|
Türkiye Ligini düsündüğümüzde 15 dakika sürede 13 sayı iyi deriz, 10 dakika 13 sayı güzel deriz, 5 dakika 13 sayı muhtesem bir adam deriz! NBA’ de bu durum biraz daha değisik. 15 dakika 13 sayı iyi değil, 10 dakika 13 sayı fena değil, 5 dakika 13 sayı güzeldir. Ama dediğimiz bu olay 10 dakika içinde değil, 35 saniye içerisinde 13 sayı! Hemde NBA’in en iyi savunma yapan takımı Spurs’e karsı. Bahsettiğimiz kisi sizinde bildiğiniz gibi
NBA de efsane olmaya yakın T-Mac. İnsan nasıl basarabilir ki bunu? Sans desek, hepsi mi sanstı. Tesadüf desek hepsi mi tesadüftü tabi ki değildi. Ondaki kusursuz özgüven, tecrübe ve yetenek sentezi sonucu ortaya çıktı bu sonuç aslında. Son 35 saniyede topu alıp, Spurs’u mahvederkenki haline bir bakın, bir kere bile arkadaslarına bakmadı, içinde bulunduğu pozisyon, durum ne kadar zor olursa olsun hiç düsünmedi çünkü o atacağından adının Tracy Mcgrady olduğu kadar emindi. Gelelim o geceye. Bu maçta ki son 35 saniye, herkesin fani hayatında zamanını ayırıp kesinlikle izlemesi gereken bir süre. Böyle bir sey kolay kolay tekrar etmez. Spurs-Houston maçını o gece canlı canlı izleyebilenler, hatta Houston taraftarı olarak salonda bulunan Amerikalılar ne kadar sanslı olduklarını biliyorlar mı? Böyle bir tarihe tanıklık etmek herkese nasip olmayabilir, nitekim çoğumuz benim gibi olayı duyduktan sonra maçı izleyenler kervanına girebilir. Spurs için kâbus dakikaları geçmek bilmedi aslında aldık denilen maçın göz göre kaybedilisi, herkesin çaresiz, ne yaparsa yapsın sadece T-Mac’e bakması ve bütün maçın kaderinin ona bağlı olması. Spurs oyuncularının tek yapabildiği T-Mac’i izlemekti. Zaten sahada böyle bir insan üstü bir varlık varken, baska bir seçenek de yoktu onlar için. İste o inanılması zor 35 saniye ve özeti: T-Mac topu çok çabuk hücuma getirerek 35 saniye kala el üstünden çok ama çok zor bir üçlük soktu. Ancak 31 saniye kala kendisine yapılan taktik faulde Devin Brown yine 2/2 atınca San Antonio yine 78-71 öndeydi ve gayet rahattı, T-Mac’in bu üçlüğü gayet doğaldı. Fakat T-Mac yine topu çok çabuk rakip sahaya getirdi ve küçük bir fake ile Duncan’ın sıçramasını sağlayarak potaya bir üçlük daha gönderdi. Onca yıllık tecrübesine rağmen bu feyki yiyen Duncan, sıçrayan T-Mac’e çarpmıs, dengesini iyiden iyiye bozmustu, o kadar yamuk bir sekilde bir insanın antrenmanda bile üçlük atması zor sayılabilirdi ama T-Mac son anda bileğini düzelterek inanılmaz bir sekilde topu potaya gönderdi. Ve top çemberin içinden geçip basket olurken, aynı anda hakemin faul düdüğü duyulmustu. Bir de faul atısı kullanan T-Mac bir hücumda attığı 4 sayı ile 24 saniye kala farkı 3’e indirdi: 78-75 Hücum Spurs’deydi, Houston iyi baskı yaptı ama Spurs topu iyi dolastırdı fakat 17 saniye kala Tim Duncan’a faul yapıldı. O aralar Duncan, bir hayli faul sorunu yasıyordu aslında bu son iki sezondan beri gelen bir süreçti, gerçekten bazen atabiliyor bazen de atamıyordu. Her seye rağmen Duncan da 2/2 attı ve Spurs taraftarlarının ve bench biraz daha rahatladı. Fark yeniden 5 sayıya çıkmıstı: 80-75 Houston son molasını almıstı artık topu yarı sahaya tasıma sansları da kalmamıstı. Top tabi ki T-Mac’e gitti. TMac, NBA’in beklide en iyi savunmacılarından biri olan Bowen tarafından savunuluyordu. Dengesiz bir sekilde sıçradı, nerdeyse potayı görmeden attı ama sonuç gene üç sayıydı, o mucize ellerden çıkan top yine o çemberden geçmisti. Artık 11 saniye kala fark 2 sayıya inmisti, salondaki Houston taraftarları cosmus hepsi gitti denilen maça T-Mac sayesinde tekrar inanmıslardı. Fark sadece 2 ye inmisti ama artık Houston’un molası yoktu. Spurs molayı aldı ve topu yarı sahaya tasıdı. Olası bir top kaybına ve Houston’a kendileri sayı bulmadan bir hücum sansı tanımaya tahammülleri dahi yoktu. Popovic’in basarılı stratejisi sonucu, topu Spurs’un en yüksek yüzdeli faul atanlarından biri olan Devin Brown’a topu getirmeyi basarmıslardı. Ancak Brown, belki de hayatında yapmadığı bir hatayı yaptı. Baskıdan kaçmak isterken , ayağı kaydı ve topa atlayan T-Mac topu kaptı. Belki Brown’un ayağının kayması ve top kaybı, Tanrı’nın T-Mac’a bu mucizevi basarısının sonucu verdiği bir hediyeydi. 7 saniye kalmıstı fark 2 sayıydı, Spurs’un kesinlikle muhtesem bir savunma yapması gerekiyordu. T-Mac topu alır almaz, muhtesem bir özgüvenle Spurs yarı sahasına geçti. Artık ne düsünecek zamanı, ne de kaybedecek vakti vardı. 3 saniye kala , üç sayı çizgisinin yarım metre kadar gerisinde üzerine doğru gelen Bowen ve Rose’a rağmen, hafiften yana doğru uçarak belki de su ana kadar attıklarından çok daha zor bir pozisyonda topu çembere gönderdi. Top çembere doğru gidiyordu, Spurs oyuncuları çaresiz sadece topu izleyebiliyorlardı ne yaparlarsa yapsın o gece T-Mac’i engelleyememislerdi. Houston taraftarı ve oyuncuları için çok uzun bir zamandı o topun çembere gidisi, hemen hemen herkesin nefesi kesilmis, kalpleri en üst seviyede atıyordu. Ve beklenen oldu top çemberden geçti ve Houston mucizevi bir sekilde 81-80 öne geçti. T-Mac’in suratındaki ifade, yaptığı hareketler ne kadar büyük bir seyi basardığının göstergesiydi. San Antonio sonda Brown’un ayağının kayması sanssızlığının dısında her seyi doğru yaptı. Taktik faullerde 6/6 attı ama bu T-Mac’e yetmedi. Reggie Miller’ın 1995 Doğu Konferansı yarı finalinin ilk maçında, New York Knicks deplasmanında son 8.9 saniyede attığı 8 sayı kadar olmasa da ( çünkü o play off zamanıydı ve Play off yükü ,heyecanı ve sorumluluğu her zaman daha ağırdır ) T-Mac NBA tarihinin en inanılması zor anlarından birini yarattı. Eğer o maçta, maç bitti diyerek salondan çıkan seyirciler varsa, herhalde hayatlarındaki en büyük hatayı yapmıslar ve büyük bir ders almıslardr.. Kimilerine göre sans, kimilerine göre tesadüf. Ama kesin olan bir sey var ki, T-Mac o gece tarih yazdı ve herkes, her zaman bu tarihe tanıklık etme sansı bulamayacak, ilerleyen yıllarda bu performans NBA efsaneleri arasına girecek… »
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|