|
Euroligdeki iki takımımız Efes Pilsen ve Fenerbahçe'nin iki gece üstüste Yunan takımları ile oynadıkları ve şanssız bir şekilde kaybettikleri maçlardan sonra " Yazık oldu.." dan daha uygun bir başlık seçemedim doğrusu.
Euroligdeki iki takımımız Efes Pilsen ve Fenerbahçe'nin iki gece üstüste Yunan takımları ile oynadıkları ve şanssız bir şekilde kaybettikleri maçlardan sonra " Yazık oldu.." dan daha uygun bir başlık seçemedim doğrusu.
İki takımımız için de birçok bakımdan bu,yazık oldu,terimini kullanabiliriz.Hatta daha öncelere gidip diğer maçlara ve gelişmelere atıf yaparak da aynı terim üzerinden yorumlar yapabiliriz.
Ancak gerek yok.Geçmişi, geçmişteki hataları ve yenilgileri konuşmak sadece geleceğe ışık tutabiliyorsa anlamlıdır.
Dolayısıyla biz yorumlarımızı Efes ve Fener'in son maçlarıyla ilgili ve de geleceğe bağlantılı olarak yapalım.
Şimdi çoğu kimseye ters gelebilir ama benim geçen haftaki RİBAUND programında bir yorumum oldu.Efes'te dört Amerikalı'nın Partizan maçına gitmeyişleri neticesinde takımdan uzaklaştırılmaları,ancak Hutson'un iyi hali nedeniyle ( Herhalde pişman olmuş.) ağır para cezasıyla takımda kalması konusunda şöyle bir yorum yaptım :Efes yönetimi uzun zamandır süregelen istikrarsız sonuçlar ve kötü basketbol nedeniyle bir operasyon düşünseler ve bir senaryo hazırlasalar ancak bu kadar başarılı olabilirlerdi.Eğer sadece biri kalacaksa,kalması gereken en doğru oyuncu ne Nicholas,ne Woods ne de Wright'tı.Kesinlikle Hutson'du.Bi defa ben Hutson'u çok tutuyorum.Orta mesafe şutlarında,Beşiktaşlı Niceviç ile birlikte bence Avrupa'nın en iyisi ve de en istikrarlısı.Pota altında post up yaptığında orda da çok iyi işler yapıyor ve yeteri kadar top geçse daha iyisini de yapacak.Ona daha önce yeterli süre verilmedi ve bu yüzden kendini tam anlamıyla gösterememişti.
Özellikle Nicholas'ın kullandığı top adedinin fazlalığı ve Woods'un uzun rotasyonunda ondan süre çalması vs.gibi nedenlerle kapasitesini tam anlamıyla sahaya yansıtacak süreyi bir türlü bulamamıştı.Bu operasyonda bi defa Efes böyle değerli bir uzunu kazandı.
Sonra;Kerem Gönlüm,Ermal,Mustafa Abi,Ender Arslan,Sconnie Penn ve de Gregory daha fazla süre alacaklar,kesinlikle daha iyi oynayacaklar ve potansiyallerini sahaya olumlu yansıtarak,takıma savunmada ve hücumda daha fazla katkı yapacaklardı.Bu arada uzun rotasyonunda da çok daha iyi ve sert bir uzun arayışına girme kapıları açılacakdı.
Ayrıca;Bora Hun Paçun ve Barış Hersek geçen sene Oktay Mahmudi zamanında süre alıyorlardı.Yetenekli oyuncular.Ancak bu sene hiç oynamadılar.Bu son olaylardan sonra Bora Hun Paçun,Partizan maçında ilk defa oynama fırsatı buldu ve de özelllkle Pekoviç'i çok iyi savunarak en azından savunmada iyi işler yapacağını gösterdi.
İşte bunun gibi yorumlar yaptım,kişisel görüşlerimi aktardım programda.Konuk ve yorumcularım da benzer veya biraz daha farklı görüşler sundular bu konuda.Zaten RİBAUND tam anlamıyla bir yorum ve tartışma programı.Tabii ki farklı görüşler olacak.Çeşitlilik zenginliktir.Önemli olan birbirimizin görüşlerine saygı göstererek,yani saygı ve sevgi çerçevesinde olayları tartışmak..
Ancak bana göre Efes'in aldığı bir büyük yanlış karar vardı:Cenk Akyol'u göndermemeliydiler.Bakın şimdi ne kadar lazım Cenk.Şu anda Efes'in en büyük eksikliği savunmacı ve iyi bir 2 numara.Nicholas müthiş skorerdi ama savunması zayıftı ve bu yüzden Efes'in takım savunması da olmuyordu.Zaten topu topu beş kişi sahada oynayabiliyor bir takımda.( bu espriydi ) Bu beş kişiden biri savunmada aksarsa diğer dördü de kısa zamanda oyundan düşer.İşte Cenk hem savunmacı ve mücadeleci kişiliğiyle hem de hücumda ona da aynı Hutson gibi yeterli süre verilse,yapabileceği çok extra katkılarla Efes'i hedefine ulaştırabilecek oyunculardan biri hatta en başında geleniydi.Yazık oldu..
Neyse biz Pana maçının yorumuna devam edelim.Ermal,iyi mücadele ediyor,dışarıdan üçlüklerle cezayı kesiyor ama orta mesafe şutları zayıf ve de ne yazık ki bu maçta post up'ta aldığı topları da iyi değerlendiremedi.Yedide sıfır çekti.Neden Ermal?Sor kendine.İşte aradığın süreyi buldun.Göster kendini.Herkes senden daha iyisini bekliyor.Çünkü o potansiyal var sende.Bütün mesele kendine inanman ve maçın sonuna kadar tam konsantre olman.Şu stepslere de dikkat et artık.
Yukarıda da yazdığımız gibi,son lig maçında ve bu maçta istediği süreyi bulan Hutson bu maçın yıldızıydı.21 sayı ile oynadı.
Ender iğneyle oynamasına rağmen,o hepimizin hayranlık duyduğu savaşçı kişiliğiyle ( tabii saha içinde ) iyi mücadele etti ve takımı ayakta tuttu.Penn,Spanoulis ' in yıpratıcı savunmasından olumsuz etkilendi ve takımın en büyük zaafiyeti olan penetre konusunda o da çok zayıf kaldı.
Kurt coach Obradoviç'te Spanoulis'in savunmasının Penn'i oyundan düşürdüğünü görünce Jasikevicious'u uzun süre kenarda oturttu.Hatta 3.period hiç oyuna sokmadı.İlk yarıyı 7 sayı ile önde bitiren Efes işte 3.periodda bu oyuncunun ön sahada başlattığı ve diğerlerinin de onunla kamçılanıp daha istekli yaptığı baskılı savunma ile çok yıprandı.Zaten rotasyon dar.Yoruldular ve savunmada açıklar verip hücumda da doğru seçimleri yapamadılar.Bütün olumsuzluklara rağmen gene de maçı alabilirlerdi.Neticede 9 sayı ile yenildiler ve ilk maçtaki 10 sayılık galibiyetin avantajını son saniyelerde topu kaptırmadan çevirerek ellerinde tuttular.Muhtemel bir puan eşitliğinde bu tek sayılık averajla rakibini altına alabilir Efes.
Obradoviç,Efes'in top çevirmesine ve skoru 9 sayıda tutmasına izin vererek belki de kalan bütün maçlarını alacaklarını ( son iki maçı alırlarsa dört galibiyetle çıkarlar ) ve işi, averaj hesaplarına kalmadan bitireceklerini düşünmüş olabilir.Ancak yine de ihtimal dahilinde olan averaj hesabını göz ardı etmeyerek son saniyelerde Efesli oyunculara faul yapıp son topu kendileri kullanarak skoru 10 sayının üstüne çıkarma planı olmalıydı.İnşallah diyelim,onun bu aşırı güveni ve belki de rakibi küçümsemesi kendine pahalı mal olur ve Efes son iki maçı alıp averajla onların üstünde Final Eight' e yani Son Sekiz'e kalır.
Fener'e gelince..Bu Fener 10 maç yapsa dokuzunda bu Aris'i yener.Alacakları tek yenilgide birçok olumsuz faktörün ve şanssılığın biraraya gelmesiyle olabilir.O da maalesef bu maçta oldu.Son saniyede Ömer Aşık'ın smacına rakibin tartışmasız faulunü gözden kaçırdılar.O faulu verselerdi Ömer maç boyunca çok yüksek yüzdeyle attığı serbest atışların bir benzerini atacak ve ikisini sokup maçı Fener bir sayı ile kazanacaktı.Birini soksa uzatmaya gidecekti.Yazık oldu..
İlk defa Abdi İpekçi'yi tıklım tıklım dolduran bu muhteşem taraftara yazık oldu..
Onlara İstanbulda oynanacak son Tau maçında bir önerim olacak.Doldurmasınlar tribünleri.Bu takım bunu kaldıracak tecrübeye sahip değil henüz.Olumsuz etkileniyorlar.Rytas maçındaki ve daha önceki maçlardaki gibi az seyirci ile oynamaya alışmış genç,tecrübesiz yıldız adayları ile dolu bir takıma bu muhteşem seyirci ve tezahürat ağır geldi.Avrupa tecrübesi hiç olmayan yabancıların hepsi nerdeyse sıfır çektiler.Ha Solomon farklı.Onun olumsuz etkilenmesi başka faktörlerden kaynaklanıyor.Çok sevdiği bu taraftara çok şey vermek ve onları mutlu etmek istiyor.Bunun için de her zaman olduğu gibi sistemin veya sistemsizliğin kendine sunduğu bireysel oynama seçeneğini kullanmak istiyor.Ama daha önce de yazdığım gibi bu karmaşık oyun düzeninde bire bir bile pozisyonu bazen buluyor bazen bulamıyor.Bu maçta bulamadı.Ne yapsın garibim.Onun üzerine kurulu,onun birebir adam geçme,ikili oyunlarda perdelemelerin üzerinden atma ve de içeri drive edip asist yapma özelliklerine uygun kaç tane oyun var Fenerde.
Bir hücum seti var artık bütün rakiplerin ezberlediği.Bu sette zaten başlangıçtaki 10-15 saniye haybeye gidiyor.Bir iki pastan sonra Ömer Onan,Mrsiç filan aşağı post up'a kat ediyor.Ne yapabilirler post up oyunu olmayan oyuncular oralarda?Hiçbir şey.Opsiyonları çok zayıf olan oyun son anlarda iyice sıkışıyor ve bir son saniye panik şutu ile bitiyor.Diğer hücumlar da böyle opsiyonları çok az ve tamamen bireysel yetenekler bağlı olan set versiyonları.Sert savunma karşısında zaten çoğu başlamadan bitiyor.
Serdar ve Ertuğrul kardeşlerim.Ya şu Alaattin Yakan'ın Alpella'da Ömer Aşık için hazırladığı oyunları biriniz şu Tanjeviç'e bir anlatsın tatlı dille.O oyunların opsiyonları çok ve verimli idi.Çekin bir köşeye.Olmuyor hoca deyin.Tıkanıyoruz hücumda.Hücumda tıkanınca,atamayınca savunma da isteksiz oluyor,deyin.Konuşun,en azından yardımcı antrenör olarak üzerinizde bir vebal kalmasın.
Bir de artık iki ağır uzun Vidmar ve Oğuz Savaş'ı birarada oynatma sevdasından vazgeçsin.Özellikle Vidmar'da çok fazla ısrar ediyor.Bizim ikiz kule Ömer Aşık ve Semih Erden birarada oynarken birbirlerine yaptıkları asistleri,ikramları;rakiplerine caydırıcı enfes blokları,yaptıkları savunmayı ve aldıkları kritik ribaundları görmüyor mu?.Görüyorsa neden mümkün olduğu kadar fazla bu çocukları birarada oynatmayı denemiyor.
Rytas maçında da,Karşıyaka maçında da Vidmar ve Oğuz ikilisini birarada oynatmaktan kaynaklanan dünya kadar fastbreak sayısı yendi.Savunma transition'u çok aksıyor bu ağır iki uzunun aynı anda oynamasıyla.Rakibin 4 numaraları cirit atıyor ve milli oluyor hücumda.Anlatın bunları.Ha Oğuz Savaş oyunda olduğunda hem hücum hem savunmada çok katkı yapıyor.Ancak Vidmar ile birlikte az oynamalı.Duruma göre birlikte hiç oynamamalı.Oğuz-Ömer,Oğuz-Semih,Oğuz-Rasim,Vidmar-Ömer Aşık veya Vidmar-Semih Erden olabilir.Ama Oğuz-Vidmar ancak ağır rakiplere karşı nadiren olabilir.
Neticede,iki takımımızın da matematiksel olarak hala Final Eight ümidi var.Zaten buraya kadar gelmeleri de başarı.Geçen yıllara bakarsak çıtayı bir basamak yükselttiler.Gruptan çıkamasalar bile,rakiplerinin korkulu rüyası olarak,saygı ve takdirle izleniyor ve de alkışlanıyorlar.
Allah kolaylık versin..
»
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|