Euroleague 2010 Şampiyonu Barcelona

TOTAL BASKETBOL ŞAMPİYON…

Son zamanlarda meşhur tabir olan Total Futbol, Barcelona Futbol Takımı sonrası büyük kitlelere yayıldı. Özellikle ülkemizde Rijkard’ın Galatasaray’a gelişinden sonra hemen hemen her futbol programında istisnasız konuşulur oldu. Hollanda ekolünün dünyaya yansıması futbolda her oyuncunun (kaleci hariç) her mevkide maksimum verimle oynamasına dayanıyor. Bunu basketbola yansıtırsak sanırım her oyuncunun her mevkide oynama potansiyeli Litvanya ve Sırp ekolü olan basketbolcularda biraz daha fazla yalnız oyunun her iki alanında da hem hücumda hem savunmada en efektif oynayan takım dersek sanırım son sezonki Barcelona olur. Zaten futbol şubesinden etkilenerek kalıtsal bir başarı basketbola da bulaştı şüphesiz. Muazzam bir sezon geçiren takım Euroleague finallerinde de rakiplerini tam anlamıyla boğarak şampiyon oldu. Perşembenin gelişi her ne kadar çarşambadan belli olsa da bu takımdan daha büyük bütçeler kurup hüsran yaşayan çok takım olduğu da açık bir gerçek.
Barcelona uzun yıllardan bu yana savunma gücünü hücum potansiyeliyle bu kadar efektif bir araya getiren nadir takımlardan biri zaten sezon boyunca hem liginde hem Avrupa’da aldığı sonuçlar bunu teyit ediyor. Doğru bölgelere doğru parçalar eklemek ve bunları maksimum verimle oynatmak başarıyı getirdi. Tecrübeli ve genç kombinasyonunu da oldukça iyi harmanlayan takım tarihi bir başarıya imza attı. İşte bu başarı futbol takımıyla öyle özdeşleşti ki Messi-Rubio, Xavi-Navarro betimlemeleri sıkça yapıldı. Xavier Pascual ile böyle bir başarı elbette daha değerliydi çünkü bu isim diğer “kurt” rakipleri kadar kariyerli ve tecrübeli değildi hatta onu da Guardiola betimlemesiyle anlatsak sanırım yanlış olmaz.

CSKA maçında oyunun her anında kontrol elinde olup kendini zorlamadan enerjisini çok tasarruflu kullanarak nasıl maç kazanılırın resmini bize açıkça çizdiler. Bir oyuncunun değil her oyuncunun ortak katkısıyla büyük işler başaran bir iskelet kuruldu ve sistem işlemeye başladı bu önümüzdeki sezonda birileri gitse de muadil başarıların gelebileceğinin göstergesidir.  Özellikle Rubio ve Navarro’nun bu sezonki çıkışı başarının anahtarını hep ellerinde tutmalarını sağladı. Savunmanın nasıl yapılacağını adeta sezon boyunca ders niteliğinde izlettiler CSKA maçı da bunu teyit eder nitelikteydi. CSKA bir basketbol kültürü olmasına rağmen sezon boyunca ki istikrarsızlığının sıkıntısını bu maçta fazlasıyla yaşadı.

Partizan sezonun Barcelona ile birlikte en flaş takımıydı şüphesiz ve eğer o son saniyede Childress’ın basketi olmasaydı gönüllerin finalini izlemiş olacaktık. Oyuna fırtına gibi başlayan Partizan bir anda acaba dedirtecek kadar işlerin bir yenisine daha imza atmak için sahada olduğunun sinyalini verdi. Ancak birçok pozisyonda eşleşme sıkıntısı yaratan ve yaratıcı yeteneği fazla olan Olympiakos oyunu dengeledi ve muhtemel bir sürprize kolay kolay mahal vermeyeceklerini yansıttı. Yine de büyük hoca Vujosevic elindeki minimum kaynakla maksimum verimi elde ederek işi uzatmalara bıraktı ama kadro derinliği ve tecrübesi daha doğrusu takımın nefesi final için yeterli olmadı. Yine de Barcelona ne kadar takdir gördüyse en az Partizan’da o takdiri hatta bazı kesimlerce daha fazlasını gördü.

Üçüncülük maçında da işi kolay bırakmayıp yine kaderin bir cilvesiyle uzatmayla CSKA’ya mağlup oldu aslında galiptir bu yolda mağlup deyimi Partizan’a çok iyi yakıştı hatta gönüllerin şampiyonu demek hiçte yanlış olmazdı. Kecman ve McCalebb’i yeniden yıldızlaştıran Maric ve Vesely gibi iki genç ismi basketbola kazandıran ve elindeki isimleri en etkili nasıl kullanabilirin dersini veren bir takım ayakta alkışlanmayı hak etti.

Ve şampiyon; Barcelona sonuna kadar bunu hak ettiğini sezonun belki de en etkili oyunlarından biriyle ispatladı. Olympiakos’a nefes aldırmadan açık ara fark atan Barcelona adeta gözdağını bir dahaki sezon içinde rakiplerine verdi.

Son not; Barcelona’nın basketboldaki başarısını futbol takımıyla özdeşleştirirsek sanırım Bursaspor’un başarısını da basketbolda Partizan ile eşleştirmek pek yanlış olmaz. Bu sezonki bütün şampiyonlara(gönüllerin şampiyonları dahil) sonsuz tebrikler.

Önder Akcollu


Be the first to comment

Bir Cevap Yazın