|
Kimilerine göre NBA Tarihinin en kötü ikinci draftı. Carmelo ve Wade gibi iki NBA yıldızının önünde seçilmesine rağmen, onların yakalamıs olduğu basarıların oldukça gerisinde kalmasından dolayı sürekli elestiri oklarının hedefi olan oyuncu. Yine kimilerine göre basketbol temel becerilerinin oldukça gerisinde biri. Detroit’te ki görüntüsüyle tutuk, çekingen, içe kapanık çocuk. NBA'de geçirdiği üç sezon itibariyle birçok kez alay konusu yapılan oyuncu. Detroit Pistons'ın "Galibiyet Purosu". Darko Milicic..!
Peki gerçekten öyle mi? Beni biraz olsun tanıyanlar, benim O'nu ne kadar savunan, destekleyen, O'na ne kadar inanan biri olduğumu bilirler. Simdi akıllara "benim O'na neden bu kadar düskün olduğum, O'nu neden bu kadar savunduğum sorusu" gelebilir. Gerçeği söylemek gerekirse yaklasık bir sene öncesine kadar Darko benim hiç de umurumda değildi. O'na karsı su anki ilgim ve düskünlüğüm geçen Avrupa Sampiyonası'nda (2005 Sırbistan Karadağ) tesadüfen bir Sırbistan-Karadağ maçının birkaç dakikasına sahit olmamla basladı. Tesadüfen denk geldiğim bu maçın bu bahsettiğim birkaç dakikasında Darko, Detroit'teki görüntüsünün aksine Sırbistan pota altını çok iyi kapatan; yaptığı bloklarla, aldığı ribauntlarla rakip uzunlara potayı karartan bir görüntü sergiliyordu. Sonra kendi kendime "Ya bu Darko aslında sanıldığı kadar kötü bir oyuncu değil galiba" diye düsündüm ve bu düsüncemi bir gün yaptığımız bir basketbol sohbeti sırasında arkadaslarımla paylastım. Tabi onlar, benim bu sahit olduğum dakikaları görmedikleri, Darko'yu sadece Detroit'teki görüntüsüyle bildikleri için benim bu düsüncelerime doğal olarak katılmadılar; hatta bunları komik buldular. Darko 2005-2006 sezonuna yine Detroit'te basladıktan sonra 2006'nın subat ayı ortalarında Detroit'ten ayrılıp Orlando'ya geldi. Ben de Darko'nun artık Orlando'da daha fazla göz önünde olması dolayısıyla ve arkadaslarla fikir ayrılığına düstüğümüz o bahsettiğim günün de etkisiyle Darko'yu daha yakından ve daha dikkatli takip etmeye basladım ve gördüklerimden çok etkilendim! Karsımda 2 metre 13 santimetre boyunda, kolları oldukça uzun, bana göre çok iyi bir oyun zekasına sahip, benim için en önemlisi müthis derecede hırslı ve saydığım bu özelliklerinden dolayı inanılmaz potansiyelli bir oyuncu vardı. O'nu her izleyisimde O'nu biraz daha iyi tanıyıp O'ndan biraz daha etkilendim ve kısa bir süre sonra kendi kendime su sonuca vardım: Böyle bir oyuncudan ancak bir "NBA Yıldızı" ortaya çıkar. Simdi kendi kendinize "Darko çoğu zaman oldukça basit hatalar yapan, tutuk bir oyuncu görüntüsünde; nasıl oluyor da sen farklı düsünüyorsun?" diye düsünülebilirsiniz. Evet Darko'nun çoğu zaman basit hatalar yapıp tutuk bir oyuncu görüntüsü çizdiği gerçek. Fakat ben Darko'nun bu anlarına baktığımda sahada rahat olamayan, farklı psikolojide bir oyuncu görüyorum. Detroit Pistons, çoğu oyuncusuna yaptığı gibi Darko Milicic'e de doğru düzgün hiç sans vermedi. Aksine O'nu farkın otuzlara - kırklara çıktığı birçok maçta sonradan oyuna alarak Detroit seyircisinin ve takımın as oyuncularının alayına maruz bıraktı. Darko'ya karsı sergilenen bu tutum da Darko üzerinde tamiri oldukça zor olumsuz bir etki bıraktı. Bundan sonra Darko her sahaya çıktığında üzerinde bu etkiyi ( baskı, stres, heyecan v.b. duygular) hissediyordu. Oldukça uzun süren bu durum Darko'nun kendine olan güveninin kırılıp O'nun daha da gerilemesine yol açtı. Yani Darko bu dönemde daha NBA tecrübesi edinip bir seyler kazanacağı yerde Detroit camiasının bu tutumu yüzünden kendinden birçok sey kaybetti. "İçimdeki basketbol ile ilgili her seyi öldürdüler." Darko'nun Orlando'ya gittikten sonra bir açıklamasında Detroit camiasını kastederek söylediği bu sözler, O'nun Detroit'te içine düstüğü bu durumu daha iyi anlamamızı sağlıyor. İste ben Darko'ya baktığımda böyle bir psikolojide ve bu psikolojinin sonucunda bazen hatalar yapan, tutuk bir görüntü çizen; fakat aslında inanılmaz yetenekli ve potansiyelli bir oyuncu görüyorum. Bir kere Darko Milicic müthis bir fiziğe sahip. Uzun boyu, uzun kolları ve solak olmasının da avantajı ile savunmada önemli bir blok tehdidi. İçeriyi çok iyi kapatabiliyor. Hücumda ise NBA'de çok az uzununun sahip oluğu mükemmel bir dıs sut yeteneğine sahip. Yüzü dönük oyunu ve çok mükemmel olmasa da sırtı dönük oyunu oynayabiliyor ve daha birçok çesitli oyun becerilerine sahip. Bir uzunun mutlaka yapabilmesi gereken, hem girme ihtimalinin yüksek (genellikle yakından ve yumusak bir sekilde bırakıldığı için) hem de bloklanmasının çok zor olduğu, yarım hook atıslarını çok iyi bir biçimde yapabiliyor. Ayrıca çok iyi bir pas yeteneğine ve asist yapabilme özelliğine de sahip. Bana göre O, çok iyi bir oyun zekasına sahip ve benim için en önemlisi müthis derecede hırslı bir oyuncu. Bu sebeplerden dolayı ben O'nun, üzerindeki bu baskı ve stres kalktığında, gerçekten durdurulması zor, çok iyi bir oyuncu olacağını düsünüyorum. Gelin simdi Detroit Pistons Genel Menejeri Joe Dumars'ın Darko Milicic'i 2. sırada draft ettikten sonra O'nun hakkında söylediği sözlere bir bakalım: "Korkunç atletizm ve fizik, muazzam refleksler ve muazzam bir oyun duygusu, hücumda mükemmel beceriler ve gerçek bir blokçu." İste Joe Dumars'ın söylemis olduğu bu sözler, benim Darko hakkındaki düsüncelerim ile büyük bir paralellik gösteriyor. Yine Yakın bir zamanda ESPN sitesinin NBA bölümünde "2010 yılının uluslararası megastarı kim olacak?" baslıklı bir yazı gördüm. Bu yazıda gerekçeli cevaplarıyla yer alan altı spor yazarından ikisinin cevabı "Darko Milicic"ti. Tamam Darko Milicic'in Detroit'te ve su anda bazı eksikliklerinin olduğu gerçek (Mesela Hücumda sırtı dönük oyununu biraz daha gelistirmeli. Gördüğüm kadarıyla solak olduğu için hücumlarını pek sağ eliyle bitirmiyor. Sağ elini gelistirip hücumlarını sağ eliyle de bitirebilmeli. Savunmada özellikle faul problemine dikkat etmeli.). Ama inanın bana Darko'nun su andaki en büyük eksiği, Detroit camiasının O'na karsı sergilediği yukarıda bahsettiğim o tutum yüzünden içine girdiği psikoloji ve bu psikoloji sonucu kendine, koçuna, takım arkadaslarına ve seyircilere karsı yasamıs olduğu güven problemi. İste Darko'nun yaptığı bu hataların, tutuk görüntüsünün temelinde de bu güven problemi yatıyor. Darko Detroit'e geldiğinde henüz 18 yasındaydı ve muhakkak ki, yukarıda da yazdığım gibi, bazı eksiklikleri vardı. Ama bir oyuncunun gelisiminde antrenmanların yanında maç oynamanın da ne kadar etkili ve önemli olduğunu hepimiz biliriz. Bir oyuncu eksik yönlerini antrenmanlarda gelistirebilir ama yine pek çok eksik yönünü gelistirmesi; saha içi rahatlığı, kendine güvenini, diğer takım arkadaslarının, koçunun ve tüm camianın güvenini kazanması ve tecrübe edinmesi açısından maç oynamanın önemi büyüktür. Hepimiz Cenk Akyol'un ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu biliriz ve bundan kimsenin süphesi yoktur. O'nun Japonya'daki Dünya Sampiyonası'nda Koç Tanjevic'in baslarda kendisine pek sans vermediği zamanlarda, kendisine olan güveninin ne kadar etkilenip kötü oyunlar çıkardığını, kendisine sans verildiği zamanlarda ise yine kendisine olan güveninin ne kadar artıp basarılı oyunlar çıkardığını hepimiz gördük. Efes Pilsen'in geçtiğimiz yıllar ona yeterince sans vermemesinin O'nun gelisimini ne kadar olumsuz yönde etkilediğini de biliyoruz. Yine Mehmet Okur'un da geçen sene Utah'ta önemli oyuncuların (Carlos Boozer ve Andrei Krilenko) sakatlanması dolayısıyla sürekli forma sansı bulup kendine olan güveninin ne kadar arttığı, kendini ne kadar gelistirdiği ve takım için ne kadar önemli bir oyuncu konumuna geldiği de bir gerçek. Ayrıca Zaza Pachulia'nın da Atlanta'da yeterli forma sansı bulup yine kendini ne kadar gelistirdiği ve basarılı maçlar çıkardığı da ortada. Yani söylemek istediğim Detroit Camiası Darko Milicic'e sergilediği bu yanlıs tutumu sergilememeliydi. O'na doğru düzgün hiç sans vermeyerek O'nun gelisimine en küçük bir katkı da bulunmadıkları gibi, daha O'nun sahip olduğu ve su anki en büyük sorunu olan güven problemine neden olup O'nu basketboldan kopma noktasına getirdiler. Bu anlattıklarımın ısığında Darko Orlando'ya gelir gelmez sanıldığı kadar kötü bir oyuncu olmadığını kanıtlarcasına istatistiklerinde belirgin bir artıs oldu. İki buçuk seneden fazla süren Detroit macerasında oynadığı ve yalnızca 2'sinde ilk bes basladığı 96 maçta 5.8 dakika, 1.6 sayı (%33 s.y.), 1.2 ribaunt, 0.2 asist, 0.5 blok ortalamalarına sahip olan Darko; Orlando'da oynadığı ve 1'inde ilk bes basladığı 30 maçta 20.9 dakika, 7.6 sayı (%51 s.y.), 4.1 ribaunt, 1.1 asist, 2.1 blok ortalamaları ile mücadele etti. Darko, Orlando'da oynadığı bu 30 maçın bazılarında takımına önemli katkılar yaparak Orlando koçu Brian Hill'in ve Orlando seyircisinin beğenisini kazandı. Takımı Orlando'nun play-off'lara kalamamasının ardından 2005-2006 sezonu kendisi için sona eren Darko, bu sefer de ülkesi Sırbistan Karadağ forması altında Japanyo'da düzenlenecek olan 2006 Dünya Basketbol Sampiyonası'nda boy gösterecekti. Darko dısında hiçbir NBA oyuncusunun Sırbistan milli takımında yer almayacak olması, Darko'nun takımdaki rolünü ve kendisinden beklentileri bir hayli arttırıyordu. Bu beklentiler altında Darko hazırlık maçlarında çok iyi maçlar çıkarak takımı için oldukça önemli bir oyuncu konumuna geliyordu. Bakın bu hazırlık maçlarından biri olan Makedonya maçındaki bu fotoğrafında Darko Milicic sanki Detroit camiasına duyduğunu tüm öfkeyi, sahip olduğu tüm o müthis hırsıyla potadan çıkarıyor. Önceki yıllara nazaran oldukça sınırlı bir kadroyla Sampiyona'ya katılan Sırbistan pek basarılı bir sampiyona geçirmeyerek gruplarda 2 galibiyet 3 mağlubiyet alıp grubu dördüncü sırada bitirdikten sonra ilk turda Sampiyon İspanya'ya farklı yenilerek Sampiyonaya veda etti. Darko bu sampiyonada, her ne kadar takımının ilk turda elenmesine engel olamasa da, takımının kendisinden beklentilerini ve benim O'na olan inancımı bosa çıkarmazcasına oldukça basarılı bir performans ortaya koydu ve biraz olsun dikkatleri üzerine çekti. Oynadığı 6 maçta 31.7 dakika, 16.2 sayı, 9.3 ribaunt, 1.8 asist, 2.8 blok ortalamalarıyla mücadele eden Darko; 278 oyuncunun yer aldığı bu sampiyonada turnuva sonunda sayı krallığında 11., ribaunt krallığında 3., blok krallığında ise 1. sırada yer aldı. Ayrıca 6 maçta yaptığı 3 double double sayısı ile de bu kategoride 3. sırada yer aldı. Evet artık Darko su an Orlando'da Detroit'ten kalan yaralarını sarmaya çalısıyor ve O'nun bunda da oldukça basarılı gittiği görülüyor. Fakat bu hiç de kolay olmuyor çünkü insanların kafasında kalan o Detroit'teki Darko izlenimi, O'nun gittiği her yere O'nunla (Darko'yla) birlikte gidiyor. Ben bu uzunca yazdığım ve anlatmaya gayret ettiğim bu nedenlerden dolayı Darko Milicic'e inanıyorum. O'nun aslında nasıl bir oyuncu olduğunu biliyorum. Ben O'na "Aynanın Diğer Yüzü"nden bakıyorum. Umarım ve eminim ki Darko benim O'na olan bu inancımı bosa çıkarmaz ve hak ettiğine inandığım yere gelir. Son olarak size O'nun hakkında yukarıda yazdıklarımdan ayrı bazı bilgiler vermek istiyorum. Darko Milicic forvet - pivot pozisyonunda oynuyor. 1985 doğumlu. 2.13 m boyunda ve 124,7 kg ağırlığında. Bu uzun boyunu 2.01 m boyundaki babası Milorad ve 1.91 m boyundaki annesi Zora'dan miras aldı. 2001-2003 yılları arasında Sırbistan Karadağ'ın Hemofarm Vrsac takımında forma giydi ve son senesinde 9.5 sayı, 4.6 ribaunt, 1.6 blok ortalamalarıyla oynadı. 2003 Fiba Cup'ta 14.2 sayı, 7 ribaunt, 2.1 asist ortalamalarıyla mücadele etti. 2003 yılında Detroit Pistons tarafından ilk turda 2. sıradan draft edildi ve iki buçuk seneden fazla bir süre Detroit'te yer aldı. 2006'nın subat ayı ortalarında takas yoluyla Orlando Magic'e geldi ve bu zamandan beri Orlando Magic forması giyiyor (Daha önce yukarıda O'nun Detroit ve Orlando'da sahip olduğu istatistikleri verdiğim için burada tekrar vermiyorum.). Yazıma burada son verirken hepinize sabır göstererek yazımı okuduğunuz için tesekkür ediyorum. Tekrar görüsmek dileğiyle... Saygılar... »
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|