Anasayfa arrow 3SAYI arrow Yazarlarımız arrow Diğer Yazarlar (Misafir Yazarlar) arrow 3 Büyükler Mercek Altında
3 Büyükler Mercek Altında PDF Yazdır E-posta
Yazar Cem Aydın   
Wednesday, 06 February 2008

Bir ayını geride bıraktığımız TBL`de,üç büyüklerin gösterdiği performans ve aralarındaki

ezeli rekabet lige renk katan unsurların basındaydı.En hazır görüntüyü Galatasaray

çizerken,Fenerbahçe rotasyonun her maç biraz daha oturmasıyla sekillenen grafiğini haftalar

ilerledikçe yukarıya çekti.Besiktas`ta ise hala çözülemeyen,önemli soru isaretleri mevcut…

Gelin Türkiye’de taraftar potansiyeli milyonları bulan bu üç takımımızı mercek altına

alalım


Besiktas ColaTurka

Yeni sezon öncesi, Kerem Tunçeri basta olmak üzere birçok oyuncusunu kaybeden

Besiktas`ta Murat Didin`in amacı; genç ve dinamik bir takım yaratıp sonuna kadar savasmak ve oyunu

sert savunma doğrultusunda sekillendirmekti. Ama suana kadar Besiktas`ın oynadığı basketbolun pek

de iç açıcı olduğunu söyleyemeyiz. Hem savunma hem de hücumda çözülmesi gereken ciddi

problemler var.Yeni yüzlerden Aubrey Reese atletik meziyetlerini savunmaya çok iyi yansıtıyor ancak

ön alanda oyun kuruculara yaptığı baskı takım savunmasını toparlamaya yetmiyor. Michael Wright ve

Kmani Ffriend`in pota altında yarattığı sertliği de Besiktas çok arayacak gibi gözüküyor. Özellikle Tofas

maçında kısaların hiçbir blok tehdidiyle karsılasmadan rahatça içeri penetre etmesi göze çarpan

önemli noksanların basındaydı.Kaldı ki Besiktas`ta “savunmacı” kimliğinde olan oyuncu sayısı çok az.

Buna takımın neredeyse bastan yapılandırıldığını,birçok genç oyuncunun forma giydiğini ve hücumda

da çok çesitli silahların bulunmadığını eklersek, Kartal`ı zor günlerin beklediğini söyleyebiliriz. Maçın

temposunu sürekli kontrolde tutmak (ki basaramadıklarında da çok kolay sayı yiyorlar) ve Cevher,

Arda gibi dısardan sut bulma özelliği olan uzunlarla eslesme problemi yaratmak belki onlar için geçici

bir çözüm yolu olabilir ama uzun vadede yapılandırılması gereken en önemli sorunlar takım kimyası ve

oyun konsantrasyonu…

Söz konusu olumsuzlukların yanında olumlu unsurlar da yok değil. İlk olarak Jamel Thomas,

zaten baslı basına bir olay. Eğer bu çizgisini korursa, kendisi için Türkiye`ye gelmis en yönlü

oyunculardan ve en iyi sutörlerden biri yakıstırmasını yapmamız çok da zor olmayacak. Hem sırtı hem

yüzü dönük sayı bulabilen, sut menzili çok genis, üst düzey atlet ve tüm bunların yanında all-around

kalibresindeki Thomas bencil olmayan oyun karakteriyle de övgüyü hak ediyor. Besiktas`ın da yeni

liderini bulduğunu müjdeleyelim. Ayrıca çok süre bulamasa bile genç Derya Yannier de dikkatimi

çeken oyunculardan biriydi. Top hakimiyeti iyi, rakip yarı alana çok çabuk geçebilen, hızını

yardımlasmalı savunmada çok iyi kullanan ve fizik olarak yetersiz kalmasına rağmen savunmada da

bir o kadar gayretli olan Derya islenmesi gereken bir yetenek.

Bunlar dısında Sırp pivot Ostojıc de tecrübesiyle takıma çok sey katacak. Oyun zekası yüksek,

orta mesafe sutu olan ve pas yönü de gelismis, ender bulunan uzunlardan biri Ostojıc. Ama kendi

potasında oldukça ağır ve deyim yerindeyse hantal kalmasından ötürü savunmada gereken sertliği

sağlamaktan uzak. Bir baska yabancı uzun Brook Sales de ısınma turlarında. Ama verdiği ilk olumsuz

izlenim istikrarsızlığı. Çok zor pozisyonlarda sayı bulabilirken bombos pozisyonlarda topu çemberin

içine bırakmayı basaramayabiliyor. Ama ribauntlarda birçok uzuna karsı üstünlük sağlayabilir. Özer ve

Vekiloğlu da dıs uzun kimlikleriyle, eslesme sorunu yaratmaları açısından önemli isimler.Cevher ayrıca

boyalı alanda da çok iyi bir bitirici. Üst düzey bir savunmacı olmamasına rağmen hemen her pozisyonu

müdafa edebilmesi de cabası .Arda ise geçirdiği sakatlıkların yarattığı etkiyle hemen her fiziksel

mücadeleden kaçınıyor. Bakalım bu sekilde daha ne kadar devam edebilecek?

Takımın oyun kurucularından Aubrey Reese, Tofas maçında oldukça iyi oynamasına rağmen

Banvit`teki dinamik ve delici oyununu su ana kadar gösteremedi. Yine de oyun kuruculara zor anlar

yasatan savunması,takımı yönlendirisi ve pozisyonuna oranla çok iyi denilebilecek ribauntçu

karakteriyle hala önemli bir değer. Bir diğer guard Barıs Özcan da güçlü fiziğiyle birebirde etkili olup

penetreleriyle skora önemli derecede yatırım yapıyor ancak dıs sutu çok istikrarsız ve zorlama

tercihleri saç bas yolduran düzeyde…

Aslında kumasının hiç de fena olmadığını düsündüğüm Besiktas`a (Galatasaray`dan kötü bir

kadro mu? Bence değil…) biraz daha süre tanımamız gerekiyor belki de. Haftalar ilerledikçe takım

olmayı daha çok basarır ve hücumlarını belli bir ritme sokarlarsa,yükseklerde yer almaya devam

etmemeleri için bir sebep göremiyorum.Murat Didin de zaten elindeki kadroya çok güveniyor ve

oldukça iddialı…

Fenerbahçe Ülker

Üç büyükler arasında en kaliteli kadro kesinlikle Fenerbahçe`de. İlerde oyuncu potansiyellerini

göz önüne alırsak en iyi yerde olabilecek takım da onlar. Özellikle Ülker ile birlesmelerinin ardından

çok kaliteli oyuncuları kadrolarına kattılar ve küçük çaplı bir yıldızlar karması haline geldiler. Aydın Örs

gibi de efsane bir coacha sahipler ve kendilerine çelme takacak tek sey olası bir egolar çatısmasından

doğacak sorunlar olur.

Ancak su an için her sey o kadar da iyi değil. Basından sonuna kadar önde götürdükleri

Besiktas maçını ölçü almak çok doğru olmaz. Ecel terleri döktükleri Pınar Karsıyaka karsılasmasını da

öyle. Onlar da kadrosunu yeniden yapılandıran hemen her takım gibi, bir geçis dönemi içindeler ve bu

dönemde verdikleri olumlu aynı zamanda olumsuz sinyaller de var.

Olumsuz sinyallerin birincisi, hücumda istikrarın yakalanamaması. Özellikle sete set

hücumlarda, yeni bir takım olmalarının da dezavantajıyla; kolay basketler bulmakta, bos pozisyon

yaratmakta ve doğru adamı bulmakta zorlanabiliyorlar. Su ana kadar Solomon, Mrsıc, brahim gibi

sutörlerinin çok iyi yüzdelerle oynaması sonucu, gereğinden fazla yöneldiklerini söyleyebileceğimiz dıs

sutlarda herhangi bir sorun yasamadılar ancak bunun her maç aynı sekilde devam edeceğini

söylemek pek gerçekçi bir yorum olmaz. Bu doğrultuda istediklerini gerçeklestiremedikleri zaman

uygulayacakları baslıca çözüm yolu da Kambala`ya top indirip hemen her hücum onu etkin bir sekilde

kullanmak olacaktır. Ama oyun sablonunun haftalar ilerledikçe daha da iyi yapılandırılması ile beraber,

hücumdaki çesitliliğin artacağına dair seyler söylememiz mümkün.

Olumlu sinyallerin basında ise hızlı hücumlarda ki yaratıcılıkları geliyor.Galatasaray ve

Besiktas`a oranla, -hatta buna tüm ligi de dahil edebiliriz- hızlı hücumlara en iyi çıkan ve en iyi sekilde

bitiren ekibin en azından kendimce Fenerbahçe olduğunu söyleyebilirim. Tabi burada hücumları çok iyi

yöneten ve bencil karakterinden sıyrılmıs bir profil çizen Solomon`un da hakkını vermek gerek.Ceza

sutlarında da bir o kadar basarılı olan Solomon, taraftarın yeni gözdesi olma yolunda Mrsıc`i bile

geride bırakabilecek bir oyun oynuyor.

Bunlar dısında takımda neredeyse tüm oyuncuların çok iyi birer kosucu olması, geriye

kosmada sıkıntı çeken rakiplere karsı Fenerbahçe`ye, hem savunma hem de hücum açısından büyük

avantaj sağlayacak. Alan savunmasında ve gömülü savunmada da bir o kadar basarılılar ancak adam

paylasımında kimi zaman sıkıntı yasadıklarını da söylemeden geçemeyiz.

Kambala pota altında durdurulması çok zor bir fiziki güç. İbrahim ve Mrsic ligin en iyi

sutörlerinden ikisi. Solomon kendine oynamadığı sürece takımı yönlendirisi, ceza sutlarındaki basarısı

ve savunmacı karakteriyle Avrupa’nın önde gelen oyun kurucularından. Milli takıma neden

alınmadığını hala çözemediğim Ömer Onan, ligin en iyi dıs savunmacıları arasında. Ira Clark`ın

benchten oyuna getirdiği dinamizm ve özellikle hücum ribauntlarındaki basarısı üst düzey. Semih

yarattığı blok ve ribaunt tehdidinin yanında, hücumda da iyi bir bitirici olma yolunda ilerliyor. Hakan PG

pozisyonundaki geleceğimiz. Mirsad`ın savasçılığını anlatmaya gerek yok. Peki eksik olan ne? Hiçbir

sey… Ligin en iyi basketbol oynayan ekiplerinden biri olacağına inandığım Fenerbahçe`nin

göstereceği gelisim, Euroleague`deki form düzeyleri açısından da oldukça önemli…

Galatasaray Cafe Crown

Galatasaray`ın Murat Özyer`i takımın basına getirerek ve kaliteli isimleri kadroya ekleyerek ne

kadar doğru hamlelerde bulunduğunu, son 1 ay içinde görme fırsatı bulduk. Sarı-Kırmızılı ekip hala

kapasitesinin altında olsa bile, üç büyükler arasında suana dek en hazır gözüken takımdı ve ilerisi için

de umutlu konusmamız son derece mümkün.

Yeni sezonda baskılı ve değismeli adam savunması yapan, Fatih Solak merkezli alan

savunmasını kullanan, hızlı hücumlarla basket arayan ve kolay baskete izin vermeyen bir Galatasaray

izleyeceğiz. Bu oyun sablonunun örneklerini çoğu kez gördük. Ama ikili oyunlardaki yaratıcılık

eksikleri, iç-dıs dengesindeki sorunları ve çok fazla top kaybı yaptıklarıda notlarımızda yer alıyor. Yani

su an için diğer takımlar gibi her sey “o kadar da mükemmel” değil ve kadrosunu bastan asağı

yenileyen her takım gibi onlar da alısma süreci içerisinde birkaç kez tökezleyebilirler. Mesela bu yazıyı

yazdığım aksam oynanacak maçta Galatasaray`ın ligin en iyi savunma yapan takımlarından biri olan

Türk Telekom`a yenilme olasılığının siddetle fazla olduğuna inanıyorum. Bekleyip göreceğiz…

Darrel Mitchell, Glen McGowan,Jerome Holman ve Gerald Fitch de sezon boyu Galatasaray`ı

sırtlayacak Amerikalı oyuncular olacak.Özellikle hücumda bütün sorumluluk bu dört oyuncuya

yüklenmis durumda. Su an için onlar da hallerinden pek sikayetçi değiller ancak skora diğer

oyuncuların da yatırım yapması sart. Su ana kadar iyi savunmacı ve iyi ceza sutörü Tufan Ersöz

haricinde, bu durumu pek dikkate alan (ya da Fıtch`in etkisiyle alma gereği duyan) olmadı ama nasıl

olsa ilerleyen haftalarda bu yönde bir skor kıtlığı yasayacaklar,dolayısıyla da mecburen çözüm yolunu

bulacaklardır. Savunmada ise olusturdukları baskı, 1-3-1 alan savunması (ki belki de ligin bu konuda

en iyisi onlar) ve değismeli taktikler zaten rakibi yeterince zorluyor, bu yönde de herhangi bir sıkıntıları

olduğunu söyleyemeyiz. En azından savunmada belli bir istikrarın yakalanmasını, takım için çok

önemli bir avantaj olarak görüyorum. Boyalı alana mümkün olduğunca çok top indirmeye çalıssalar da

ne Fatih ne de gelisme dönemindeki Cemal Nalga güvenilir pota altı skorerleri değil. Hollman hareketli

ve atlet oyunuyla bu noksanı giderebilecek bir oyuncu ancak ribauntlar dısında bana pek de formda

gibi gözükmedi. Performansının takımın geleceği açısından çok önemli olduğunu, biri bu adama

anlatmalı…

Savunmada iyiler. Hücumda Fitch ve Mitchell gibi önemli skorerlerle su ana dek sorun

yasamadılar. İstikrarı her geçen hafta biraz daha sağlamlastırıyorlar. İlla ki bir sorun belirteceksek,

belki Amerikalıların topa asık olmasından yakınabiliriz ama bunun ligimizdeki yabancıların da durumu

göz önüne alındığında çok önemli olduğunu düsünmüyorum açıkçası. Bir de hiç süre bulamayan

Murat Kaya gerçeği var tabi…

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
 
< Önceki   Sonraki >

3SAYI Köşe Yazilari

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

3SAYI Köşe Yazilari