Anasayfa arrow 3SAYI arrow Yazarlarımız arrow Gökhan Beyazıt arrow Bir Jordan Veliahtı Penny Hardaway
Bir Jordan Veliahtı Penny Hardaway PDF Yazdır E-posta
Yazar Gökhan Bayezit   
Salı, 11 Mart 2008

 

Sıradan Bir Gün...

Yine sıradan bir gün ve internete girip NBA ile ilgili gelişmeleri, off-season hamlelerini, takasları, anlaşılan ve takımdan gönderilen oyuncuları öğrenmek için internette site site, link link geziniyordum ve tanıdık bir isim gözüme çarptı: ” Anfernee Hardaway Miami Heat’te!! ” İlk başta gözlerime inanamasam da göz attığım iki-üç sitenin daha ağız birliği etmişçesine aynı haberi vermesi, üstelik NBA.com’un da bu haberi onaylaması ya benimle organize bir şekilde dalga geçildiğinin yada geçen sezon Penny, Atlanta ve Seattle ile antrenmanlara çıktığı dönemdeki dualarımın kabul olduğunun göstergesiydi. Kulaklarımda ise “What a crossover by Penny Hardaway!!” diye haykıran spikerin sesi çınlıyordu…


 

Aradan iki üç gün daha geçti, Penny, Miami’de olmamı Shaq’a borçluyum şeklinde bir açıklamada bulunda, Wade, Penny hakkında övgü dolu açıklamalarda bulundu ve bende artık Penny’nin, Heat’e döndüğüne gönül rahatlığı ile inandım.

 


Yeni Nesil Jordan(?!)

1971 doğumlu Anfernee Hardaway’in lakabı olan Penny anneannesinin ona taktığı “pretty” lakabının biraz daha evrimleşmiş halidir. Memphis Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra bir çok NBA scout’u tarafından “NBA’e Jordan’dan sonra gelmiş en iyi oyuncu” şeklinde tanımlanan Hardaway, Magic’in inanılmaz bir şans eseri kucağında bulduğu 2. sıra draft hakkı ile Chris Webber’ı seçip, 3. sıradaki Golden State’e göndermesi ve o sıradan seçilen Hardaway’i takıma kattı. Shaq ile birlikte ligin en iyi ikililerinden birine sahip oldu.

 

Chris Webber sezonun başında müthiş bir performans gösterince Orlando taraftarı ilk başta Penny’ye soğuk davransa da Penny taraftarı pek kafaya takmadı ve gösterdiği performans neticesinde sezonun bütün maçlarına ilk beşte başladı. İlk defa oynanan çaylaklar maçında maçın oyuncusu seçildi, ama yılın çaylağı ödülünü sürekli kendisi ile kıyaslanan Chris Webber’a kaptırdı. O sezon Orlando, play-off’a kaldı ama ilk turda İndiana Pacers’a elenmekten kurtulamadı.

 

Penny’nin süperstar seviyesine ulaşacağı ikinci yılında, Orlando takıma Horace Grant’ı kattı ve Nick Anderson, Dennis Scott, Penny  ve Shaq’ın bulunduğu kadronun PF eksikliğini giderdi. Penny’nin PG mi yoksa SG mi oynayacağı tartışmaları sürüp giderken  Penny sezonu 20 sayı 7 ribaunt ortalamaları civarında bitirdi. All-star maçında ilk beş başlamayı başardı, sezon bittiğinde ise NBA’in en iyi beşinde yer alıyordu. Orlando ise Jordan’ın döndüğü bu sezonda Bulls’u eleyerek NBA finallerine çıktı ve Olajuwon’lu, Rockets ile eşleşti.

 

 

Serinin birinci maçının sonunun ne kadar dramatik olduğunu hatırlamayanlar için bir alıntı ile devam ediyorum:

 “Orlando'daki ilk maçın sonu, Magic takımı için asla unutulmayacaktır. Maçın son 10 saniyesine, 3 sayı önde girdi. Nick Anderson faul çizgisindeydi ve o ana kadar ki kariyer serbest atış yüzdesi %70'di. Nick iki atışı da kaçırdı. Ama sans(?) yanındaydı ki ellerden seken top tekrar Nick'in eline geldi, kendisine faul yapıldı ve 5 saniye kala Nick Anderson iki atış daha kullanacaktı. Nick Anderson bunları da kaçırdı. Sonraki hücumda Kenny Smith'in üçlüğü maçı uzatmaya götürdü. Uzatmada da durum berabereydi ve bitime saniyeler kala Rockets son hücumu Clyde Drexler ile kullanacaktı. Penny'nin savunduğu Drexler girdiği turnikeyi kaçırdı ama maçın bitimine 2 saniye kala Olajuwon bu topu tipledi. Orlando'ya bir hücum daha yapacak süre kalmamıstı. Eğer Nick Anderson faullerden birini atsa ya da Shaq o ribaundu alabilse Orlando muhtemelen maçı kazanacak ve seriyi kazanma yolunda da avantajlı olacaktı. Ancak dramatik kaybedilen bu maç sonrası seri 4-0 bitti.”Penny finallerde 25,5 sayı ortalaması ile oynadı ama bu performans galibiyet almaya yetmedi.


Bir sonraki sezon Shaq’ın sakatlanması Magic’te bir süreliğine endişeye neden olsa da Penny bu süre içinde takımı sırtladı ve 32 maç süren Shaq’sız dönemde takımın 23-9 ghalibiyet yüzdesine ulaşmasını sağladı. Sezonu 72-10 ile kapatan efsane Bulls ekibini yenen takımlardan biri de Magic’ti. Öyle ki Magic’in galibiyeti ile sonuçlanan ve Penny’nin, Jordan’ı 17 sayıda tuttuğu o maç sonrasında Jordan yerine geçecek adayın Penny olduğunu ilan etti. Bu sırada Shaq sakatlıktan çıkıp takıma döndü ve Penny yeniden takımın ikinci adamlığı rolüne geçti. Ama Shaq yokken Penny’nin gösterdiği performans Orlando’da iki yıldız isimden hangisinin daha önemli olduğu üzerine çatlak sesler çıkmaya başladı. Sezonu efsanevi Bulls kadrosunsa 4-0 süpürülerek tamamlayan Magic’te kontratı sona eren O’Neal’a, maksimum kontrat önerilmedi ve Shaq’da hayallerinin peşinden Los Angeles’a gitti. Bu sırada Dream Team ile birlikte Atlanta’da olan Penny döndüğünde, Shaq’ın ona hiçbir şey söylemediğini ve hayal kırıklığına uğradığını açıklıyordu.

 

Shaq’tan sonra...

Shaq’ın gidişinden sonra Penny’den çok şey bekleniyordu. Öyle ki Phil Jackson bile sayı krallığı için aday olarak onu göstermişti. Ama işler pek de yolunda gitmedi ve kariyerini mahvedecek sakatlık ile o yıl tanışan Penny tedavisi için Houston’daki doktorları tercih ederek, takımla birlikte deplasmanlara gitmeyerek ve çenesini tutmayıp da sivri dilli açıklamalar yaparak Magic taraftarlarının iyice tepkisini çekti. Soyunma odasında oyuncuları örgütleyerek koç Brian Hill’i kovdurması ise üstüne yapışan etiketlerin en olumsuzuydu. All-star maçında yer alan ve sezonun en iyi üçüncü beşine seçilen Hardaway, play-off’larda Miami karşısında 31 sayılık ortalama ile oynadı ama serinin 4-2 kaybedilmesine engel olamadı.

 

97-98 sezonun da Penny sakatlık kabusunu en derinden yaşadı ve sadece 19 maçta forma giyebildi. Bu süre içinde Shaq ile birbirleri hakkında fazlası ile olumsuz açıklamalarda bulundular. Sakatlığı süresince saha dışında pek çok olaya karışması da Penny’nin eski saygınlığını ve popülerliğini kaybetmesine neden oldu ve kız arkadaşına silah çekmekle suçlandıktan sonra sponsorlarından Nike “lil’’ Penny  kampanyasını sona erdirdi. Magic ise en büyük yıldızından yoksun geçirdiği sezonu play-off’un dışında kapatıyordu.

 

 

98-99 sezonu Penny’nin, Orlando’daki son sezonu oldu. Grevler nedeni ile 50 maç süren bu sezonda Penny bütün maçlarda oynadı. Doğu’yu üçüncü sırada bitiren Magic play-off’larda 76’ers ile eşleşti. 3-1 biten seri sonucunda Iverson yıldız statüsüne bir adım daha atarken Penny varlık gösteremedi. Coach Chuck Daly ile yaşadığı tartışmalar da Penny’nin gittikçe kararan şöhretine katıldı, öyle ki bir dönem kendisini tahtına aday gösteren Jordan “Eğer Daly için oynayamazsan kimse için oynayamazsın.” Şeklinde bir açıklama yapıp Penny’nin huzursuz bir oyuncu olduğunu ima etti.

 

Arizona Güneşi Penny’ye Yaramadı...

Gittikçe sorunlu bir oyuncu kisvesine bürünen Penny; Pat Garrity, Danny Manning ve oyuncu seçim hakları karşılığında Suns’a takas edildi ve 2000 yılından itibaren Jason Kidd ile birlikte Suns’ın guard ikilisini oluşturacağı duyuruldu. Eskisinden uzak performans sergileyen Penny  o sezon 60 maça çıktı. Play-off’ların ilk turunda Jason Kidd’in yokluğuna rağmen Spurs’u eleyen Suns’ın en iyi oyuncusuydu, hatta bir sonraki turda Lakers’a elendiklerinde de takımın en iyilerinden birisiydi. Ama bu performanslar Penny’nin son iyi oyunları olarak tarihe kazındı.

 

2000-2001’de sadece 4 maça çıkabildi. 2001-2002’de ise 55 maça çıktı, ama artık eski performansından çok uzaktı. Zaman zaman eski günlerini hatırlatan performanslar ortaya koysa da Penny artık şişkin bir kontrata sahip vasat bir oyuncuydu.

 

 

2002-2003’te Kidd’in yerine takıma gelen Starbury ile geçmişte yaşadığı tatsızlıklar, huzursuzluk yaşamasına sebep oldu. Buna rağmen Suns’ın, play-off’a kalmasında katkısı oldu. Play-off’ta ise Spurs’e elenirlerken Penny yine ortalarda yoktu.

 

 

2003-2004’te Joe Johnson’un yedeği durumundaydı. Bu durum iyice canını sıkmaya başlamıştı ki Marbury ile birlikte New York’a gönderildi. New York’ta bulunduğu süre boyunca sürekli sakatlığı ile mücadele eden ve sahaya fazla çıkamayan Penny daha sonra Steve Francis karşılığında koluna Trevor Ariza’yı da takıp ilk göz ağrısı Magic’e döndü. Ama Magic eski oyuncusuna pek de sıcak bakmadı ve kontratını alıp serbest bıraktı. Bu Penny’nin dibe vurduğu noktaydı.

 

 

Rüyalardan Kabusa...

Penny’nin kariyerini bitiren(?) sakatlığın en büyük sebebi evine giren bir hırsızdır. Penny ile karşılaşan hırsız onun hayatını bağışlamış ama dizinden vurmuştur. Öldürmeyip de süründürmenin bir başka yolunu seçmiş olması Penny’nin eski yeteneklerini sergileyememesinin ve dibe vurmasının en büyük nedenlerinden biridir.

 

 

Hardaway’in eskiden bulunduğu durumu anlatmak için bir iki örnek vermek de gerekli bence. Tracy McGrady’nin 1 numaralı giyiyor olmasının liseden gelen Hardaway hayranlığı olduğunu, Kobe Bryant’ın çocukken onu idol aldığını, Lebron James’in bile “Benim oyunumu Penny’ninkine benzetiyorlar.” Diyerek hava attığını söylememiz herhalde ne kadar büyük bir oyuncu olduğu hakkında fikir edinmenizi sağlayacaktır.


Magic tarafından bırakıldıktan sonra kendisine uzun süre boyunca sorun yaratan dizinin tedavisi için hastaneye yatan Hardaway şok bir gelişme ile sarsılmıştı. Doktorlar tedavisi süresince dizindeki bir madeni para boyutundaki sertleşmiş kıkırdak parçasını atladıklarını ve onu aldıkları takdirde eskisi gibi basketbol oynayabileceğini söylemişlerdir. (Alay eder gibi geliyor değil mi??) Ameliyat olduktan sonra dizindeki ağrılardan kurtulan ve kendi evindeki spor salonunda antrenmanlara başlayan Penny burada kendisini test etti ve NBA için şansını bir kez daha denemeye karar verdi.

 

Dizindeki sakatlıktan kurtulmuş bir şekilde geçen sezonun başında Seattle ve Atlanta ile deneme antrenmanlarına çıktı. Bir zamanların süperstarının deneme antrenmanlarına çıkacak bir oyuncu haline gelmesi yeterince acı değilmiş gibi iki takımın da Hardaway’i es geçmesi (özellikle Atlanta Hawks’ın) bir zamanların efsanesine büyük bir şok yaşattı. ”Seattle’ın potaaltına takviye yapması gerekiyordu, bu yüzden onlara kızmıyorum. Ama Atlanta zaten guard sıkıntısı yaşarken en azından tecrübem ile çok şey katabilirdim.” Diyerek isyanını özetliyordu.

 

 

Oyunun hızlanmasını sağlayacak kurallar lige getirilmemişken sahada rüzgar gibi esen ve iki pota arasında mekik dokuyarak NBA’in göze en hoş gelen basketbolunu oynayan isimlerinden olan Penny her ne kadar eski hızından eser kalmadığını kabul etse de hala ligde oynayabilecek kadar iyi olduğunu iddia etmekten de geri kalmıyordu. Antrenmanı sonrasında bir NBA maçını izlerken basit bir pası yerine ulaştıramayan guardı görünce iyice çileden çıkıyor ve “Bunun için mi NBA’de oynayamıyorum!!??” diyordu.”Basit bir pası yerine atabildiğim için mi??”

 

 

 

NBA’deki son üç sezonunda sürekli sakat olduğunu ve problemli bir oyuncu olarak ün yaptığını hatırlatmayı düşünsek de Hardaway’in gözünde çakan şimşekleri gördükten sonra geri çekilmeye karar veriyoruz. Allan Houston her ne kadar Penny’nin 22 dakika, 7 sayı ortalaması ile oynadığı New York günlerinde “ O artık eski oyuncu olmadığını kabulleniyor ve olgunlukla karşılıyor.” Şeklinde bir açıklama yapmış olsa da yorumumuzu kendimize saklamayı tercih ediyoruz. Devam edelim...J

 

 

4 defa All-Star olma onurunda erişen Penny Hardaway hepsine ilk beşte başladığı bu dört maçta 13,8 sayı, 6 asist ortalamalar ile oynamıştır. Kariyerinde çıktığı 688 maçta ise ilk yıllarındaki müthüş performansının da reddedilemez etkisi ile 15,4 sayı, 5,1 asist ortalaması tutturmuştur. 5,1 asiste karşılık top kaybı ortalamasının 1,6 olması adrese teslim pasları atmakta usta olduğunun da göstergesidir.

 

Magic Johnson’dan sonra lige gelen en önemli uzun(2,01) guard olan Hardaway kariyerini ne yazık ki Magic ile gibi başarılarla dolu olarak noktalayamadı. Kariyerinin son yıllarında sorunlu bir oyuncu, sakatlık probleminden bir türlü kurtulamayan para israfından başka bir etkisi olmayan bir All-Star eskisi olarak anılan Penny, Magic tarafından serbest bırakıldıktan sonra dibe vurduğu noktadan kurtulmak için antrenmanına çıktığı takımlar tarafından bile istenmeyen bir oyuncu haline geldi.

 

Old Nice Days...

(Eski Güzel Günler...)

 

Bir zamanlar Orlando’da  taraftarların takımı desteklerken kullandıkları bir slogan vardı:

 

“We Believe in Magic,                            (Sihire inanırız,)

 

We Believe in teamwork,                     (Takım oyununa inanırız,)

 

We Believe in helping others,                  (Yardımlaşmaya inanırız,)

 

We believe in Working hard,               (Sıkı çalışmaya inanırız,)

 

We Believe in Hardaway...”                      (Hardaway’e inanırız...)

 

Penny zaten bunların hepsini sahada sergileyen bir oyuncuydu. 2,01 boyunda bir guard olarak takımı hücumda sürükleyebiliyor, savunmada sorumluluk alabiliyor, kritik top çalmaları yapabiliyor ve bunları spekteküler smaçlar ile süsleyebiliyordu. Topun eline yakıştığı oyunculardan birisiydi Hardaway. Ama Shaq’ın şampiyonluk yüzüğü, film ve rap hayalleri eşliğinde Los Angeles’a uçması Hardaway’in kariyerini fazlası ile zedeledi.

 

 

Burada büyük beklentilerin ve sorumlulukların oyuncuları nasıl etkilediğinin de önemi ortaya çıkıyor. Jordan her ne kadar Hardaway’i yerine aday gösterse de Penny asla bir Jordan olabilecek ruha sahip değildi. Daha çok Jordan’ın arkasındaki Pippen rolünde harikalar yaratabilecek bir oyuncuydu. Shaq’ın arkasında takımın iki numaralı ismiyken all-star olabilecek kadar iyi performans göstermesi de bunun kanıtlarından biri bence. Zaten takımda bir numaraya getirildikten sonra şımarıp sürekli sorunlar ile anılması, oyuncuları örgütleyip coachu takımdan kovdurması gibi olaylar da psikolojik olarak bir takımın liderliğini yapacak kadar iyi olmadığının göstergesiydi.

 

 

Bu yaz Boston’ın, Reggie Miller’a sulanması ile başlayan ve Allan Houston’ın basketbola geri dönebileceğini açıklaması ile devam eden eski yıldızların basketbola dönme harekatının son parçası da Hardaway oldu ve Miami Heat ile 1 yıllık sözleşme imzaladı. Takıma katılır katılmaz “Burada olmamı Shaq’a borçluyum” şeklinde bir açıklama yaparak Shaq, Magic’ten sonra oluşan soğukluğu telafi etmeye çalıştı. Wade’in, Hardaway’i takdir eden açıklamaları ise Heat ekibinin eski All-Star oyuncuyu bağrına bastığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

 

 

Peki Şimdi???

Hardaway’in bu sezon Heat’te nasıl bir role soyunacağını tahmin etmek son derece güç. Sezonu bitirememesinden tutun da Shaq ve Wade’in arkasında takımın üçüncü silahı olmasına kadar pek çok ihtimal gözümün önüne geliyor. Burada bütün konu dizinin ona ne kadar izin vereceği. Hardaway her ne kadar kendisini iyi hissettiğine dair açıklamalar yapsa da sonuçta son dört senesinde 10 maçtan fazla oynayamadı, bunun yanında basketbola 1,5 sene ara verdiğini de unutmamak lazım.

 
   

 

Guard pozisyonunda yeni nesil isimlere karşı sakat dizleri ile ne kadar başarılı olacağı da en çok merak edilen konulardan biri. Gerçi Pat Riley, Smush Parker’ı, Jason Williams’ı yedeklemesi için -Point Guard- pozisyonunda oynatırsa  Penny, Wade’i yedekleyecek olan oyuncu olabilir. Bu durumda Iverson, Kobe, Redd, Allen, J.Johnson  gibi ligin üst düzey şutörleri ile savunmada ne kadar başa çıkabileceği de soru işaretlerinin artmasına neden oluyor. Penny Hardaway geçen sezon lige hazır olduğunu söylüyordu. Ama üst düzey tempoda oynanan basketboldan bir sezon daha uzak kalmış olması ona güvenenlerin ve en büyük hayranlarının bile aklına acaba sorularını getiriyor. Dizindeki sakatlıktan arınmış ve kendisinden çok büyük beklentiler olmadığı için psikolojik olarak rahat bir Anfernee’nin sahada harikalar yaratma ihtimali hiç de küçümsenmemeli bence.

 

Sahaya çıkıp takıma katkı da yapsa, bench’ten havlu da sallasa bu sezon her Heat maçını izlerken yada ertesi sabah box score’u gözetlerken bakacağın ilk isim Penny olacak. Scoreboard’da ne yazarsa yazsın  benim içimde haykıran ses  “I Believe in Hardaway!!!(Hardaway’e inanıyorum!!!)” diyecek. En azından eski günlerin hatırına kendisine inananları bu defa mahcup etmemesi ise en büyük dileğim.

 

Gökhan Bayezit

 

 

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
 
< Önceki   Sonraki >

3SAYI Köşe Yazilari

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

3SAYI Köşe Yazilari