Anasayfa arrow 3SAYI arrow Yazarlarımız arrow Diğer Yazarlar (Misafir Yazarlar) arrow Dünya Basketbol Şampiyonası-1
Dünya Basketbol Şampiyonası-1 PDF Yazdır E-posta
Yazar Cem Aydın   
Çarşamba, 06 Şubat 2008
A GRUBU: Arjantin bildiğiniz gibi,peki ya diğerleri?..


Arjantin(5-0):Gruptaki tüm maçlarını kazanan Arjantin,Sırbistan maçında biraz

zorlanmasına rağmen diğer karsılasmalarda üstün bir görüntü çizdi.Sert savunmasıyla

maçlarını yaklasık 31 sayı ortalamayla kazanan Tangocular,özellikle Lübnan ve Venezuela

maçlarında da birçok oyuncusunu dinlendirme fırsatı buldu.Spurslü

Gınobılı(13.8sayı,2.8ribaunt,2.8asist)ve Bulls`da oyununu önemli ölçüde ilerleten Andres

Nocioni`nin(13sayı,4.8ribaunt)skorer oyunlarına belki de Avrupa`nın en iyi uzunu olan

Scola`nın(15.8sayı,7.2ribaunt,1.8asist,1.6top çalma) da potaaltından mükemmel bir destek

vermesi bu performansın baslıca etmenlerindendi.Ayrıca Oberto`nun fizik gücü ve ribauntlara

katkısı,6.8asist ortalamasıyla takımını çok iyi yöneten Juan Sachez,benchden gelerek oyuna

direkt katkı yapan ve oldukça istekli görünen,eslesmesi çok zor bir oyuncu Hermann,daha çok

savunmacı kimliğiyle tanınıp all-around bir görüntü çizen Delfıno ile Oberto ve Scola`nın

arkasında fena is çıkarmayan tecrübeli Wolkowısky,Arjantin`in en dikkat çeken isimleriydi.

Fransa(3-2):Parker`ın sakatlanmasıyla soka

uğrayan ve büyük güç kaybeden Fransa,oynadığı 5

maçın 3`ünü kazanmayı basardı.Çok genis ve genç

bir kadroya sahip olan Fransa Dıaw-Pıetrus-

Gelabale üçlüsünün atletik özelliklerini arka alan

savunmasına çok iyi yansıttı.Ancak potaaltı

savunmasında hala zaafları olduğu açıkça

görüldü.Sırbistan maçının sonlarını çok iyi bir

sekilde oynamaları,tecrübesiz olduklarından sürekli

baslarını yakan"kritik anları iyi

oynayamama"sorununu biraz olsun ass

olduklarını gösterdi ama Lübnan`a karsı aldıkları

sürpriz yenilgi hala istikrar sorunu çektiklerini kanıtladı.Hücumda Parker`ı inanılmaz derecede

ararlarken en kötü hücum eden üçüncü,en kötü üçlük atan birinci takım oldular.Ancak yine de

en çok hücum ribaundu alan ikinci takım olarak bu handikaplarını bir bakıma telafi ettiler.Dıaw

12.6sayı,5.8ribaunt,2.6asist ortalamalarıyla takımın liderliğini üstlenirken;11.2sayı,6.6ribauntla

oynayan atletik PF Florent Pietrus potaaltındaki en etkili isimdi.Tecrübeli Weıs`ın da özellikle

Sırbistan maçındaki 11sayı,7ribauntluk katkısı çok kritikti.

Nijerya(2-3):Grubun 2 galibiyetli 3 takımından biri olan Nijerya,averajla üçüncü sırada

kendine yer buldu.Atletik yapıları ve tempolu basketbollarıyla birçok takıma sorun yasatan

Nijerya`nın,Venezuela`ya tek galibiyetini aldrması da ilginç.Skorer Ebi Ere`nin 12.2sayı ve yine

skorer olmasının yanında çok yönlü oyunuyla da dikkat çeken,belki de grup maçlarının en iyi

10 oyuncusundan biri olan Ime Udoka`nın 15.4sayı,5.6ribaunt,4asistlik performansı takımı ikinci

tura tasırken,potaaltında özellikle ribaunt gücüyle etkili olan Ibekwe ve takımın en tecrübeli ismi

Nwosu`nun(7.2sayı,3ribaunt)formu çok belirleyici oldu.Sutör 3 numaraları Awojobi ise

beklentilerin altında kaldı.

Sırbistan(2-3): Kabus gibi bir Nijerya yenilgisiyle sampiyonaya baslayan

Sırbistan,Arjantin ile Fransa`ya da kaybetti ve ancak 2 galibiyet alabildi.NBA oyuncularından

yoksun genç bir kadroyla turnuvaya gelen Sırplar`da en etkili isimler

19.8sayı,3.6ribaunt,2asistle takımın skor yükünü çeken Rakocevıc ile ilk maçtaki kötü

performansından sonraki önyargılarımı ağzıma

tıkayan;15.8sayı,8.2ribaunt(5.),1.6asist,2.8blok(1.)luk performansıyla Mılıcıc oldu.(Arjantin`e

karsı 24sayı,12ribaunt,2asist,2blok)Bana göre grup maçlarındaki basarısızlıklarının en önemli

nedeni,Rakovevıc`ten sonraki en iyi iki arka alan oyuncuları

Avdalovıc ve özellikle Euroleague`de en iyi genç oyuncular

arasına girip sutör kimliği ve savunma önsezileriyle

sivrilen,benim de sitilini çok beğendiğim Trıpkovıc`in birçok

maçta etkisiz kalmasıydı.

Lübnan(2-3): El Khatıb`in 35sayı,8ribauntluk

performansıyla Venezuela`yı;29sayı,4ribaunt,4top çalmalık

performansıyla Fransa`yı deviren Lübnan, eğer averajda

biraz daha sanslı olsaydı, turnuvanın en büyük sürprizine

imza atacaktı. Ama tüm savunmacılara eslesme problemi

yaratan Khatıb ve doğru düzgün tek potaaltı oyuncuları

Vogel`in her maç takımlarını sırtlamaları pek kolay değil. En kötü hucüm eden 4. takım

olmalarının da etkisiyle gruptan çıkamadılar. Yine de savaslarla çok zor durumda kalan Lübnan

halkına en azından birkaç mutlu an yasattılar.

Venezuela(1-4): Sadece takımın en büyük skor gücü Diaz`ın 24sayıya ulasğı Nijerya

maçını kazanan Venezuela, hele izleme fırsatı bulduğumuz Arjantin maçındaki ruhsuz oyunuyla

benim gözümde en antipatik takımlardan biri oldu. En az sayı üreten 4.ekip olan Venezuela`da,

takımın lideri Oscar Torres`in ve grup maçlarının 11.4 ortalamayla dönen top kralı olan

Lugo`nun(ki %37saha içi isabet bir uzun için çok kötü)oyunları da Venezuela`nın üst tura

çıkmasına yetmedi.

B GRUBU: İspanya Güle Oynaya...

İspanya(5-0): En az Arjantin kadar rahat bir görüntü

çizen İspanya, maçlarını ortalama 30 sayı farkla kazanarak

yenilgisiz ikinci tura çıktı. Tempolu basketbolları, baskılı

savunmaları ve sutör kimlikleriyle komple bir oyun

sergileyen İspanya`da, Gasol dısında neredeyse tüm

oyuncuların dıs sut silahı olması onları daha büyük bir

tehdit haline getirdi. Oyun kurucuları Jose Calderon`un

6.8sayı,4.4asist,2.2ribaunt ortalamaları çok etkileyici

olmasa da oyunun temposunu istediği sekilde

yükseltmesi, sürekli içeriyi zorlaması ve özellikle Almanya

maçındaki 20sayı,6asistlik performansı çok iyiydi.

Calderon`un gelmesiyle beraber asıl yeri 2 numaraya

çekilen Navarro da 14.6sayı,2.2ribaunt,2.4asist

ortalamalarıyla skorer kimliğini ön plana çıkardı. Pau

Gasol(21.4sayı,8ribaunt,2blok,1.6asist,%69saha içi isabet)ve dıs uzun Jorge

Garbajosa(13sayı,6ribaunt,1.2asist)mükemmel bir ikili olustururken, benchden gelip hızlı, atlet

ve delici oyunuyla Rudy Fernandez, savunmacı ve nokta sutör kimliğiyle Alex Mumbru da

yaptıkları katkılarla dikkat çektiler. En çok skor yapan ikinci, en yüksek yüzdeyle sut kullanan

birinci takım olmaları da, hücumda ne kadar etkin olduklarını kanıtladı.

Almanya(4-1): İspanya maçı dısında çok

zorlandıklarını söyleyemeyiz, ama Angola maçında ecel

terleri dökmeleri de eski güçlerinde olmadıklarını

gösterdi. Özellikle guard üçlüsü Hermann-Mithat-Roller

savunmada gayretli olsalar da hücumda ortalama toplam

12,4 sayı üretmeleri ve İspanya maçında görüldüğü gibi

baskılı savunmalar karsısında oyun kurmakta

zorlanmaları takıma sıkıntılı anlar yasattı. Ayrıca

Femerling`in(7.2sayı,3.8ribaunt)yerinde çakılı oynayıp

ikili oyunlara yardım etmemesi ayrı bir handikap

olusturdu.(kendisine çok top indirildiğini de

söyleyemeyiz) Nowıtzkı İspanya maçında yorgun bir

görüntü çizse de 24.8sayı,10.6ribaunt,3.4asist ortalamalarıyla takımını sırtlamaya devam etti.

Özellikle dip çizgilerden bulduğu üçlüklerle etkili olan atlet Grene(12.2 sayı), güçlü fiziği ve

ribauntlara katkısıyla Okulaja (10.4 sayı 6.6 ribaund) takımın diğer önemli isimleri oldular.

sük sut yüzdesi ve kötü sut tercihleri Mithat`ın dakikalarının azalmasına sebep oldu.

Angola(3-2): Atletik yapıları ve sutör kimlikleri, inatçı karakterleriyle birlesince Angola

üçüncü sırayı alarak ikinci tura yükseldi. En çok sayı üreten 4.takım olmaları da, pekçok hücum

silahları olduğunu gösterdi. Takımın en büyük yıldızı Lutonda beklentileri karsılayamamasına

rağmen potaaltını tek basına sırtlayan Joaquım Gomes(16sayı,8.6ribaunt)ile skorer oyuncuları

Mingus(15.8sayı,7.6ribaunt)ve Olımpıa Cıprıano`nun(14.2sayı,4.2ribaunt-Almanya maçı

33sayı,5ribaunt,3asist)üstün gayretleri sonucu Angola hiç ummadığı bir sıradan ikinci tura

çıkmayı basardı.

Yeni Zelanda(2-3): Üçgen hücum sistemini benimsemesi bakımından benim gözümde

ayrı bir yeri olan Tad Baldwın`in takımı Yeni Zelanda, beklentileri karsılayamadı. Özellikle oyun

kurucuları Mark Dıckel`ın 3 maç ceza alıp diğer 2 maçta da varlık gösterememesi, skorer

oyuncuları Phılıpp Jones`un 6.4sayı ortalamasında kalması ve potaaltının önemli isimlerinden

Sean Marks`ın takıma katılmaması kötü performanslarının önemli nedenlerindendi. Maccabili

forvet Kırk Penney 14.2sayı ortalamasıyla hücumun en önemli ismi oldu. Ancak uzunlar

Cameron(13.8sayı,4.4ribaunt)ve Bradshaw`ın(11.4sayı,6.4ribaunt)daha çok dıs uzun gibi

oynamaları potaaltı sertliğinin sağlanamamasına neden oldu. En az ribaunt alan üçüncü, en az

blok yapan birinci takım olmaları da bunu kanıtlıyor.

Japonya(1-4): Seyirci desteği ve istekli oyunlarına rağmen, çok kısa bir takım olmaları,

neredeyse tüm fiziksel mücadelelerde yenilmeleri, atletik özelliklerinin hiç olmaması onları bir

galibiyette bıraktı. Yuta Tabuse`nin yokluğunu çok arayan Japonya`da 12.2sayı ortalamasıyla

Orimo en etkili isim olurken,ribaunt ortalaması en yüksek oyuncu Takouchi`nin 5.2 rakamında

kalması,pota altında ne kadar büyük sorunlar yasamıs olduklarını da göstermis oldu.

Panama(0-5): Bana göre turnuvanın en ilginç takımıydı. Hele oynadıkları bir Japonya

maçı var ki,ribauntlarda 42-19 gibi ezici bir üstünlük sağlamalarına rağmen 17 sayı farkla

yenilmeleri, 27 top kaybı yapıp %20 ile hücum etmeleri,takım olmaktan ne kadar uzak

olduklarını ve kafalarında basketbolun olmadığını kanıtlar cinstendi.Grup maçlarının en az sayı

üreten 3.takımı olan Panama`da Douglas 13.2sayı,3.8ribaunt,1.8asist rakamlarıyla takımın en

etkili ismiydi.Ed Cota ve en büyük yıldızları Lloreda ise hayal kırıklığı yarattı.

C GRUBU: Ölüm Grubu`nun Galibi Yunanistan...

Yunanistan(5-0): Eurobasket 2005 sampiyonu Yunanistan, sert ve baskılı savunmasıyla

galibiyetler almaya devam etti. Grubunu yenilgisiz lider kapatan Yunanistan, üst düzey

savunmasına rağmen hücumda çok büyük sıkıntılar yasadı. Özellikle dıs atıslarda(Türkiye maçı

hariç)önemli problemlerle karsılastılar ancak geriye

stükleri tüm karsılasmalarda ne yapıp ne edip bir sekilde

toparlanmayı basarmaları ve maç sonlarını mükemmel

oynamaları sayesinde yenilgi almadan ikinci tura çıktılar.

Oyun kurucuları Dıamantıdıs yaptığı müthis baskılı

savunmasıyla rakip guardlara ecel terleri döktürürken 4,2 top

çalma ortalamasıyla da bu kategoride açık ara farkla birinci

sırada yer aldı. İyi bir pasör olan pivotları

Papadapoulos(9.8sayı,3.2ribaunt),BabyShaq

Schortsıanıtıs(3.8sayı)potaaltında istikrarsız ve ribauntlarda

etkisiz bir görüntü çizerek beklentilere cevap veremediler.

Süre verildiğinde iyi isler yapan

Dıkoudis`in(8sayı,2.6ribaunt)neden az oynatıldığını da merak

ediyorum. Bunların dısında daha çok bir dıs uzun gibi

oynayan Fotsis(11.2sayı,4.4ribaunt)takımın en skorer ismi

olurken, savunması ve görev adamı kimliğiyle yine görevini

iyi bir sekilde yerine getiren, Euroleague`de geçtiğimiz sezonun Fınal-Four MVP`si Papaloukas

da(8.6sayı,2.4asist,2top çalma)istatistiklere yansımasa da takımının en etkili isimlerindendi.

Penetreleriyle ünlü Spanoulis ise(10.6sayı,1.8top çalma,1.6ribaunt,1.4asist)özellikle takımın dıs

sut zaafı yasadığı anlarda içeriyi zorlama, takımı komuta edip bos adamı bulma gibi en iyi

yaptığı islerde çizgisinin altında kaldı.

Türkiye(4-1): Beklentilerin çok üstünde bir performans sergileyen milli takımımız, tek

yenilgisini Yunanistan`a karsı aldı. Oyununda büyük bir gelisme olduğu açıkça görülen Türkiye,

tüm maçlarında baskılı ve akıllı savunmasıyla ön plana çıkarken, el üzerinden değil de bos

kalınca üçlüklere yönelerek, sürekli içeriden oynamaya gayret ederek ve maç sonlarını

soğukkanlılığını koruyup çok iyi oynayarak eski alıskanlıklarından kurtulmus olduğunu da

gösterdi. Ancak PG pozisyonundaki sorun nedeniyle birçok kez oyun kurmakta zorlandık ve

Serkan’la çözüm aradığımız bu açığımızdan özellikle Yunanistan çok iyi yararlandı. Ayrıca grup

maçlarının en çok blok yapan 5.takımı olmamıza rağmen pota altı savunmamızın da çok iyi

olduğunu düsünmüyorum. Bilhassa Yunanistan maçında Schortsıanıtıs ve Papadapoulos`a en

iyi maçlarını yasatmamız iyi bir isaret değildi. Takımımızda Serkan Erdoğan 12.4 ortalamayla en

skorer oyuncumuz olurken Yunanistan maçındaki 30sayılık performansı dikkat çekiciydi.

Kerem Gönlüm(10.2sayı,6ribaunt)ribauntlarda ve alçak post oyunlarında çok etkili olurken,

Kaya (8.2sayı,6ribaunt) Ermal (6sayı,2.8ribaunt,2asist)ve bloklarıyla itici güç olan Fatih Solak

Gönlüm`e pota altında destek oldular. Hakan ve Ender`in çok etkisiz kaldığı(ama Ender`in kritik

anlarda eli titremeden bulduğu dıs isabetleri unutmayalım)PG pozisyonunda Engin`in

performansı ümit vericiydi. Ersan İlyasova 8sayı,2.6ribaunt,1.6top çalma ortalamaları, düzgün

bileği, sağlam fiziğiyle durdurulması zor ve savunma gücü olan bir oyuncu olarak 3 numara

eksiğimizi fazlasıyla kapatırken kaptan İbrahim atesleyici üçlükleri ve birlestirici özelliğiyle kilit

oyuncumuz oldu.

Litvanya(3-2): Bir ekol basketbolu olmalarına rağmen oyun

kurmakta, ikili oyunlarda ve fast break bitiriciliğinde

Jasıkevıcıus`u,skor üretmede zorlandıklarında önemli hücum silahları

Sıskauskas`ı çok arayan Litvanya`yı ayakta tutan hala iyi savunma

yapmaları ve etkili potaaltı rotasyonlarıydı. Eski formundan uzak bir

görüntü çizse de takımın hücumdaki birinci opsiyonu

Macijauskas(17.6sayı,3.6ribaunt,3.4asist)hem skorer oyunuyla hem de

Jasıkevıcıus`un yerini doldurmaya çalısmasıyla gerçekten çok zor bir

görev üstlendi.Savunma gücü(Euroleague`de geçen sezon blok

kralıydı)ve de boyalı alan dısından bulduğu sayılarla eslesme

problemi olusturan

D.Lavrınovıc(9.4sayı,4.8ribaunt,2asist,1blok),birçok maçta rakip

potaaltını karartan Darıus Songaıla(12.4sayı,6.2ribaunt)ve ön alan

savunmasının bel kemiklerinden Javtokas Litvanya`yı tasıyan diğer

isimlerdi.

Avustralya(2-3): İlk gün Brezilya`yı yenerek büyük bir sürprize imza atan Avustralya,

son sıradan da olsa ikinci tura çıkmayı basardı. Oyun konsantrasyonlarını tüm maça

yaymalarının, mücadeleci yapılarının ve dıs sutlarda yakaladıkları yüksek isabet oranının

karsılığını alarak çok iyi bir basarı elde ettiler. Özellikle takımın en önemli ikinci oyuncusu,

CSKA formasıyla çok iyi bir sezon geçiren,Avrupa`nın en iyi pota altı oyuncularından,sert ve

orta mesafe sutu olan Davıd Andersen olmadan bunu gerçeklestirmeleri,basarıyı daha değerli

kılıyor.PG C.J Bruton hızlı ilk adımı,atletik yapısı ve kaçırmak bilmediği dıs sutlarıyla(13sayı

ort.)takımının en skorer ismi olurken,oyunundan çok yaptığı hareketlerle gündeme gelen

Bogut(11.4sayı,6.2ribaunt,2.4asist)yine de takımının pota altı islerini yüklenen en önemli

oyuncu oldu.MacKınnon(all-around bir formu vardı),Smıth ve Worthıngton da sutör oyunlarıyla

takıma sınıf atlatan isimlerdi.

Brezilya(1-4): Sadece Katar maçını kazanabilen madalya adayı Brezilya, kafa olarak hiç

hazır olmadığı sampiyonada büyük hayal kırıklığı yarattı. Sert savunmalarını kopuk bir sekilde

uygulamaları ve sutör arka alan oyuncularının felaket yüzdelerle oynamaları bu basarısızlığın

en büyük nedenleri olarak göze çarptı. Geleceğin en önemli uzunlarından Tıago

Splıtter(16.4sayı,6.6ribaunt)ve Cleveland pivotu Anderson Varejao(9sayı,7.4ribaunt)pota altında

hareketli,çabuk,sert ve ikili oyunlarıyla herseyi yapsalar da sonuç alamadılar.Phoenıx`in

yıldızı,2002 Dünya Sampiyonası`nın sayı kralı Leandro Barbosa sadece 13.2 sayı ortalamasıyla

oynadı ve bire birde geçemediği adam olmamasına rağmen devamlı dıs atıslara yönelmesiyle

beklentileri bosa çıkardı.Machado ve Gıovannonı de kaçırdıkları sutlarla saç bas yoldurdular.En

sevdiğim oyunculardan Alex Garcıa`ya da üzüldüm doğrusu...

Katar(0-5): Grup maçlarının en az sayı üreten,en çok top kaybeden ve rakiplerine

ortalama 29 sayı farkla yenilen Katar`ı değerlendirmeye gerek yok sanırım.Hiçbir varlık

gösteremediler.Yunanistan karsısında 14 sayı öne geçip 20 sayı farkla yenilmelerini

unutmamak lazım tabi..!

D GRUBU: Pardon,ABD`nin Grubu!!.

ABD(5-0): Maçlarını ortalama 38 sayı farkla kazanarak yenilgisiz ikinci tura çıkan ABD`nin

tek zorlandığı takım İtalya`ydı.Ancak bu maç da Elton Brand`i

hatırlamaları açısından iyi oldu.Yaptıkları sert ve topa baskıya

dayanan savunmalarıyla yenemeyecekleri takım olmadığını

gösterdiler.Ancak çok iyi sutörlere sahip olmamalarına rağmen

gereğinden fazla üçlük kullanmaları ve gerçek bir pivotları

olmamasının da etkisiyle potaaltını çok iyi kullanamamaları eksi

puanlar olarak hanelerine yazıldı.Yine de durdurulamayan arka alan

oyuncuları ve rakiplerine yarattıkları bariz atletik farkla korkutucu bir

görüntü çizdiler.Grup maçlarının en çok sayı atan,en çok top çalan ve

en az top kaybı yapan birinci,en çok asist yapan ikinci takımı

oldular.Yeterli mi?Takımın skor yükünü

Carmelo(19.6sayı,3.4ribaunt)ve Wade(17sayı,2.4ribaunt)üstlenirken

bencil oynayacağı düsünülen LeBron 14 sayı ortalama tutturdu ve 3.4

asistle de takımın en çok asist yapan ikinci oyuncusu

oldu.9sayı,6.8asist rakamlarıyla Chrıs Paul takımını çok iyi yönetirken,potaaltı

oyuncularının(Brand+Mıller+Howard+Bosh)maç basına toplam 14ribaunt alabilmesi ilginçti.

İtalya(4-1): Çok rahat galibiyetler aldıklarını

söyleyemeyiz.Bilhassa kazandıkları Slovenya ve Porto Riko

maçlarında çok zorlandılar.Bunda da,oyun sistemlerinin

temelini olusturan dıs atıslarda istedikleri yüzdeyi

yakalayamamaları en büyük etken oldu.Ayrıca takımın liderleri

diyebileceğimiz Gıanluca Basıle(7.2sayı,2.8ribaunt,1.8asist)ve

Avrupa`nın en iyi genç oyuncularından Marco Belınellı`nin

(14.4sayı, 1.6ribaunt, 1.4asist)bir maç 25sayıya ulasıp,diğer

maç çift haneli sayılara dahi erisememesinden kaynaklanan

istikrarsızlık da baslarını çok ağrıttı.Ancak benchden gelen

Soragna`nın takıma yaptığı müthis katkı(11.4sayı,2.4asist,2ribaunt)ve benim en beğendiğim

Avrupa uzunlarından Gıglı(6.2sayı,2.8ribaunt)ile içeriye rahatça penetre etme özelliği olan Dı

Bella`nın kritik performansları ve veteran Marconato`nun ribauntlara yaptığı ekstra katkılar

İtalya`nın zor da olsa 4/5 yapmasını sağladı.Disiplinli oyunları ve birebir savunmadaki