Anasayfa arrow 3SAYI arrow Yazarlarımız arrow Gökhan Beyazıt arrow NBA 2007-2008 Sezonu..2
NBA 2007-2008 Sezonu..2 PDF Yazdır E-posta
Yazar Gökhan Bayezit   
Salı, 18 Mart 2008
2. Bölüm

 

 Detroit

Bir adam beş kişiyi yenebilir mi? Bu sorunun cevabını bir Pistons serisinde alabileceğimizi herhalde hiç kimse tahmin etmiyordu. Ama Lebron James Pistons’ı adeta tek başına yıkmayı başardı ve Pistons favorilerden biri olarak başladığı sezonu konferans finalinde elenerek kapattı.

Offseasonda Pisons’ın yapması gereken en önemli hamle olarak biten kontratı ile pek çok takımın ağzını sulandıran Chauncey Billups’ın kontratını uzatmak gözüküyordu. Billups’ın gideceği dedikoduları bir an için konuşulsa da Detroit’in önerdiği para ve Billups’ın vefalı çıkması bu birlikteliğin uzatılmasını sağladı. Pistons’ın adının sık sık aynı cümle içinde anıldığı bir başka oyuncu ise ligin en iyi oyuncularından biri olduğu günleri Pistons’ta yaşamış olan Grant Hill’di. Uzun süre Suns ile Pistons arasında kararsız kalan Hill,şampiyonluğa daha yakın olacağını düşündüğü Suns’a giderek Pistons taraftarlarına ufak çapta bir hayal kırıklığı yaşattı.



Takıma katılan isimlere gelince: Rip Hamilton & Billups ikilisine alternatif oyuncu bulma sorununun 2007 draftı ile çözüldüğünü söyleyebiliriz. Aaron Affalo ve Rodney Stuckey’i draft eden Pistons bir zamanlar ligin en iyisine sahip olduğu bench rotasyonunu yeniden oluşturma yolunda ilk adımı attı. İkinci turdan draft ettikleri Sammy Mejia ile anlaşarak benchteki “çok yönlü oyuncu” boşluğunu da doldurmuş oldular. Ayrıca bir zamanların all-star’ı Antonio McDyess ile de sözleşme uzatarak yeni bir maceraya girişmek istemediklerini gösterdiler. Takıma katılan bir diğer isim de geçen sezonu Wizards’ta geçiren ve 81 maçta 7,2 sayı ortalaması ile oynayan Jarvis Hayes oldu. İki sezondur düşen ortalamalarına rağmen savunmadaki etkinliği ile Pistons’a yararlı olabilecek yapıda bir oyuncu olan Hayes’in benchin önemli parçalarından biri olmasını bekliyorum.


Takımdan ayrılan en önemli oyuncu ise Chris Webber oldu. Pota altına ilaç olması için kadroya katılan ama sezon sonunda serbest kalınca özellikle Suns,Dallas ve bu yaz NBA yıldızlarına talip olma konusunda hırs yaptığını düşündüğüm Olympiakos ile birlikte anılan Webber Pistons’la tekrar anlaşmak istediğini,aksi takdirde basketbolu bırakmayı düşündüğünü açıkladı. Pistons ise McDyess’ı ilk beşe kaydırıp Rasheed’i pivot oynatacağını açıklayarak Webber’a bir nevi “Sana ihtiyacımız yok” mesajı verdi. Takımdan gönderilen bir diğer önemli oyuncu da benchten gelip zaman zaman yaptığı patlamalar ile takımına yararı dokunan Carlos Delfino oldu. 2 adet draft hakkı karşılığı Toronto’ya gönderilen Delfino’ya şu ana kadar verilen şansın yeterli olduğunu ve gönderilmesinin mantıklı bir hamle olduğunu düşünüyorum.

Bu yaz pek çok NBA takımı ile anılan Yunan guard Papaloukas’ın adı bir süre için Pistons ile birlikte anılsa da bu dedikodulardan da bir sonuç çıkmadı. Takımla ilgili konuşulan bir diğer takas dedikodusu da Sonics’te dikkat çeken,Cavs’ta James’e yardımcı rolde büyük bir başarı ile eşlik eden Ronald Murray’in takas edilmeyi istemesiydi. Stuckey&Affolo ikilisi takıma katıldıktan sonra zaten istediği süreyi alamadığı için düşen performansının iyice dibe vuracağını düşünerek mantıklı bir istekte bulundu ama Pistons yönetiminden olumlu bir yanıt alamadı.

Bu offseasonda geçen sezon “Bir oyuncu asla beş kişiyi yenemez” lafını yemiş olmanın da vermiş olduğu hırsla olsa gerek Rasheed Wallace’ın vücuduna eklediği kas kütlesi ile yeni sezonda çok can yakacağı kesin. Ama sorulması gereken soru şu: Pistons bu defa takım olma işini sonuna kadar götürebilecek mi? Geçen sezon konferans finalinde Cavaliers’a karşı dağılan ve oyunu bireysel yeteneklere döktükleri için ligin bu alanda en başarılı oyuncularından biri olan Lebron James’i durduramamışlardı. Güçlenen Doğu Konferansı’nda takıma ekstra katkı yapabilecek bir oyuncu katamamış olsalar da klasik haline gelmiş olan “Pistons Basketball”u oynayabilirlerse ligin şampiyonluk adayı takımlarından biri olacaklarına hiç şüphe yok.

 

Houston 

Ligin kağıt üzerinden en iyi kadrolarından brine olan Houston ekibi geçen sezonu Utah Jazz’a play-off ilk turunda 4-3 elenerek kapatmıştı. Sakatlıklar nedeni ile asıl kadrosu ile mücadele ettikleri maç sayısının az olması sebebi ile sezonu beklentilerin çok üzerine çıkan Utah Jazz ile karşılaşacak bir derece ile bitirmeleri Rockets’ta birkaç sezondur süren şanssızlıkların devamı niteliğindeydi.

2007 draftında kadroya Aaron Brooks’u dahil ederek offseason hamlelerine başlayan Houston, daha sonra veteran power forvet Juwan Howard’ı Wolwes’a yolladı ve geçen offseason’un en çok aranan guardı olan eski oyuncusu Mike James’i kadrosuna kattı. Bu kadar guard yeterli gelmemiş olacak ki bir zamanların süperstarı olan eski oyuncular Steve Francis’i de Portland serbest bırakır bırakmaz kadroya dahil ettiler. Tabii bu kadar guard takıma dahil edilince insanların aklına ister istemez ‘ Acaba bir takas mı planlanıyor?’ sorusu geldi. Takımda geçen sezon görev yapan Rafer Alston ve Luther Head ile birlikte şu anda forma giymeye hazır 5 adet guard var ki bu isimlerden Rafer Alston ‘ın adının alkollü olarak araç kullanırken yakalandığına dair haberlerde geçmesi takımdan gönderilmesi en muhtemel ismin şu andan itibaren Alston olduğunu düşündürüyor.


Takımdan gönderilen Howard dışındaki bir isim de geçen sezon büyük ümitlerle geldiği NBA’de istediğinden çok daha az fırsat bulabilen Spanoulis oldu.San Antonio Spus’e hakları Jackie Butler karşılığında devredilen yunan guard lige gelirken hakkında yapılan Steve Nash ve Kobe Bryant benzetmelerine bir hayal kırıklığı ekleyerek Avrupa’nın yolunu tuttu. Takıma dahil olan Jackie Butler , New York’ta istatistikleri ile dikkat çektikten sonra ‘ Bu çocukta gelecek var’ diye düşünülerek Spurs’e katılmış ama istediği şansı bulamamıştı. Mutombo ile beraber Yao Ming’in dinlendiği süre içinde takımın pota altı boşluğunu doldurmaya çalışacaklardır.


Takıma katılan bir diğer önemli isim de uzun süre Avrupa’da mücadele eden ve Spurs’un her offseasonda kadroya dahil etmeyi deneyip başaramadığı Luis Scola oldu.Tau ile anlaşarak bonservisini alan Arjantinli uzun ile sözleşme imzalayan Rockets, Howard’ın gidişi ile zayıflayan power forvet pozisyonunu güçlendirmiş oldu.

Ligin eski blok krallarından Dikembe Mutombo, sözleşmesi bittikten sonra pek çok takımın radarına takıldı.Y aşına rağmen benchten gelerek göstermiş olduğu performans ile bu ligde hala iş yapabileceğini gösteren Zeke lakaplı oyuncu ile özellikle Cavaliers uzun süre ilgilense de Mutombo Houston ile sözleşme yeniledi.

Gelelim en çok ses getiren hamleye...
Rockets ile bir dönem çok ses getiren başarılara imza atan ama T-Mac karşılığında gittiği Magic’te bir türlü istenen oyunu oynayamayan,bunun yanında problemli bir tavır takınarak diğer oyuncuların gelişimine de olumsuz etkide bulunan bu da yetmezmiş gibi Magic’ten sonra gittiği Knicks’te süperstarlıktan ‘eski bir yıldız oyuncu işte’ diye anılacak kadar kötü performans gösteren bir oyuncuya dönüşsen ve Portland tarafından istenmeyerek kapının önüne konulan Steve Francis NBA’deki ilk göz ağrısına geri döndü. Bu ilk başta iyi bir transfer gibi gözükebilir ne de olsa Francis’in Rockets forması ile oynadığı mutlu günlerindeki performansını hatırlıyoruz.Ama gözden kaçan bir sorun var:Francis çok büyük bir egoya sahip.öyle ki bu takımın kimyasını bozma ihtimali en yüksek oyuncu da o.T-Mac ve Yao’nun performansına karşılık kendi oyununu kanıtlamak gibi lüzumsuz bir çabaya girişirse Francis’in takıma katılması yarardan çok zarar getirir. Rockets Francis’i kadroya dahil etmekle patlama riski çok yüksek bir bombayı almış oldu.Eğer beklenen olmaz ve Francis egosunu dizginleyip de takımın başarılı olmasını sağlarsa bu takım kesinlikle şampiyonluğun en büyük adaylarından biri.Ama beklenen olur ve Francis patlarsa ligin en çok eleştirilen isimlerinden biri de Houston GM’i olur.





Bu kadar transfere rağmen Rockets en önemli eksiğini bu sezonda kapatamamış gözüküyor: İyi bir fizyoterapist. Takımda kronik sakatlıklara sahip Tracy McGrady gibi süperstar ve sık sık sakatlıklar yaşayarak takıını yalnız bırakan Yao Ming varken Houston yönetiminin bu eksiği giderememiş olması şaka gibi geliyor.Suns’a gitmeden önce kariyerinin bittiği düşünülen Antonio McDyess’ın Suns fizyoterapistlerinin elinde nasıl yeniden doğuş yaşadığını ve şu anda ligin en iyi altınca adamlarından biri olduğunu düşünecek olursak Houston yönetiminin bu olaydan ders ya da dersler alması gerekir. McGrady, Ming, Wells, Battier gibi ligdeki her takımın kadrosunda mutlaka görmek isteyeceği süper isimlere sahip olan Rockets’ın bu sezon arzuladığı başarıya ulaşabilmesi için tek gereken sakatlıklardan uzak durabilmeleri.

 

Indiana

 

Geçen sezon Golden State’in yaptığı sürprizde büyük payı olan İndiana Pacers play-off’un dışında kaldıktan sonra coach Rick Carlisle ile yollarını ayırmıştı. Sezon başlamadan önce yeni coach adayı olarak pek çok isim anıldı ve Pacers yönetimi Jim O’Brian da karara vardı. Kadrodaki oyunculardan en iyi verimi alabilen bir coach olarak bilinen O’Brian geçen sezonki kadroya ve alınan sonuca bakıldığında isabetli bir tercih olarak kabul edilebilir.

Pacers’ın bu yaz kadrosuna takviye yaparken yine vasat ve vasatın altında görünen oyunculara yönelmiş olması Pacers taraftarlarını huzursuz etmiş olabilir. Fazlası ile güçlenen Doğu konferansında play-off mücadelesi yapabilmek için Jermaine’in yanına bir yıldız isim daha gerekiyor diye düşünürken takıma katılan en iyi ismin geçen sezonu Lietvous Rytas takımında geçirip MVP ödülü alan Kareem Rush olduğu düşünülünce Pacers fanlarının bu düşüncelerinde haklı oldukları kabul edilebilir. Rush Toronto tarafından 20. sırada seçilerek NBA’e girdikten sonra direk Lakers’a verilmiş ama önce ordan, daha sonra da Bobcats’ten performansı beğenilmeyerek gönderilmişti. Litvanya’da geçirdiği sürenin oyununa katkısı olmadıysa Pacerslılar bu sezonu da hayal kırıklığı ile kapatabilir. Bir diğer alınan oyuncu Owens ise Tinsley ve Diener’ın ardında süre almaya çalışacak.Orlando’da Nelson ve Francis’in ardında kaldığı dönemde Wade ile birlikte geçirdiği NCAA günlerindeki performansından uzaklaşan ve adeta benchte paslanan Travis Diener Tinsley’i yedeklerken yeterli süreyi alabilirse bence Pacers’ın bu sezonki en büyük kazancı olacaktır.Bir diğer transfer olan Stephen Graham’a değinmeye bile gerek yok.Geçen sezon Portland’da 14 maçta oynayabilen Graham büyük ihtimalle sezon ortasında gönderilecektir.

Takımdan ayrılan isimlere bakılacak olursa Maccabi’den geldiğinde Avrupa’daki en önemli pivotlardan biri durumunda olan ama Pacers’ta şans bulamayan Macea Baston NBA’in Euroleague şubesi olan Toronto Raptors ile anlaştı. Eski takım arkadaşı Anthony Parker’ın Raptors’taki performansı düşünülünce Toronto’nun Baston için daha doğru bir seçim olduğu düşünülebilir. Takımdaki ihtiyar kurt olarak adlandırabileceğimiz ama ilerleyen yaşına rağmen hırsından hiçbir şey kaybetmemiş olan guard Darrell Armstrong’da sözleşme uzatmayarak serbest kaldı. Oynadığı her takımda sahaya adım attığı anda takımı için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan Armstrong’un adı Nets ile anılıyor.

Lakers ile bu yaz adı sık sık birlikte anılan Pacers ilk takas hamlesi olarak Jamal Tinsley’i isteyen Lakers’a Bynum + Odom ikilisini istediklerini belirtti. Tinsley’in sokak basketbolunda ufak çağlı bir efsane olmasına karşın NBA’de aynı performansı sürdürememiş olması Lakers yönetimini haklı olarak geri çekilmeye mecbur etti. Daha sonra takımdan ayrılmak isteyen Jermaine O’Neal için Bynum + Odom paketini öneren Lakers’a hayır yanıtı verilse de,”Baby Face”in de ‘Lakers’ta oynamak istiyorum’ tarzı açıklamalarda bulunması Jermaine için en önemli adayın Lakers oduğunu gösterir nitelikte.

Jermaine için adı geçen diğer iki takım takımından ayrılmayı bir an için aklından geçirse bile bir yerlerden bunu öğrenip takıma katan ve milyon dolarlık kontratları önüne serdikten sonra hiçbir verim alamayan New York Knicks ve ligin en iyi üçlülerinden birine sahip olan New Jersey Nets oldu.Knicks bu mücadeleden çabuk çekilmek zorunda kalsa da Nets Jermaine için fazlası ile iddialı gözüküyor. Richard Jefferson’ı içinde barındıran bir takas paketi ile Pacers’ın kapısını çalması olası New Jersey ekibi Jermaine için en güçlü ikinci aday.

O’Brian bu gelişmelerden sonra Jermaine’in çok yetenekli bir oyuncu olduğunu ve gelecek sezon onu çalıştırmayı umduğunu açıklasa da Reggie Miller gittikten sonra takımın lideri olarak ortaya çıkması gereken O’Neal bu yükün altında her geçen gün biraz daha eziliyor ve psikolojil olarak yıpranıyor. Saha içinde ortalamalarında çok büyük bir düşüş olmasa da saha dışındaki açıklamaları Pacers’ta kalmaktan mutlu olmadığı yönünde. O’Neal’ı mutlu edip de takımda kalmasını başaramadıkları sürece şu an önerilen takas paketleri ile Pacers’ın başarılı olması mümkün gözükmüyor.

 

 

  Los Angeles Clippers

Bu yaz en büyük kaybı yaşayan takımlardan birisi de Los Angeles Clippers’tı. All-star power forveti Elton Brand’i sakatlığa kurban veren Clippers yazı bu soğuk duş etkisi yapan haberin etkisi altında geçirmiş olmalı ki seslerini pek çıkarmayıp gerekli pozisyonlara takviyelerde bulunmayı seçtiler.

Takıma katılan isimlere göz attığımızda eksikleri gidermek için mantıklı transferler yapıldığı düşünülebilir. Ama sakat olan isimler kadroya geri dönüne takımda büyük bir karışıklığın yaşanması muhtemel.
En dikkat çekici hamle draftte 14. sıradan Al Thorton’un seçilmesi oldu. Hem sf hem de pf olarak görev yapabilen Thorton’un Brand sakatlıktan dönene kadar Clippers’ın en büyük umudu olacağını söylemek yanlış olmaz. Bucks’ta çıktığı 81 maçta 14,7 sayı 5,4 ribaund ortalamaları tutturarak kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Ruben ‘The Kobe Stopper’ Patterson ile anlaşan Clippers sf pozisyonunda da etkili oyunculara sahip bir takım konumuna geldi. Takıma dahil edilen diğer iki dikkat çeken isme gelince: Ligin oyununu en beğendiğim guardlarından biri olan ve nesli tükenmekte olan “şut atmaktasa pas etmeyi tercih eden” guardların son örneklerinden Brevin Knight takıma katıldı. Geçen sezon Bobcats’te sakatlıklar ve yaşının ilerlemesi gibi sebepler ile fazla şans bulamayan Knight çıktığı 45 maçta 9,1 sayı 6,6 asist ortalamaları ile oynadı. Takıma katılan bir diğer guard olan Dan Dickau hakkında söylenebilecek tek şey takımdaki en gereksiz oyuncu olduğu. NCAA’in asist kralı Jared Jordan’ın da Dickau’ya yer açabilmek için gönderildiği söylentileri de düşünülünce insanın gözünde bir kat daha değersizleşmemesi hiçbir sebep yok.

Takımın en büyük yıldızı şu anki görüntü itibarı ile Corey Maggette. Tabii Maggette bu rol ile ilgilenmediğini geçen sezon kaldığı yerden devam edip takas edilmek istediğini açıklayarak açıkca belli etti. Bu durumda takımı yönetme işi yaşının da yardımı ile Sam Cassell’e kaldı. (Ne de olsa çoğunun amcası yaşında ) Tecrübe açısından takıma çok şey katacağı kesin ama eski performansından çok uzak olması Clippers’ın başına bu sezon çok iş açabilir.

Clippers ile ilgili Türkiye’yi bir dönem heyecanlandıran bir gelişme de Rus forvet Korolev ile ilgiliydi. Serbest brakıldığı açıklanan Korolev’in Fenerbahçe Ülker ile anlaştığı bir an için gündeme bomba gibi düşse de daha sonra Korolev’in Clippers hazırlık kampına katılması ve Clippers yönetiminin Korolev’in hiçbir yere gidemeyeceğine dair açıklamaları boş yere heyecan yaptığımızın kanıtı oldu.

Elton Brand gibi dönüşü heyecanla beklenen bir diğer isim de Shaun Livingston. Geçen sezon Charlotte Bobcats maçında turnike atarken bomboş pozisyonda yere düşen ve dizinden sakatlanarak 2 yıllık uzun bir tedavi sürecine adım atan Livingston’ın şu an için topsuz antremanlara başladığı haberleri gelmekte. Zayıf fiziği ile NBA’de bu tarz sakatlıkları sık sık yaşaması muhtemel olan Livingston’ın sezon sonuna doğru takım ile maçlara çıkabilmesi bekleniyor.

Bir diğer yolu gözlenen isme gelince. Elton Brand’in şut atarken aşil tendonunun koptuğunu duyduğumda nasıl başardığına dair ciddi soru işaretlerinin içine gömüldüm. Ortalıkta dolaşan bir söylentiye göre Kaman ile bire bir maç yaparken sakatlandığı söyleniliyor. 2003 draftının en büyük fiyaskolarından biri olan ve kontratı aldıktan sonra yatışa geçen Kaman’a yönelen eleştiri okları bu haberin doğrulanması halinde artacak gibi. Elton Brand’in sakatlıktan dönüş tarihinin belli olmaması ve sezonu kapattığına dair söylentilerin dolaşması bir sezon için taraftarlarını mutlu edip play-off yarı finaline kadar yükselen Clippers için çok kötü bir haber.




Patterson – Thomas – Cassell – Maggette – Mobley gibi yetenekli oyuncuları kadrosunda bulunduran Clippers’ın şu an için en büyük sorunu pivot mevkisinde. Kontratını uzattıktan sonra eski oyununu oynamayı unutan Kaman şu an için Clippers’ın yumuşak yanı olarak görünüyor. Benchten gelip Kaman’ı yedekleyecek olan ismin yaşını başını alış,emeklilik için gün sayan Aaron Williams olduğunu da düşününce rakip takım pivotlarının bu sezon Clippers karşısında sezonun en iyi performanslarına imza atma ihtimalleri fazlası ile yüksek.


Clippers için bu sezonun fazlası ile soru işareti içerdiğini kabul etmek gerekir. Brand geri dönebilecek mi? Dönerse nasıl bir performans segileyece? Brand dönene kadar Clippers yeterli sayıda galibiyet alabilecek mi? Al Thorton Clippers pota altına kısa süreli de olsa faydalı olacak mı? Maggette muradına erip bu sezon takas olabilecek mi? Bu soruların cevabı ne olursa olsun Clippers’ın bu sezon bu kadar problem yaşamış olmalarına rağmen play-off’a kalması sezonun en büyük mucizelerinden biri olacaktır.

 

 

 

 

 

 Los Angelas Lakers

Bu yazın en flaş haberlerine imza atan ama o haberlerin sonunda kadrosuna beklenen yıldızları dahil edemeyen takım Lakers oldu. Geçen sezonu Suns’a 4-1 elenerek kapan Lakers offseasonda özellikle Garnett ile ciddi şekilde ilgilense de hemen her süperstar için teklif ettikleri Odom + Bynum Wolwes yönetiminin ilgisini çekmedi (Celtics’ten 5 oyuncu + 2 draft hakkı aldıkları düşünülünce haklı oldukları söylenebilir). Daha sonra Jermaine için adı geçen Lakers yönetimi bu takası da gerçekleştiremeyince yazın en flaş haberi patladı ve Kobe takas olmak istediğini açıkladı. İlk başta bu habere atlayan takım her oyuncuya olduğu gibi Knicks oldu, daha sonra Bobcats ve Bulls’un adı ciddi şekilde Kobe ile birlikte anılsa da daha sonra takıma mutlaka bir yıldız katılacağının söylenmesi Kobe’nin biraz daha sakinleşmesini sağladı.

Dener’ın salary cap’te yer açmak için göndermeyi düşündüğü söylenilen Camby’nin adı bir süre Lakers ile birlikte anılsa da beklenildiği gibi bu dedikodudan bir sonuç çıkmadı. Asıl bomba Steve Kerr’ün yönetime geldiği günden beri sürekli göndermek için plan yaptığı Marion’u almak için yapılan hamleydi. Marion’un da Lakers’ta oynamak istediğini açıklaması, bunun yanında Kerr’ün Odom’lu bir paket yerine Kwame ve Radmanovic’in olduğu bir pakete sıcak bakabileceğini açıklaması takasın gerçekleşmesi durumunda Lakers’ın Batı’da iddialı bir konuma gelmesini sağlayacaktır.

Bu sezon takımdan ayrılan en önemli oyuncu Lakers’ın guardı olma sorumluluğunu üstlenen Smush Parker oldu. Kendisinden beklenenden çok daha uzak bir performans sergilemiş olmasının yanında sezon sonunda huzursuz olduğunu açıklaması kendisi ile kontrat uzatılmamasındaki en önemli etken oldu. Miami Heat ile anlaşan Parker’ın imzası kurumadan Wade’in Bryant’tan daha büyük bir yıldız olduğuna dair açıklamalarda bulunması “O’Neal-Bryant”dan sonra “Smush Parker-Kobe Bryant” karşılaştırmalarına neden olacağı için Lakers-Heat maçlarının büyük bir heyecanla beklenmesine neden oldu. (Ne diyorum ben yaa... )



Draftte 19. sıraya sahip olan Lakers Steve Francis’in Houston’daki ilk günlerine benzer bir oyun tarzına sahip olduğu söylenilen guard Javaris Crittenton’u kadrosuna dahil etti. Draftteki en iyi guardlardan biri olarak lanse edilen Javaris’in 19. sıraya kadar düşmesinin tek sebebi Francis’in ilk günlerinin unutulmuş olması olabilir. Lakers’ın uzun zamandır sıkıntı yaşadığı guard rotasyonunda uzun yıllar başarıyla görev yapabilir. Tabii guard demişken Lakers’ın gidişinden sonra guard koltuğunu asla dolduramadığı Derek Fisher’ın geri dönüşünü yazmamamız büyük bir hata olur. Kızının rahatsızlığı nedeni ile Jazz ile anlaşarak serbest kalan Fisher eski takımı olan Lakers’a geri döndü. Uzun zamandır sıkıntı yaşayan Lakers’ın bir anda iki üst düzey sayılabilecek guarda kavuşması şüphesiz en çok topu hücuma getirmek zorunda kalan Kobe Bryant’ı rahatlatacaktır.


Bu sezon Turiaf’tan daha çok yararlanmak adına ilk beşte başlatılacağının açıklanması ve Andrew Bynum’un gösterdiği gelişmeden sonra Kwame Brown ile sözleşme uzatmayacağını açıklayan Lakers yönetimi gelecek sezon offseasonda daha rahat davranabilmeyi planlıyor olabilir. Bunun yanında ‘Kobe vazgeçilmez değil’ tarzında bir açıklama yapmış olmaları bu sezonun da başarısızlık ile ya da play-offların ilk turunda Suns’a elenilerek ( : )) ) kapatılması durumunda yeniden yapılanmaya gidileceğinin işareti olarak kabul edilebilir. (Komplo teorileri kuracak kıvamda bir insanım... )




Takıma Kobe’nin istediği gibi bir yıldız dahil edilemese bile Lakers şu anki kadrosuyla Batı’da büyük sürprizlere imza atacak potansiyele sahip. Çok yönlü İsviçre Çakısı tarzındaki oyunu ile Lamar Odom, Snowboard fatihi şutör uzun (sağlam kalabilirse tabii) Vladimir Radmanovic, tecrübe ile yeteneği birleştirebilecek olan guard ikilisi Fisher – Javaris , gelişimini sürdüren Andrew Bynum, bu sene vücuduna eklediği kas kütlesi ile gelecek sezon kontrat uzatmaya çalışacak bir performans sergilemesi ümit edilen Kwame Brown ve “King Kong” Ronny Turiaf’tan oluşan pota elemanlarından oluşan bu ekibin başını çeken ligin en yüksek hücum gücüne sahip KB24 ve “Zen Master” P-Jax ile bu takımın beklentilerin altında kalması basketbol tanrılarının Lakers’a gıcık kaptığının göstergesinden başka bir şey olamaz. Gücünü kaybeden Batı Konferansı’nda sürpriz gerçekleştirme ihtimali en yüksek olan takım bana göre Lakers...

 

 

 

 

 

 

Miami Heat 

Gitgide yaşlanan kadroya genç oyuncu takviyesi yapılmamasının sonucu geçen sezon Bulls’a 4-0 elenerek alan Heat’te bu yaz bir gençleştirme operasyonuna girişileceği düşünülüyordu. En çok eleştirilen isimler olan Walker- Payton- J-Will üçlüsünün bu yaz pek çok takıma teklif edilmesi de Heat’in en azından gençleşmeye niyeti oldğunun kanıtıydı.

Yaz aylarının başında bomba gibi patlayan haber Shaq’ın Dallas tarafından istenmesi ile ilgiliydi. O’Neal’a karşılık Devin Harris-Jery Stackhouse-Erick Dampier paketinin önerileceği konuşuluyordu. Tabii yaşlandıkça etkisini kaybeden Shaq için bu paketin fazla geleceğini fark eden Mavs yönetimi bu takastan vazgeçince ligin en bomba takasını yapma onuru da Celtics’e gitti.

Takımdaki birinci sorun olarak görülen guard mevkisine en ciddi aday ilk olarak Kings guardı Mike Bibby oldu. Önerilen takas paketlerinin Kings cephesice cazip görülmemesi bu takasın yapılamasının başlıca sebebiydi. Ligin üst düzey guardlarından biri olan Bibby’ye karşılık Jason Williams’ın olduğu bir paketin olduğu düşünülünce haklı oldukları söylenilebilir. Bibby’den sonra Bucks guardı Mo Williams için adı geçen takımlardan olan Heat bu isimi de kadrosuna katamayarak hayal kırıklığına uğradı. Miami yönetiminin peşinde koştupu diğer isimler ligin en sorunlu isimlerinden biri olan Ron Artest, Wolwes tarafından serbest bırakılan Troy Hudson ve Warriors’un atletik guardı Michael Pietrus’tu. Tabi bu üç oyuncunun da kadroya katılamaması Heat’in bu yaz hanesine yazılan bir eksi oldu. En büyük hayal kırıklığı ise sözleşme önerilen Charlie Bell’in Bucks tarafından sözleşme karşılanarak takımda tutulmasıydı.


Takıma katılan isimlere bakacak olduğumuzda bir zamanlar O’Neal ile birlikte ligin en iyi ikililerinden birini oluşturan Penny Hardaway’in Heat forması ile ara verdiği basketbola geri dönmesiydi. İki sezon basketbol oynamadıktan sonra kadroya katılmasının ne kadar mantıklı bir hamle olduğu tartışılır. Guard açığını kapatmak için kadroya alınan en önemli ismin Lakers’ta bekleneni vermekten çok uzak bir performans sergileyen Smush Parker olması da bu sezonun yine guard sorunları ile geçmesine neden olabilir.



Takıma katılan bir diğer oyuncu da geçen sezonu Grizzles’ta geçiren Alexander Johnson oldu. 59 maçta 4,4 sayı ortalaması tutturmuş olan Johnson’ın Heat kadrosunda yer bulabilmesi şu an için zor gözüküyor. Draft edilmeden NBA’e giriş yapmış olan Marcus Slaughter’ın Miami’den kontrat kapması halinde Türkiye’deki Miami taraftarlarının sayısının artacağı da söylenilebilir. Hazırlık maçlarında iyi bir performans gösteren ama takıma tam olarak yerleşemeyen Slaughter’ın Avrupa’ya geri dönme ihtimali göz ardı edilmemeli.

Takımdan ayrılan isimlere bakacak olduğumuzda, şampiyonluk kazandıktan sonra emekli olmayıp da şansını zorlayarak pek çok eleştiriye uğrayan Gary Payton serbest bırakıldı; all-star haftasonunda kazandığı üç sayı şampiyonluğundan sonra değeri artan Jason Kapono Toronto Raptors’a giderken, bir diğer şutör James Posey Boston Celtics yolunu tuttu. Sezon ortasında Grizzles tarafından serbest bırakıldıktan sonra Heat’e geri dönen Eddie Jones da şampiyonluk hayalinin peşinden koşmak üzere Dallas kadrosuna katıldı.

Takımda operasyon yaparken Heat yönetiminin yaptığı en büyük eksiklik giden oyuncuların yerine yenilerini almamak oldu. Benchten gelerek takıma katkı yapabilecek durumda olan tek oyuncu şu anki görüntü ile Alonzo Mourning’miş gibi duruyor ki onun da bir sene daha yaşlanmış olması katkısının azalacağı anlamına gelebilir.

Peki bu sezon Heat geçen sezonki derecesini geliştirebilir mi? Şu anki görünüm ile çok zor. Artık herkesin kabul ettiği gibi bu takım Wade’in takımı ve Wade ne kadar sağlam kalabilirse o kadar yükselebilecekler. Güçlenen doğu konferansında takıma direk katkı yapabilecek bir oyuncuyu kadrolarına katamamış olmaları draftten istedikleri tarz bir oyuncuyu alamamış olmalarının ve giden oyuncunun yerlerini dolduramamış olmalarının da yanında en büyük eksi olarak duruyor. Wade’in omuzlarına binen bu yükü sırtlayıp da takımı başarıya götürmesi sezon başında yaz aylarındaki hantallığını atmakta zorlanan O’Neal’ın Wade’in yüküne ne kadar yardım edeceği ile doğru orantılı. Tabii kadroya oyunun her alanına katkı yapabilecek oyuncuları katmamakta ısrarcı oldukları sürece Heat için geleceğin karanlık olduğu da bir gerçek.

 

 

 

Minesota 

Bu sezon yaptıkları hamleler ile Wolwes ligin en iddialı takımlarından biri haline geldi... Tabii bunu genç Wolwes ekibi Euroleague’de falan oynuyor olsa söyleyebilirdik. Ama NBA gibi dünya basketbolunun zirvesinde mücadele edecek bu takım için güzel günlerin yakın olduğunu söylemek şu an için çok zor gözüküyor.

Yazın en çok ses getiren hamlesini yapıp ligin en iyi oyuncularından Kevin Garnett’ı Boston Celtics’in yarısı karşılığında kadrosuna dahil eden Wolwes bu sezonu yeniden yapılanmaya harcayağını göstermiş oldu. Draftte seçtikleri Corey Brewer’ın yanına Timberwolwes’tan aldıkları geleceğin en önemli power forvetlerinden olacak olan Al Jefferson ,hoplak zıplak sf Gerald Green, Sebastian Telfair, Ryan Gomes ve Theo Ratliff’i ekleyen aldıkları iki draft hakkı ile geleceğe yaptıkları yatırımı sağlama almayı da başardılar. Büyük beklentileri ile takıma kattıkları ama kontratı aldıktan sonra performansı düşen Mike James’i de Juwan Howard’a karşılık Rockets’a takas ettiler.

Takımın bu gençleştirme operasyonu esnasında gücünü kaybetmesi bazı isimlerin takımdan ayrılmasının hızlanmasına bazılarının ise gitmek istediğini açıklamasına neden oldu. Kontratı fesh edilmeye çalışılan Troy Hudson, Garnett takasından sonra pek bir zorluk çıkarmadı ve anlaşarak takımdan ayrıldı. Bunun yanında takıma Mike James karşılığında gelen Howard daha sezon başlamadan bu takımda oynamak istemediğini açıkladı. Ayrıca takıma bugüne kadar hayalkırıklığından başka katkısı olmayan Marko Jaric de gitmek istediğini açıkladı. (Batan gemiyi ilk fareler terk edermiş...)

Al Jefferson’ın batan Wolwes’ın yükselen ismi olması sürpriz olmamalı. Tabii draftten gelen Corey Brewer’ın da çok büyük beklentilerin altına girmeden oynayacağı ilk sezonunun gelişimine ne kadar katkısının olacağını da tartışılır. Efes Pilsen ve Boston ile oynanan maçlardaki oyunu pek iç açıcı gelmese de antremanlarda iyi bir performans sergilediği söyleniliyor.



Efes Pilsen ile NBA Europe Live çerçevesinde yapılan maçta gördük ki bu takımın şu an için büyük bir guard sorunu var. Randy Foye asıl pozisyonu olan sg’nin aksine pg olarak verimli değil. Telfair ise içeriye girip de topu havaya atmaktan başka bir şey yapmıyor. Takıma tecrübeli bir guardı katmaları şart. Sonuçta topu getirecek, hücumda seti kuracak oyuncunun bu işlere alışkın bir isim olması şart. Brevin Knight bu takımın aradığı isim olabilirdi ama onu da Clippers kaptı. Dallas’tan gelen Greg Buckner ise takıma abilik edebilecek kadar tecrübeli ve iyi bir oyuncu değil.

Bu sezon pota altında da ufak problemler yaşayacak gibi duran Wolwes’ın Al Jefferson ve Juwan Howard’dan oluşan Pf ikilisine takviye olarak pivot pozisyonunda Blount ve Theo Ratliff’in olması Wolwes rakiplerinin pivotlarının çok iş yapacağının göstergesi olabilir. Blount geçen sezonu Garnett’ın da etkisi ile idare eder bir performans ile geçirmiş olsa da bu sezon Garnett’ın gölgesi altında gizlenme şansı yok. Bir diğer pivot olan Theo Ratliff ise 2 sezon boyunca ortalıkta pek gözükmedikten sonra bu sezon Wolwes forması ile bir geri dönüş yapmayı planlıyor olmalı ki antremanların en çok dikkat çeken oyuncularından biri olduğu söyleniliyor. Bu performansının kontratının bitişi ile ne kadar ilgili olduğunu merak ediyorum.

Wolwes cephesinden gelen bu yazın en üzücü haberi ise NCAA’de dikkat çekici bir performans sergilemesinin ardından NBA’e giriş yapan ama beklentilerin çok uzağında bir performans göstererek hayal kırıklığı yaratan Eddie Griffin’in ölüm haberiydi. Arabasına tren çarpan Griffin’in intihar ettiği söylentileri bir süre için ortalıkta dolaşsa da kesin bir kanıt bulunamadı.

Wolwes takımının tek tek ele aldığımızda yetenekli oyunculardan oluşan bir takım olduğunu kabul etmek gerekiyor. Ama bu takımın sezonu nasıl bir derece ile bitireceği takım olmayı ne kadar başarabilecekleri ile alakalı.

 

 

 

 

New Jersey Nets 

Geçen sezonu doğu yarı finalinde Cavs’a elenerek kapatan Nets için bu yaz renkli geçti denilebilir. Takımın yıldızı durumunda olan Vince Carter’ın free agent olacağını açıklaması ile dikkatleri çeken, Magic’in Carter’ın peşine düşmesi ile iyice renkli bir hal alan bu hikaye Carter’ın Nets yönetimi ile anlaşıp yeni sözleşme imzalaması ile son buldu. Pek çok kişi Carter’ın Raptors günlerinde beklenilenden çok daha uzak bir performans sergilediğini söyleyip kontrat uzatmanın gereksiz olduğunu söylese de geçen sezon 82 maçın tamamında oynayıp 25,2 sayı 6 ribaund 4,8 asist ortalaması tutturmuş bir oyuncunun bırakılması büyük bir hata olurdu ve Nets yönetimi bu hatayı yapmadı.

Takımdaki yeni isimlere gelince :

Sean Williams: Drafte giren en yetenekli oyunculardan biri olmasına rağmen sorunlu kişiliği ve son senesinde hiç oynamamış olması nedeni ile pek çok soru işaretini barındıran Sean Williams 17. sıradan Nets’e katıldı. Hücum yönü çok güçlü olmasa da savunmada gösterdiği performans ile bu eksiğini kapatan Williams’ın Kidd’in de etkisi ile yeni bir Kenyon Martin olmasını bekliyorum.

Darrell Armstrong: 39 yaşındaki veteran guard Marcus Williams’ın ameliyat olacağının açıklanmasından bir süre sonra takıma katıldı. İlerleyen yaşına rağmen hırsından ve oyuna olan aşkından bir şey kaybetmediğini geçen sezon Pacers’ta gösterdiği performans ile kanıtlayan Armstrong, Kidd’in dinlendiği dakikalarda oluşan boşluğu gidermeye çalışacaktır. İlerleyen yaşının dezavantajları ise bu sezon Nets’in başını ağrıtabilir.

Jamaal Magloire: Eski all-star pivot Hornets’tan gönderildikten sonra eski performansını sergileyememişti. Geçen sezon kadrosunda bulunduğu Blazers’ta çaylak yılından sonraki en düşük ortalamaları olan 6,5 sayı ve 6,1 ribaunt ortalamaları ile genellikle benchten gelen bir oyuncu görünümünde mücadele etti. Kontratı sona erip de serbest kaldıktan sonra ligin pota altında en çok sorun yaşayan takımı olan New Jersey’e katıldı. İmzayı attıktan sonra akımı şampiyonluk adaylarından biri olarak gördüğünü açıklaması Jamaal’ın içindeki basketbol oynama isteğinin dirildiğinin göstergesi olabilir.

Giden oyunculara bakacak olursak; takımın geçen sezonun başında kadrosuna dahil ettiği ve Kidd’in yanında oynuyor olmanın da etkisi ile son derece pozitif performanslar sergileyip geçen sezonu 9,8 sayı 5,1 ribaund ortalaması ile bitiren Mikki Moore bu performansını görüp de bir anlık hata ile kendisine sözleşme öneren Kings’in teklifini kabul etti. Kidd’in yanından ayrıldıktan sonra performansındaki düşüş Kings yönetiminin başını taşlara vurmasına neden olabilir.

Giden bir diğer isim olan Eddie House ise şutör özelliğinden yararlanılması için takıma dahil edilmişti. Ama Kidd ve Williams’ın arkasında kalıp takıma katkı yapmaktan çok benchi ısıtmaya yarayınca onunla da sözleşme yenilemeye gerek duyulmadı.

Yaz aylarında çıkan haberleri hatırlayacak olduğumuzda Nets’in adının sık sık Jermaine için geçtiğini görüyoruz. İndiana’da mutsuz olduğu söylentileri dolaşan Baby Face için Richard Jefferson’ın gözden çıkartılabileceği söyleniliyor. Pota altındaki sıkıntıları çözebilecek iki oyuncuyu kadroya dahil etmişken Jermaine’in de alınması Nets’e ne katar ne götürür bilinmez ama,olmasa da olur tarzı bir hamle olacağını düşünüyorum. Nets ile adı geçen bir diğer oyuncu da bir zamanlar şutör olarak dikkat çeken ama asla bir takımın yıldızı olamayacak olan Allan Houston oldu. Nets’te benchten gelerek çok iş yapabilirdi ama o Knicks’e gitmeyi tercih etti.

Nets’in bu sezon neler yapacağı ise büyük bir soru işareti. Daha iyiye de gidebilirler,bu sezon daha kötü performans da sergileyebilirler. Takımın kimyasını oturtabilirlerse yükselmeleri sürpriz olmayacaktır,ama takımda Sean Williams gibi arıza potansiyeli yüksek bir oyuncu varken en ufak sorunun bile büyüme ihtimali göz ardı edilmemeli.

Bunun yanında takımın şüphesiz en önemli oyuncusu olan Jason Kidd bir sezon daha yaşlandı. İlerleyen yaşının da etkisi ile performansında bir düşüş olursa Nets’in bu sezon çok daha fazla zorlanacağı gerçeğinin farkına bir sakatlı sonrasında varacak olmaları sezonun Nets için can sıkıcı geçmesine neden olabilir.

 

 

 

 

Goldon State

Geçen sezon son sırada kapak attıkları play-off’un ilk turunda Dallas’ı eleyerek dikkatleri çeken Warriors bu başarıyı yeterli görmüş olacak ki Jazz karşısında yatışa geçti ve seriyi kaybederek sezonu kapattı. Bu seriden en akılda kalıcı olay Baron Davis’in AK47’nin üzerinden bastığı smaçtı.

Offseasonda oldukça hareketli günler geçiren Warriors’un yaptığı en akıllıca hamle benchi ısıtmaktan başka bir işe yaramayan Adonel Foyle’un kontratı satın alınarak serbest bırakıldı. Daha sonra Jason Richardson, 8. sıra draft hakkı karşılığında Bobcats’e gönderildi. J-Rich’in gidişinin en büyük yararı Bobcats’ten alınan 10 milyon dolarlık salary kullanım hakkıydı. Büyük kontratlı iki oyuncunun gidişi ile kadrosunda bulunan Ellis, Pietrus, Biendris gibi genç oyunculara sözleşme önerebilecek rahatlığa kavuşan Warriors ayrıca Wright gibi pota altına hareket getirecek bir oyuncuyu da kadrosuna katmış oldu.

Takıma gelen-giden oyuncular kim olursa olsun bu yaz yapılması gerekilen en önemli hamle ligin en ilginç ama göze en hoş gelen basketbolunu oynatan çılgın profesör Don Nelson ile sözleşme uzatılması oldu. Zaman zaman Al Harrington’u pivot oynatıp Jason Richardson’ı power forvet’e çekerek kısa beş olayını başka bir boyuta taşıyan Nelson’ın bu sezon daha da ilginç bir hal alan Warriors kadrosu ile yapacakları merak konusu.

Geçen sezonki oyun sisteminde eski performanslarına oranla patlama yapmış gibi gözüken Monta Ellis ve Matt Barnes ile sözleşme uzatıldı. Ellis geçen sezonki 16,5 sayı 4,1 asistlik performansı ile MIP ödülüne layık görüldü. NBA’in gezgin oyuncularından Matt Barnes ise benchten gelerek yaptığı 9,6 sayılık performans ile pek çok takımın dikkatini çekse de kendisine talip olan diğer ekiplerin teklifini dikkate almayarak Warriors’ta kaldı. Kontrat yenilenen isimlerden en dikkat çekici performansı gösteren ise ( offseason maçları dikkate alındığında) Kelenna Azubuike oldu. Geçen sezon NBDL’den kadroya dahil edilen 7,1 sayı ortalaması ile oynamıştı. Bu yaz ise performansını ikiye katladığını göstererek Warriors’un artı alan hamlelerinden biri daha olmayı başardı.

Kadroya katılan isimlere göz attığımızda geçen sezon Dallas’ta 3,7 sayı 3 ribaund ortalamaları tutturan Austin Croshere ve Wolwes’ın serbest bıraktığı Troy Hudson eklendi(Geçen sezonki ortalamaları 5,9 sayı 2,1 asist).

Takıma draft ile katılan isimlere gelince; Brendan Wright NCAA’de 14,7 sayı 6,2 ribaund ortalamaları ile oynamış bir isim. Hareketli oyunculardan oluşan Warriors pota altı için ideal bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. İtalyan Marco Belinelli ise Avrupa’da pek göze batmayan bir oyun oynamış olsa da yaz liginin yıldızı olmayı başarmıştı. Bol bol şut şansı bulabileceği Warriors sistemi NBA’de kalıcı olmasını sağlayacaktır. Warriors’un ikinci turda seçtiği Stephane Lasme ise bu sıraya kadar düşmesi tamamen şanssızlık olan bir oyuncu. Kolej kariyerinde iyi bir savunmacı olarak öne çıkan Lasme son senesinde 5 blok ortalaması ile oynadı. Koleji erken bitirmeyi seçmeyip sonuna kadar okumayı seçmiş olması ikinci tura düşmesine neden olmuş gibi gözüküyor.

Golden State’te deprem etkisi yapan iki gelişmeye gelince... geçen sezon silkinen ve adeta küllerinden doğan Baron Davis’e kontrat önerilmeyeceğinin açıklanması şok etkisi yarattı. 63 maçta 20,1 sayı 8,1 asist ortalamaları ile oynayan Davis’e kontrat önerilmemesinin kötü bir şaka olduğunu düşünmek istiyorum. Davis’te bu açıklamaya olan tepkisini oldukça sert şekilde dile getirmişti. Şimdilik sular durulmuş gibi gözükse de sezon ilerledikçe tartışmalar alevlenebilir. Monta Ellis’in antreman sırasında boynunun üstüne düşüp hastanelik olması ise bir diğer şok edici haber oldu. Geçici felç olduğu açıklanan genç oyuncu kısa sürede kendisine gelmiş olsa da yaşadığı bu kısa süreli sakatlığın oyununa etki etmesi şaşırtıcı olmamalı (adam ne de olsa kafa üstü çakıldı).

Warriors’un neler yapabileceğine gelince...Pota altına hareket getirecek bir çaylak ile bir blokçu ekleyen, Yaz liginin parlayan yıldızlarından Belinelli’yi kadrosunda bulunduran,benche Croshere gibi savaşçı ve Hudson gibi isteyince süper oynayabilen ki ismi alan bir takımdan korkmak gerekir. Tabii çılgın profesör Don Nelson “koş-koş-koşmaya devam et” tarzı basketbolu benzinlerinin erken bitmesine neden olmazsa.

 

New Orleans 

Geçen sezon offseasonda yaptıkları hamleler ile ligin en büyük sürpriz adaylarından biri olan Hornets için geçen sezon adeta bir hayal kırıklığı oldu. Büyük umutlarla kadroya dahil ettikleri Peja’nın sakatlığı takımın bir numaralı skor opsiyonundan yoksun oynamalarına neden oldu. Takımın geri kalanı bir önceki performanslarına yakın ortalamalar tuttursa da maç genelini iyi oynayamamaları geçen sezona göre daha iddiasız bir konumda kalmalarına neden oldu.



Draftteki 13. sıra hakkı ile Kansas çıkışlı Julian Wright’ı kadrosuna dahil eden Hornets fazla ses çıkarmadan da olsa kadrosuna bu sezonun en ses getirecek oyuncularından birini ekledi. NCAA’deki son sezonunda 12 sayı 7,8 ribaunt ortalamaları ile oynayan Wright kendini geliştirmeye açık bir oyuncu ve bu sezon olmasa bile gelecek sezondan itibaren Hornets’ın önemli parçalarından birisi olacaktır. Desmond Mason’ın gidişinden sonra takımdaki smaçör oyuncu olması kimseyi şaşırtmamalı... bkz. http://www.youtube.com/watch?v=O3fWwtB9GJ4


Takıma katılan diğer iki önemli isme gelince. Bobcats sonrasında gittiği Spurs’te takım elbisesi ile görmeye alıştığımız Melvin Ely ve Morris Peterson. Ely ilerleyen yaşının da etkisi ile eski atletikliğine sahip olmasa da Tyson Chandler’ın dinlendiği süre içerisinde sahada tecrübesi ile Hornets adına iyi işler çıkarabilecek bir oyuncu. Peterson ise bir istikrar abidesi olarak oynadığı geçen sezona kadar Raptors’un en önemli parçalarından biriydi. Ama yeniden yapılanmanın olumsuz etkisi onu vurdu ve geçen sezonu eski performansından uzak geçirdikten sonra kontratı uzatılmayarak takımdan gönderildi. Hornets’ın ihtiyacı olan takıma direk katkı yapabilecek oyuncu tanımına uyduğu için kadroya katılması çok iyi bir hamle oldu. Ayrıca yedek point guard Jennaro Pargo ile de anlaşma sağlanarak Chris Paul’u yedekleyecek bir guard arama kumarını da oynamamış oldular.


Takımdan ayrılan önemli oyunculara bakılacak olursa; Desmond Mason eski göz ağrısı olan Bucks’a geri dönmeyi tercih etti. Patterson’un gelişi ile yokluğu telafi edilse de takımda estetik smaçlara imza atabilecek Wright dışında bir ismin kalmamış olması ( nedense bir gülme geliyor bana ) Hornets taraftarlarını üzebilir. Bir diğer giden isim ise takımda çok dikkat çekmeden verimli bir performans sergileyen Devin Brown oldu. Kontratı aldıktan sonra yatışa geçeceğini düşünüyordum,ama Cavs’e gittikten sonra James’in yükünü hafifleterek değerine değer katacağının farkına varıp da performansını yükseltmesi durumunda Hornets yönetiminin başını taşlara vurmasına neden olabilir.


Geçen sezon yapılan hamleler ile istenilen sonucun alınamaması büyük umutlar bağlanılan Peja’nın sakatlığına bağlanılabilir. Ama bu sezon Peja takviyesinin yanında Mo-Pete ve Julian Wright gibi iki yetenekli isim ile kadrodaki eksiklerini tamamlayan Hornets’ın başarısızlık için geçerli bir bahanesi olamaz.

 

 

 

 

 

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
 
< Önceki   Sonraki >

3SAYI Köşe Yazilari

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

3SAYI Köşe Yazilari