|
A GRUBU: Arjantin bildiğiniz gibi,peki ya diğerleri?..
Arjantin(5-0):Gruptaki tüm maçlarını kazanan Arjantin,Sırbistan maçında biraz zorlanmasına rağmen diğer karsılasmalarda üstün bir görüntü çizdi.Sert savunmasıyla maçlarını yaklasık 31 sayı ortalamayla kazanan Tangocular,özellikle Lübnan ve Venezuela maçlarında da birçok oyuncusunu dinlendirme fırsatı buldu.Spurslü Gınobılı(13.8sayı,2.8ribaunt,2.8asist)ve Bulls`da oyununu önemli ölçüde ilerleten Andres Nocioni`nin(13sayı,4.8ribaunt)skorer oyunlarına belki de Avrupa`nın en iyi uzunu olan Scola`nın(15.8sayı,7.2ribaunt,1.8asist,1.6top çalma) da potaaltından mükemmel bir destek vermesi bu performansın baslıca etmenlerindendi.Ayrıca Oberto`nun fizik gücü ve ribauntlara katkısı,6.8asist ortalamasıyla takımını çok iyi yöneten Juan Sachez,benchden gelerek oyuna direkt katkı yapan ve oldukça istekli görünen,eslesmesi çok zor bir oyuncu Hermann,daha çok savunmacı kimliğiyle tanınıp all-around bir görüntü çizen Delfıno ile Oberto ve Scola`nın arkasında fena is çıkarmayan tecrübeli Wolkowısky,Arjantin`in en dikkat çeken isimleriydi. Fransa(3-2):Parker`ın sakatlanmasıyla soka uğrayan ve büyük güç kaybeden Fransa,oynadığı 5 maçın 3`ünü kazanmayı basardı.Çok genis ve genç bir kadroya sahip olan Fransa Dıaw-Pıetrus- Gelabale üçlüsünün atletik özelliklerini arka alan savunmasına çok iyi yansıttı.Ancak potaaltı savunmasında hala zaafları olduğu açıkça görüldü.Sırbistan maçının sonlarını çok iyi bir sekilde oynamaları,tecrübesiz olduklarından sürekli baslarını yakan"kritik anları iyi oynayamama"sorununu biraz olsun asmıs olduklarını gösterdi ama Lübnan`a karsı aldıkları sürpriz yenilgi hala istikrar sorunu çektiklerini kanıtladı.Hücumda Parker`ı inanılmaz derecede ararlarken en kötü hücum eden üçüncü,en kötü üçlük atan birinci takım oldular.Ancak yine de en çok hücum ribaundu alan ikinci takım olarak bu handikaplarını bir bakıma telafi ettiler.Dıaw 12.6sayı,5.8ribaunt,2.6asist ortalamalarıyla takımın liderliğini üstlenirken;11.2sayı,6.6ribauntla oynayan atletik PF Florent Pietrus potaaltındaki en etkili isimdi.Tecrübeli Weıs`ın da özellikle Sırbistan maçındaki 11sayı,7ribauntluk katkısı çok kritikti. Nijerya(2-3):Grubun 2 galibiyetli 3 takımından biri olan Nijerya,averajla üçüncü sırada kendine yer buldu.Atletik yapıları ve tempolu basketbollarıyla birçok takıma sorun yasatan Nijerya`nın,Venezuela`ya tek galibiyetini aldrması da ilginç.Skorer Ebi Ere`nin 12.2sayı ve yine skorer olmasının yanında çok yönlü oyunuyla da dikkat çeken,belki de grup maçlarının en iyi 10 oyuncusundan biri olan Ime Udoka`nın 15.4sayı,5.6ribaunt,4asistlik performansı takımı ikinci tura tasırken,potaaltında özellikle ribaunt gücüyle etkili olan Ibekwe ve takımın en tecrübeli ismi Nwosu`nun(7.2sayı,3ribaunt)formu çok belirleyici oldu.Sutör 3 numaraları Awojobi ise beklentilerin altında kaldı. Sırbistan(2-3): Kabus gibi bir Nijerya yenilgisiyle sampiyonaya baslayan Sırbistan,Arjantin ile Fransa`ya da kaybetti ve ancak 2 galibiyet alabildi.NBA oyuncularından yoksun genç bir kadroyla turnuvaya gelen Sırplar`da en etkili isimler 19.8sayı,3.6ribaunt,2asistle takımın skor yükünü çeken Rakocevıc ile ilk maçtaki kötü performansından sonraki önyargılarımı ağzıma tıkayan;15.8sayı,8.2ribaunt(5.),1.6asist,2.8blok(1.)luk performansıyla Mılıcıc oldu.(Arjantin`e karsı 24sayı,12ribaunt,2asist,2blok)Bana göre grup maçlarındaki basarısızlıklarının en önemli nedeni,Rakovevıc`ten sonraki en iyi iki arka alan oyuncuları Avdalovıc ve özellikle Euroleague`de en iyi genç oyuncular arasına girip sutör kimliği ve savunma önsezileriyle sivrilen,benim de sitilini çok beğendiğim Trıpkovıc`in birçok maçta etkisiz kalmasıydı. Lübnan(2-3): El Khatıb`in 35sayı,8ribauntluk performansıyla Venezuela`yı;29sayı,4ribaunt,4top çalmalık performansıyla Fransa`yı deviren Lübnan, eğer averajda biraz daha sanslı olsaydı, turnuvanın en büyük sürprizine imza atacaktı. Ama tüm savunmacılara eslesme problemi yaratan Khatıb ve doğru düzgün tek potaaltı oyuncuları Vogel`in her maç takımlarını sırtlamaları pek kolay değil. En kötü hucüm eden 4. takım olmalarının da etkisiyle gruptan çıkamadılar. Yine de savaslarla çok zor durumda kalan Lübnan halkına en azından birkaç mutlu an yasattılar. Venezuela(1-4): Sadece takımın en büyük skor gücü Diaz`ın 24sayıya ulastığı Nijerya maçını kazanan Venezuela, hele izleme fırsatı bulduğumuz Arjantin maçındaki ruhsuz oyunuyla benim gözümde en antipatik takımlardan biri oldu. En az sayı üreten 4.ekip olan Venezuela`da, takımın lideri Oscar Torres`in ve grup maçlarının 11.4 ortalamayla dönen top kralı olan Lugo`nun(ki %37saha içi isabet bir uzun için çok kötü)oyunları da Venezuela`nın üst tura çıkmasına yetmedi. B GRUBU: İspanya Güle Oynaya... İspanya(5-0): En az Arjantin kadar rahat bir görüntü çizen İspanya, maçlarını ortalama 30 sayı farkla kazanarak yenilgisiz ikinci tura çıktı. Tempolu basketbolları, baskılı savunmaları ve sutör kimlikleriyle komple bir oyun sergileyen İspanya`da, Gasol dısında neredeyse tüm oyuncuların dıs sut silahı olması onları daha büyük bir tehdit haline getirdi. Oyun kurucuları Jose Calderon`un 6.8sayı,4.4asist,2.2ribaunt ortalamaları çok etkileyici olmasa da oyunun temposunu istediği sekilde yükseltmesi, sürekli içeriyi zorlaması ve özellikle Almanya maçındaki 20sayı,6asistlik performansı çok iyiydi. Calderon`un gelmesiyle beraber asıl yeri 2 numaraya çekilen Navarro da 14.6sayı,2.2ribaunt,2.4asist ortalamalarıyla skorer kimliğini ön plana çıkardı. Pau Gasol(21.4sayı,8ribaunt,2blok,1.6asist,%69saha içi isabet)ve dıs uzun Jorge Garbajosa(13sayı,6ribaunt,1.2asist)mükemmel bir ikili olustururken, benchden gelip hızlı, atlet ve delici oyunuyla Rudy Fernandez, savunmacı ve nokta sutör kimliğiyle Alex Mumbru da yaptıkları katkılarla dikkat çektiler. En çok skor yapan ikinci, en yüksek yüzdeyle sut kullanan birinci takım olmaları da, hücumda ne kadar etkin olduklarını kanıtladı. Almanya(4-1): İspanya maçı dısında çok zorlandıklarını söyleyemeyiz, ama Angola maçında ecel terleri dökmeleri de eski güçlerinde olmadıklarını gösterdi. Özellikle guard üçlüsü Hermann-Mithat-Roller savunmada gayretli olsalar da hücumda ortalama toplam 12,4 sayı üretmeleri ve İspanya maçında görüldüğü gibi baskılı savunmalar karsısında oyun kurmakta zorlanmaları takıma sıkıntılı anlar yasattı. Ayrıca Femerling`in(7.2sayı,3.8ribaunt)yerinde çakılı oynayıp ikili oyunlara yardım etmemesi ayrı bir handikap olusturdu.(kendisine çok top indirildiğini de söyleyemeyiz) Nowıtzkı İspanya maçında yorgun bir görüntü çizse de 24.8sayı,10.6ribaunt,3.4asist ortalamalarıyla takımını sırtlamaya devam etti. Özellikle dip çizgilerden bulduğu üçlüklerle etkili olan atlet Grene(12.2 sayı), güçlü fiziği ve ribauntlara katkısıyla Okulaja (10.4 sayı 6.6 ribaund) takımın diğer önemli isimleri oldular. Düsük sut yüzdesi ve kötü sut tercihleri Mithat`ın dakikalarının azalmasına sebep oldu. Angola(3-2): Atletik yapıları ve sutör kimlikleri, inatçı karakterleriyle birlesince Angola üçüncü sırayı alarak ikinci tura yükseldi. En çok sayı üreten 4.takım olmaları da, pekçok hücum silahları olduğunu gösterdi. Takımın en büyük yıldızı Lutonda beklentileri karsılayamamasına rağmen potaaltını tek basına sırtlayan Joaquım Gomes(16sayı,8.6ribaunt)ile skorer oyuncuları Mingus(15.8sayı,7.6ribaunt)ve Olımpıa Cıprıano`nun(14.2sayı,4.2ribaunt-Almanya maçı 33sayı,5ribaunt,3asist)üstün gayretleri sonucu Angola hiç ummadığı bir sıradan ikinci tura çıkmayı basardı. Yeni Zelanda(2-3): Üçgen hücum sistemini benimsemesi bakımından benim gözümde ayrı bir yeri olan Tad Baldwın`in takımı Yeni Zelanda, beklentileri karsılayamadı. Özellikle oyun kurucuları Mark Dıckel`ın 3 maç ceza alıp diğer 2 maçta da varlık gösterememesi, skorer oyuncuları Phılıpp Jones`un 6.4sayı ortalamasında kalması ve potaaltının önemli isimlerinden Sean Marks`ın takıma katılmaması kötü performanslarının önemli nedenlerindendi. Maccabili forvet Kırk Penney 14.2sayı ortalamasıyla hücumun en önemli ismi oldu. Ancak uzunlar Cameron(13.8sayı,4.4ribaunt)ve Bradshaw`ın(11.4sayı,6.4ribaunt)daha çok dıs uzun gibi oynamaları potaaltı sertliğinin sağlanamamasına neden oldu. En az ribaunt alan üçüncü, en az blok yapan birinci takım olmaları da bunu kanıtlıyor. Japonya(1-4): Seyirci desteği ve istekli oyunlarına rağmen, çok kısa bir takım olmaları, neredeyse tüm fiziksel mücadelelerde yenilmeleri, atletik özelliklerinin hiç olmaması onları bir galibiyette bıraktı. Yuta Tabuse`nin yokluğunu çok arayan Japonya`da 12.2sayı ortalamasıyla Orimo en etkili isim olurken,ribaunt ortalaması en yüksek oyuncu Takouchi`nin 5.2 rakamında kalması,pota altında ne kadar büyük sorunlar yasamıs olduklarını da göstermis oldu. Panama(0-5): Bana göre turnuvanın en ilginç takımıydı. Hele oynadıkları bir Japonya maçı var ki,ribauntlarda 42-19 gibi ezici bir üstünlük sağlamalarına rağmen 17 sayı farkla yenilmeleri, 27 top kaybı yapıp %20 ile hücum etmeleri,takım olmaktan ne kadar uzak olduklarını ve kafalarında basketbolun olmadığını kanıtlar cinstendi.Grup maçlarının en az sayı üreten 3.takımı olan Panama`da Douglas 13.2sayı,3.8ribaunt,1.8asist rakamlarıyla takımın en etkili ismiydi.Ed Cota ve en büyük yıldızları Lloreda ise hayal kırıklığı yarattı. C GRUBU: Ölüm Grubu`nun Galibi Yunanistan... Yunanistan(5-0): Eurobasket 2005 sampiyonu Yunanistan, sert ve baskılı savunmasıyla galibiyetler almaya devam etti. Grubunu yenilgisiz lider kapatan Yunanistan, üst düzey savunmasına rağmen hücumda çok büyük sıkıntılar yasadı. Özellikle dıs atıslarda(Türkiye maçı hariç)önemli problemlerle karsılastılar ancak geriye düstükleri tüm karsılasmalarda ne yapıp ne edip bir sekilde toparlanmayı basarmaları ve maç sonlarını mükemmel oynamaları sayesinde yenilgi almadan ikinci tura çıktılar. Oyun kurucuları Dıamantıdıs yaptığı müthis baskılı savunmasıyla rakip guardlara ecel terleri döktürürken 4,2 top çalma ortalamasıyla da bu kategoride açık ara farkla birinci sırada yer aldı. İyi bir pasör olan pivotları Papadapoulos(9.8sayı,3.2ribaunt),BabyShaq Schortsıanıtıs(3.8sayı)potaaltında istikrarsız ve ribauntlarda etkisiz bir görüntü çizerek beklentilere cevap veremediler. Süre verildiğinde iyi isler yapan Dıkoudis`in(8sayı,2.6ribaunt)neden az oynatıldığını da merak ediyorum. Bunların dısında daha çok bir dıs uzun gibi oynayan Fotsis(11.2sayı,4.4ribaunt)takımın en skorer ismi olurken, savunması ve görev adamı kimliğiyle yine görevini iyi bir sekilde yerine getiren, Euroleague`de geçtiğimiz sezonun Fınal-Four MVP`si Papaloukas da(8.6sayı,2.4asist,2top çalma)istatistiklere yansımasa da takımının en etkili isimlerindendi. Penetreleriyle ünlü Spanoulis ise(10.6sayı,1.8top çalma,1.6ribaunt,1.4asist)özellikle takımın dıs sut zaafı yasadığı anlarda içeriyi zorlama, takımı komuta edip bos adamı bulma gibi en iyi yaptığı islerde çizgisinin altında kaldı. Türkiye(4-1): Beklentilerin çok üstünde bir performans sergileyen milli takımımız, tek yenilgisini Yunanistan`a karsı aldı. Oyununda büyük bir gelisme olduğu açıkça görülen Türkiye, tüm maçlarında baskılı ve akıllı savunmasıyla ön plana çıkarken, el üzerinden değil de bos kalınca üçlüklere yönelerek, sürekli içeriden oynamaya gayret ederek ve maç sonlarını soğukkanlılığını koruyup çok iyi oynayarak eski alıskanlıklarından kurtulmus olduğunu da gösterdi. Ancak PG pozisyonundaki sorun nedeniyle birçok kez oyun kurmakta zorlandık ve Serkan’la çözüm aradığımız bu açığımızdan özellikle Yunanistan çok iyi yararlandı. Ayrıca grup maçlarının en çok blok yapan 5.takımı olmamıza rağmen pota altı savunmamızın da çok iyi olduğunu düsünmüyorum. Bilhassa Yunanistan maçında Schortsıanıtıs ve Papadapoulos`a en iyi maçlarını yasatmamız iyi bir isaret değildi. Takımımızda Serkan Erdoğan 12.4 ortalamayla en skorer oyuncumuz olurken Yunanistan maçındaki 30sayılık performansı dikkat çekiciydi. Kerem Gönlüm(10.2sayı,6ribaunt)ribauntlarda ve alçak post oyunlarında çok etkili olurken, Kaya (8.2sayı,6ribaunt) Ermal (6sayı,2.8ribaunt,2asist)ve bloklarıyla itici güç olan Fatih Solak Gönlüm`e pota altında destek oldular. Hakan ve Ender`in çok etkisiz kaldığı(ama Ender`in kritik anlarda eli titremeden bulduğu dıs isabetleri unutmayalım)PG pozisyonunda Engin`in performansı ümit vericiydi. Ersan İlyasova 8sayı,2.6ribaunt,1.6top çalma ortalamaları, düzgün bileği, sağlam fiziğiyle durdurulması zor ve savunma gücü olan bir oyuncu olarak 3 numara eksiğimizi fazlasıyla kapatırken kaptan İbrahim atesleyici üçlükleri ve birlestirici özelliğiyle kilit oyuncumuz oldu. Litvanya(3-2): Bir ekol basketbolu olmalarına rağmen oyun kurmakta, ikili oyunlarda ve fast break bitiriciliğinde Jasıkevıcıus`u,skor üretmede zorlandıklarında önemli hücum silahları Sıskauskas`ı çok arayan Litvanya`yı ayakta tutan hala iyi savunma yapmaları ve etkili potaaltı rotasyonlarıydı. Eski formundan uzak bir görüntü çizse de takımın hücumdaki birinci opsiyonu Macijauskas(17.6sayı,3.6ribaunt,3.4asist)hem skorer oyunuyla hem de Jasıkevıcıus`un yerini doldurmaya çalısmasıyla gerçekten çok zor bir görev üstlendi.Savunma gücü(Euroleague`de geçen sezon blok kralıydı)ve de boyalı alan dısından bulduğu sayılarla eslesme problemi olusturan D.Lavrınovıc(9.4sayı,4.8ribaunt,2asist,1blok),birçok maçta rakip potaaltını karartan Darıus Songaıla(12.4sayı,6.2ribaunt)ve ön alan savunmasının bel kemiklerinden Javtokas Litvanya`yı tasıyan diğer isimlerdi. Avustralya(2-3): İlk gün Brezilya`yı yenerek büyük bir sürprize imza atan Avustralya, son sıradan da olsa ikinci tura çıkmayı basardı. Oyun konsantrasyonlarını tüm maça yaymalarının, mücadeleci yapılarının ve dıs sutlarda yakaladıkları yüksek isabet oranının karsılığını alarak çok iyi bir basarı elde ettiler. Özellikle takımın en önemli ikinci oyuncusu, CSKA formasıyla çok iyi bir sezon geçiren,Avrupa`nın en iyi pota altı oyuncularından,sert ve orta mesafe sutu olan Davıd Andersen olmadan bunu gerçeklestirmeleri,basarıyı daha değerli kılıyor.PG C.J Bruton hızlı ilk adımı,atletik yapısı ve kaçırmak bilmediği dıs sutlarıyla(13sayı ort.)takımının en skorer ismi olurken,oyunundan çok yaptığı hareketlerle gündeme gelen Bogut(11.4sayı,6.2ribaunt,2.4asist)yine de takımının pota altı islerini yüklenen en önemli oyuncu oldu.MacKınnon(all-around bir formu vardı),Smıth ve Worthıngton da sutör oyunlarıyla takıma sınıf atlatan isimlerdi. Brezilya(1-4): Sadece Katar maçını kazanabilen madalya adayı Brezilya, kafa olarak hiç hazır olmadığı sampiyonada büyük hayal kırıklığı yarattı. Sert savunmalarını kopuk bir sekilde uygulamaları ve sutör arka alan oyuncularının felaket yüzdelerle oynamaları bu basarısızlığın en büyük nedenleri olarak göze çarptı. Geleceğin en önemli uzunlarından Tıago Splıtter(16.4sayı,6.6ribaunt)ve Cleveland pivotu Anderson Varejao(9sayı,7.4ribaunt)pota altında hareketli,çabuk,sert ve ikili oyunlarıyla herseyi yapsalar da sonuç alamadılar.Phoenıx`in yıldızı,2002 Dünya Sampiyonası`nın sayı kralı Leandro Barbosa sadece 13.2 sayı ortalamasıyla oynadı ve bire birde geçemediği adam olmamasına rağmen devamlı dıs atıslara yönelmesiyle beklentileri bosa çıkardı.Machado ve Gıovannonı de kaçırdıkları sutlarla saç bas yoldurdular.En sevdiğim oyunculardan Alex Garcıa`ya da üzüldüm doğrusu... Katar(0-5): Grup maçlarının en az sayı üreten,en çok top kaybeden ve rakiplerine ortalama 29 sayı farkla yenilen Katar`ı değerlendirmeye gerek yok sanırım.Hiçbir varlık gösteremediler.Yunanistan karsısında 14 sayı öne geçip 20 sayı farkla yenilmelerini unutmamak lazım tabi..! D GRUBU: Pardon,ABD`nin Grubu!!. ABD(5-0): Maçlarını ortalama 38 sayı farkla kazanarak yenilgisiz ikinci tura çıkan ABD`nin tek zorlandığı takım İtalya`ydı.Ancak bu maç da Elton Brand`i hatırlamaları açısından iyi oldu.Yaptıkları sert ve topa baskıya dayanan savunmalarıyla yenemeyecekleri takım olmadığını gösterdiler.Ancak çok iyi sutörlere sahip olmamalarına rağmen gereğinden fazla üçlük kullanmaları ve gerçek bir pivotları olmamasının da etkisiyle potaaltını çok iyi kullanamamaları eksi puanlar olarak hanelerine yazıldı.Yine de durdurulamayan arka alan oyuncuları ve rakiplerine yarattıkları bariz atletik farkla korkutucu bir görüntü çizdiler.Grup maçlarının en çok sayı atan,en çok top çalan ve en az top kaybı yapan birinci,en çok asist yapan ikinci takımı oldular.Yeterli mi?Takımın skor yükünü Carmelo(19.6sayı,3.4ribaunt)ve Wade(17sayı,2.4ribaunt)üstlenirken bencil oynayacağı düsünülen LeBron 14 sayı ortalama tutturdu ve 3.4 asistle de takımın en çok asist yapan ikinci oyuncusu oldu.9sayı,6.8asist rakamlarıyla Chrıs Paul takımını çok iyi yönetirken,potaaltı oyuncularının(Brand+Mıller+Howard+Bosh)maç basına toplam 14ribaunt alabilmesi ilginçti. İtalya(4-1): Çok rahat galibiyetler aldıklarını söyleyemeyiz.Bilhassa kazandıkları Slovenya ve Porto Riko maçlarında çok zorlandılar.Bunda da,oyun sistemlerinin temelini olusturan dıs atıslarda istedikleri yüzdeyi yakalayamamaları en büyük etken oldu.Ayrıca takımın liderleri diyebileceğimiz Gıanluca Basıle(7.2sayı,2.8ribaunt,1.8asist)ve Avrupa`nın en iyi genç oyuncularından Marco Belınellı`nin (14.4sayı, 1.6ribaunt, 1.4asist)bir maç 25sayıya ulasıp,diğer maç çift haneli sayılara dahi erisememesinden kaynaklanan istikrarsızlık da baslarını çok ağrıttı.Ancak benchden gelen Soragna`nın takıma yaptığı müthis katkı(11.4sayı,2.4asist,2ribaunt)ve benim en beğendiğim Avrupa uzunlarından Gıglı(6.2sayı,2.8ribaunt)ile içeriye rahatça penetre etme özelliği olan Dı Bella`nın kritik performansları ve veteran Marconato`nun ribauntlara yaptığı ekstra katkılar İtalya`nın zor da olsa 4/5 yapmasını sağladı.Disiplinli oyunları ve birebir savunmadaki |