Anasayfa arrow 3SAYI arrow Yazarlarımız arrow Gökhan Beyazıt arrow Sokak Basketbolu Tipleri
Sokak Basketbolu Tipleri PDF Yazdır E-posta
Yazar Gökhan Bayezit   
Çarşamba, 26 Mart 2008
Basketbolu seven herkes bu oyunu oynamayı mutlaka denemiştir. Tabi bu oyunu oynamak için ışıklandırmalı, parkeli, hakemli ve oyuncuların hepsinin basketbol oynadığı mekanları bulmanın pek mümkün olmadığını hepimiz biliriz. Tipleri sınıflandırmaya başlayalım desem bile ben sadece kendi gördüklerimi anlatabileceğim için bu yazıda mutlaka eksikler olacaktır. Yaşadığım, gördüğüm zaman zaman isyan ettiğim tipleri burada özetlemeye çalışayım. Kuralcılar: Büyük ihtimalle kısa süre basketbol takımlarında oynamış tiplerdir. Topu ellerine aldıkları anda set kurmaya çalışırlar, sürekli bir oyun planları vardır. İçeri dalarlar, perde isterler, en ufak temaslarda faul olduğunu iddia ederler. Yanlarında nefes almak bile faul demeleri için yeterli sebep olabilir. Bunlara karşı hücum etmek de savunma yapmak da insanın sinir hastası olmasına neden olabilir. Uzak durmakta yarar vardır.

Smaççılar: Basketbol konusunda yeteneksizlik abidesi olma ihtimalleri yüksektir. Her maçtan önce topu ellerine alıp smaç denerler. Yükseğe sıçrama konusunda usta olabilirler, ama topu yere vurup iki adım geri çıkarak şut atma konusunda sobada yanan odundan daha yetenekli değildirler. Maç içerisinde pota altında topu aldıkları anda yükselip smaca kalkarlar, topu pota altından daha uzak bir noktada almışlarsa savaşa gider gibi potaya yönelirler 3 ile 7 adım arasında adım atarak smaca kalkarlar. Pek çoğunun yaptığı smaçları izlemek göze hoş gelir, ama oynadıkları basketbol için aynısını söylemek çok zordur.


Savunmacılar: Tek kelime ile pisliktirler. Topu elinize aldığınız anda başınızda belirirler. Top çalmaya çalışırlar, birlikte sakatlanmak pahasına blok yapmayı denerler. Bunların biraz daha gelişmişleri kendilerini yere atar kuralcılardan da destek alır ve hücum faul yaptırmaya çalışırlar. Hücumlarda pek ortalarda gözükmeseler de kimsenin savunma yapmayı sevmediği sokak maçlarında bu tipler bazen maçların gözükmeyen kahramanları olabilir. Ne kadar cins adamlar olsalar da her takıma lazım cinste elemanlardır.

NBA’giller: En tehlikeli tipler bunlardır. Topu ellerine aldıkları andan sonra ne yapacakları hiç belli olmaz; şuta kalkabilir, üç kişinin arasında turnike deneyebilir, asist yapayım derken topu kafanıza gözünüze oturtabilirler. Aksesuarları olsun, duruşları olsun ne kadar hırs yaptıklarının göstergesidir. Topu sürekli ellerinde ister, maç içinde sürekli direktif verirler. ”Perdeye gel, içeri devril, post yap, cart-curt” şeklinde sesler sürekli bunlardan çıkar. Amma velakin çıkarttıkları ses ile oynadıkları oyun arasında dağlar kadar fark olması muhtemeldir. Çoğu zaman hırsın verdiği salaklaşmanın da etkisi ile maçı satan oyuncu olurlar. Yazıktır…

Çenebazlar: Yukarda sıraladığımız gruplardan herhangi birine dahil olabilirler. Maç içerisinde ağızları hiç durmaz. Rakibinin moralini bozmak için konuşmaktan tutun da okulda ya da sağda solda yaptıklarını anlatmayı, evde yaşadıkları olayları, kız arkadaşları ile olan muhabbetleri, maçın içinde takım arkadaşlarının alması gereken pozisyonları, şutun niye kaçtığını, niye istediği pası atamadığını, her şeyi ama her şeyi anlatıyor olabilirler. Eğer bir an için büyülerine kapılırsanız o maçta sizden hayır gelmez. Başınız döner, gözünüz kayar, hayata küsüp, insanı intihara sürükleyenleri ile bile karşılaşmışlığım vardır. Bunlarla birlikte oynadıktan sonra kendinize gelmeniz günler sürebilir.

Adam yokluğundan oynayanlar:  Takımlar dengesizdir, bu tipler ise basketboldan anlamayan arkadaş sınıfından olduğundan maçı kenardan izlemektedirler. Derken takımların dengesiz olduğunu herkes kabul eder ve bu elemanlardan biri maça katılır. Ellerine fazla top gelmemesine özen gösterilir, mümkünse köşede durup maçı izlemesi, top eline geldikçe pas vermesi yeterlidir. Olmasa da olur tiplerdir, genellikle olmazlar zaten.

Basketbol oynayan kızlar: Sizi bilmem ama benim bu dünyadaki en büyük kabusum işte bunlardır. Fiziksel açıdan bir adım geride olduklarını kabul etmezler. Mutlaka sizin ile başa çıkabileceklerini iddia ederler, biraz daha aşmış tipleri üstünüzden sayı atmaya, ribaunt mücadelesinde pozisyon almaya falan çalışır. Topu çalmayı denersiniz, ribaundda itiş kakış olur; sizi direk sapıklık ile suçlarlar (oysa ki niyetiniz o değildir…yani öyle umuyorum… ) Ya sabır çekilir, maça devam edilir. Dünyada var olduklarını bilmek güzeldir, tabi karşınıza çıkmadıkları sürece…


Sessiz ama iyi oynayan çocuklar: İşte bunlar gerçekten basketbolu bilen tiplerdir. İlla en iyi ben olacam diye kasmazlar, gerektiğinde savunma gerektiğinde hücum yaparlar. NBA’gillerde olduğu gibi top sevdaları yoktur. Basketbolu sadece keyif için oynarlar, lüzumsuz bir şekilde kazanma hırsı hayata bakışlarını değiştirmez. Maçlarını yapar ve giderler, kazanıp kaybetmek pek de önemli değildir. Mühim olan oyundan keyif alıp almadıklarıdır. Eğer şansları tutarsa profesyonel liglerde oynayacak kadar yükselebilirler. Her eve lazım tiplerdir.

Bu tiplerin dışında bir de sahanın kenarında görülen tipler vardır. Her zaman denk gelmemek ile birlikte şansınızın olmadığı ve aynı havayı solumak zorunda kaldığınız durumlarda öldürmemek için kendinizi zor tutarsınız. Giyimleri farklılık gösterse de vazgeçilmez aksesuarları yumurta topuk ayakkabıdır. Siz maçınızı yaparken sigara üstüne sigara yakar ve maç ile ilgili yorumlarını paylaşırlar. Bu tiplerin asıl öne çıktıkları an ise topun yanlarına kaçtığı andır.

* Top hızla bu tiplere doğru ilerler, bunlara yaklaştıkça hızını yitirir.
* Grup içerisinden en soytarı eleman topu yakalar.
* Soytarı yakaladığı toptan asla gözlerini ayırmadan sektirir ve oynamakta olduğunuz sahaya doğru ilerler.
* Kösele ayakkabının, asfalt üzerinde kayma ihtimalinin çok fazla olması dolayısıyla dingilin koşuşunda sürekli bir “Aman düşmeyeyim.” sakınması vardır.
* Bir elinde sigarası olması şiddetle muhtemeldir, diğer elinde topu sektirir, topla beraber o da seker. Dingilin sekişi vücutta bir dalgalanmaya neden olur.


* Potaya yeterince yaklaştığına kanaat getirdiğinde (ki bu genelde yarı saha çizgisi olur, gerçi potanın altına girse de atma ihtimali aynıdır) sigarasını ağzının kenarına takar ve topu iki eliyle birden kavrar, poposunu dışarı çıkartarak atışa hazırlanır.
* Atmadan önce "Girer mi la sizce?” diye sorup, cevap beklemeden sırıtır.
* Atış yaparken mutlaka şu üç stilden birini deneyecektir.

1-) Karpuzlama olarak adlandırabileceğimiz, meyve haline gidip baktığınızda bu stilin profesyonelleri tarafından uygulanışını zevkle izleyebileceğiniz stil.
2-) İki elle topun iki yanından tutulup başın üzerinden ve hiç bombe verilmeden taç kullanılırmışçasına atıldığı stil.
3-) Tek elin bel hizasından arkaya doğru açıldığı ve gülle atmada bile görülemeyecek şekilde topun fırlatıldığı stil.

* Hangi stil olursa olsun, eğer dingil panyayı tutturmayı başarabilirse "zrrraannkkk" gibi bir ses çıkar.
* Dingilimiz koşarak arkadaşlarının yanına dönerken ne kadar yüksek potansiyele sahip olduğunu, gençliğinden beri yapsa büyük basketbolcu olacağını iddia eder.

Peşinden bakarken aynı oksijeni tükettiğiniz için kendinizden nefret edersiniz. Ama bazıları bu hareketi yaparken nedense sempatik bir havaya bürünür, özellikle mahallenin sevilen tiplerinden biri ise kızamazsınız. ”Sevimli misin nesin lan sen?” diye içinizden geçirirsiniz. Top nasılsa sahaya geri dönmüştür, maça dönme zamanıdır.

Karşılaşılan tipler ne olursa olsun basketbol, benim için izlemesi de oynaması da başka hiçbir sporda olmadığı kadar keyif verici bir aktivite olmuştur. Sonuçta mühim olan o aktiviteye dahil olmaktır, keyif almaya çalışmaktır. Tek başına şut atmaktansa bu yazıda anlatılan tipler ile birlikte oynamak her zaman daha keyif vericidir. Kendinizi test edersiniz, gülersiniz, kızarsınız, hırs yaparsınız vs. vs. vs.

Basketbol güzeldir…

Basketbolla kalın…
» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
 
< Önceki   Sonraki >

3SAYI Köşe Yazilari

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

3SAYI Köşe Yazilari