Anasayfa arrow 3SAYI arrow Yazarlarımız arrow Diğer Yazarlar (Misafir Yazarlar) arrow 2006-2007 de Süpriz Yapacak Ekipler
2006-2007 de Süpriz Yapacak Ekipler PDF Yazdır E-posta
Yazar Cem Aydın   
Wednesday, 06 February 2008

Off-Season,diğer senelere oranla bu yaz oldukça sönük geçti ve geçmeye de devam

ediyor.Gözde FA oyunculardan bazılarının baska takımlarla anlasması dısında pek de önemli

hamleler göremediğimiz ölü sezona bir de verimsiz bir draft gecesi eklenince,durum daha da

kötü oldu.Ama her seye rağmen,önemli olmaktan öte akılcı hamlelerle ve draft ettikleri

oyuncularla off-season`dan oldukça karlı çıkan takımlar da mevcut ama sayıları çok az.Bu

satırlarda gelecek sezonun en çok gelisme gösterecek takımlarını inceleyeceğiz.Aslında listeyi

ilk önce 10 takımdan olusturmayı düsündüm.Ama daha sonra çoğu takımı sırf sayıyı 10`a

tamamlamak için listeye eklediğimi farkettim.Ardından hem böyle bir değerlendirmenin sağlıklı

olmayacağını düsünmemden,hem de genis bir sekilde analiz etmek istememden dolayı listeyi 5

takıma indirdim.İste en fazla patlama yapacağını düsündüğüm o 5 takım...


1)Toronto Raptors:

Vınce Carter`ın ayrılmasıyla birlikte takımda pek çok seyin ters

gideceği zaten biliniyordu.Ama kağıt üstünde Bosh gibi geleceğin

önemli uzunlarından biriyle,Jalen Rose ile Morrıs Peterson gibi iki

veteran ve skorer oyuncularıyla birlikte kenardan gelip takıma itici

güç olabilecek çaylaklarıyla Raptors, play-off yapamasa bile

zorlayabilir diye düsünülüyordu.Ama isler hiç de beklenildiği gibi

olmadı.Chris Bosh`un All-Star’lık bir sezon geçirmesine rağmen

gerek Rose ve Peterson`ın kenarda tutulmaktan dolayı

mızmızlanmaları,gerek kadronun büyük bir kısmının genç ve

tecrübesiz isimlerden olusması,gerekse coach Sam Mıtchell`ın

yaptığı hatalarla Toronto pek parlak bir sezon geçiremedi ve

konferansı sondan dördüncü sırada kapatarak sadece 27 galibiyet alabildi.Peki bu takımı kim

kurtarabilirdi?

Aslında GM olmasa dahi takımdan gelecek sezon için beklentiler yüksekti keza kadro çok

potansiyelliydi.Ama Phoenıx takımının kurucusu Bryan Colangelo`nun takımın basına geçmesi

süphesiz beklentileri daha da arttırdı.Her seyden önce,takımın geçtiğimiz sezonki en önemli

isimlerinden Charlie Vıllanueva ve Mıke James`in ayrılması da göz önüne alınırsa Toronto`dan

kesinlikle Suns gibi bir yükselis beklemiyorum ama geçtiğimiz sezona oranla daha iyi bir takım

oldukları da su götürmez bir gerçek.Bunu belirtelim.

Toronto`yu değerlendirirken karsılastırma yapacağımız Phoenıx`le kıyaslamak pek yanlıs

olmaz sanırım. Sonuçta ikisi de Colangelo`nun elinden çıkmıs kadrolar.Öncelikle,takımda

kalmayacağı açık sekilde belli olan Mıke James`in yerinin doldurulması için Steve Nash gibi

tempoyu arttırabilecek,takım ritmini ayarlayabilecek ve bos adamı bulabilecek bir oyuncu

gerekiyordu.Bunun için de takımın geleceği olarak görülen C-Vıll,T.J Ford karsılığında feda

edilmek zorunda kaldı.Ford`un sırtı el verdiği sürece takımın hızlı temposuna rahatça ayak

uydurabileceğini söyleyebiliriz ama kesinlikle bir Nash değil,ilk adımı çok çabuk olmasına

rağmen kısa boyunun dezavantajı olarak dıs sut tehdidi de yok.Ancak savunma açısından

Kanada gençliğine kötü örnek olan Nash`den çok daha iyi olduğunu söyleyebiliriz.

Yine Phoenıx`e baktığımızda hücumlarının önemli bölümünün üçlüklere dayalı olduğunu

görüyoruz.Peterson`dan baska dıs sut tehdidi olmayan(onun da ne kadar olduğu

tartısılır)Toronto`da bu açığı tahmin ettiğim kadarıyla çaylaklardan ilk sıra seçimi Andrea

Bargnani ve Jorge Garbajosa kapatacak.İki oyuncunun da asıl mevkii 4 numara olmasına

rağmen üçlüklere dayalı yeni İtalya ekolünün en büyük temsilcilerinden Bargnani ve Avrupa`nın

en iyi dıs uzunlarından Garbajosa önemli ölçüde üçlük sokabiliyorlar ve özellikle Bargnani`nin

atletikliği ve ayak çabukluğu göz önüne alınırsa çoğu zaman 3 numaraya çekilmeleri olası ve

takımın bu sezonki gidisatını da bu ikilinin performanslarının belirleyeceğini düsünüyorum.

Sezonun ilerleyen dönemlerinde alternatifsizlikten ilk bese kapağı atan ve oldukça iyi

oynayan Matt Bonner pivot sıkıntısı çeken Spurs`e giderken karsılığında yine San Antonıo`nun

takas etmek için yapmadığı sey kalmayan Rasho Nesterovıc Toronto kadrosuna dahil

edildi.Eğer Bosh 5 numara oynatılmazsa büyük ihtimal ilk bes çıkacak,aksi durumda yine

önemli süreler alacak Rasho`nun daha 3 sene devam edecek olan oldukça yüklü bir kontratı var

ve ortalamaları da 4.5sayı,3.9ribaunt,1.1blok(Vay be!)Sert savunmalara karsı dağılan ve eli kolu

bağlanan,bu bakımdan da Sloven ekolünü çok iyi bir

sekilde temsil eden Nesterovıc`in performansını ben de

merak ediyorum,hiçbir yorumda da bulunamıyorum

açıkçası.

Bunlar dısında Morrıs Peterson`ı yedekleyecek, çoğu

zaman ilk bes de çıkabilecek ve smaçlar dısında da bize

birçok sey yapabildiğini kanıtlayan Fred Jones da hızlı

hücum felsefesini benimseyecek bir takım için gayet

yerinde bir hamle. Ayrıca geçen sezon çaylak yıllarında

umut vaad eden performanslarıyla sivrilen Jose Calderon

ve Joey Graham`ın yanına Avrupa`nın en iyi oyuncusu

olarak gösterilen Anthony Parker da katıldı.Böylece PG

pozisyonunda Calderon-Parker-Ford gibi yetenekli ve

tempolu oyunu sürüklemede basarılı bir üçlüyle oldukça

zengin bir hat olusturuldu ve bakalım gelecek sezonki performansları ne olacak?Takım

içerisinde otorite sağlayamaması ve oyuncularıyla arkadas gibi olması yüzünden sürekli

elestirilen Sam Mıtchell`ın aslında bu kisiliğinin,çoğu genç oyunculardan olusan bu takım için

bir avantaj olduğunu düsünüyorum.Eğer Colangelo hücum ağırlıklı kadrosundan istediği verimi

alabilirse Toronto gelecek sezonun en dikkat çekici takımlarından biri olmaya aday.Ama

dediğim gibi is çaylaklarda,özellikle Shawn Marıon gibi kullanılacağını düsündüğüm Bargnani

de bitiyor.

Tahmini ilk bes:

Toronto: Ford-Peterson-Bargnanı-Bosh-Nesterovıc

2)Orlando Magıc:

94-95 sezonunda Shaq’lı,Penny’li dönemde takımı NBA Finali`ne

çıkaran coach Brıan Hıll`le birlikte oyun kimliği bastan asağı değisen

Orlando,ligin en az sayı yiyen takımlarından biri olmasına rağmen en

az da sayı atan takımları arasında bulunması nedeniyle olsa

gerek,geçen sezonun baslarında beklenen performansı ve istikrarı

yakalayamamıstı.Ama Francıs`in gitmesiyle beraber kendini bulan

Magıc,sezonun sonlarında büyük bir çıkıs yakalasa da bu eforları

play-off için yeterli olmamıstı.

Ligin en az sayı atan takımlarından olmasından da öte

Orlando`nun bir Francıs kurbanı olduğunu çoğu kisi kabul edecektir

sanırım.Canı istediğinde komple bir oyun ortaya koyan,istemediğinde hiçbir sey

yapmayan,üstelik oyuna girmeyi reddedecek kadar sorumsuz davranıslarda bulunan Francıs`in

sünün ki bu takımın lideri olacağı zannediliyordu.20-5-5`e yakın rakamlar elde etmesine

rağmen takımı komuta etmeyi basaramayan(zaten hiçbir zaman da böyle bir oyuncu

olmadı)Francıs`i takas etmek isteyen Orlando`nun imdadına pek çok takıma olduğu gibi yine

New York yetisti ve Superman misali takımı bu beladan kurtarmayı basararak alkısı hak etti

doğrusu!!..

Francıs`in gidisi de takımda bir milat oldu adeta. İlk besteki yerini sağlamlastıran Jameer

Nelson ve Dwıght Howard önderliğinde takım da iyi isler çıkarmaya basladı. Gelecek ve sonraki

sezonlarda da zaten takım bu ikiliyle devam etmeyi ve takımı ona göre sekillendirmeyi

sünüyor. Çaylak sezonunda pek sivrilemeyen ama bu sezon sürelerinin de artmasıyla

beraber ne kadar kaliteli bir oyuncu olduğunu kanıtlayan Jameer Nelson

14.6sayı,4.9asist,2.9ribaunt ve 1.13 top çalma ortalamalarıyla "Ben Bu Takımın Geleceğiyim"

mesajını da verdi. Geleceğin önemli PG`lerinden olacak Nelson, ayrıca %42,3 olan üçlük isabet

oranıyla da kâğıt üstünde takımının en önemli dıs sut tehdidi olarak gözüküyor.

Dwıght Howard için ise söylenesek çok sey yok aslıında. Daha simdiden ligin elit uzunları

arasına adını yazdırmayı basaran Howard`ın 15.8sayı,12.5ribaunt(lig 2.si),1.46blok ve 1.5asist

rakamları gerçekten etkileyici. Pozisyonuna göre çok atlet, yüzünü potaya döndü mü

durdurulamayan, havasını bulursa bir blok makinesine

dönüsüp savunmada da çok etkili olan Howard`ın zaafları da

var tabi ki. Benim gözüme çarpan 3 eksiği sırtı dönük

oyunlarda çok basarılı değil(smaca kalkmazsa tabi!),orta

mesafe sutları çok zayıf ve gerçek anlamda bir skorer değil.

Ancak bu adam daha ikinci sezonunu geçirdi ve alacağı çok

yol var.

Bu ikilinin yanında temsilcimiz Hidayet Türkoğlu da önemli

görev üstlenecek. Geçen sezon 14.9sayı,4.3ribaunt,2.8asist

ortalamaları yakalayan Hido takımının da en skorer ikinci

ismiydi. Sezon basında biraz tutuk olmasına rağmen daha

sonra bu tutukluğu üstünden atıp birçok maçta da takımının

en skorer ismi olmayı basardı.%40 olan üçlük yüzdesi onu

ciddi bir tehdit yapıyor ve kendi sutunu yaratmakta çok

basarılı olamamasından dolayı nokta sutör olma yolunda

ilerlemesi kendisi için daha iyi olacaktır. Ayrıca skorer olma arzusundan da vazgeçip oyunun

her yönüne katkı yapan bir oyuncu olması onu daha değerli kılacak.4 pozisyonu da

oynayabilmesine rağmen Hidayet`in savunma zaaflarının sürmesi büyük bir soru isareti.

DeShawn Stevenson`ı kaybetmesine rağmen genç ve kaliteli oyunculara sahip Orlando`da

Carlos Arroyo,(İyi olan top hakimiyeti ve çabukluğuyla Nelson`ı yedekleyecek)çaylak J.J

Reddick,(İzleme fırsatını bulduğum ender NCAA oyuncularından biridir.2-3 maçını

izlemistim.Çok iyi bir dıs sutör,liderlik vasıfları üst düzeyde.Ayrıca sorumluluk almaktan

çekinmeyen bir yapısı var.Duke`de 1 numara oynamasına rağmen skor yapmayı daha çok

seviyor ve bu nedenle Orlando`da zorunlu kalınmadıkça 2 numaraya

çekilmesi olası.Hınrıch`in daha az asist yapan versiyonu demek

yanlıs olmaz)Darko Mılıcıc,(Magıc formasıyla toparlanma sinyalleri

veren Mılıcıc,özellikle takımdaki 5 numara sorununu göz önünde

bulundurursak kilit isim olması muhtemel.Özellikle gelistirdiği

görülen bloklarına takımın çok ihtiyacı olacak)Trevor

Arıza(ortalamaları iyi gözükmese de çaylak sezonunda çalıskanlığı ve

atletikliğiyle dikkat çekmisti)ve Tony Battıe(Howard`dan sonra

potaaltındaki en etkili isimdi.Biraz da zorunluluktan ilk bes çıkmasına

rağmen 7.9sayı,5.6ribaunt ortalamaları yakaladı ve en önemlisi de 82

maçta da ilk bes çıkıp takımının en istikrarlı ismi olmayı

basardı)rotasyonu olusturan diğer oyuncular.Tüm bunların yanında

Detroıt`e gitmek istediği konusulan Grant Hıll`in en azından bir sezon

daha Magıc`de kalıp birlestirici özelliğini takıma yansıtmasının yararlı

olacağını düsünüyorum.Yine de her ihtimale karsı takım eski

oyuncusu Nick Anderson`ı basın danısmanı yaparak ve veteran oyuncularından Bo Outlow`la 1

yıllık minimum bir kontrat imzalayarak bu yönde yapılacak bir katkıya çok önem verdiğini de

göstermis oldu.

Brian Hıll aralarında seviye bakımından uçurumlar olmayan ve gerçek bir takım olmaya çok

elverisli bu kadrodan en iyi sekilde yararlanıp,takımına hücum yapmayı da öğrettiği zaman

Orlando,engin ufuklara doğru yelken açacaktır(!...)

Tahmini ilk bes;

Orlando: Nelson-Reddick-Hidayet-Howard-Battıe

3)New Orleans

Hornets:Ligin en kötü takımı olur denilen,güvenebilecekleri tek

oyuncuları 37 yasındaki P.J Brown olan,gelecek sezon draftta bir

numaralı seçim hakkını kazanmak için yarısır denilen New Orleans

Hornets öyle bir performans ortaya koydu ki kendi taraftarlarının bile

ağzını açık bıraktı.All-Star pivotları Jamal Magloıre`ı bir hiç uğruna

takas eden Hornets`ın,Katrina Felaketi ve birçok olumsuzluğa

rağmen,New Jersey`i 2 kere NBA Finali`ne çıkaran coach Byron

Scott`la geldikleri nokta gerçekten takdire sayan.Düsünün ki ligin en

kötü takımı olma yolunda sezon öncesi neredeyse büyük paralarla

üzerine bahis oynanacak Hornets,San Antonıo`yu,Dallas`ı dize

getiriyor,bir ara play-off potasında yer alıyor,38-44`lük bir dereceyle

de Batı`yı onuncu sırada tamamlıyor.Onlar için tek kelimeyle rüya gibi bir sezondu.

Off-Season`da yapılan hamlelerle de bu takımın play-off`lara girememesi için önünde hiçbir

engel kalmadı.Gelecek sezon da takımın iskeletini Magloıre`ın gitmesiyle mecburiyetten ilk

beste oynatılan ve 17.1sayı,7.4ribaunt istatistikleri yakalayıp sezonun en büyük MIP

adaylarından biri olan Davıd West ile daha rookıe sezonunda takımın lideri olmus,adını NBA`in

sayılı oyun kurucuları arasına yazdırıp 16.1sayı,7.8asist,2.24top çalma(lig 3.sü)ve 5.1 ribauntluk

istatistikleriyle;gerilim filmlerinin ölçüldüğü standartları belirleyen Kuzuların Sessizliği Filmi

gibi,bir çaylağın ilk sezon performansının ölçüldüğü standartları adete yeniden belirleyecek

kadar muhtesem oynayan Chrıs Paul olusturacak.

Bu iki oyuncunun yanına da çok önemli isimler monte edildi.Öncelikle Claxton`ın Atlanta ile

anlasması üzerine Paul`ü yedekleyebilmek için Bobby Jackson`la kontrat imzalandı.Sayet

Jackson kendine oynamayı seven,özellikle üçlük atmaya bayılan bir oyun kurucudur ama

Sacramento`da kazandığı bir 6.adam ödülü var ki bu da benche oturtulacak en iyi ismin Bob

olduğunu gösteriyor.Bunun yanında takımın geçen sezon basını ağrıtan 3 numara ve dıs

atıslarda etkili oyuncu eksiği de,kroniklesme yolunda hızla ilerleyen diz sakatlığına rağmen

böyle bir sorun yasamadıkça takıma tecrübesiyle çok sey verecek Peja Stojakovıc ile

dolduruldu ve kendisinin de Hornets`da istikrarı yakalamasını umuyoruz.

Geldik pota altına.Genç kadroya savasçı ve çalıskan yapısına rağmen ayak

uyduramayacağı düsünülen P.J Brown ve beklentileri bir türlü karsılayamayıp ağır da bir

sakatlık geçiren J.R Smıth `i Chıcago`ya postalayan New Orleans,Tyson Chandler`ı kadrosuna

kattı.Evet iste karsınızda off-season`ın

en büyük kumarı.Bulls`da kendisine çok

güvenilmesine,o kadar da süre

verilmesine rağmen adeta top

kullanmaktan çekinen,savunmada zayıf

fiziği kendine büyük dezavantajlar

yaratan Chandler her seye rağmen uzun

kolları sayesinde her maç 9-10 ribaunt

toplayacaktır.Ama sadece bu yönü için

direkt ilk bese koyulacaksa bir dakika

derim.Ancak kenarda oturtmak için çok

ideal bir oyuncu .Buna hiçbirsey

diyemem.Peki o zaman 5 yıl 54 Milyon

Dolarlık kontrat ne olacak?Heralde

yedek oturtmak için Hornets böyle bir

yükün altına girmemstir.Sanırım

Lakers`ın Kwame`den,Orlando`nun Darko`dan beklediğini New Orleans da Chandler`dan

bekliyor ama...

Davıd West`ten baska güvenebilecekleri bir ön alan oyuncusu olmayan Hornets buraya

Tyson Chandler ve iki yetenekli çaylak uzun Hilton Armstrong ve Cedric Simmons`u alarak

alternatifleri çoğalttı;Bobby Jackson,Rasual Butler,Marc Jackson,Jannero Pargo gibi görev

adamlarıyla da komple bir takım haline geldi.Eğer bir hamle daha yapılmazsa takım

muhtemelen 2 numarada sezona Desmond Mason`la baslayacak ve sutu üzerinde özellikle

çalısğı söylense de bir soru isareti gibi gözüküyor.Ama herseye rağmen bu potansiyelli ve

genç kadro,mücadeleci yapısıyla iyi yerlere gelecek ve sezonun en büyük patlama yapan

ekiplerinden biri olacaktır,ama birincisi değil!!..

Tahmini ilk bes;

New Orleans: Paul-Mason-Stojakovıc-West-Chandler

4)Chıcago Bulls:

Gelecek sezonun kesinlikle en çok çıkıs yapacak takımı Bulls

olacaktır.En azından yapılan hamlelere bakarak bunu

söyleyebiliyoruz.Genç kadrosunu veteran oyuncuların etrafında

birlestirme yoluna giden Chıcago,geleceğin belki de en iyi

coachlarından biri olacak Scott Skıles`la birlikte,bu sezon olmasa da

gelecek sezonlarda sampiyonluğa aday olacak bir takımın temelini de

atmıs oldu.

Off-Season`da yapılan hamleler o kadar yerinde ki,takımın

nerdeyse eksik mevki kalmadı.İlk önce 4 yıl 60 M$`lık bir

kontratla,takımın birçok kere sıkıntısını yasadığı potaaltı savunması

için alınabilecek belki de en iyi isim,geçen sezonun da en iyi savunma oyuncusu seçilen Ben

Wallace kadroya dahil edildi.Draft gecesinde ise savunmasıyla ön plana çıkan iki

oyuncu,draftın en büyük yıldız adaylarından Tyrus Thomas(PF) ve oyunun her yönüne katkı

yapıp SG ve SF olmak üzere iki pozisyonda da oynayabilen Thabo Shefolosha(bazı kaynaklara

göre Sefolosha)ile savunma rotasyonu genisletildi.Ardından bir önceki sezon da Chıcago

forması giyen ancak kendi kimliğini Dallas`da bulup,ligin en iyi dıs savunmacıları arasına giren

Adrıan Grıffin`le son eksik parça da tamamlandı.Bir baska sevindirici nokta da,yüklü kontratına

rağmen kendinden beklenen patlamayı bir türlü yapamayan Tyson Chandler`ın yerine,kısa

vadede hem hücum hem de savunma yönünden daha iyi katkı yapabilecek P.J Brown`ın takıma

katılması oldu.

Alınan oyunculara ve kadroya söyle bir bakacak

olursak,gelecek sezon Chıcago`nun iyiden iyiye bir savunma

takımına döneceğini ve Bulls maçlarında birçok çatısmanın

yasanabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.Pozisyonunun fizik

açıdan en güçlü oyuncularından olan Adrıan Grıffın,3 kere

ligin en iyi ikinci savunma besine seçilen P.J Brown,yine son

5 yılda 4 kere ligin en iyi savunma oyuncusu olan Ben

Wallace,saha içinde tam bir tilkiyi andıran,savunma sezgileri

yüksek bir Hınrıch ile savunma potansiyelli iki çaylak...Yeterli

mi?

Chıcago`nun bu gelismis savunma yönünün