Anasayfa 3SAYI Yazarlarımız Diğer Yazarlar (Misafir Yazarlar) NBA ATEŞİ YANMAYA BAŞLADI
|
NBA ATEŞİ YANMAYA BAŞLADI |
|
|
|
|
Yazar Kemal Erdem
|
|
Çarşamba, 26 Mart 2008 |
Kışkırtıcı bir NBA sezona merhaba diyeli 1 ay oldu. Yeni bir sezon yeni bir heyecan ve bunların getirdiği bir çok tartışma. Biz Türk Milleti’nin kanında var. Daha ilk maçlarla birlikte elimizde kağıt kalem play-off hesaplarına başladık bile. Dürüst olmam gerekir ben daha sezon başlamadan kalemi aldım kağıda yazdım play-off yolcularını.
NBA’in bu denli ateş geçmesi ve bizleri geceleri uykusuz bıraktırmaya değdi dedirtmesi aslında Türk Basketbolu için sorgulanması gereken ayrı bir konu. Gerçi bu konu dışı bir cümle oldu ama Ülker’in Türk Basketbolu’na desteği olmasa herhalde Türk Basketbolu’nun adı hiçbir yerde geçmeyecekti. Neyse biz bırakalım Türk Basketbolu’nu elitize kesime geçelim halkın ligi NBA’e! Ne kadar ironik oldu ama. Ne bekliyorduk bu sezondan ? Neler bulduk ? Kısa bir özet halinde bunları irdeleyeceğim buradaki ilk yazımda. Fazla sıkmadan rakamlara boğmadan sizleri geride bıraktığımız 1 ayın secerisini tutmaya başalayalım. Önce konferansları bir değerlendirelim ve sonra genel anlamda NBA resmini çizerek noktalayalım. GÜNEŞ DOĞU’DAN YÜKSELMEYE BAŞLADI DERKEN.... Herkesin gözü bu sefer Doğu’ya çevrildi. Nefesler tutuldu ve Kevin Garnett’li, Ray Allen’lı, Paul Pierce’lı Boston Celtics’le beraber Doğu’nun son yıllardaki en büyük rekabeti beklenmeye başladı. Ancak 1 aylık gidişata baktığımzıda Boston Celtics yönünden beklentiler karşılanırken, rekabet açısından pek de umut vermedi. Doğu’nun temel taşlarından Chicago Bulls inanılmaz kötü bir başlangıç yaptı. Ne oynadıkları oyun umut veriyor ne de geleceğe dair herhangi bir somut veri yok elimizde. Kobe Bryant takasıyla gündem o kadar yoğun geçti ki Bulls’da, belki de Kobe için harcadıkları eforu Gordon ve Deng’in kontratlarına harcasalar bugün bu durumda olmazlardı. Zira kafa olarak rahat olmayan bir Gordon sezona berbat başladı. Keza Deng’de eski Deng değil. Ben Wallace geldiğinden beri kayıplarda. Bana göre ise Bulls’da temel sorunlar sadece oyuncu kontratları ya da yetersizlik değil. En büyük sorun kabiliyet düşmanı bir Coach olan Scott Skiles. Kritik anlarda ortadan kaybolan ve takımını ateşlemekten ziyade ateşe atmakla meşgul bir adam. Bulls’un yollarının Skiles’a önümüzdeki zaman zarfı içinde ayrılacağını düşünüyorum. Belki de Skiles’ın gidişiyle birlikte takas hamleleri de gelebilir. Gasol’un peşinden koşturan Bulls bu uğurda bu sefer Gordon-Deng-Wallace’ı, Gasol+Navarro karışlığı elden çıkartabilir. 1 aylık süreçte 2-10’luk bir derecesi olan Bulls’un hiç mi olumlu bir yanı yok derseniz yok derim ve biraz tebessüm etmek için Boston Celtics’e tekrar dönerim. Garnett-Pierce-Allen beklenenden çok daha çabuk kaynaşmakla birlikte uyum sürecinde hiçbir şekilde sorun yaşamadılar. Özellikle en çok merak edilen top paylaşımı konusunda. Ben istatistiklere bu noktada güvenmem. 3 oyuncu 20’şer top kullansa maç içersinde bu onların uyumlu olduğunu kağıt üzerinde gösterir. Ancak oyun içersindeki paylaşım önemlidir. Yeri gelir Garnett 5, Pierce 10, Allen 20 top kullanılır. Buna bakarak ‘’Bu adamlar topu paylaşamıyor.’’ diyemeyiz elbette. Seyrettiğim Celtics maçlarında oyunu domine eden gizli bir lider Garnett, ön planda Pierce ve kritik anların adamı Allen paylaşımı gördüm. Bu üçlü şuana kadar sorunsuz devam ediyorlar. Çatlak ses şimdilik yok. Ancak herşeyi de böyle süt liman görmek de yanlış. Unutmayalım daha sezon başı ve bunlar biraz da lay lay lom maçlar. Daha ortalığın kızışacağı ve asıl sahne olan play-off’lar var. Bu üçlünün aralarında ‘’Liderlik’’ kavgasının olup olmayacağı Normal Sezonun geçiş maçlarında değil Play-off’un cehennem sıcağında belli olur. Ne demişler ‘’Hamama giren terler.’’ Celtics şuan bir hamamın içinde sefasını sürüyor ya sıcaklık yakmaya başlar herkes ter atmaya başlarsa o zaman neler olacak hep beraber göreceğiz. Şuana kadar ki 11-1’lik süreç ise fevkalede. Detroit Pistons ise sancılı bir dönem geçiriyor ama şu bir gerçek ki Bad Boys’un ölüsü Play-off yapar yine yapacaklardır. Ancak bu sefer Doğu’nun zirvesi zor gözüküyor. Favorilerden biri olmasına rağmen 8-5’lik başlangıç hedefe giden bu yolda başarısızlıktır. Rasheed Wallace’ın sakatlığından dolayı sıkıntı çektiklerini düşünüyorum ve Sheed’in dönüşü ile birlikte çıkış başlayacaktır. Tabi Saunders alan savunması ısrarını sürdürürse Pistons’ın savunmada işi tamamen oyuncuların üst düzey eforuna kalmış. Miami Heat kötü başladı fakat Wade’siz olduklarını gerçeğini atlayıp insafızca eleştirmek pek de etik olmaz. 3-10 Miami için kabul edilebilir değil elbette. Ama Wade’in dönüşüyle birlikte ritim yakalamaya başladıklarını da unutmayalım. 10 maçlık bir süreçte asıl kimliklerine bürüneceklerdir. J-Will el freni olmazsa. Cavaliers ise LeBron James’in sırtına bindi gidiyor. James olağanüstü oynuyor. Sanki Jordan’ın ta kendisi parkelerde dedirtecek cinsten. Üstelik Jordan’ın Pippen’ı vardı. James’in ise sadece gölgesi var yanında. Buna rağmen Cavaliers’ı aldı sırtına başladı koşmaya. Fakat bu sene işleri çok zor. Erken bir tahmin olacak ama Play-off onlar için hüsran olur. (Tabi takviye olmaz ise ancak elinde oyuncu tutamayan bir takımın takviyesi ne kadar faydalı olur tartışılır.) Arenas’ın sakatlığı ile sarsılan Washington Wizards’a baktığımızda vasat bir takım görüntüsü görüyoruz. Ne iyi ne kötü. Play-off yaparlar mı yapamazlar mı bilinmez yapsalarda pek bir işe yarayacakalrını sanmıyorum. Bir süpürgenin küreği oluyor süpürülürler. Kidd-Carter-Jefferson üçlüsünün bulunduğu ve isimlerin herkesi aldattığı Nets ise Doğu’nun pota altı konusunda Wizards’la birlikte en zayıf halkası. Ayrıca maçı isimler değil performanslar kazanır. Carter’ın aldım kontratı yatıyorum diye bağıran oyunu, Kidd’in artık yaşlanması (ki yaşını umursamadan oynuyor bu da ayrı), Jefferson’ın da bir yere kadar taşıyacağı Nets’den kimse çok fazla umutlu olmasın. Ve kimse kimseyi kandırmasın. Potaaltı olmadan başarılı olabilecek tek takım var o da Golden State Warriors. Onları da birazdan yorumlayacağım zaten. Ancak Nets’in geleceği karanlık. Bucks ise bu sezonun sürprizi olacak gibi duruyor. Potaaltını kullanmayı öğrendiler ve keyif vermeye başladılar. İyi de gidiyorlar. Pacers ise karışık bir takım. Bir maç çok iyiler bir maç kötüler. Hücum patlaması yaptılar kendi adlarına ancak savunma konusunda sadece arıza veriyorlar. Hawks entresan bir takım. Potansiyeli var ama onlarında sorunu iyi ve sağlam bir uzunlarının olmaması. Bobcats ise her ne kadar en zayıf halka olarak gösterilsede katılmıyorum. Bir çok takımdan çok daha iyiler genel anlamda. New York Knicks konusu var bir de ki oldukça sıkıntılı bir konu. Sezon başında yaptığım değerlendirmelerde Atlantik’deki favorimdi. Çok güvendiğimi söylebilirim Knicks’e. Ama herşey karmakarışık her zamanki gibi New York’da. Zeke ve oyuncular arasındaki sorunlar su yüzüne çıktı. 13 mata 4-9 yaptılar ki bunu beklemiyordum. Büyük bir ihtimalle orda da bir Coach değişikliği olabilir. İlerde Knicks için daha sağlıklı yorumlar yapabiliriz. Orlando Magic’i en sona bıraktım. Stan Van Gundy’nin yarattığı küçük çaplı Suns ezgileri taşıyan Magic kuşkusuz hepimizin takdirini ve Hidayet’den dolayı da ayrıca sempatimizi kazandı. Elbette Hedo’nun All Star’lık performansı ise başlı başına takdir edilmesi gereken bir konu. Memo uykuda ama Hedo uykusundan uyandı. Ki Eurobasket-07’de Milli Takımı’nda en iyi isimi Hidayet’di. Nereye kadar giderler böyle bilinmez ama 13-3’le başladılar ve Howard-Lewis-Hedo üçlüsü NBA’in elit üçlüleri arasına girebilir bu performansla devam ederlerse. Howard ise NBA’in yeni Shaq etkisi olma yolunda ki bana göre olmaya başladı. Hidayet bu takımın gizli lideri. Lewis’de yavaş yavaş kendini bulmaya başladı. Doğu’ya genel anlamda baktığımızda ve bir değerlendirme yaptığımızda; Boston Celtics beklediğimiz gibi mükemmel başladı. Orlando Magic sezonun sürprizi oldu. Bulls ve Miami ise hayalkırıklığı. BATI’DA SPURS FIRTINASI ASLA DİNMEZ Batı Konferansına baktığımız zaman son Şampiyon San Antonio Spurs’ün şampiyon gibi başladığını söylemek gerekiyor. Ki eğer sizin takımınızda Duncan varsa o zaman sorun yoktur. Popovich ve öğrencileri 12-3’le gidiyor şuan ve bu sezon da geçtiğimiz sezon olduğu gibi favoriler arasında hatta en başında. Texas’ın bir diğer takımına geçelim hemen. Şampiyonluğu en çok isteyen takıma. Cuban’ın Dallas’ı bu sene hiç güven veren bir görüntü çizmiyor bu gerçek. Geçen sene Normal Sezon da önüne geleni ezip geçen ve her maça favori çıkan Dallas gitmiş yerine zaman zaman panikleyen ve korkuyla oynayan bir takım gelmiş. Sanki hala Warriors şokunu üzerlerinden atamamış gibi duruyorlar. Gerçi Normal Sezon’da kükremekle iş bitseydi Dallas zaten geçen şampiyondu! Bu sezon Dallas’ın Normal sezondan ziyade Play-off’da ne yapacağı daha büyük bir sorun. Avery Johnson’ın da son şansı olduğunu hesap edersek şuanki ruh hallerinin paniğe neden olduğunu da normal karşılamak gerekir. Texas’daki 3. durak Houston Rockets’da işler karışık. Kağıt üzerinde her sezona şampiyonluk favorilerinden biri olarak başlasalarda bu sadece kağıt üzerinde kalıyor. Potaaltını domine eden bir Yao ve T-Mac aslında içten içe tüm Rockets’lıların beklediği Shaq-Kobe / Shaq-Wade etkisini yaratamadı. Ne Yao ne de T-Mac ‘’Winner’’ değil. Utah Jazz’le oynanan serinin 7. maçında dik duran Memoi titreyen Yao oldu. Kendine güvenle oynayan Deron, korkan ise T-Mac oldu. Ki o Jazz takımı da tecrübeli falan değildi. Rockets’ın Adelman’la da işi çok zor. Hızlı başladılar ama 6 maçlık bir mağlubiyet serisi yaşadılar. İnişli-çıkışlı bir sezon olacak onlar için. Utah Jazz’de ise beklenen olmadı. Sezon başladı ve yaz aylarında yaşanan Kirilenko krizi tatlıya bağlandı. Ama adı konmamış bir Mehmet Okur krizi var maalesef. Neler oluyor Memo’ya anlamak çok zor. All Star Memo’dan eser yok. Ki takım arkadaşları onu devreye sokmak için elinden geleni yapıyorlar. Umarım Memo en kısa zamanda toparlanır ki şuan içim acıyor bu yazımda Memo’yu göklere çıkartamadığım için. Deron ve Boozer ise olağanüstü başladı. Kirilenko yine pis işleri yapan adam. Brewer Jazz’e ilaç oldu. Benchten Millsap dışında istikrarlı bir destek gelmemesi ise tek olumsuz nokta şimdilik. Arizona’da ise aslında herşey eskisi gibi. Suns bildiğimiz Suns gibi oynuyor. Yani onlar bu sezonu da geçen seneki gibi geçerirler. Tabi play-off’da neler olur bilinmez. Suns demişken belki de Hücum anlamında Suns’dan daha çok keyif veren ki bana göre Suns’dan çok daha büyük keyif veriyorlar Warriors’a geçelim. Warriors inanılmaz bir takım. 7 gün 24 saat maç yapsalar sıkılmadan seyredersiniz ki onlarda yorulmadan oynar. Bu sene geçen sene ki gibi işi son maçlara bırakmadan play-off’u garantilerler. Los Angeles’ın iki takımından biri olan Clippers’da Brand dönene kadar ne yaparlarsa kar havası var. Ki öyle de olmalı. İstikrarsızlar ama play-off için güçlü bir şekilde adaylar bana göre. Yabana atmayın Clippers’ı. Lakers’da ise Kobe sorunları bitmez. Biz o takas hikayelerini her gün okuruz. Lakers benchini kullanmaya başladı. Benchten ne kadar destek gelirse o kadar yol katedecekler bu gerçek. Tek başına Kobe bir yere kadar. Hornets ise müthiş başladığı sezonda umut veriyor play-off için. Bu sene Batı’da play-off işi oldukça karışık bir hal alacak. Zira en çok merak ettiğim ise Denver’ın ne yapacağı. Melo-Ivy ikilisi iyi hoş güzel ama müzmin sakat ve yumuşak uzun K-Mart, istikrarsız Nene ve uzun sorunsalı ile Nuggets soru işareti. Camby’ye inanılmaz yük biniyor. Ha unutmadan bir de bunlar Camby’i göndermenin yollarını arıyorlardı. Garip çok garip. Sonics-Wolves için söylenecek pek bir şey yok. Geleceğin takımını kuruyoruz zaman lazım dediler. Zaman onların olsun. Memphis ise dikkatli seyredin derim. Bu sene çok iyi olmayacaklar ama Navarro için seyretmeye değer. Kings’i ise çözmek zor. Yapılanma desek belli bir yapılanma planları yok. Artest-Bibby ne olacak belirsiz. En azından Wolves’da, Sonics’de bir şeylerin adını koydu. Sacramento’da her şeyin ardından virgül var! Blazers ise inanılmaz potansiyelli bir takım. Oden talihsizlik oldu onlar için sakatlık anlamında. Bu sene yapıyı oturturlar Oden’da daha hazır bir yapının içine girer. Batı’da genel bir değerlendirme yaptığımızda pek bir sürpriz yok aslında. Spurs çok iyi başladı. Suns ve Mavs her zaman favorilerden biri. Jazz-Warriors Batı’ya renk katacak ve en önemlisi Rockets&Nuggets şuan soru işareti. Aldıkları galibiyetler aldatmasın sizi.. NBA’DE İNENLER-ÇIKANLAR İNENLER Chicago Bulls Geçtiğimiz sezon Doğu Yarın Finali yaptılar ve bu sezobn kaldıkları yerden devam etmeleri hatta Merkez Grubu’nu domine ederek Pistons’ı bu sefer ekarte etmeleri bekleniyordu. Ancak işler düşünüldüğü gibi gitmedi ve Bulls sezona felaket bir başlangıç yaptı. Miami Heat Kabul etmek gerekir aslında Wade’in yokluğu nedeniyle sezona kötü başladılar ancak Shaq gibi tecrübenin takımda olduğunu J-Will ve takasla gelen Ricky Davis’in de yabana atılacak adamlar olmadığını düşünürsek Wade olmasa bile bu durumdan daha iyi bir performans sergilemeleri gerekirdi. Washington Wizards Arenas sezon başında o kadar çok konuştu ki takımını Doğu’nun en iyisi yaptı neredeyse. Adama sorarlar bu mu Doğu’nun en iyisi diye. Kötü başladılar. Toparlamaya çalışıyorlar ancak bu sefer Arenas sakatlandı. Ancak yine de konuştukları kadar iş yapamadılar. Houston Rockets Sezona fırtına gibi başladılar ancak gerisi gelmedi. NTV ekranlarında yayınlanan Spurs maçında Sevgili Kaan Kural yere göğre sığdıramadı Rockets’ı ki neredeyse Spurs’ün üzerine çıkarttı. Ama o maçtan sonra bir daha toparlanamadılar. 6 maçlık bir mağlubiyet serisi geldi. Beklentiler yüksetti ilk 5 maç beklentileri karşıladılar sonrası ise çöküş oldu. ÇIKANLAR Orlando Magic Stan Van Gundy takıma değişik bir hava getirdi. Herkes bir şeylerin değişeceğini tahmin etti ama bu kadar kısa zamanda bu kadar üst düzey olacaklarını kimse beklemiyordu. Onlar NBA’in en formda birkaç takımından biri şuan. İstikrarlı bir şekilde devam ediyorlar. Boston Celtics Big Three’nin neler yapacağı merak konusuydu. Beklentilere cevap vermekle kalmadılar sezonada fırtına gibi başladılar. Şaun görünen Doğu’yu domine edecekleri yönünde Normal Sezonda. Yine de atlamamak lazım. Zorluk derecesi yüksek maçlardan biri olan Magic’e kaybettiler. Keza aynı şekilde Cavaliers’a da. Daha Detroit, Spurs, Suns ve Dallas maçları var. Ancak şuanki tabloda burda olmayı hak ediyorlar. New Orleans Hornets Kulüp rekorunu kırarak başladılar sezona. Chris Paul’ün önderliğinde beklentilerin üzerine çıktılar. Şuan Güneybatı’da oldukça iddialı bir konumdalar ve play-off şarkılarını da söylemeye erken başladılar. San Antonio Spurs Aslında hiç inmediler hep zirvde oldular. Çıkanlara koymamın nedeni Spurs’e küçük çaplı da olsa övgüler yağdırmak. Tim Duncan ve arkadaşları bu sene çöküş bekleyenlere tokat gibi cevap verdiler. Spurs’ün şampiyonluk sonrası sezonda başarısız olacağını düşününler yanıldı. Ayın takımını, Coachu’nu, oyuncusunu ve ilk 5’ini yaparken Konferans ayrımı yapmayacağım ve genel bir değerlendirme ile kafamdaki şablonu sunacağım. AYIN OYUNCUSU LEBRON JAMES Aslında sadece LeBron James yazıp bıraksam siz NBA severler zaten anlarsınız. Olağanüstü bir sezon geçireceği benziyor ki yaptıkları rakiplere karşı bir insanlık suçu! 15 maçta 41.1 dakika süre alan James; 31.7 sayı-8.5 asist-8 ribaunt-2.1 top çalma-1.6 blok gibi inanılmaz ötesi sınırları zorlayan bir performans sergiledi. Jordan’ın bile böyle bir etki verdiğini hatırlamıyorum. Hayır abartmıyorum. Jordan’ın Pippen’ı vardı. James’in ise şuan kimsesi yok. Ayın oyuncu Extra Mvp gibi oynayan James’dir. AYIN TAKIMI VE COACH’U Orlando Magic Muhtemelen buraya herkes Boston Celtics’i yazmamı bekliyor. Ama gerçekçi bakalım biraz. Big Three’nin başlangıcı (11-2) takdire şayan. Ama kimse Orlando Magic’den 13-3’lük bir başlangıç beklemiyordu. Üstelik ayın takımına iki aday varsa biri Boston diğeri Magic aralarında oynadıkları maçı ölçü alalım. Magic, Celtics’i devirdi ve burayı haketti. Stan Van Gundy Ayın takımını yaratan adam burada olmayı olmayı hakediyor. Pat Riley’e içten içe saçlarını yolduran Van Gundy, Magic’e kısa sürede verdiği öz güven ve oynattığı muhteşem oyunla kesinlikle ayın Coachu olmalıydı. AYIN İLK 5’İ PG: Deron Williams PPG 18.2 | APG 8.7 | SPG 1.1 SG: Kobe Bryant PPG 27.9 | APG 4.9 | 3P% .357 SF: LeBron James PPG 31.7 | RPG 8 | APG 8.5 PF: Kevin Garnett PPG 20.8 | RPG 12.1 | BPG 1.6 C: Dwight Howard PPG 22.5 | RPG 14.4 | BPG 2.6 Evet geldik yazının sonuna. NBA’in bende bıraktığı 1 aylık izlenim böyleydi. Doğu ve Batı’yı kısaca analiz ederken, ayın performanslarını da kendimizce ödüllendirmiş olduk. Umarım keyifle okumuşsunuzdur. »
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|
|
|
3SAYI Köşe Yazilari
| ---------------------------------- |
| ---------------------------------- |
| ---------------------------------- |
| ---------------------------------- |
| ---------------------------------- |
| ---------------------------------- |
| ---------------------------------- |
| ---------------------------------- |
| ---------------------------------- |
| ---------------------------------- |
3SAYI Köşe Yazilari
|