|
(Maç devam ediyor) Yaz döneminde tüm ulusça hayal kırıklığı yaşadığımız Avrupa Şampiyonası; sadece bizim takımın başarısızlığımıza tanıklık etmekle kalmamış, aynı zamanda Efes Pilsen’in aylar önce anlaştığı David Blatt’in son yıllarda paslanıp kendini unutturmuş olan Rusya’yı Avrupa Şampiyonu da yaptırmıştı.
Bizim basınımızla sınırlı kalmayıp tüm Avrupalı basketbol otoriteleri tarafından da eleştiri yağmuruna tutulan Bogdan Tanjevic, Fenerbahçe Ülker ile çıkacağı kulüp takımı yolculuğunda en büyük rakibinin hocasına karşı direkt olmasa da endirekt olarak büyük bir yenilgi yaşamıştı. Daha İstanbul’a ayak basmadan medya tarafından “tanrı’” statüsüne eriştirilen Blatt sayesinde Efes Pilsen sezonu şampiyon tamamlayacağının garantisini almış gibiydi bir yerde. Her yerde bas bas bağırılan Tanjevic-Blatt kıyaslaması gibi bir şey yazmaya niyetim yok. Yok onun saha içi dizilişi şöyle , yok onun sistemi böyle gibilerinden konuları yeterince okuyorsunuz zaten. Olaya çoğu zaman olduğu gibi psikolojik taraflarından yaklaşacağım. Blatt’in Eurobasket vesilesiyle sahip olduğu karizma, Tanjevic’in eskiyen sistemi, Efes Pilsen’in kadrosunu yeni isimlerle yenilerken, Fenerbahçe Ülker’in yabancı tercihlerini iki tecrübesiz Sloven’den yana kullanması, şampiyonluk arkası tatlı niyetine önlerine sunulan Aydın Örs olayı; hem basında hem de çoğu basketbolseverin kafasında ibrelerin değişeceği izlenimi yaratmıştı.
Fenerbahçe Ülker’in özellikle Bosna’da katıldığı turnuvada Tanjevic’in takımdaki taşlarla fazlaca oynaması,alınan farklı yenilgiler; ‘kabus artık aramızda’ terimlerini kullanmaya kadar götürüyordu işi. Efes Pilsen ise adeta sıfırlayıp baştan yarattığı oyuncu ve teknik heyet kadrosuyla herkesin gözüne daha hoş geliyordu. Öyle de olmalıydı zaten. Cumhurbaşkanlığı Kupası ilk ciddi karşılaşmaydı iki koç için. Herkes kalemlerinin ucunu açmış, olası bir Efes galibiyeti sonrasında Tanjevic’in kellesini isteyecekti ki; o da ne Fenerbahçe Ülker tüm maçı farklı önde götürüp, sonlarda rakibinin kendini yakalamasına rağmen maçı kazanmaz mı? Eee ne yazacaklardı şimdi? Oysaki çok şartlandırmışlardı kendilerini, hatta yazılarının başlıkları bile hazırdı. Boşluğa düşmek dedikleri şey bu olsa gerekti.
Ne yapmıştı ki Tanjevic? Sihirli bir el mi değdirmişti takıma? Hayır. Sadece takımın zaten mevcut olan gücünü sağlayan dişlilerle fazla oynamamıştı. Açıkçası bunun böyle olmayacağını düşünüyordum ben de. Blatt’in ekibi yeni kurulmuş olmanın zorluklarını yaşarken, bir de geçen yıl aynı isim ama farklı kadroyla mücadele eden takımın final serisinde düştüğü “adamlar ne atsa giriyor’” sıkıntısıyla da uğraşmak zorunda kaldılar. Olsun haftaya ak koyun kara koyun belli olacaktı nasılsa. 2 ekibin ligdeki randevusuna sadece 6 gün vardı. Hem o maç çok daha önemliydi, çok daha anlamlıydı. Bir hafta aradan sonra yeniden karşı karşıya gelen iki ekibin mücadelesinde bu kez maçın ilk 5 dakikasından sonra oyuna ağırlığını koyan Efes Pilsen’di. Farkı önce 3, sonra 5, sonra da 10 civarında tutarak rakibini kendisine pek yaklaştırmadı. Fenerbahçe Ülker ise galibiyete uzanmaları için fazlasıyla değer taşıyan dış şutlarda ritmini bir türlü bulamadı. Son çeyrekte de Efes Pilsen üstünlüğü sürerken her ne olduysa son 4 dakikalık dilimde müthiş bir geri dönüş yaşadı Fenerbahçe Ülker. Damir Mrsic’in çok çok uzaklardan gönderdiği üçlük ile rakibini yakalayan sarı lacivertliler maçın sonunu daha iyi oynayıp, galibiyete yine uzandı. Hem bu defa maç boyunca çok da kötü oynamışlardı. Maç boyunca yüzdesiz atmışlardı. Hatta bir ara kazanamayacaklarına kendileri de inanmışlardı. Ama sonuç değişmemişti. Lanetlenmiş miydi yoksa Efes Pilsen? Ne yapsalar da olmuyordu. Son 7 maçın hepsini kaybetmek onlar için yeterince moral bozucuydu. Blatt’i 2 kez alt eden Tanjevic; hem çizilen karizmasını biraz düzeltmiş hem de taraftarların ona olan önyargısını da biraz olsun kırmıştı. E bu bir futbol maçı olsaydı ne olacaktı? Nasıl anlatırdı spiker bu 2 aylık periyodu?
Maça favori başlayan ancak bir türlü saha içinde takım olmayı beceremeyen Tanjevicspor önce kazandığı penaltıyı gole çevirememiş, ardından da kalesinde gördüğü şok gol ile ilk yarıyı 1-0 yenik kapatmıştı. 2. yarıda kendinden çok daha emin olarak ve forma değiştirmiş bir şekilde sahaya çıkan Blattspor, sahadaki oyuna bakıldığında maçı rahatça alacak izlenimi yaratıyordu. Ancak Tanjevicspor kendinden beklenmeyen bir anda golü bulup eşitliği sağlayıp, yapılan santra vuruşundan kaptığı topla 2. golü de bulunca dengeler yine tartışılır konuma gelmişti. Maçı bir anda lehine çeviren Tanjevicspor rüzgarı da arkasına almıştı. Son 20 dakikasına girdiğimiz maç artık herşeye gebe idi. Acaba kazanan kim olacaktı? Bekleyelim görelim. İyi ki varsın Fenerbahçe Ülker, iyi ki varsın Efes Pilsen. Ve tabii ki siz sayın Tanjevic, sayın Blatt.. »
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|