Kemal Başaran Röportajı

Geleceğin Antrenörü Kemal Başaran..

Genç Basketbol Antrenörü, Basketbolbilgi.com sitesi sahibi Kemal Başaran ile alt yapı üzerine detaylı bir söyleşi yaptık. Başarılı antrenörün alt yapılarla ilgili düşüncelerini içtenlikle yanıtladığı röportajımızda özellikle genç oyuncu adaylarının ders çıkaracağı bir çok konuyu bulabilmeleri mümkün olacak.

3SAYI: Kısaca basketbol kariyerinizden bahseder misiniz?

Kemal Başaran: Basketbola 7 yaşında amatör olarak başladım. Daha sonra küçük-yıldız-genç kategorilerinde basketbol oynayıp kaptanlık yaptım.Bu takım İnegöl Çarşıspor’du.Daha sonra 16 yaşında antrenörlüğe o zaman ki a takım antrenörümüz Refik Gür tarafından küçük takımda başladım. O dönem play off oynadık daha sonra genç takımda görev aldım ve yine play off oynadık ayrıca büyük erkekler yerel liginde ligi 3.cü bitirdik..Bulunduğum ilçede bunlar büyük başarı gözüyle bakılıyordu tabi.Okullarda Turgut Alp Anadolu Lisesi ve İnegöl Anadolu lisesiyle şampiyonluklar yaşadım birde 2.lig elde ettim.Özellikle Turgut Alp Anadolu Lisesi’nin ben görevi bıraktıktan sonra ki senelerde kazandığı şampiyonluğu bana hediye etmesi çok güzel bir olaydı.Daha sonra antrenörlük gelişimim adına BJK’de değerli Hurşit hocamla genç takım antrenmanlarına katıldım.Sonra Uludağ Süper Basket takımına transfer  oldum.Orada iyi oyuncular yetiştirdiğime inanıyorum.USB olarak Yıldız takımla hem yıldızlarda hem gençlerde play offlara kaldık.Daha sonra Oyak Renoult altyapısında çalıştım.

Şu anda Beşiktaş’ta alt yapı antrenörü olarak görevime devam etmekteyim.

Basketbol Altyapısına kaç yaşından itibaren başlanmalı sizin düşünceniz nelerdir?

Aslında bu çok göreceli bir kavram. Bazı ülkeler oyuncuya belirli bir yaş aralığına geldikten sonra birşeyler öğretilebileceğine inanıldığı için bu işe yıldız kategorisinde başlıyorlar. Aslına bakarsanız bu ülkeler balkan ülkeleri yani basketbolda söz sahibi denilebilecek ülkeler. Ancak çoğu ülkede artık 8-10 yaş aralığına indi bu kıstas. Fakat asıl önemli olan bizdeki sistem. Ülkemiz için konuşmak gerekirse genelde spor okulu adı altında maddiyatın daha ön planda olduğu bir durum söz konusu.Tabi işin hakkaniyetini verip sadece oyuncu yetiştirmek adına çaba sarf edenleri de meclisten ayrı tutuyorum.Ama pek çok kulüp spor okulu ve buradan gelen ücretlerle kendini ayakta tuttuğunu varsayarsak bir bakıma bu kulüplere maddi yardım edip hem reklamını yapacak hem de sponsor olacak firmaların azlığı da  bu işin bir çark eksik dönmesine sebep oluyor.Ben oyuncunun 8-10 yaşlarında topu eline alıp musabık olana kadar sadece basketbol oyun bilgisini ve ileride kendisi için çokça faydası olacak temel fundamental çalışmalarını yaptırmak gerektiğine inanıyorum.

16-17 yaşında, bugüne kadar hiç eğitim almamış takımda oynamamış ama çok yetenekli bir sokak basketbolcusu sizce ne yapmalı?

Bir önceki soruda bahsettiğim yaş aralığı (8-10) oyuncunun sadece basketbolu sevmesi için eğlenceyle  ya da herhangi bir oyunla öğretilecek işin yapılması gerektiğine inandığım bölümdür. Eğer bir oyuncu parkenin havasını solumamış, belirli bir çatı altında ondan beklenen beklentilere cevap verecek bir sorumluluk alamamışsa ve sizin sorunuzda yer alan yaş dilimindeyse basketbola başlaması için epey  geç kaldığını söyleyebiliriz. Ben zaten bir kulüp çatısı altında oynayan bir oyuncunun sokakta basketbol oynamasını pek tasvip eden biri değilim. Eğer bir çalışma yapmak istiyorsa kendine ekstra bir yatırım yapmak istiyorsa bunu belirli bir program ve gözetim altında bağlı olduğu kulubün çalıştığı salonlarda daha doğru bir şekilde yapması taraftarıyım. Tabi bu benim düşüncem. Yoksa sizin söylediğiniz yaşlardaki basketbolsever arkadaşlarımızda şanslarını gayet tabiki zorlayabilir, kapıları açmak için bir fırsat kollayabilirler..

Basketbolcu olmayı düşünen bir gencin nasıl bir yaşantısı olmalı kendini daima bir adım ileri götürmek için neler yapmalı?

Öncelikle oyuncu adayı kararlı, azimli, çalışkan ve cesaretli olmalı diye düşünüyorum. Tabi bu alt başlıkların ana kelimesi ise DİSİPLİN.. Kendisini geliştirecek yollar bulmalı, kapıları açan olmalı, araştırmalı, maçları seyirci değil oyuncu gözüyle izlemeli, oyunculuğun sadece saha içerisinde değil, saha dışında da var olduğunu bilmeli. Evde yapması gereken, antrenmanda yapması gereken ve maçta yapması gerekenler diye bunu 3 ayrı başlığa ayırabiliriz. Bunların içeriğini tek tek benimsemeli ve daha da önemlisi uygulamayı bilmeli. İpin ucunu tutmayı başardığı zaman gerisinin geleceğinin farkına varmalı…

Antrenörlüğe nasıl başladınız?

16 yaşımda o zaman ki a takım antrenörümüz Refik GÜR sayesinde küçük takımda başladım..O zaman antrenör yoktu piyango bize çıktı..Hiç birşey bilmeden bir ekip emanet edilmişti.Zamanla neler yapıp yapamayacağımı görmek içinde iyi bir fırsattı.Zor ama güzeldi..Böylece antrenörlüğe adım attım.Buradan bu fırsatı veren  ve rahmetli olan Refik hocama minnet duygularımı iletiyorum.

Kendinize örnek aldığınız antrenörler ve  en beğendiğiniz antrörler kimlerdir?

Obradovic..Anlatamam herhalde..Türkiye’de beğendiğim antrenörler var,görüştüğüm bilgiler aldığım bilgilerinden istifade ettiğim pek çok antrenör oldu.Cavit Altunay, Aydın Örs, Cem Akdağ, Çetin Yılmaz, Tamer Oyguç.. Böylesine değerli antrenörlere fırsatını bulduğum zaman hep basketbol üzerine soru sorma bilgi alma ve paylaşma derdindeyim.. OYAK-Renault ’ta A takım antrenmanlarına zaman zaman katılarak Yücel Abinin, Murat Abinin, Ali Abinin ve alt yapı koordinatörümüz Gürkan Abinin de felsefesi, bilgisi benim kendi felsefeme harman edeceğim pek çok bilgiye ulaşmama sebep oluyor.Ama aralında ismini saymadığım Hurşit abi var..O bende tarifsiz,muazzam bir yere sahip. Nedenini bilmiyorum  ama öyle..

Bir çok basketbol takımında ver parayı al oyuncu mantığı vardır; alt yapıdan kendi oyuncularını yetiştirmeye çalışmak  yerine. Siz bunun kısa ve uzun vadede ki sonuçları hakkında ne düşüyorusunuz?

BAŞARI denen kavram insanların yakasına yapıştımı maalesef bırakmıyor. Her kulüp kendi bütçesine göre, koyduğu hedeflere göre belirli bir başarı kıstasına ulaşmak zorunda. Dolayısı ile o başarıya giden her yola mübah gözüyle bakılmaya başlanıyor. Gayet tabiki alt yapılarınızda yetişen ve a takımınıza yükselip göğsünüzü kabartacak oyuncunun tadına doyum olmaz ama bir gerçek var ki imkanı olan büyük balıklar küçük balıkları bu konuda yutuyor. Bu genel bir sorun ve açıkçası herkesin özüne dönüpte sırf alt yapılarda oyuncu yetiştirme felsefesini ortaya koyacak mental iradeye sahip olacağını daha da ötesi olduğunu düşünmüyorum.

Gelecekle ilgili planlarınız ve hedefleriniz nelerdir hocam? Kemal Başaran’ı kısa orta ve uzun vadede nerelerde görebileceğiz?

‘İyi, en iyinin düşmanıdır’ bu sözün insan üzerindeki etkisine çok inanıyorum. Kendini geliştirmek, araştırmak, izlemek, dinlemek veya görmek.. Bu işin sac ayaklarından birkaçı bunlar..Bildiğini anlatabilmek, anlattığını gösterebilmek ve uygulatabilmek.. İyi bir antrenörün yanında iyi bir psikolog olmak vb. çok  sorumluluklar var..Başlı başına modelsiniz,bunun sorumluluğu var..Detaylar var, farkındalıklar var, öteki olabilmek var. Var da var..Ben bunların hepsine vakıf olabilmeli,tam donanımlı antrenör olabilmeliyim.Kendi içimde bunun hesabını yapıyor,ölçüp biçiyorum tabiki.. Şu an bulunduğum kulüp OYAK-Renault benim en ciddi ve en etkili temelim konumunda..Bununda farkındayım.. Önceliğim insan yetiştirmek,sonra ülkeme basketbolda hizmet etmek, oyuncular sunmak ve onların başarılarını izlemek ama hiç bir zaman fotoğrafta yer almamak, görünmemek hedefim. En iyisini istiyorum,en zor olanını istiyorum.Zamanla bu dileklerimin realiteye dönüşmesi ve gerçekleşmesi için çok ve doğru işler yapıp çalışmam gerektiğini de biliyorum.

Basketbolbilgi.com adında basketbol eğitim ve kaynak sitesinin sahibisiniz. Sitenizin oluşumundan, gelişiminden ve şuanki konumundan bahseder misiniz?

Biliyorsun bu siteyi sen açtın verdin bana. Ön ayak oldun, destek çıktın. Gayet tabiki ilk başta bu sitenin çok popüler bir basketbol sitesi olup bu kadar yoğun takip edileceğini tahmin etmemiştim. Her geçen gün siteyi geliştirdik ki bunda senin payını kelimelerle izah edemem. Röportajlar yaptık, yazılar, videolar, slaytlar hazırladık sunduk.. Son olarak çizimli sunumlar hazırlayıp siteye koyuyoruz. Sayende facebook grubunuda kurduk. 2.350 ye ulaştı orda da sayımız.  Benim stresimi attığım bir yer oldu site, tepkilerde ne mutlu ki çok olumlu  ‘iyi ki yaptın ülke baksetbolunun ihtiyacı vardı’ diyenlerin sayısı az değil. Buradan sitede emeği geçenlere başta sen olmak üzere sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

Ayrıca 4 günlük bir basketbol seminerinden sonra ‘ülkenin gelecek vaat eden en iyi alt yapı antrenörü’ plaketine layık gören THGD’ye teşekkürlerimi iletiyorum.

Ülkemizde alt yapıya gerekli önem veriliyor mu tüm Türkiyeye baktığınızda nasıl bir durum söz konusu? Alt yapıları yakından takip eden birisiniz geleceğimiz parlak diyebilir miyiz?

İnanın geleceğimizi gönül rahatlığıyla emanet edebileceğimiz çok iyi oyuncularımız var,potansiyelimiz var.Kazanmayı isteyen,çalışan,başarmak için o formayı kapmak için koşan,çabalayan çok yetenekli cevherlerimiz var..Ancak kendi çukuruna kendi düşenlerde var yakınlarımızda.Devşirmelerle,küçültmelerle suni başarılara yelken açanlar ve daha sonra bir de ‘BAŞARDIK!’ diyebilen büyük antrenörlerimi,bu işin içerisinde yer alan spor adamları var..Ama onlara rağmen ben ülkemizde ki bu değerlerin hak ettikleri yere elbet ulaşacakları kanaatindeyim.Bu inancı fazlasıyla taşıyorum.

Kulüpler oyuncu taraması yapmalı mı? Yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Gayet tabi yapılmalı oyuncu adayının %99’u okullarda zaten. Biz kulüp olarak Bursa’da ki her okulu tek tek gezdik. Bu sayı 160’ın üzerinde.1998 doğum tarihli öğrencilerden  başlayıp 2001 doğumlulara kadar uzanan zinciri oluşturduk, kurduk. 1998-1999 mutabık olarak devam ediyor, hatta 2000-2001 doğumlularla çalışmaya da başladık. Keyifli bir şekilde ilerliyoruz.

Alt yapılarda yüzlerce oyuncu oluyor ama yıllar geçtikçe birçok oyuncu eleniyor ve sayılı sayıda basketbolcu profesyonel olarak yoluna devam ediyor. Buradaki eleniş nasıl oluyor? Bir oyuncunun elenmemesi için neler yapması gerekiyor? Ya da siz antrenörler olarak bir oyuncuda kendisini ileri taşıyacak potansiyeli görmüyorsanız nasıl bir yöntem izliyorsunuz?

Günümüz basketbolunda popüler basketbolun gerekliliklerini yerine getiren oyuncular daha kabul görüyor. Örneğin uzun oyuncu sıkıntısı had safhada bu yüzden her uzun oyuncuya cevher gözüyle bakıyoruz. Ama bir yandan da çakılı pivot sistemi de kalmadı, daha çok motion ofence, fast break, transtation game dayalı hücum opsiyonları var. Dolayısıyla bu tip uzun oyunculara ilgi azaldı. Daha ziyade yüzü dönük şut atabilen, asist yapabilen, atletik, daha komplike oyunculara yer veriliyor. Örneğin 5 bölgeninde fundamentalına sahip bir oyuncunun kendine iyi bir yerlerde şans bulması çok yüksek bir olasılık. Oyuncu az biraz hepsinden bilmeli, bazı önemli noktaları da en iyi yapmalı. Bunları yapamayan dolayısıyla baki bir basketbol geleceğine sahip olamıyor. Bu durumdaki oyuncular basketbol anlamında kendilerini tatmin edemeyecek yerde ve konumdalarsa antrenörlüğe, spor yöneticiliğine ve bu işin ilgi alanı olan her alanda kendilerine uygun olabilecek bir dalı seçip oraya yönlenebilir ve yeni bir maceraya atılabilmeliler.

Alt yapıdan çıkan bir oyuncunun A takımlarda şans bulma olasılığı nelere bağlı? Örneğin büyük bir kulüpte kendisine şans bulması çok zor oluyor. Bunun yerine bir alt ligden ya da ligin orta seviye takımlarından başlamasını önerir misiniz?

Öncelikle bulunduğunuz kulübün bakış açısına bağlı bir durum bu. Güvenipte şans verecek bir kadro lazım öncelikle. Ancak oyuncu A takıma çıkmadan önce mutlaka bölgesel ve 2.lig tecrübeleri yaşamalı, pişmeli. Bu alt liglerde daha sert ve darbeli basketbol oynanıyor. Mutlaka buralarda kendini sınamalı..

2001 Avrupa şampiyonasından sonra basketbola ülkemizde yoğun ilgi oluşmuştu. Bu yıl ise Dünya şampiyonası kendi evimizde.. Şampiyona ve sonrası için oluşacak ortam hakkında düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?

Mutlaka ki ülkemizde basketbol tavan yapacaktır. Özellikle genç arkadaşlarımızın havada kalan bir spor dalı olan basketbol kültürüne daha da sarılacaklarını düşünüyorum. İdol olarak gördükleri, hayranı oldukları pek çok yıldız bu sahnede. Daha ne isteyebilirler ki! Bu turnuva bizim ülkemiz ve ülke basketbolumuz için çok iyi bir fırsat, basketbolun en ücra köşelere yayılabilmesi için bundan daha popüler bir reklam yapılamaz. Kesinlikle iyi değerlendirmeli ve bunu elde edeceğimiz iyi bir dereceyle de taçlandırmalıyız.

3SAYI Basketbol Dergisi hakkında neler söylemek istersiniz?

O kadar emek veriyorsunuz ki  bu dergi için hayret ediyorum. Ülkemizde basketbolu ayakta tutmak için gösterdiğiniz bu emeğin hiç bir karşılığı yok. İçeriğiniz, bilgileriniz ortaya koyduğunuz çabanız zaten bu derginin bu kadar sayıda piyasada olması ne kadar doğru iş yaptığınızın göstergesi. Geçen gün basketbolumuz duayenlerinden Cavit Altunay hocamızın mailini aldığımda, bir Amerikan dergisi yanında az kalır demesi de herşeyi ortaya koyuyor zaten. Takdire şayan işler yapıyorsunuz..

Teşekkür ederiz hocam. Başarılarınızın ve Türk Basketboluna katkılarınızın devamını dileriz.

Röportaj: Bekir Sıddık KOÇ, 3SAYI Basketbol Dergisi


Be the first to comment

Bir Cevap Yazın