Anasayfa arrow 3SAYI arrow Yazarlarımız arrow Diğer Yazarlar (Misafir Yazarlar) arrow Aynanın Diğer Yüzü: Darko Milicic
Aynanın Diğer Yüzü: Darko Milicic PDF Yazdır E-posta
Yazar Yunus Sever   
Çarşamba, 06 Şubat 2008

Kimilerine göre NBA Tarihinin en kötü ikinci draftı. Carmelo ve Wade gibi iki NBA

yıldızının önünde seçilmesine rağmen, onların yakalamıs olduğu basarıların oldukça gerisinde kalmasından dolayı sürekli elestiri oklarının hedefi olan oyuncu.

Yine kimilerine göre basketbol temel becerilerinin oldukça gerisinde biri. Detroit’te ki

görüntüsüyle tutuk, çekingen, içe kapanık çocuk. NBA'de geçirdiği üç sezon itibariyle birçok kez alay konusu yapılan oyuncu. Detroit Pistons'ın "Galibiyet Purosu".

Darko Milicic..!


Peki gerçekten öyle mi?

Beni biraz olsun tanıyanlar, benim O'nu ne kadar savunan, destekleyen, O'na ne kadar

inanan biri olduğumu bilirler. Simdi akıllara "benim O'na neden bu kadar düskün olduğum,

O'nu neden bu kadar savunduğum sorusu" gelebilir.

Gerçeği söylemek gerekirse yaklasık bir sene öncesine kadar Darko benim hiç de

umurumda değildi. O'na karsı su anki ilgim ve düskünlüğüm geçen Avrupa Sampiyonası'nda

(2005 Sırbistan Karadağ) tesadüfen bir Sırbistan-Karadağ maçının birkaç dakikasına sahit

olmamla basladı. Tesadüfen denk geldiğim bu maçın bu bahsettiğim birkaç dakikasında

Darko, Detroit'teki görüntüsünün aksine Sırbistan pota altını çok iyi kapatan; yaptığı

bloklarla, aldığı ribauntlarla rakip uzunlara potayı karartan bir görüntü sergiliyordu. Sonra

kendi kendime "Ya bu Darko aslında sanıldığı kadar kötü bir oyuncu değil galiba" diye

sündüm ve bu düsüncemi bir gün yaptığımız bir basketbol sohbeti sırasında arkadaslarımla

paylastım. Tabi onlar, benim bu sahit olduğum dakikaları görmedikleri, Darko'yu sadece

Detroit'teki görüntüsüyle bildikleri için benim bu düsüncelerime doğal olarak katılmadılar;

hatta bunları komik buldular.

Darko 2005-2006 sezonuna yine Detroit'te basladıktan sonra 2006'nın subat ayı ortalarında

Detroit'ten ayrılıp Orlando'ya geldi. Ben de Darko'nun artık Orlando'da daha fazla göz önünde

olması dolayısıyla ve arkadaslarla fikir ayrılığına düsğümüz o bahsettiğim günün de

etkisiyle Darko'yu daha yakından ve daha dikkatli takip etmeye basladım ve gördüklerimden

çok etkilendim! Karsımda 2 metre 13 santimetre boyunda, kolları oldukça uzun, bana göre

çok iyi bir oyun zekasına sahip, benim için en önemlisi müthis derecede hırslı ve saydığım bu

özelliklerinden dolayı inanılmaz potansiyelli bir oyuncu vardı. O'nu her izleyisimde O'nu

biraz daha iyi tanıyıp O'ndan biraz daha etkilendim ve kısa bir süre sonra kendi kendime su

sonuca vardım: Böyle bir oyuncudan ancak bir "NBA Yıldızı" ortaya çıkar. Simdi kendi

kendinize "Darko çoğu zaman oldukça basit hatalar yapan,

tutuk bir oyuncu görüntüsünde; nasıl oluyor da sen farklı

sünüyorsun?" diye düsünülebilirsiniz. Evet Darko'nun

çoğu zaman basit hatalar yapıp tutuk bir oyuncu görüntüsü

çizdiği gerçek. Fakat ben Darko'nun bu anlarına

baktığımda sahada rahat olamayan, farklı psikolojide bir

oyuncu görüyorum.

Detroit Pistons, çoğu oyuncusuna yaptığı gibi Darko

Milicic'e de doğru düzgün hiç sans vermedi. Aksine O'nu

farkın otuzlara - kırklara çıktığı birçok maçta sonradan

oyuna alarak Detroit seyircisinin ve takımın as

oyuncularının alayına maruz bıraktı. Darko'ya karsı

sergilenen bu tutum da Darko üzerinde tamiri oldukça zor

olumsuz bir etki bıraktı. Bundan sonra Darko her sahaya

çıktığında üzerinde bu etkiyi ( baskı, stres, heyecan v.b.

duygular) hissediyordu. Oldukça uzun süren bu durum

Darko'nun kendine olan güveninin kırılıp O'nun daha da gerilemesine yol açtı. Yani Darko bu

dönemde daha NBA tecrübesi edinip bir seyler kazanacağı yerde Detroit camiasının bu

tutumu yüzünden kendinden birçok sey kaybetti.

"İçimdeki basketbol ile ilgili her seyi öldürdüler." Darko'nun Orlando'ya gittikten sonra bir

açıklamasında Detroit camiasını kastederek söylediği bu sözler, O'nun Detroit'te içine düsğü

bu durumu daha iyi anlamamızı sağlıyor.

İste ben Darko'ya baktığımda böyle bir psikolojide ve bu psikolojinin sonucunda bazen

hatalar yapan, tutuk bir görüntü çizen; fakat aslında inanılmaz yetenekli ve potansiyelli bir

oyuncu görüyorum.

Bir kere Darko Milicic müthis bir fiziğe sahip. Uzun boyu, uzun kolları ve solak olmasının

da avantajı ile savunmada önemli bir blok tehdidi. İçeriyi çok iyi kapatabiliyor. Hücumda ise

NBA'de çok az uzununun sahip oluğu mükemmel bir dıs sut yeteneğine sahip. Yüzü dönük

oyunu ve çok mükemmel olmasa da sırtı dönük oyunu oynayabiliyor ve daha birçok çesitli

oyun becerilerine sahip. Bir uzunun mutlaka yapabilmesi gereken, hem girme ihtimalinin

yüksek (genellikle yakından ve yumusak bir sekilde bırakıldığı için) hem de bloklanmasının

çok zor olduğu, yarım hook atıslarını çok iyi bir biçimde yapabiliyor. Ayrıca çok iyi bir pas

yeteneğine ve asist yapabilme özelliğine de sahip. Bana göre O, çok iyi bir oyun zekasına

sahip ve benim için en önemlisi müthis derecede hırslı bir oyuncu. Bu sebeplerden dolayı ben

O'nun, üzerindeki bu baskı ve stres kalktığında, gerçekten

durdurulması zor, çok iyi bir oyuncu olacağını düsünüyorum.

Gelin simdi Detroit Pistons Genel Menejeri Joe Dumars'ın Darko

Milicic'i 2. sırada draft ettikten sonra O'nun hakkında söylediği

sözlere bir bakalım: "Korkunç atletizm ve fizik, muazzam refleksler

ve muazzam bir oyun duygusu, hücumda mükemmel beceriler ve

gerçek bir blokçu." İste Joe Dumars'ın söylemis olduğu bu sözler,

benim Darko hakkındaki düsüncelerim ile büyük bir paralellik

gösteriyor.

Yine Yakın bir zamanda ESPN sitesinin NBA bölümünde "2010

yılının uluslararası megastarı kim olacak?" baslıklı bir yazı gördüm.

Bu yazıda gerekçeli cevaplarıyla yer alan altı spor yazarından

ikisinin cevabı "Darko Milicic"ti.

Tamam Darko Milicic'in Detroit'te ve su anda bazı eksikliklerinin olduğu gerçek (Mesela

Hücumda sırtı dönük oyununu biraz daha gelistirmeli. Gördüğüm kadarıyla solak olduğu için

hücumlarını pek sağ eliyle bitirmiyor. Sağ elini gelistirip hücumlarını sağ eliyle de

bitirebilmeli. Savunmada özellikle faul problemine dikkat etmeli.). Ama inanın bana

Darko'nun su andaki en büyük eksiği, Detroit camiasının O'na karsı sergilediği yukarıda

bahsettiğim o tutum yüzünden içine girdiği psikoloji ve bu psikoloji sonucu kendine, koçuna,

takım arkadaslarına ve seyircilere karsı yasamıs olduğu güven problemi. İste Darko'nun

yaptığı bu hataların, tutuk görüntüsünün temelinde de bu güven problemi yatıyor.

Darko Detroit'e geldiğinde henüz 18 yasındaydı ve muhakkak ki, yukarıda da yazdığım

gibi, bazı eksiklikleri vardı. Ama bir oyuncunun gelisiminde antrenmanların yanında maç

oynamanın da ne kadar etkili ve önemli olduğunu hepimiz biliriz. Bir oyuncu eksik yönlerini

antrenmanlarda gelistirebilir ama yine pek çok eksik yönünü gelistirmesi; saha içi rahatlığı,

kendine güvenini, diğer takım arkadaslarının, koçunun ve tüm camianın güvenini kazanması

ve tecrübe edinmesi açısından maç oynamanın önemi büyüktür.

Hepimiz Cenk Akyol'un ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu biliriz ve bundan

kimsenin süphesi yoktur. O'nun Japonya'daki Dünya Sampiyonası'nda Koç Tanjevic'in

baslarda kendisine pek sans vermediği zamanlarda, kendisine olan güveninin ne kadar

etkilenip kötü oyunlar çıkardığını, kendisine sans verildiği zamanlarda ise yine kendisine olan

güveninin ne kadar artıp basarılı oyunlar çıkardığını hepimiz gördük. Efes Pilsen'in geçtiğimiz

yıllar ona yeterince sans vermemesinin O'nun gelisimini ne kadar olumsuz yönde etkilediğini

de biliyoruz. Yine Mehmet Okur'un da geçen sene Utah'ta önemli oyuncuların (Carlos Boozer

ve Andrei Krilenko) sakatlanması dolayısıyla sürekli forma sansı bulup kendine olan

güveninin ne kadar arttığı, kendini ne kadar gelistirdiği ve takım için ne kadar önemli bir

oyuncu konumuna geldiği de bir gerçek. Ayrıca Zaza Pachulia'nın da Atlanta'da yeterli forma

sansı bulup yine kendini ne kadar gelistirdiği ve basarılı maçlar çıkardığı da ortada. Yani

söylemek istediğim Detroit Camiası Darko Milicic'e sergilediği bu yanlıs tutumu

sergilememeliydi. O'na doğru düzgün hiç sans vermeyerek O'nun gelisimine en küçük bir

katkı da bulunmadıkları gibi, daha O'nun sahip olduğu ve su anki en büyük sorunu olan güven

problemine neden olup O'nu basketboldan kopma noktasına getirdiler.

Bu anlattıklarımın ısığında Darko Orlando'ya gelir gelmez sanıldığı kadar kötü bir oyuncu

olmadığını kanıtlarcasına istatistiklerinde belirgin bir artıs oldu. İki buçuk seneden fazla süren

Detroit macerasında oynadığı ve yalnızca 2'sinde ilk bes basladığı 96 maçta 5.8 dakika, 1.6

sayı (%33 s.y.), 1.2 ribaunt, 0.2 asist, 0.5 blok ortalamalarına sahip olan Darko; Orlando'da

oynadığı ve 1'inde ilk bes basladığı 30 maçta 20.9 dakika, 7.6 sayı (%51 s.y.), 4.1 ribaunt, 1.1

asist, 2.1 blok ortalamaları ile mücadele etti. Darko, Orlando'da oynadığı bu 30 maçın

bazılarında takımına önemli katkılar yaparak Orlando koçu Brian Hill'in ve Orlando

seyircisinin beğenisini kazandı.

Takımı Orlando'nun play-off'lara kalamamasının ardından 2005-2006 sezonu kendisi için

sona eren Darko, bu sefer de ülkesi Sırbistan Karadağ forması altında Japanyo'da

düzenlenecek olan 2006 Dünya Basketbol Sampiyonası'nda boy gösterecekti. Darko dısında

hiçbir NBA oyuncusunun Sırbistan milli takımında yer almayacak olması, Darko'nun

takımdaki rolünü ve kendisinden beklentileri bir hayli arttırıyordu.

Bu beklentiler altında Darko hazırlık maçlarında çok iyi maçlar çıkarak takımı için oldukça

önemli bir oyuncu konumuna geliyordu. Bakın bu hazırlık maçlarından biri olan Makedonya

maçındaki bu fotoğrafında Darko Milicic sanki Detroit camiasına duyduğunu tüm öfkeyi,

sahip olduğu tüm o müthis hırsıyla potadan çıkarıyor.

Önceki yıllara nazaran oldukça sınırlı bir kadroyla Sampiyona'ya katılan Sırbistan pek

basarılı bir sampiyona geçirmeyerek gruplarda 2 galibiyet 3 mağlubiyet alıp grubu dördüncü

sırada bitirdikten sonra ilk turda Sampiyon İspanya'ya farklı yenilerek Sampiyonaya veda etti.

Darko bu sampiyonada, her ne kadar takımının ilk turda elenmesine engel olamasa da,

takımının kendisinden beklentilerini ve benim O'na olan inancımı bosa çıkarmazcasına

oldukça basarılı bir performans ortaya koydu ve biraz olsun dikkatleri üzerine çekti. Oynadığı

6 maçta 31.7 dakika, 16.2 sayı, 9.3 ribaunt, 1.8 asist, 2.8 blok ortalamalarıyla mücadele eden

Darko; 278 oyuncunun yer aldığı bu sampiyonada turnuva sonunda sayı krallığında 11.,

ribaunt krallığında 3., blok krallığında ise 1. sırada yer aldı. Ayrıca 6 maçta yaptığı 3 double

double sayısı ile de bu kategoride 3. sırada yer aldı.

Evet artık Darko su an Orlando'da Detroit'ten kalan yaralarını sarmaya çalısıyor ve O'nun

bunda da oldukça basarılı gittiği görülüyor. Fakat bu hiç de kolay olmuyor çünkü insanların

kafasında kalan o Detroit'teki Darko izlenimi, O'nun gittiği her yere O'nunla (Darko'yla)

birlikte gidiyor.

Ben bu uzunca yazdığım ve anlatmaya gayret ettiğim bu nedenlerden dolayı Darko

Milicic'e inanıyorum. O'nun aslında nasıl bir oyuncu olduğunu biliyorum. Ben O'na "Aynanın

Diğer Yüzü"nden bakıyorum. Umarım ve eminim ki Darko benim O'na olan bu inancımı bosa

çıkarmaz ve hak ettiğine inandığım yere gelir.

Son olarak size O'nun hakkında yukarıda yazdıklarımdan ayrı bazı bilgiler

vermek istiyorum. Darko Milicic forvet - pivot pozisyonunda oynuyor. 1985

doğumlu. 2.13 m boyunda ve 124,7 kg ağırlığında. Bu uzun boyunu 2.01 m

boyundaki babası Milorad ve 1.91 m boyundaki annesi Zora'dan miras aldı.

2001-2003 yılları arasında Sırbistan Karadağ'ın Hemofarm Vrsac takımında

forma giydi ve son senesinde 9.5 sayı, 4.6 ribaunt, 1.6 blok ortalamalarıyla

oynadı. 2003 Fiba Cup'ta 14.2 sayı, 7 ribaunt, 2.1 asist ortalamalarıyla

mücadele etti. 2003 yılında Detroit Pistons tarafından ilk turda 2. sıradan

draft edildi ve iki buçuk seneden fazla bir süre Detroit'te yer aldı. 2006'nın

subat ayı ortalarında takas yoluyla Orlando Magic'e geldi ve bu zamandan

beri Orlando Magic forması giyiyor (Daha önce yukarıda O'nun Detroit ve

Orlando'da sahip olduğu istatistikleri verdiğim için burada tekrar

vermiyorum.).

Yazıma burada son verirken hepinize sabır göstererek yazımı okuduğunuz için tesekkür

ediyorum. Tekrar görüsmek dileğiyle...

Saygılar...

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
 
< Önceki   Sonraki >

3SAYI Köşe Yazilari

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

3SAYI Köşe Yazilari