|
İYİ PAZARLAMA, ORTAK ÇIKARLAR Yazının sonunda söyleyeceğimizi başında söyleyeyim de niye böyle bir başlık attım onu size açıklayayım. NBA Europe Live 2007 kazasız belasız çok güzel bir şekilde bitti. Hatırlarsanız bir önceki yazımızda bu turnuva ile ilgili size yine ben seslenmiştim. Bu turnuvanın hem Avrupa takımları için hem de NBA takımları için çok çok önemli olduğunu sizlere belirtmiştim.
 İlk önce başlığımızın iyi pazarlama kısmını inceleyelim. Hatırlarsınız dünyanın büyük bölümünde izlenebilen NBATV’ nin turnuva jeneriklerini neredeyse bir sene önceden döndürdüğünü. Basketbol organizasyonlarında ne kadar başarılıysa bu pazarlama işinde de oldukça başarılı Amerikan basketbol camiası. Çünkü bir sene önceden promosyonlar hazırlandı, takımlar ayarlandı, oyuncuların kalacakları otelden sabahları giyecekleri terliklere kadar çok zaman önceden planlandı ve böyle harika bir şey ortaya çıktı. Gelelim başlığımızın ikinci bölümüne. Sizce NBA takımları neden bu kadar çok Avrupa’ya aynı zamanda diğer dünya ülkelerine açılmak istiyor. Basketbolu yakından takip edenler zaten bunun cevabını çok iyi şekilde biliyorlardır. Ama basketbol bilgisi çok iyi olmayan ve çok yakından takip etmeyen basketbolseverler için bunu vurgulamakta yarar var. NBA takımları zaten Amerika pazarını tamamen ele geçirmiş şekildeler. Aynı formalar her sene Amerikan piyasasına sürülüyor ama sürekli artan oyuncu fiyatları, sürekli artan giderlerden dolayı bu takımlara Amerikan piyasası yetmez oldu. Tek çareleri Amerika dışındaki ülkelere de bu tanıtımı yapmaktı. Bunu da uluslar arası maçlarla, böyle Avrupa turlarıyla, sürekli yayın ağı genişleyen NBATV’ yle çok iyi şekilde başardılar. Günümüzde NBA takımlarının bütçelerinin hatırı sayılır bir bölümü yurtdışındaki pazarlarda elde ettikleri gelirler. Bu takımlar için bir diğer artı da maç yaptıkları uluslar arası takımlardaki gizli kalmış yetenekleri kendi takımlarına karşı seyretmeleri. Zaten scout’larıyla bu oyuncuların annelerinin kızlık soyadına kadar bilmelerine rağmen arada gözden kaçan yetenekler olabiliyor. Avrupa takımları açısından yararları ise oldukça fazla. Öncelikle Amerikalı oyunculara ve Amerikan basketbol camiasına kendilerini tanıtmaları. Şöyle bir örnek verelim; bir Avrupa takımı Amerikalı bir oyuncuyla ciddi şekilde öğreniyor. Ama oyuncunun kafasında Avrupa şehri hakkında soru işaretleri var. Hemen hemen hiç bilgisi yok bu şehirle ilgili. Hemen geçen sezonlarda bu takımla maç yapmış NBA takımlarından birindeki en iyi arkadaşını arıyor. Hemen bu şehirle ilgili bilgileri alıyor ve o takımın formasıyla poz çektirmeye başlıyor. Bir diğer artı ise NBA takımları kadar olmasa da Amerikan piyasasının pastasından yararlanmak. Bu kadar çok ortak çıkar varken sizce bu Avrupa turları sona erer mi? Hikaye bölümünü bırakıp olay bölümüne geçelim. Bizim ülkemizin de bulunduğu bir çok ülkede bu heyecan yaşandı. Çok güzel maçlar ortaya çıktı. Çok güzel etkinlikler oldu. Ama benim en çok hoşuma giden şey sürekli kutuplaşmaya sürüklenen dünyanın basketbol sayesinde çok az da olsa kaynaşması oldu. Maçlarda Neler Oldu?
İlk olarak kendi evimizdeki maçla başlayalım. Benim için skorun hiçbir önemi yoktu sadece organizasyonumuza ve Efes’in yeni yüzünü merak etmiştim. Minnesota’ dan zaten bir şeyler beklemiyorum bu sezon. En Wolves’ lu arkadaşım bile benle aynı şeyi söylüyor. Organizasyon olarak oyuncuları merak eden ilk okul çocuklarının saatlerce güneşin alnında bırakılması dışında her şey mükemmeldi. Efes’e gelecek olursak beklediğim çok daha derli toplu ve düzenli bir takım olarak gözüktüler. Drew Nicholas’ı zaten tanıyordum ama yeni yabancılar benim için kapalı kutuydu. Kendilerini Euroleague’de daha önce izledim ama Efes forması altında ne yapacakları meçhuldü çünkü hepsi farklı karakterdeki oyuncular. Ama hepsi benden geçer not aldı. Özellikle Hutson ve Woods’ un bu takımda çok iş yapacağını düşünüyorum. Blatt için ise small ball yani kısa oyunculardan kurulu oyun sistemini çok iyi oynattığını gördüm. Bu sezon için bana heyecan verdiler. Tek eksikleri birbirlerini doğru düzgün tanımıyorlar. Ara sıra kazalar olabilir. Wolves ise tam bir rebuilding birlikte takımı olmuşlar. Bu sezon en fazla 8. sıra için yarışılar ama daha fazlası dünyaya pembe bakmaktır. Wolves’ dan başlamışken yine onlar devam edelim. Genç takım bir diğer maçında, eski yıldızları Kevin Garnett’in oynadığı yeni yıldızlar topluluğu Boston Celtics ile karşılaştılar. Maç boyunca direnmeye çalışsalar da son bölümlerde yeni takım olmak ve tecrübesizlik nedeniyle maçı verdiler. Boston Celtics’in top paylaşımı konusunda maçın bazı bölümlerinde sıkıntıları olduğu görüldü ama en önemli artıları iç dış dengesini ayarlamayı başarmışlar. NBA’ in yeni kısa oyunculu oyun sistemine hala dayanan Toronto karşısındaydı Celtics. Maç oldukça çekişmeli ve zevkli geçti. İki takımda bir türlü maçı forse edemedi. Bunda iki takımın da bu maça çok önem vermesi etkili oldu. Maçın sonucu ise 89-85 Toronto lehineydi. Bu maçta Avrupa Şampiyonası’ nda oynayan oyuncuların hala yorgunluklarını atmadıkları görüldü. Geçen sene Bodiroga ile yine Europe Live’da izlemiştik Lottomatica Roma’yı. Bu sene de organizasyonda olmaları ve Bargnani’ nin birinci sıradan seçilmesini göz önüne alırsak NBA’ in yeni hedeflerinden biri de İtalyan pazarına tamamen açılmak. Maça gelecek olursa maç beklendiği üzere Raptors lehine son buldu. Zaten yarı Avrupa yarı NBA takımı olduğu için Avrupa basketbolunun ters gelmediği Raptors sahadan çok rahat bir oyunla 93- 87’ lik galibiyetle ayrıldı. Bu organizasyonun en çok maç yapan takımı Toronto sadece bir mağlubiyet aldı ve bu mağlubiyeti aldıkları takımın oyun kurucularından birinin Kerem Tunçeri olması beni fazlasıyla sevindirdi. Ayrıca Kerem’ in maçın büyük bölümünde Calderon’ u zorlaması neden Avrupa Şampiyonası kadrosuna alınmadığı sorusunu yine akıllara getirdi. Şampiyonanın İspanya’ da olması nedeniyle de milli takımımızı İspanyol seyircilere ve halka daha sempatik gösterebilirdi. Maça değinecek olursak gerçekten son ana kadar çok heyecanlı bir maç oldu. Son bölümlerde Real Madrid’in Amerikalısı Bullock’ un faul atışlarındaki isabeti maçı Madrid ekibine getirdi. Geçen sezon büyük hayal kırıklığı yaratan ve taraftarlarını özellikle beni çok fazla üzen Memphis Grizzlies ise İspanya turundaydı. Hem Navarro hem de Gasol İspanyol seyircilerinin karşısına çıktıkları için bir parça heyecanlı göründüler. Ayrıca Navarro’nun az da olsa takıma ve oyuna alıştığı gözlerden kaçmadı. Memphis bu dönemde oynadığı iki hazırlık maçında bir galibiyet bir mağlubiyet aldı. Haislip önderliğindeki Unicaja Malaga’ya 102-99 yenilen boz ayılar Estudiantes karşısında ise 98-73’lük rahat bir skor elde etti ve yedeklerini görme fırsatı kazandı. Memphis için özellikle değinmek gerekirse yine ilk turda süpürülmek ufukta görülüyor. Ben hala karamsarım. »
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|