Anasayfa arrow 3SAYI arrow Yazarlarımız arrow Berkay Güzey arrow 2006-2007 Dünya Şampiyonu San Antonio Spurs
2006-2007 Dünya Şampiyonu San Antonio Spurs PDF Yazdır E-posta
Yazar Berkay Güzey   
Salı, 11 Mart 2008

Fedakarlık…

Takım oyunu…

Birliktelik…

Sistem , savunma…

Hırs, mücadele…

Günümüz Dallas’ının ve Phoenix gibi takımların oynadığı ‘Koş koş at’ basketbolunu tarihe gömen bir oyun…

Yukarıda saydıklarımız, kısacası basketbol kazandı…

Ve San Antonio Spurs , 9 sene içinde 4.şampiyonluğa ulaştı…

Üstelik 4-0 ile süpürüp geçerek…

NBA Finalleri tarihinin en az reytingli serisi oluyormuş…

Spurs sıkıcı oynuyormuş…

Artık bu takımın ‘huzurevi’nden farkı yokmuş…

Millet atmaya devam ettiği sürece, Spurs’de şampiyon olmaya devam edecek…

Çünkü onlar  ‘sıradan’ basketbol seyircisinin istediği smaç ve şovdan başka bir varyasyonu olmayan ‘sıradan basketbol’ oynamıyorlar.Gerçek basketbolun değerlerini sonuna kadar ortaya koyuyorlar…

Çünkü onlar genç bir adama attırılacak bir basketin, bir süper starın vuracağı ‘artistik’ smaçtan daha değerli olduğunu biliyorlar..

Çünkü onlar ‘En iyi hücum savunmadır’ felsefesiyle oynuyorlar…

Çünkü onlar takım başarısının bireysel başarının üstünde olduğunu biliyorlar…

Çünkü onlar basketbol da bir adama bağlı kalınarak başarılı olunamayacağını biliyorlar…

Çünkü onlar her türlü fedakarlığı yapıyorlar…

Çünkü onlar tecrübelerini, hiç bitmeyen arzu ve hırslarıyla harmanlıyorlar…

Çünkü onlar disiplinden hiç kopmuyorlar…

Çünkü onlar her yerde birlikteler ve ‘aile’ gibiler…

Çünkü onlar en mükemmel sistem ile eğitiliyorlar…

Çünkü onlar Gregg Popovic gibi bir hocaya sahipler..

Çünkü onlar en iyisini yapıyorlar…

 

Artık herkes anladı, herkes basketbolun nasıl oynanması gerektiğini öğrendi..

Spurs bu kadro ile son dönemlerini yaşarken,  koçlarıyla, menajerleriyle, asistanlarıyla, gözlemcileriyle, basketbolcularıyla, sistemiyle sadece 9 senede 4.şampiyonluğu yakalamadı, Herkes tarafından alınmaya devam eden büyük bir  basketbol mirası, kültürü bıraktı.

 

Diyecek bir şey yok.Kıskananlar çatlayacak..

 

ŞAMPİYON SPURS

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Play-off ve 4 final maçının öyküsü 

 

  İki takımda buralara gelene kadar çok zorlu mücadelelerden geçti.Özellikle Spurs için yarı final, Cleveland için doğu finali kaderin çizilme noktalarıydı.Play-off macerasına Denver Nuggets ile başlayan Spurs’de herkes Iverson&Melo ikilisinin Spurs’den üstün geleceğini savunuyordu.Ama bu iki oyuncu her ne kadar kusursuz birer süper-star olsalar da, Denver daha takım olamamıştı ve bu haliyle Spurs’ü elemesi imkansızdı.İlk maçta yürekler ağza gelse de, Spurs sonraki 4 maçı kazanıp yarı finale çıkmaya hak kazandı..

 

  GS-Dallas serisinden gelen şok haber belki de bütün Spurs’lüleri sevindirmişti.Geçen sene elendikleri Dallas Mavericks, Golden State’i 4-2 elenmişti.Artık ciddi rakip olarak önlerinde sadece Phoenix Suns kalmıştı.Merak edilen ‘yaşlı takım’ denilen Spurs’ün, NBA’in en iyi hücumcu takımı Suns’ın temposuna dayanabilip dayanamayacağıydı..Ama Spurs , ilk maçlarda Suns’ı kendi silahıyla vurarak galip geldi.Ama Suns’ın bırakmaya niyeti yoktu.Serinin 2-2’ye geldiği maçta Horry’nin, Nash’a yaptığı hareket sonucu sahaya giren Diaw ve Amare’nin bir maç ceza alması belki de serinin bütün kaderini değiştirdi..Ve o cezadan sonra Spurs 2 maçı da kazanarak finale çıktı..(Horry’nin o saygı gören imajı bu seri ile beraber biraz çizildi..)

 

   Finalde buralara kadar çok büyük sürprizle gelen Utah vardı..Spurs’lüler artık emindi bu turdan.Çünkü Phoenix’i geçmişlerdi , Utah’ı mı geçemeyeceklerdi ? Utah’ın yapması gereken şey sadece savunmaydı.Ama Memo’nun, Duncan’a yaptığı muhteşem savunmaya rağmen, Boozer’ın, Oberto’yu MVP’lik performansa yakın oynatması, Deron’ın, Parker karşısında ezilmesi gibi sebeplerden dolayı Spurs turu geçti ve adını NBA finaline yazdırdı..

 

  Karşı cephede de doğu finaline kadar zorlanmadan gelen Cleveland vardı.NBA Finalinden önce son seri Detroit-Cleveland serisi idi..Bir çok kişi bu seri de Detroit’in geçeceğini , 2 sene aradan sonra büyük kapışmanın gerçekleşeceğini , iki benzer takımın finalde kapışacağını düşünüyordu.Nitekim Detroit 2-0 öne geçtiğinde bütün Detroit’liler Spurs’ü nasıl yeneceklerinin hesabını yapmaya başlamışlardı bile…

 

  Ama herkesin hesaba katmadığı biri vardı.O da Lebron James…

İlk iki maçta Prince’in savunmasının gölgesinde kalan süper yıldız kendine geldi ve onun katkısıyla seri 2-2’ye geldi..5.maç Detroit’te ve heyecan doruktaydı..Muhtemelen kazanan takım seriyi geçecekti.Maç sonunda berabere bitince uzatmaya gitti.Cleveland’ın iki önemli yıldızı 6 faul ile oyun dışı kalmıştı.Ama sahada Lebron vardı.Takımının son 30 sayısının 29’unu o attı.Detroit 5 kişi ile bu mucize adamı durduramadı. Maç sonunda The Palace of Auburn Hills’da bütün seyirciler başını öne eğmiş, sessizce bir sonraki maçı bekliyorlardı..Umutlar yavaş yavaş tükeniyordu.Cleveland 3 maç üst üste kazanmıştı..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  Son maç Cleveland’daydı..Detroit artık daha temkinliydi.Maç boyunca neredeyse 5 kişiyle Lebron’a markaj yapmaya çalıştılar.Ama Lebron daha akıllı bir oyunla her hücumda boşa çıkan inanılmaz çaylak Gibson’a gönderdi..Boş da olsa harika üçlüklerle 31 sayı atarak kariyer rekoru kıran çaylak Gibson ile Cleveland maçı kazanmayı başardı ve finalde Spurs’ün rakibi oldu.Bu maçı izleyen her takım Gibson’ı seçmediklerine pişmandı..

 

  Lebron’un yarattığı bu mükemmel hava, dalga dalga yayılarak herkesi etkiledi..3 sene önce NBA’in en kötü takımlarından biri olan bu takımın finale çıkmasının getirdiği gaz, herkesin Cleveland’ın, Spurs’u eleyebileceği fikrine kapılmasına neden olmuştu..

 

  İlk maç AT&T Center’da oynanıyordu..Bütün gözler Kral ile Duncan ve arkadaşlarının üzerindeydi.İlk maçta Lebron’ın üzerinde çok büyük bir beklentinin oluşturduğu yoğun bir baskı vardı.Çekişmeli geçen 2 periyodun ardından, 3 .periyotta Spurs farkı açtı ve Son periyotta Cleveland daha iyi oynasada bu farkın kapanmasına izin vermeyerek maçı kazandı.Bu maçta göze çarpan Bowen’ın ve ona getirilen yardımlarla Lebron’a yapılan inanılmaz savunmaydı.Bu seneye kadar finallerde hep hayal kırıklığı yaratan Parker’ın da 27 sayı ile galibiyetin mimarı oluşu Spurs adına sevinç vericiydi..

 

  İkinci maç yine AT&T Center’da oynanacaktı.Cleveland’ın tek amacı bu maçı kazanarak saha avantajını ele geçirmekti.İlk maçta yoğun baskı altında oynayan Lebron bu maçta baskıdan kurtulmaya çalışıyordu.Ancak görünen o ki; Spurs açısından bu maç çok daha rahat geçiyordu.İlk periyot bittiğinde fark 11 sayı Spurs lehineydi.İlk yarı biterken 25 sayı fark vardı..Ve bu 25 sayılık fark, NBA Finalleri tarihine en farklı biten ilk yarı olarak geçti.Spurs gerçekten kendinden emin ve çok iyi oynuyordu.Maç adeta final değil de, antrenman havasında geçiyor gibiydi.Son periyotta diğer maçta da olduğu gibi Cleveland’ın 30-14 lük üstünlüğü vardı ama yine de 11 sayı farkın oluşmasını engelleyemedi.Haziran ayının adamı denilen Robert Horry 5 sayı, 9 Ribaund, 5 Blok, 4 Asistlik inanılması zor bir performansla takımının galibiyetinde büyük rol oynadı.Lebron 25 sayı ile ilk maçta ki baskıyı üzerinden atsa da yaptığı top kayıpları, kritik hatalar, kötü şut yüzdesi ile yine vasat bir performans çizdi.Fark 25 sayılara çıkarken ortalarda yoktu..Spurs’ün büyük üçlüsü Duncan-Parker-Manu atılan 103 sayının 78’ine imzalarını attılar.Duncan’ın Ilgauskas karşısında ki ezici oyunu, turnikeleri, hook’ları, panyalı şutlarını görenler, Mehmet Okur’un Duncan’a yaptığı savunmanın değerini anladılar..

 

  Üçüncü maç çok farklı olacaktı..Seri 3 maç için Cleveland’a taşınmıştı.Bu Cleveland için Detroit serisinde olduğu gibi bir ayağa kalkış maçı olabilirdi.Zaten herkesin beklediği de buydu.İlk 2 maçta takımına fazla katkı yapamayan Lebron kendi seyircisi önünde uçmaya hazırlanıyordu.Gerçekten de ilk iki maçtan çok farklı geçiyordu bu maç.Devamlı bir heyecan , mücadele vardı.Şu ana kadar serinin en heyecanlı maçı oluyordu.Spurs adına diğer maçlarda kenardan gelip ateşleyici güç olan Ginobili tutuktu, belki de kariyerinin en kötü maçlarından birini geçiriyordu.Finale, şampiyonluğa aç Cleveland seyircisine de arkasına alan Lebron ve arkadaşları doğru olanı yapmaya başlamışlardı.Cleveland’ın buraya gelene kadar kullandığı en büyük silah hücum ribauntlarıydı.Ve bu maçta da özellikle ilk maçlarda vasat bile olamayan Ilgauskas ile hücum ribauntlarında üstünlüğü yakalamayı başardı.İki süper-star Duncan ve Lebron’da hakemlerin yüzünden erken faul problemine girince maçın büyük bir kısmını kenarda geçirmek zorunda kaldı.Tamamen Spurs aleyhine olan bu duruma rağmen Spurs bir türlü farkın açılmasına izin vermiyordu, Cleveland’ın peşini bırakmıyordu..

 

 

 

Çünkü savunmada inanılmaz işler yapan Bowen’ın üçlükleri ve Ginobili’nin kötü performansında devreye giren Barry’nin, 4’e 3 ile attığı 3 üçlük Spurs’ü maçın sonlarına kadar taşımaya yetti.Ginobili’nin kötü olduğu bir maçta, Barry’nin onun eksikliğini kapatması takım oyununun bir göstergesiydi.Son periyotta katı savunmalar kendini iyice hissettirdi.Neredeyse 2 takımda 4’er dakika sayı bulamadı.NBA finallerinde alışık olmadığımız durumlar ve skorlar yaşanıyordu.Maçın sonlarında Lebron’a yapılan savunma, Varejao’nun akıllardan silinmeyecek korkunç tercihi, Parker’ın devreye girip yaptırdığı basket faul ve attığı üçlük, maç boyunca sıfır sayı  ve 8 de 0 gibi korkunç bir isabet oranıyla oynayan Ginobili’nin kritik serbest atışları maçı Spurs’e getirdi.Cleveland için ölüm kalım, ya tamam ya devam niteliği taşıyan bu maçın kaybedilmesi bütün umutları bitirdi.Lebron gene 25 sayı atsa da, bir çaylağın dahi yapmayacağı hataları yaparak kendisinden beklenilen patlamayı yine gerçekleştiremedi.Geçen maç 78 atan üçlünün, bu maçta sadece 34 sayıda kalması ile Bowen ve Barry’nin yaptığı katkı iki kat daha önem kazandı.İkinci maçta kırılan rekordan sonra bu maçta da çok ilginç bir rekor kırıldı.Maçta atılan toplam 147 sayı NBA Finalleri tarihinin en düşük skorlu 2. maçı olarak tarihe geçti..

 

 Son maça gelindiğinde umutlar tükenmişti.Herkesin kabullendiği bir şey vardı şampiyon Spurs’dü.Ama en azından Lebron ve arkadaşları taraftarı için 1-2 maç kazanıp süpürülmek istemiyorlardı.İlk yarıda Parker gene şovunu yaptı.İçeriye dalışlarını, şutlarını kimse durduramadı..Fark çok fazla değildi, her an kapanabilecek cinstendi.3.periyot ve 4. periyodun başı Spurs için kabus gibiydi.Geriden gelen Cleveland, diğer 3 maçın aksine ilk kez olarak öne geçmeyi başardı.Duncan atamıyordu, Parker sahada yoktu.Spurs için tüm hücum silahları tükenmiş gibiydi.Ama bu kez de sahneye bir önceki maçta çok kötü oynayan Ginobili ve vatandaşı Oberto çıktı.Ginobili muhteşem oynadı ve Oberto’yu da zorla oynattırdı Çok çekişmeli geçen son dakikalarda Lebron’un topu elinden kaçırması ve daha sonra topu baldırına çarptırıp dışarı çıkarması ile gelen top kayıpları Spurs’ü galibiyete taşıdı.Maç bittiğinde sevinç en üst noktadaydı.Cleveland seyircisi üzgün, Spurs’lüler başta Parker’ın müstakbel eşi Eva olmak üzere  mutluydu.San Antonio, 2005’de ki şampiyonluktan sonra yine şampiyonluğunu deplasmanda kutlamak zorunda kalmıştı..

 


 

Spurs’un büyük üçlüsü ve NBA’in en iyi koçu Popovic..

 

 

 

Yorum Farkı

 

Bu 4 maçı anlattıktan sonra esas noktalara gelelim yani 5 sebeple Cleveland’ın neden süpürüldüğüne.. İşte burada yorum farkımız kendini gösteriyor (:

 

>San Antonio Spurs gibi takım oyunu oynayan ekiplerin istediği rakip tarzı  bir oyuncuya bağlı olan takımlardır.Ama elbet bu ‘bir’ oyuncunun kim olduğu çok önemlidir.Detroit serisinde harikalar yaratmış bir Lebron’u savunmak zorundasınız ve onu savunurken diğer adamları da boş bırakmamalısınız.Çok zor gibi gözüken bu iş aslında Spurs gibi bir takım için kolay.Bu işi yapacak isim en başından belliydi.NBA’in bana göre en iyi savunmacısı Bowen.Ama esas sorun Bowen’ın fiziği tek başına Lebron’a yetecek miydi ? Greg Popovic buna mükemmel bir çözüm buldu.Lebron ile Bowen’ı dışarıda başa baş bire bir bırakırken, Lebron ne zaman içeri girse Bowen’a hemen  bir yardım geldi.Bu bazen Ginobili oldu, bazen Duncan, bazen de Horry.Ama önemli olan başarılı olmasıydı ve oldu.Lebron’un her pozisyonun bozulması, stres altında bırakılması, psikolojik olarak yıpratılması ile Cleveland hücumunun kimyası bozuldu ve Spurs için işler daha da kolaylaştı.Yani süpürülmenin temel sebebinde Popovic’in ustalığıyla Spurs’ün takım halinde Lebron’a ve Cleveland’a uyguladığı savunmadan geçiyor..

 

>Bir diğer fark ise tabi ki kalite ve benç farkı.Spurs ile Cleveland arasında dağlar kadar fark var..Cleveland seri boyunca belli adamlar hariç çoğu oyuncusundan istediği katkıyı alamadı.Lebron durunca durdu, oynayınca oynadı.Gibson gibi sürpriz bir isim bu finalde de öne çıksa da geride kalanlar sınıfta kaldı.Ilgauskas ilk iki maçta yoktu , Lebron ile bomboş üçlükler kaçtı, Varejao çoğu zaman kötü tercihler kullandı..Bunlar daha çoğalabilir ama Spurs, Popovic’in başarılı rotasyonu ile bench’inden sonuna kadar faydalanıyorken Cleveland’ın bu katkıyı alamaması çok büyük sıkıntı yarattı.İlk maçta Parker, ikinci maçta Horry, üçüncü maçta Bowen&Barry, son maçta Ginobili yıldızlaştı.Herkesten katkı alan Spurs, kimseden katkı alamayan Cleveland olunca  sonuç kaçınılmaz hale geldi.

 

>Seri boyunca eşleşmelerde Spurs bariz bir şekilde üstünlük sağladı.Belki de Cleleveland’ın tek ihtiyacı Memo’ydu ama yoktu işte.Ilgauskas-Duncan eşleşmesinde Duncan istediği zaman istediğini yaptı, kimse durduramadı.Zaman zaman Varejao ile baş başa kalınınca zorlandı Duncan o kadar.Bir diğer yıldız isim Parker’ı durduracak kimse yoktu Cleveland’da. O kadar hareketli bir ismi Lebron’un doğal olarak durdurmayacak olması çok büyük bir sorun yarattı.Zaman zaman Parker’ı savunma konusunda görev tecrübeli Snow’a düşse de bu planda suya düştü diyebiliriz.Eşleşmelerde ki zaaflar bir kez daha Spurs’e üstünlüğü getirdi.

 

>Sezon boyunca döktüren bir çok oyuncu play-off’larda başarısızlığa uğruyor.Bu da play-off’ların özellikle finallerin her takıma, her oyuncuya uygun olmadığını gösteriyor.Bu yerler herkese göre değil ve gereken en büyük ‘Tecrübe’.NBA’in en tecrübeli takımı Spurs ve karşısında ilk defa buralara gelen , tek tecrübeli ismi sadece 2 final oynayabilmiş Snow olan Cleveland.Durum böyle olunca arada ki fark dağlar kadar oluyor.Maçları takip edenler bilir belki de Spurs’ün yaşlılığı ve Cleveland’ın genç ve dinamizminin verdiği ateşten dolayı Cleveland son periyotları hep daha iyi oynadı.Ama yine izleyenler bilirler, farkın kapanacağı yada öne geçileceği yani ‘maçın kırılma noktası’ denen anlarda hata yapan taraf (üstelik topu baldıra çarptırıp dışarı atma gibi basit hatalar) Cleveland, akıllı davranıp değerlendiren taraf hep Spurs oldu..Bunun sebebi tabi ki tecrübe farkı.Cleveland daha doğru tercihler yapsa ve  biraz daha sakin olabilse, o hataları yapmadan oynayabilse bu seride süpürülmezlerdi…

 

 

 

 

>Finalleri takip etmeyen birilerine sorsaydık eğer..Bir tarafta 9 senede 3 şampiyonluk yaşamış, yaş ortalaması 32 olan bir takım var.Diğer tarafta çok genç ve finallere ilk defa çıkan, yüreği heyecan ile dolu olan bir takım var..Sorsaydık eğer bunların hangisi daha hırslı, istekli olur diye.Cevap kesinlikle genç olan takım yani Cleveland olurdu.Haklılardı aslında böyle cevap verenler çünkü bende böyle düşünüyordum.Ama bu da olmadı, Spurs her zamanki gibi herkesi yanılttı.4 maçta da mücadele eden, hırsla ve arzuyla oynayan, şampiyonluğu istediğini gösteren takım Spurs’dü.Fark 25 iken Ginobili’nin savunmada kendisini yerden yere atışları, son dakikalara girilirken muhtemelen kazanılacak bir maçta 37 yaşındaki Horry’nin en ateşli genç Varejao’nun arkasından sakatlık pahasına reklam panolarına dalışı..Saymanın mümkün olmadığı pek çok örnek var bu final serisinde.Hepsinde de baş oyuncu Spurs ve oyuncuları oluyor.Bu hırs, bu arzu, bu yaşta bu çaba, efor diğer nedenlerden dolayı açılan farkın katlanmasına sebep oldu…

 

>Son sebep ise Cleveland’ın taraftarı diyebiliriz.Gerçekten ilk defa finale çıkan bir takımın taraftarı bu kadar mı ateşsiz olur..Onların coşması için Lebron’un olağanüstü şeyler yapması gerekiyor sanırım..Zaten seri boyunca da bunu herkes dile getirdi…

 

Finallerin MVP si Parker oldu..

 

 

2 sene öncesine kadar biri çıkıp bana 2007’de finallerin MVP si Tony Parker olacak dese inanmazdım ve onun basketbol bilgisinden şüphe ederdim..Çünkü 2 sene önce Parker’de içeri girme yeteneğinden başka hiçbir şey yoktu.Üstelik finaller zamanında vasatı bile bulamayan bir performans sergiliyordu.Ancak 2005 şampiyonluğundan sonra geride bıraktığımız 2 yaz boyunca hiç dinlenmeden özel antrenörlerle şut çalışan Parker, bu çalışmalarının meyvesini aldı.Aradan geçen sadece 2 yıldı ama Parker’da değişen çok fazla şey vardı..Daha akıllı oynamaya başladı, en zor anlarda en kritik basketleri artık o atmaya başladı.Artık boyalı alan dışında da şut isabetinin inanılmaz artışı, üçlüklerde bile isabetli atışları(bu seride çok kritik yerlerde gördük) onu bu noktaya getirdi…

 

 

 

 

 

Parker’ın şu andaki tek eksiği ‘pas’ ve dolaylı olarak ‘asist’.Eğer Jason Kidd , Nash gibi pas verme yeteneğine sahip olsaydı işte o zaman Spurs’ün birkaç sene daha şampiyonluğu garanti olurdu.Ama olsun hatasız kul olmaz (:

Bu ödülü 3 kez kazanmış Duncan’ın liderliğinde ki bir takımda finallerin MVP si olmak gerçekten kolay iş değil.Ama takımının imdadına her zaman şutlarıyla , turnikeleriyle, basket faulleriyle yetişen Tony Parker yakaladığı 24.5 sayı ve 3.3 asist ortalaması ile bu final serisinin MVP’si olmayı sonuna kadar hak etti…

 

Hani derler ya basketbol çalışmanın, azmin, hırsın sporudur diye…

Sanırım Parker’ın son 2 senedeki yükselişi ve geldiği nokta bunu kanıtlıyor…

 

Parker’ın MVP oluşu bir sözü daha kanıtlıyor tabi ki..

Her başarılı erkeğin arkasında başarılı bir kadın vardır..

Parker’ın var..Hem de en başarılılarından, en güzellerinden..

Eva Longoria..Yakında Eva Parker olacak.Hayırlısı olsun.

Umuyoruz ki, bu evlilik performansını daha da arttırır.

 

En büyük etken Gregg Popovic..

 


 

Bir takımda ki en önemli etken elbette ki koçlarıdır.Bunu yorum farkında söylemedim çünkü ayrı bir şekilde belirtmek istedim.Gregg Popovic 9 sene de elde ettiği 4 şampiyonlukta son 10 senenin en başarılı koçudur.(Üstelik geçen sene Dallas’a son dakikalarda ki basket faul ile, Derek Fisher’in 0.4 saniye kala basketiyle Lakers’a elenmeleriyle şampiyonluğun kıyısından döndüler.) Tabii bu tesadüf değildir ve Spurs’ün kimyasına uygun en iyi koç Popovic’tir.Zaten bunu 10 seneden beri görüyoruz..

 

Kim ne derse desin Spurs yaşlı bir takım.Yaş ortalaması yüksek olan takımlarda ilk beşi maç başına 40 dakikanın üzerinde oynatırsanız o beş son periyodu çıkaramaz ve diğer maçta da oynayacak gücü bulamaz ya da sakatlanır.Bu konuda devreye rotasyon giriyor.Popovic, Spurs’te doğru zamanda doğru zamanlarda o kadar iyi ve geniş bir rotasyon uyguluyor ki tıkır tıkır işliyor.Bu rotasyon ile herkesten faydalanıyor ve herkesten katkı alıyor..(Larry Brown Spurs’ün başında olsa herhalde ilk beş kalpten giderdi (: ) NBA’de rotasyonu en iyi uygulayan ve tüm takımdan faydalanan en iyi koç kesinlikle Popovic’tir.

 

 

Yaşlı takım denilince bir zorluk daha akla gelir.Üstelik Spurs gibi oyuncularının  başarıya aç olmadığı , neredeyse her oyuncusu şampiyonluk yaşamış bir takımda hırs ve motivasyonu sağlamak çok zordur.Ama Popovic bu motivasyonu ve hırsı o kadar iyi sağlıyor ki ; farkın 25 sayı olduğu anlarda oyuncularını sayı yememek için yerden yere atlatıyor, 37 yaşındaki Robert Horry’nin  hücum ribaundı vermemek için sakatlanması uğruna reklam panolarına girmesini sağlıyor.Takımın her maç aynı konsantrasyonla çıkmasını, maçın her anında aynı ciddiyetle oynamasını çok iyi bir şekilde sağlıyor bunu kimse inkar edemez.

 

Spurs ile ilgilenenler iyi bilirler.Maç içerisinde koç-oyuncu , dışarıda baba-oğul ilişkisi vardır.Duncan ile Popovic’in her sene beraber tatile gittiğini herkes biliyor ama saha içinde Popovic o disiplini elinden bırakmıyor ve taviz vermiyor.Bunu sağlamak sizinde bildiğiniz gibi en zor işlerden bir tanesidir.O herkese aynı ciddiyetle, aynı şefkatle, aynı eşitlikle yaklaşmasını çok iyi biliyor.

 

Popovic’in oynattığı oyun, sistem Spurs’e en iyi oturan sistemdir.Çünkü Spurs’de, Lebron gibi ‘tek’ değil , herkes vardır.Ve Popovic bunu iyi bildiğinden oynattığı oyun ‘tek’ in değil herkesin ön plana çıktığı ve katkı yaptığı oyundur.Bunu düşününce Popovic’in değeri daha iyi anlaşılıyor.

 

 

Bunlar bizim söylediklerimiz.

Onu tanıyanlar daha iyi bilirler.Bir de onların sözlerine göz atalım.

 

Koç Popovic bizi bir araya toplayan tek kişi.Bunun olmasını sağlayan o.Kötü yada iyi oynayalım o hep yanımızda ve bizimle birlikte kalıyor.Her zaman bize erişmenin en iyi ve en doğru yolunu bulabiliyor..Takımımızı her zaman en iyi yönleriyle açıklıyor , ön plana çıkartıyor.Yapmıştı, şu ana kadar yaptı ve yapacak.  Tim Duncan

 

 

Popovic benim bu durumumu hala inanılmaz buluyor.Buraya ilk geldiğimde çalıştım ama çok kötüydüm.Popovic beni izlediğinde bu çocuğu bir daha görmek istemiyorum demişti.Ama yılmadım, tekrar geldim ve bu sefer daha iyisini yaptım.En sonunda beni tercih ettiler.5 maç oynadım ve ondan sonra Popovic beni ilk beşe koymaya başladı.Bütün bunlar bana acı verdi ama bu acı aynı zamanda muhteşemdi.Çünkü beni daha iyi yaptı..

 

O her zaman benim arkamdan beni destekleyen oldu.Ne zaman antrenmanda tembellik etsem beni uyardı, her zaman daha fazla çalışmamı sağladı.Eğer bugün NBA Finalleri MVP si isem koçuma çok şey borçluyum.Eğer o olmasaydı bende burada olamazdım.Tony Parker

 

 

 

Popovic’in gözünde herkes eşit.Onun hakkında sevdiğim en çok şey herkese aynı davranması, herkesi aynı karşılaması.Hiç birimize karşı sinir, kin duymuyor.Şu an ligdeki bir çok koç hatalardan dolayı çılgına dönüyorlar ve bunları bir sonraki güne taşıyorlar, tartışıyorlar.Ama Popovic bunu yapmıyor, gidişatına bırakıyor.Gülüyor, şaka yapıyor hatta size yemek ısmarlıyor.Popovic mükemmel, o en iyisi.’ Robert Horry

 

 

 

 

Popovic polis kontrolü altındaki bir alanda  seyahat etmeyi seven biri.Bu yolda Kornasını çalmaz ama bunu medyaya yaptırırsa bu onun için büyük bir hatadır.İnanılması zor bir iş çıkartıyor.Işık en sonunda onun üzerinde parlıyor.Onun için mutluyum, mükemmel bir koç.İnsan yaratılışının harika bir örneği.Etrafında herkesi önemsiyor ve onlar için bir şeyler yapıyor.Ailesinin ve takımının daha doğrusu herkesin mutlu olması için saatlarini harcıyor.Ama günün sonunda da çıkıp sahip olduğun her şeyi istiyorum diyebilir.Çünkü tüm oyuncular onun arkalarında olduğunu biliyorlar.Bu mükemmel bir ilişki.

 

Belki onun hakkında pek bir şey bilmiyorsunuz çünkü Spurs şov takımı değil.Çünkü onların sadece göze hoş gelme çabası içinde oldukları bir oyun sistemi yok. Ama bunların hiç birinin önemi yok, önemli olan şu ki Popovic ve takımı Şampiyon.Gerisi size kalmış.’ Don Newman

 

 

Parlayan bir genç.Daniel Gibson..

 


 

Spurs-Cleveland serisinin en önemli isimlerinden biri işte bu genç adam.1.turdan ilk sıralardan seçilen isimlerin bu finalleri evinden izlediğini düşünürsek; ikinci turun son sıralarından gelen bu çaylağın Cleveland için altın tepside sunulan bir armağan olduğunu çok rahat söyleyebiliriz.

 

Bir çaylak ilk defa finalde kırk yıllık tecrübelere taş çıkartacak gibi oynuyor.Üstelik ondan önce mükemmel oynadığı bir Detroit serisi geçirmiş.Sayıları atarken eli hiç titremiyor ve bir çaylak gibi oynamıyor.Takip etmeyen birisi onun usta olduğunu söyleyebilir. Soğukkanlılığının yanı sıra taraftarı gaza getirici, coşturucu bir etkisi de olduğu kesin.

 

Bazı yorumcular onun Lebron’un arkasında oynadığı için başarılı olduğunu, üçlükleri hep boş iken attığını iddia etse de durum o kadar basit değil.Tecrübe deposu 35’lik Michael Finley bile ilk finalini oynadığı için hemen hemen bütün ‘BOŞ’ üçlüklerini kaçırdı.O bile kaçırırken bir çaylağın bunları atması bence büyük bir başarıdır..

 

 

 

 

 

Sadece 3 sayı attığı 3. maç sonrasında herkes; ‘İşte çaylak olduğunu gösterdi, gerçek oyununu en sonunda gördük’ gibi eleştiriler getirdi.Ama onlar şunu unuttular.Gibson’ı, Lebron’a adım attırmayan Spurs savunması durdurdu ve bu adam , tecrübeli denilen Varejao 7.5 sayı , Donyell Marshall 3.8 sayı, Pavlovic 9.8 sayı ortalama ile oynarken 10.8 sayı 2.5 asist ortalaması yakaladı..

 

 

Sizce de bunlar tesadüf mü ?

Savunma yönünde ki eksikliği göze çarpmıyor değil ama karşısında MVP Parker vardı.Onu da zamanla geliştireceğine inanıyorum.

Umarım bunların hepsi onun için playoffların verdiği gaz değildir ve kalıcıdır

Pırıl pırıl bir gelecek Gibson’ı ve dolaylı olarak Cleveland’ı bekliyor.

Tabi ki hataya kapılmayıp çok çalışırsa…

 

Cleveland’ın Geleceği…

 


 

  4-0 Süpürülmek biraz acınası bir durum gibi gözükebilir ama Cleveland için böyle olması daha iyi oldu diyebiliriz.

  Bu sonuç onlara daha fazla hırs, çalışma isteği yükleyecektir.

  Cleveland bu seride karşısında çok çok güçlü bir ekip olduğu için süpürüldü desek yalan olmaz.Daha çok genç olmaları ve bu gençliğinde vermiş olduğu tecrübesizlik ile vasat bir performans sergilediler.Lebron’un ilk finali olması ve Spurs’ün savunmasına takılması onun kötü performans  göstermesine dolaylı olarak takımın kötü olmasına yol açtı.Ama daha 22 yaşında olan bu gencin üzerinden bu baskıyı atmasını, bunu tecrübe etmesini ve NBA’deki hiçbir takımdan Spurs’ten gördüğü savunmayı göremeyeceğini düşünürsek gelecek yıllarda onun mükemmel performanslarını izleyebiliriz.

  Detroit serisinde oldu ama şampiyonluk için  tek bir adamın bütün takımı yenemeyeceğini hepimiz çok iyi biliyoruz.Bu yüzden Lebron’un yanına daha istikrarlı ve tecrübeli arkadaşlar gerekiyor.Tecrübeyi hep beraber yakalayacaklardır ama istikrar, hırs ve kalite konuları çok farklı kaçıyor.Gibson’ın, Varejao’nun, zaman zaman Pavlovic’in performanslarını ve çabalarını görünce diğerleri bahçesinde çiçek yetiştiren emekliler gibi duruyorlar.

 

 

Öncelikle onlara daha mücadeleci, daha hırslı, daha çirkef bir kadro lazım ya da koç Mike Brwon motivasyon ile  oyuncuları bu şekilde oynatmayı başarmalı.Yoksa kadro ne kadar kaliteli olursa olsun hiçbir işe yaramaz.

  

  İçeride Varejao ve Ilgauskas bir şekilde savunmayı hallediyorlar ama bu final serisinde Parker’ı durduramadıklarını gördüğümüz gibi Cleveland’ın da  ‘guard’ savunması yapacak, fazla sayı üretmese de her maç 6-7 asist ile oynayacak , tabiri caizse ‘takoz’ denilebilecek ve guard savunmasını iyi yapacak bir guarda ihtiyaçları var.Bu adam yaşlı da olabilir, yaşlı olması tecrübeyi arttıracaktır.Bir Eric Snow bile zaman zaman Parker’ı durdurmayı başarırken, böyle bir adamın neler yapabileceğini düşünmek gerekiyor.

  Cleveland taktiksel açıdan doğru yolda gidiyor diyebiliriz.Zaten onlar sezon boyunca defansları ile övgü aldılar.En iyi hücum savunmadır felsefesini doğru olarak varsayarsak, bu savunmalarını daha agresif yaparlarsa daha etkili olacaktır.Mike Brown’un ve yardımcısının Spurs’den yetiştiğini ve Cleveland’ı Spurs ekol ve sistemine uygun olarak yetiştirdiğini herkes biliyor.Finale çıktıklarından belli oluyor ki bunu yavaş yavaş başarıyorlar.Bir çok NBA takımının kopyalamak istediği bu sistem kendilerinde var olduğu için Cleveland şükretmeli.Çünkü gelecek yıllarda şampiyonluk gelecekse bu sistem ve oyun tarzı ile gelecektir.

  En önemli şeylerden bir tanesi de takım içinde ve taraftarlar arasında Lebron’dan beklenilenin azaltılmasıdır.Daha 22 yaşında ki bu genç adam için ‘yeni Jordan geliyor’ demek, topu eline verip devamlı tek başına bir şeyler yapmasını ve her maçı kurtarmasını beklemek Lebron’u gün geçtikçe daha da aşağı çeker.Bunda ona Jordan iması verip, onu 23  numaralı formayla oynatan Cleveland yönetiminin suçu bence büyük.Bu kıyaslamalar ona her geçen gün daha da zarar verecektir.Bu baskıyı finalde olduğu gibi kaldıramayabilir(inşallah kaldırır). Bunun yerine tüm takımın katkısını ve Lebron’un o takımı oynatması için elinden geleni yapacağını düşünseler çok daha iyi edecekler.Tabii  taraftarın iyi günde, kötü günde onların yanında olması gerektiğini söylememize gerek yok.

  Cleveland çok genç bir takım.

  Bu finalde süpürülmeleri ve Spurs gibi bir takım ile 4 maç yapmaları onlara çok büyük tecrübe kazandırdı.

  Jordan şampiyon olduğunda yanında Pippen gibi kaliteli bir isim ve Chicago’nun efsane kadrosu vardı.Cleveland’da onun arkadaşları da Pippen gibi katkı yapabildiği zaman Cleveland için şampiyonluktan söz edebiliriz.Ama şu an için asla…

 

 

 

 

 

En iyi hücum savunmadır..

 

  Son 10 sene de NBA’de Spurs’ün herkese verdiği ders, ezberlettiği cümle ve her takıma uygulattığı bir felsefe oldu bu söz aslında...

  Smaçlarla dolu sıradan basketbol severlerin karşı çıktığı bu sistem, Spurs’ün 9 sene de 4.şampiyonluğunu kazanması ile doruk noktaya ulaştı.

  Artık yazının başında da belirttiğimiz gibi Dallas gibi takımların ‘Koş koş at’ basketbolu sezon içinde işe yarasada , playofflar ve finaller gibi kaliteli gibi yerlerde işe yaramıyor.

  Detroit nasıl savunma yapacağını bilemediği için tüm takımıyla, tek bir adama Lebron’a yenildi.Final serisi başladığında Spurs’un bildiği bir şey vardı; iyi savunma yapmaları gerektiği, sadece Lebron’u değil tüm takımı savunmaları gerektiği(Gibson’un 31 sayı attığı maçı hepimiz hatırlıyoruz) ve Lebron’un hiçbir zaman ritim yakalamaması gerektiği.Lebron istediği ritmi yakalayıp, istediği gazı alırsa eğer Spurs bu işin çok zor olacağını biliyordu.Lebron’u çok iyi savunup, aynı zamanda diğer adamları boş bırakmamaları gerekiyordu.Bu yüzden NBA’in en iyi savunmacısı Bruce Bowen’ı üzerine saldılar desek yeridir.Bowen dış şutlarda zaten yeteri kadar rahatsız etti ve ne zaman Lebron içeri doğru yüklense Bowen ile beraber boyalı alanda bulunan herhangi bir isim ( bu Vaughn oldu, Ginobili oldu, Horry oldu ,Duncan oldu..) Bowen’a yardıma geldi ve ikili sıkıştırma yaptılar.Ona hücum faulleri aldırarak ritmini bozdular.Lebron’a hiçbir zaman istediği şut pozisyonlarını vermeyip, çok kötü tercihlerle şut atmasını sağladılar.Buda Lebron’un moralini bozarak ,  onun üzerine kurulu olan takımın çökmesi yol açtı…

  Spurs’ün bu savunması ve yine senelerdir savunmaya verdiği önem ile şampiyonluklara ulaşması gençler için çıkarılacak en önemli derstir.Tabi bu final serisine  ve ‘gerçek’ basketbola ‘sıkıcı’ diyenler için bu ders çoktan kaçtı…

 

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
 
< Önceki   Sonraki >

3SAYI Köşe Yazilari

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

3SAYI Köşe Yazilari