|
Jose Caldéron, 28 Eylül 1981'de küçük bir İspanyol kenti olan Badajoz'da dünyaya geldi. Basketbolla da küçük yaşta tanışan Calderon'un, bugün kimse bu kadar iyi bir oyuncu olacağını tahmin bile etmemişti. Basketbola küçüklükten ilgi duyan Calderon çeşitli yerel takımlarda oynadı ve o takımlarda geyet başarılı oldu.

Profesyonel kariyeri ise 1998'de 17 yaşındayken İspanya'da 2. lig takımlarından Diputación Foral Alava'da başladı. Kısa sürede yeteneği ile gözlemcilerin dikkatini çeken Calderon, bu sırada 1998'de ise İspanya Yıldız Milli takımı ile Avrupa şampiyonu olurken yine bu başarının ardındaki isimdi. 1998-99 sezonunun bitiminden sonra o yaz, bir diğer 2. Lig takımı CB Lucentum Alicante ile sözleşme imzaladı. Geldiği ilk sezon takımın lideri olmayı başardı ve işte Calderon için parlamanın zamanı gelmişti. O sezon 9.2 sayı 1.7 asist ve 1.5 top çalma ortalaması ile oynayarak takımını ACB'ye yani İspanya 1. Basketol Ligine taşıyordu. Aynı yaz İspanya 20 Yaş Altı Milli takımı ile Avrupa Şampiyonası'nda bronz madalya alıyordu. Bu başarı sayesinde İspanyol basınında fazlaca yer alan Calderon'u, diğer 1. lig takımları yakın takibe çoktan almışlardı bile. 2000-2001 sezonuna aynı takımda devam eden Calderon, takımı ile şampiyonluk yaşayamasa da orta sıralarda tutmayı ve ligden düşürmemeyi başarmıştı. O sene yaşadığı bir sakatlıktan dolayı performansı biraz olsun düşse de Calderon yine aynı Calderon'du. 2000-2001 sezonunu 8.6 sayı, 2.2 ribaunt ve 1.4 asist ortalamaları ile tamamlayan Calderon, gelecek sezon için o yaz Baloncesto Fuenlabrada ile sözleşme imzalamıştı. Burada da güzel bir sezon geçiren Calderon, 1 ligde şampiyonluk için elinden geleni yapsa da istediği bir türlü gerçekleşmiyordu. Fuenlabrada'da 9.7 sayı, 1.6 asist ve 1.5 top çalma ortalamaları ile oynayan Calderon için bir üst seviyeye çıkma zamanı geldi çattı. 2001-2002 sezonu başlarken İspanyol gazetelerinin spor sayfasında ACB takımı TAU Ceramica'nın yeni oyun kurucusu ve takım yöneticilerinin birlikte poz verdiği bir fotoğraf yer alıyordu. Bu oyun kurucu Calderon'dan başkası da değildi. TAU'nun yaptığı bu transfer için, ikinci ligden gelen bir guardın Avrupa'nun en iyi liglerinden birinde ne kadar tutunabileceği ve başarılı olup olamayacağı tartışılıyordu. Sezon başladığında ise bütün tartışmalar sona ermiş ve Calderon sahne almıştı. Gözler doğal olarak bu çocuğun üstündeydi. Henüz 19 yaşında ACB'ye adım atan, kuvvetsiz görünen bir oyun kurucunun, böylesine sert bir ligde tutunması olanaksız gözüküyordu. Ancak Calderon, eski NBA guardı Elmer Bennett'in arkasında oynamasına rağmen o sene ACB liginin sayı krallığını 17.5 sayı ortalaması ile kazanarak takımını, hayal ettiği ve önceki takımlarında kazanamadığı ACB şampiyonluğuna taşıyordu. Daha önce ACB'de böyle bir olayla karşılaşmayanlar, Calderon'un mükemmel performansı karşısında söyleyecek söz bulamıyorlardı. TAU'daki 2. senesinde Calderon, takımın en önemli silahı haline gelmişti. O sezon da TAU, bu genç çocuğun yeteneğine güvendi ve güveni boşa çıkmadı. 2002-2003 sezonunda TAU şampiyon olamasa bile Calderon'un gösterdiği gelişim süreci onları mutlu etmeye yetti. 2003 yazında İspanya Milli Takımına çağrılan Calderon, Stockholm'deki Avrupa Şampiyonası'nda milli formayı giymişti. İspanya, o turnuvada Calderon'un katkıları ile finale kadar çıksa da Jasikevicius'lu, Macijauskas'lı Litvanya'ya kaybederek gümüş madalya kazanıyordu. 2003-2004 sezonu belki de Calderon'un ACB'deki en iyi sezonlarından birisiydi. Calderon yine takımı için elinden geleni yapmış fakat yeterli olamamıştı. Ancak TAU, yine Calderon sayesinde Kral Kupası'nı müzesine götürmüştü. Bu sezonda da 8.1 sayı, 2.5 ribaund ve 2.5 asist ortalaması tutturan Calderon gelecek sezonu beklemeye başladı. 2004-2005 sezonuna fırtına gibi giren TAU'da Calderon yine bu başarının mimarıydı. ACB'de finale kadar çıkan TAU, Real Madrid'e takılınca Calderon takımdaki son sezonunda şampiyonluk yaşayamadı ve TAU'da tek şampiyonluk ile yetindi. Ama Eurolegue'de ise TAU, Final Four'a kadar ilerledi. Final Four'da ev sahibi CSKA'yı yarı finalde eleyen Calderon ve Macijauskas, finalde Maccabi Tel-Aviv'e yenilerek şampiyonluktan oluyordu. Calderon, Avrupa'daki en iyi sezonu olan 2004-05 sezonunda ACB'de 12.4 sayı, 3.0 asist ve 2.5 ribaund ortalaması ile oynarken her basketbolcunu hayali olan NBA hayali onun da rüyalarını süslemeye başlamıştı. 2005-2006 sezonunda Calderon'un hayali gerçekleşti , Toronto Raptors'a transfer oldu. Toronto'ya gittiğinde NBA temposuna ayak uydurup uyduramayacağı yine tartışıldı Calderon için. NBA'deki ilk sezonunda her Avrupalı oyuncunun yaşadığı sıkıntıyı, yani 3lükleri potaya yetiştirme sıkıntısını Calderon da yaşadı. %16 gibi çok düşük bir 3lük yüzdesi ile oynayan Calderon, bu sıkıntıyı aşmakta zorlandı. 3lük yüzdesine rağmen diğer alanlarda takımına bir çaylak hem de Avrupalı bir çaylak için hiç dekötü sayılmayacak istatistikler tutturdu. 2005-06 sezonunda 23.2 dakikaya 5.5 sayı, 4.5 asist ve 2.2 ribaund sığdıran Calderon, sezon biterken takımının playofflarda mücadele edemeyeceğinin kesinleşmesinin ardından 2006 Dünya Şampiyonası için Pepu Hernandez tarafından kadroya çağırılmıştı. 2006 Dünya Şampiyonası'nda zirve yapan Calderon, Garbajosa ve Gasol ile takımını altın madalya umuduna kadar taşımııştı. Finalde rakipleri son Avrupa Şampiyonu ünvanı ile turnuvaya katılan Yunanistan'dı. Calderon-Garbajosa ikilisi finalde İspanya'yı altın madalyaya taşırken Calderon, MVP Gasol olmasına rağmen gönüllerinin MVP'si olmayı başarmıştı. 2006-2007 sezonuna Toronto, "En Avrupalı Takım" olarak başladı. Koç Sam Mitchell, Calderon'a güvenemiyordu. Sezon başladığında Toronto çok olumlu bir başlangıç yapınca doğal olarak bu başarı koça mâledildi. Kuşkusuz koçun katkısı olacaktı ama Calderon'un da katkısı göz ardı edilemezdi. Takıma ayrıca İspanya Milli Takımı'ndan arkadaşı Garbajosa da gelmişti. Kuşkusuz bu ikili çok iyi anlaşacaktı. İlerleyen zamanlarda Toronto daha iyi bir grafik çiziyordu. Geçen sene ligin dibindeki takımla birlikte Calderon da ayağa kalkmıştı. Ama koç Mitchell, Calderon'a hala güvenmiyordu ki 2006-07 sezonunda Calderon sadece 11 maçta ilk beş başlamış ve aldığı süre de geçen yıla oranla azamıştı. Ancak ters bir durum vardı. 2006-07 sezonunda ortalama 21.0 dakika süre alan Calderon ortalamalarını geçen seneye oranla oldukça geliştirmişti. 8.7 sayı ve 5.0 asist ile sezonu tamamlayan Calderon ve takımı Toronto, playofflara gerçekten iyi bir sıradan, 3. sıradan girmişlerdi. Ayrıca Calderon da çaylak senesinde yaşadığı 3lük problemini çözmüştü. Yüzdesini ikiye katlayarak %33'e çıkaran Calderon asıl patlamayı Playofflarda yapacaktı. Peki koç Mitchell, aldığı süre azalmasına rağmen nasıl hala Calderon'a güvenemiyordu ??? Playofflarda ilk turda rakipleri 6. sıradan giren New Jersey Nets'di. Toronto, 3. sıradan girmesine rağmen tecrübesizliğe kurban gidecekleri, ve Nets'e elenecekleri söyleniyordu. Mitchell ise hala Calderon'a kendini kanıtlamasına rağmen şans tanımıyordu. Playofflarda 6 maçta forma giyen Calderon sadece 1 maçta ilk 5 başladı. Mitchell'ın Calderon'a playofflarda şans vermemesinin bahanesi hazırdı: "Calderon daha önce hiç playofflarda oynamadı!" Ancak Calderon ısrarla oynamaya devam ediyordu. Buna rağmen Calderon'u oynatmayan Mitchell, zararını gördü ve Nets'e 4-3 ile elendiler. Playofflarda ortalama 24.3 dakika sahada kalan Calderon, 13.0 sayı ve 5.3 asist ile oynayarak bu seneki çıkışını nerdeyse azami seviyeye taşımıştı. Bu çıkışını İspanya koçu Hernandez de göz ardı edemedi ve İspanya'daki EuroBasket 2007 kadrosuna Calderon'u çağırdı.
İspanya'da iyileşmiş bir Garbajosa, çıkışını sürdüren Calderon, yıldızları Gasol ve sayı makinesi Navarro vardı. Turnuva başladığında Calderon sahneye çıktı. Takımını aynı bir maestro gibi yöneten Calderon her pozisyonda arkadaşlarına şut şansı yaratıyordu. Kuşkusuz Calderon'un en büyük gelişmesi 3'lük isabetlerde olmuştu. Boş kaldığına çok yüksek bir 3'lük yüzdesi ile 3'lük atan Calderon her açıdan takımınına maksimum katkı yapıyordu. Turnuva boyunca İspanya hiç yenilgi almamış aksine çoğu maçını yüksek farklarla kazanmıştı. Yunanistan ile oynanan yarı final maçında Calderon 4/8 üçlükle 18 sayı atarak harika bir maç çıkararak Gasol ve Navarro'nun 23er sayıları ile finale çıktılar. Finalde ise rakipleri, 2.turda yendikleri Rusya'ydı. Calderon, 5/7 üçlük isabeti ile 15 sayı atarak takmının en skorer ismi oldu ancak altın madalyaya götüremedi. Calderon, hem NBA'de geçen sezon ve playofflarda hem de milli takımda anlattığım gibi çok başarılı oldu. Mitchell bunları göz ardı edemeyecektir. Calderon da önümüzdeki sezonda istediği süreleri aldığı takdirde form grafiğini yükseltip ilk 5'in değişmez ismi olacaktır takımında. Orhan Çelikkaya »
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|