|
Ve nihayet beklenen turnuva geldi. Avrupa’nın en büyüğünü belirleyecek olan şampiyona… Yıllardır söylenen bir söz vardır : “En iyi oyuncular ABD’den çıkar.” diye. Fakat ABD’de basketbolun kalbi olarak görülen NBA’e baktığımızda, son yıllarda şampiyon olan takımlarda kilit oyuncuların genelde Avrupalı oyuncuların olduğunu görüyoruz. Bunun sonucu olarak da Avrupa basketbolunun NBA basketboluna her geçen gün biraz daha yaklaştığını söyleyebiliriz ve FIBA tarafından 2 senede bir düzenlenen Eurobasket yani Avrupa Basketbol Şampiyonası, bu oyuncularla Avrupa’daki en iyi oyuncuları karşılaştıran bir turnuva oluyor. Bu sene 35’incisi düzenlenecek şampiyona, sürekli gelişen Avrupa basketboluna paralel olarak, kalitesini artırıyor. Bu ay ki yazımızda da şampiyona öncesinde, takımları değerlendireceğiz:
A GRUBU RUSYA Sovyetler Birliği zamanında altın çağlarını yaşayan Rus Milli Takımı, o günlerden sonra çok kan kayıpları yaşadı ve hala da eski görkemli yıllara bir dönüş arıyorlar ancak bu artık çok zor gibi görünüyor. Yine de son yıllarda yetişen oyuncularla, koç David Blatt’la birlikte tekrar bir çıkış arayan Rusya, Andrei Kirilenko’nun da takıma katılmasıyla tekrardan özlemini çektiği yılların umutlarını yeşertmeye başladılar. Fakat Andrei Kirilenko’nun Utah’ta hücumdan çok, savunma ağırlıklı kullanılması hücumda Rusya için dezavantaj olabilir. Bu noktada diğer NBA patentli oyuncu Viktor Khryapa ve Sergey Monya’ya büyük iş düşecektir. CSKA’da aldığı süreleri iyi değerlendiren genç pivot Aleksey Savrasenko da pota altında önemli bir silah olacağı kanısındayım. Oyun kurucu pozisyonundaki JR Holden’in fazla top kullanma isteği Rusya için maçlarda belirleyici faktörlerden birisi olacaktır. Yedeklerden Yaroslav Korolev, Pavel Podkolzin gibi oyuncular da göze batıyor. Sonuç olarak, grupta Yunanistan ve Sırbistan gibi iki güçlü rakibe karşı kazanmaları için olağanüstü çaba harcamaları gerekiyor. SIRBİSTAN Avrupa basketbolunun lokomotif ekiplerinden biri olan Sırbistan, Avrupa şampiyonasını 8 kez kazanmıştır. (1973, 1975, 1977, 1989, 1991, 1995, 1997, 2001). 2002’deki Dünya şampiyonluğunun ardından düşüşe geçen Sırp basketbolu, 2006’daki Dünya Şampiyonası’yla toparlanma sürecine girmeye başladı. Özellikle genç oyuncuların yetişmesiyle Sırplar, Olimpiyat hedefleyen bir kadro kurmaya çalışıyor. Kadroya baktığımızda, TAU’da çok iyi bir sezon geçiren Igor Rakocevic’i, NBA patentli iki yıldızı: Stojakovic ve Krstic’i göremiyoruz. Bir diğer NBA’li pivot Darko Milicic ise Detroit’teki kabus dolu günleri atlatıp NBA’de yavaş yavaş kendini göstermeye başladı ve milli takıma daha tecrübeli olarak geldi. Diğer oyunculara baktığımızda, tecrübeli forvet Gurovic ve guard Jaric, takımı sırtlayacak isimler arasında. Genç oyuncu Milenko Tepic de bu turnuvada kenardan gelip takıma çok yararlı olabilir. Kısacası Sırbistan buraya -Olimpiyatları- hedefleyen bir kadro ile geldi ve bunun için de sonuna kadar mücadele edebilecek oyuncuları var. YUNANİSTAN 2005 yılı, Yunanistan basketbolu için bir kilometre taşının atıldığı yıldı. Herkesi sürprize uğratarak finale çıkan Yunanistan, finalde de Almanya’yı yenerek şampiyon oldu. O günden sora basketbolunda çıtayı hep yükselten Yunanistan, 2006’da Japonya’da Dünya 2.’si oldu. Bu turnuvayadaki başarıdan sonra daha inançlı bir şekilde şampiyonluk parolasıyla hazırlanan Yunanistan gerçek bir yıldızlar topluluğu. Eurolegue’nin en iyi iki guardı Diamantidis ve Papaloukas, takımlarında çok iyi bir sezon geçirdiler. Diamantidis’li Panathinaikos şampiyon olurken, Papaloukas’lı CSKA’da ikinci oldu. NBA’de çok fazla süre alamayan, fakat Avrupa’nın en değerli oyuncuları arasında yer alan Spanoulis’de çok önemli bir hücum faktörü. Pota altında ise tecrübeli Papadopoulos ve 2006’daki ABD maçının kahramanı Schortsianitis çok önemli. Hazırlık turnuvalarına da baktığımızda Yunanistan’ın iyi hazırlandığı görülüyor. Kendi evlerinde oynadıkları Akropolis turnuvasında Litvanya, İtalya, Almanya gibi önemli rakiplere karşı oynayıp şampiyon oldular. Son olarak söylememiz gereken, grubun favorisi oldukları, hatta turnuvanın favorilerinden birisi. B GRUBU HIRVATİSTAN Drazen Petrovic gibi, Avrupa’nın geçmişteki en büyük oyuncusunun ülkesi olan Hırvatistan, 1993 ve 1995’te Avrupa ikincisi olmuştu. Fakat bu yıllardan sonra büyük bir düşüşe geçen Hırvatistan, bir türlü toparlanamadı. Bu seneki hazırlıklarına bakacak olursak; ülkemizde oynadıkları Efes Cup’ta en hazır takım olarak göründüler. Koç Jasmin Repesa elindeki kadroyu gerçekten de çok iyi kullanıyor. Marko Popovic ve Zoran Planinic, guard pozisyonunda gerçekten de rotasyonda müthiş yararlı oynuyor. Onlara pota altında 25 yaşındaki Mario Kasun’da katılınca, çok önemli bir hücum organizasyonuna kavuşuyorlar. Fakat kadroda Nikola Vujcic ve Gordan Giricek’in olmaması onlar için büyük kayıp. Yine de -Olimpiyat- için savaşlarını sonuna kadar sürdüreceklerdir. İSPANYA Turnuvanın en büyük favori-si İspanya… Tarihi büyük başarılarıyla dolu olan İspanya, henüz Eurobasket’te şampiyonluk tadamadı. Fakat bu, onların en iddialı olarak katıldıkları şampiyona olduğu bizlere yansıyor. Bu turnuvaya hazırlanan kadro, 2006’daki Dünya Şampiyonası’ndaki kadrodan çok farklı değil. Şu ana kadar tek eksik, sakat Garbajosa olarak görünüyor. Fakat onun yerine de Barcelona’da iyi bir sezon geçiren Jordi Trias kadroya dahil edildi. İspanya, hücum silahları çok fazla olan, kadroda rotasyon sıkıntısı çekmeyen bir takım. Her bölgede üst düzey oyunculara sahipler. Koç Pepu Hernandez’de bu kadroyu kullanmayı gerçekten çok iyi biliyor. Bu kez şeytanın bacağını kırıp, şampiyonluğa ulaşmak için büyük mücadele verecektir İspanya… LETONYA Letonya, grubun zayıf ekiplerinden biri olarak görülmesine karşın, ikinci tura çıkmak için büyük bir avantajı elinde tutuyor. Şampiyona öncesi katıldıkları Efes Cup’ta, milli takımımızı gerçekten çok zorladılar, ve küçümsenmeyecek bir rakip olduklarını gösterdiler. Ellerindeki sınırlı kaliteye rağmen gerçekten zaman zaman iyi organize olan bir takım olduklarını gösterdiler. 21 yaşındaki NBA’li pivot Andris Biedrins potaaltında göstermiş olduğu caydırıcı blok tehdidi ve alan kapamaları ile Letonya’nın elinde bulundurduğu en büyük koz. Ayrıca büyük bir özveriyle oynamaları ve yardımlaşmalı savunmadaki artılarıda göze çarpan özellikleri. Tabiki bu da özverinin getirmiş olduğu bir takım ruhundan olsa gerek… Şutör guard Valters de, tecrübeli ve kritik şutları soğukkanlılıkla atabilen bir oyuncu. Her ne kadar iyi mücadele etseler de, Letonya diğer takımların kadrolarına bakacak olursak şampiyona klasmanında çok üstlere çıkamayan bir takım olacaktır… PORTEKİZ
Portekiz, basketbolda çok fazla başarısı olan bir ülke olmamakla beraber daha çok futbol ülkesi olarak bilinir. Bu da basketbola yapılması gereken jenerasyon desteğini önüne büyük bir set koymaktadır. Ayrıca bunun sebebi olarakta Portekiz’in son 10 yılda katıldıkları ilk uluslararası turnuva (A klasmanında) olduğunu görmekte dediklerimizi doğrular nitelikte olduğunu sizde görmüştürsünüz... Alttan gereken desteği alamayan Portekiz basketbolu 2006’daki Avrupa Basketbol Şampiyonası elemelerindeki kadrolarından fazla farkı olmayan bir kadroyla hazırlıklarını tamamladı. Portekiz, B grubunun ve turnuvanın en zayıf ülkelerinden. Bir mucize olmazsa turnuvada 12-16. sıralar için mücadele edecekler. Gruptan çıkmaları çok büyük bir sürpriz olur. C GRUBU: ALMANYA Basketbolunda, Dirk Nowitzki ile büyük bir gelişme yaşayan Almanya, 2002’deki Dünya üçüncülüğü, 2005’teki Avrupa ikinciliğinin ardından, 2006’da Dünya sekizincisi olarak hayal kırıklığına uğrayandı. Bu kez daha iyi bir derece elde etmek istiyor. Kadroya bakarsak, takımı Dirk Nowitzki’nin taşıyacağı kesin. Önemli olan diğer oyuncuların Dirk’e ayak uydurup iyi oynayabilmeleri. Demond Greene, Pascal Roller ve Sven Schultze gibi oyuncular şutlarıyla Nowitzki’nin sırtına binmiş skor yükünü hafifletebilirse, o zaman Almanya iyi sonuçlara imza atabilir. Genç guard Steffen Hamman da oyun kurucu olarak Almanya’nın son yıllarda yetiştirdiği önemli oyuncualrdan biri olmaya aday. LİTVANYA Kuşkusuz ki Litvanya Avrupa Basketbolu’nda her zaman önemli bir yere sahiptirler. Tarihleri boyunca hep iyi basketbolcular yetiştirdiler ve bunun meyvelerini her zaman topladılar. Fakat son 2 yıldır katıldıkları şampiyonalarda kürsüye çıkamadılar. Bu sene ise Olimpiyatlarda, belki de şampiyonluk için büyük bir mücadele gösterecekler. 2006’dan sonra Ramunas Butautas’ı takımın başına koyan Litvanya, Sarunas Jasikevicius’un bir yıl aradan sonra takıma katılmasıyla daha da güçlendi. Fakat sezon içerisinde büyük bir sakatlık yaşayan 2 numara Arvydas Macijauskas, bu sene kadroya dahil olmak istemediğini açıkladı. Bu büyük bir dezavantaj olarak görülse de Ramunas Siskauskas’ın takıma katılması, Linas Kleiza’nın NBA’de tecrübe kazanması, bu açıklarını kapatacak gibi görünüyor. Akropolis Turnuvası’nda kötü sayılmayacak bir performans gösteren Litvanya’da özellikle uzunlar: Javtokas ve Lavrinovic kardeşler formda. NBA patentli forvet Darius Songalia’da dışardan şutuyla büyük tehlike yaratıyor. Kısacası yıllardır basketbolda bir ekol olan Litvanya, bir turnuvaya daha iddialı giriyor. ÇEK CUMHURİYETİ Avrupa Basketbolu’nda sahneye ilk defa 1999’daki şampiyonada çıkan Çekler, orada 11.olduktan sonra bir daha adlarından söz ettiremediler. Çek Cumhuriyeti, diğer ülkeler gibi NBA’de oyuncusu olan bir ülke değil. Takımın beş önemli oyuncusu: Pavel Benes, Jiri Welsch, Ladislav Sokolovsky, Lubos Barton ve Petr Benda. Bunların dışında pek de numarası olmayan bir takım. Fakat Welsch ve Barton 19 yaşından beri milli takımda birlikte oynuyor ve ikisi de tehlikeli oyuncular. Sürpriz olmazsa 12-16 arası bir sıralama için oynayacaklardır. TÜRKİYE Türkiye, 2001’de evinde düzenlediği Eurobasket 2001’de şampiyonluk parolasıyla yola çıkmıştı, fakat finalde Sırbistan’a mağlup olarak gümüş madalya almıştı. Yine de bu şampiyona, Türkiye için büyük bir dönüm noktası olmuştu. Basketbola olan ilgi artmış ve dolayısıyla bu alandaki sponsor gelirleri ve yatırımlar da artmıştı. Böylece beklentiler de giderek yükselmişti. Fakat 2002’de Indianapolis’te düzenlenmiş olan Dünya Basketbol Şampiyonası’nda başlayan huzursuzluk, 2005’e kadar takımın dengesini bozdu ve başarısız sonuçlar ardı ardına geldi. 2006’da NBA oyuncularının takıma katılmamasıyla devam eden krizde, Tanjevic, genç oyunculara daha çok şans verdi. Bu kadro da Japonya’daki mücadelesiyle gerçekten büyük alkış aldı. 2007 Eurobasket’e hazırlık aşamasına bakacak olursak Milli takımımız, Bormio’da hazırlık kampı yaparak kondüsyon ve güç topladı. Ardından İzmir’de katıldığı Efes Cup’ta 2.olan 12 Dev Adam, savunmadaki problemlerle boğuştu. Özellikle “pick and roll” oyunlarında savunma yapmakta zorlanan milliler bunu da son maçlara doğru aşıyormuş görüntüsü verdi. Türkiye, guard problemi var diye gösterilen bir takım olmasına karşın, Engin Atsür’ün soğukkanlılığıyla bu sorunu da aşacak gibi görünüyor. Sonuç olarak Türkiye, iki önemli oyuncu: Hido ve Memo’nun da takıma katılmasıyla bu sene madalya hedefliyor. D GRUBU FRANSA Tony Parker’siz olarak hücum anlamında zayıf kalan Fransa, 2006 Dünya Şampiyonası’nda beşinci olmuştu. Fakat bu kez Tony Parker sağlam ve daha hazır. Çevresindeki NBA patentli oyuncular Mickael Pietrus, Mickael Gelabale, Johan Petro ve Yakhouba Diawara, çok atletik ve kaliteli oyuncular. Kadronun diğer elemanları da gerçekten çok atletik ve içeri penetre edebilen oyuncular. Bu kadroya baktığımızda gerçekten sağlam görünen Fransa, takım olmayı becerebilirse Olimpiyat’lara kalabilir. Parker bir mucize daha yaratabilirse ikinci büyük ödülünde sahibi olabilir, NBA final MVP’liğinden sonra...
İTALYA Basketbol tarihinde yıldız olarak tabir edilebilecek çok fazla oyuncu çıkarmasa da İtalya, takım olarak her zaman müthiş işler yapabilen bir ekip. Birkaç senelik gençleştirme politikasının meyvelerini bu sene almaya başlayan İtalya’da, NBA 2006 Draftında 1. sıradan seçilen forvet Andrea Bargnani, takımın yıldızı görüntüsünde. O’nun yanında iki genç yetenek Marco Belinelli ve Stefano Mancinelli de çok sağlam işler yapıyor. Pota altında ise tecrübeli oyuncu Denis Marconato tecrübesiyle önemli işler yapabilecek bir oyuncu. Bunun yanında rotasyonda önemli işler yapabilecek oyuncular ise, veteran şutör Gianluca Basile, Marco Mordente ve Giacomo Galanda. Kısacası İtalya, genç oyuncuların enerjisiyle, önemli işler peşinde koşacak ve madalya için mücadele verecek.
POLONYA Polonya, çok eski yıllarda önemli bir basketbol ülkesi olmasına karşın, bu başarısını ileriki yıllara taşıyamamış ve günümüzde çok da güçlü olmayan bir ekiptir. Aslında haklarında Efes Cup’ta büyük fikirler edindik. Her ne kadar mücadele etmeye çalışsalar da kaliteli takımlar karşısında iyi işler yapamayacaklar gibi görünüyor. Takımım en önemli oyuncusu Adam Wojcik de yaşlandı ve çabucak yoruluyor gibi görünüyor. Takımın hücumda ve savunmada ne kadar direnişte olursa olsun Portekiz ve Çek Cumhuriyeti gibi Avrupa Basketbol Şampiyonası’nın havasını tenefüs etmekten öteye gidemeyeceklerini düşünüyorum. Gruptan çıkmaları mucize gibi görünüyor.
SLOVENYA Yıllardır katıldıkları her turnuvaya büyük umutlarla başlayan Slovenya, bir türlü istediği yerlere gelemedi. Her zaman kaliteli oyunculara sahip olmuş olan Slovenya, yine böyle bir kadro ile 2007 Eurobasket’e katılıyor. Fakat hiçbir zaman sert bir takım olarak görünmediler .Hücumda her ne kadar etkin olsalar da savunmada bu başarıyı gösteremediler ve iyi sıralamalara giremediler. Önemli oyuncularından Bostjan Nachbar ve Beno Udrih’in de takıma katılmaması daha da büyük hayal kırıklığı. Matjaz Smodis, takımın en önemli oyuncusu olarak göze çarpıyor. Euroleague’de CSKA ile final yaşayan oyuncu takımın en büyük umutlarından birisi. Bakalım takım olarak herhangi bir sertliğe başvuracaklar mı, yapmaları gereken bu. Aksi halde atacakları sayıların fazlasını yiyeceklerdir… Ali İşbilir »
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|