sayıya çıkararak maçı bitirdi. Jason Terry bir söz verdi. Büyük oyuncu gibi oynadı ve sözünü tuttu. Kritik 5. maçta Dallas’ı 3-2 öne geçirdi. Nowitzki 29 sayı 6 ribaunt ile en etkili isim olurken maç içinde sakatlık yaşayan Wade 23 sayı 8 assist ile oynadı.

 

2006 yılında finallerde Miami üst üste 3 maç kazanıp 3-2 ile Dallas’a geldiğinde Miami koçu Pat Riley sadece bir günlük iç çamaşırı getirdiğini söyleyerek seriye noktayı koyacaklarını belirtmişti. 6. maçtan önce Dallas koçu Rick Carlisle’a Miami’ye kaç günlük iç çamaşırı getirdiğini soran gazetecilere kurt bir şekilde; gazetecileri iç çamaşırı hakkında konuşacak kadar yakın bulmadığını söyledi. Carlisle söyleyeceği bir söz ile rakip takımı ateşlendirmekten veya kendi oyuncularına güvenmiyormuş izlenimi vermekten çekiniyordu. Dallas’ın hem veteran hem de başarıya aç kadrosunun ekstra motivasyona ihtiyacı olduğunu düşündüğünü sanmıyorum.

 

6. maça LeBron hızlı başladı ve üst üste 4 basket buldu. Ancak bu başlangıcı devam ettiremedi ve 9-15 gibi iyi bir yüzdeyle atmasına rağmen 21 sayıda kalarak yenilgiye karşı büyük bir direniş ortaya koyamadı. İlk yarıda farkı 12 sayıya kadar çıkaran Dallas Miami’nin atağına karşı direnemedi. Heat 16-1 lik seri ile öne geçse de devrenin sonunu soğukkanlı şekilde oynayan Dallas soyunma odasına önde gitti. İlk yarıda 1-11 ile oynayan Nowitzki maçın başlarında hayal kırıklığı yaratırken Jason Terry tekrardan bir büyük oyuncu hareketi yaptı. Takımın 1. skor opsiyonunun şutları girmezken sazı eline alan Terry ilk yarıda tam 19 sayı üreterek büyük bir iş başardı. %69 ile 27 sayı atan Terry maçın en skorer ismi oldu. 3. çeyreğin sonuna doğru Dallas maça ağırlığını koydu. 6. maça da ilk beşte başlayan J J Barea 4. çeyreğin başında bulduğu sayılarla Dallas’ın farkı çift hanelere çıkarmasını sağladı ve maç boyunca 15 sayı üretti. Miami 10 sayılık farkı eritmek için saldırırken maç boyunca zorlanan Nowitzki son çeyrekte oyundaki varlığını hissettirdi. 21 sayısının 10’unu son çeyrekte atan Nowitzki moral bozucu birkaç zor şuta da imza atarak Heat’in yaklaşmasını engelledi.

 

Miami’nin şampiyonluk umutlarının mucizelere kaldığı son saniyelere girildiğinde Dallas benchinde kutlama çoktan başlamıştı. Ligin en ateşli takım sahiplerinden Mark Cuban oyuncularla kol kola kutlama yaparken maçtan sonra Dallas cephesinden ilgin açıklamalar geldi. Desahwn Stevenson ‘Dirk’ümün tadı nasıl?’ isimli bir tişörtle gezerken gazetecilere; ‘ Bu şekilde şampiyon olmaktan daha çok mutlu oldum. Bu Miami takımını ve LeBron’u yenmek bu galibiyetin tadını daha çok arttırıyor. Seri boyunca sergiledikleri tavır, seriyi rahatça kazanacaklarını düşünmelere, Dirk’e yaptıkları hareket saygısızcaydı.’

 

26 sayı 9.7 ribaund ve 2 assist ile Finallerin MVP’si seçilen Dirk Nowitzki ise ; ‘Geçmişteki başarısızlıklardan sonra bu noktaya gelip şampiyon olmak mükemmel bir duygu. Dünyanın en iyi takımında oynadığını bilmek, kimsenin yenemediği takımın bir parçası olmak tarif edilemez bir duygu. En önemlisi ise bu başarıyı kimsenin senin elinden alamayacağını bilmek ’ dedi.

 

İşte NBA’deki bu büyük yıldızların hissetmek istedikleri duygu bu. Dünyanın en önde gelen atlet ve sporcularının, en büyük yıldızlarının önemli bir bölümünü içinde barından NBA liginde, iyilerin içinde en iyisi olabilmek. NBA Finalleri uzun yıllar boyunca bize unutulmaz dakikalar yaşattı ve yaşatmaya devam edecek.

 

Sinan Cem CİVİLİ

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın