Anasayfa arrow 3SAYI arrow Yazarlarımız arrow Mehmet Bora arrow TBBL 2006-2007 Sezonu
TBBL 2006-2007 Sezonu PDF Yazdır E-posta
Yazar SaykoBirader   
Pazartesi, 28 Ocak 2008

   TBBL’de 2006-2007 sezonu, 3-15 Mayıs tarihleri arasında oynanan 6 zorlu lig maçının ardından tamamlandı. Tüm takımlar büyük umutlar besleyerek katıldıkları lig mücadelesinde sonuna mücadele ettiler. Ekim ayının son hafta sonunda başlayan bu uzun ve yorucu lig mücadelesinde lig sonunda yani Mayıs ayının on beşinde gülen takım, kıl payı Fenerbahçe oldu.

 

 


    Öncelikle ligin tarihine bir göz atmak gerekir. 1980 yılında başlayan ligdeki ilk şampiyon peş peşe üç sezon ile, şu anda ligde bulunmayan Ortadoğu Teknik Üniversitesi oldu. 1983-84 ve 84-85 sezonlarında iki defaya mahsus olmak üzere Beşiktaş’ın şampiyonluğunun ardından tekrar ligimizde şu anda bulunmayan bir takım olan MTE şampiyonluğa iki sezon ile sahip olmuştu. 1987-88 sezonu, Galatasaray’ın ilk şampiyonluğunu aldığı sezon oldu, peşinden İstanbul Üniversitesi ve ardından tam dokuz sezon üst üste Galatasaray tekrar şampiyon oldu ve kırılması neredeyse imkansız olan bir rekorun da sahibi oldu.

 

    1998-99 sezonunda Fenerbahçe, ezeli rakipleri Galatasaray’ın 10 ve Beşiktaş’ın da 2 şampiyonluğu varken onlarda ilk şampiyonluklarının tadına bu sezonda vardılar.  Bu Fenerbahçe için, milenyuma girişte hoş bir başlangıç olacaktır zira, 99-2000 sezonu Galatasaray’ın son şampiyonluğunu alması, ardından da Botaş’ın ilk şampiyonluğu elde etmesiyle birlikte Fenerbahçe tekrar şampiyon oldu ve bir sene arayla; 2001-2002, 2003-2004 ve 2005-2006 yıllarında da şampiyon olarak toplamda 4 şampiyonluk elde etmeyi başardı. Bu sezonların arasında kalan yıllarda 2003-2004 yılları arasında Botaş ikinci ve Beşiktaş’ta üçüncü şampiyonluğunu elde etti.

 

    Tabi, şampiyonluklar bu şekilde yaşanırken; Dünya’da çok ender rastlanabilecek belki de rastlanamayacak bir durumla karşılaşıldı. İmkansızlar takımı Galatasaray, 2005-2006 sezonunu ikinci klasmanda geçirmek zorunda kaldı. 2003-2004 sezonunda üç yıl öncenin şampiyonu, ligin en çok şampiyonluk alan takımı ve Türkiye’nin en köklü kulüplerinden biri olan Galatasaray’ın ligden düşmesi kesinlikle basketboldaki en enteresan olaylardan biridir. Yüzüncü yılında küme düşmesi ise bir utanç tablosu olmuştur. Bu sezon Galatasaray tekrar bayanlar birinci liginde mücadele etmeye başladı…

 

    Lig başlarken takımların transferleri önemliydi ve bu transferler doğrultusunda amaçları üst sıralar veya ligde tutunmaktı. Bazı takımlar önemli transferlere imza attı. Fenerbahçe, yüzüncü yılındaydı ve şüphesiz her alanda şampiyonluk hedefleyen Fenerbahçe Kulübü en çok korkulması gereken takımdı. Ayrıca Fenerbahçe, Türkiye’de kurulan üçüncü takım olarak yüzüncü yılında şampiyon olamayan Beşiktaş ve küme düşen Galatasaray gibi olmamak için ve onların ezeli bir rakibi olarak da şampiyonluğu isteyecekti. Bu sebeple, Fenerbahçe çok önemli oyuncuları renklerine bağlamasını bildi. Bunlar; Birsel Vardarlı, Tammy Sutton-Brown, Cappie Pondexter, Linda Frohlich, Megan Moody’dir. Yerli transferde Birsel Vardarlı, çok iyi bir seçim olduğu gibi; WNBA tecrübesi olan yabancıların en göze batanı da Pondexter olmuştur. Pondexter’in takıma yaptığı katkılar elbette göz ardı edilemez. Bir sezon içerisinde Fenerbahçeli taraftarların da en sevdiği basketbolcu oldu. Fenerbahçe eğer bu oyuncuyu uzun yıllar elinde tutarsa, her sezon şampiyonluğun büyük bir adayı olacak ve sonraki yıllarda Pondexter’in artacak tecrübesinden de faydalanabilecektir. Zaten WNBA tecrübesi olan Pondexter’da ligin nadide bir oyuncusu olduğunu bilerek oynayacaktır.  Fenerbahçe’nin yollarını ayırdığı en önemli oyuncu ise Esra Şencebe olarak görünüyor. Esra Şencebe, TBBL dördüncüsü olan yeni takımı Kayseri TED kolejinin en verimli oyuncularından biriydi. Elbette Esra Şencebe çok önemli bir oyuncuydu ve hatta gitmeden bir hafta ve o haftanın içinde bulunduğu ayın yıldızı olmuştu. Bu transfer, Fenerbahçe gibi büyük bir kulüp için büyük transfer geliri getirmemiştir. Bu durumda öyle görünüyor ki bu transferde kazanan Kayseri TED Koleji oldu. Esra Şencebe ise performansından ödün vermeden sezonu noktaladı.

 

    Ligin bir diğer önemli ekibi Beşiktaş ise; Esmeral Tunçluer, Tuğba Palazoğlu, Sariye Gökçe, Aysun Akova, Vanessa Hayden, Stacey Lovelace ve Sheri Sam’ı kadrosuna katarken; Nihan Anaz, Müjde Yüksel, Gülşah Akkaya ve Derya Çam ile de yollarını ayırdı. Gülşah Akkaya’nın gönderilmesi, belki sakatlık problemlerinden dolayı formunu düzeltememesi yüzünden olmuştur ancak milli basketbolcunun gidişi Beşiktaş için bir negatif hareket olarak görünüyor. Bu transferlerden ötürü olsun, geçen seneki kadroya göre olsun genel öngörü, Beşiktaş’ın şampiyonluğu zorlayacağının düşünülmesi idi. Sezon öncesinde yapılan yorumlar da büyük bir çekişme içerisindeydi, tıpkı ligde olduğu gibi. Fenerbahçeliler, yüzüncü yıllarının her alanda şampiyon olarak tamamlanacağını düşünmesi ve istemesi, öteki takımlar için az da olsa psikolojik baskı oldu. Beşiktaş’ın takımını böyle köklü bir şekilde değiştirmesi, ilk haftalarda sıkıntı çekmesine sebep olabilirdi. İlk haftalardaki rakipleri, ligin daha iddiasız takımları olsaydı, Beşiktaş şampiyonluğun daha büyük bir kovalayıcısı olabilirdi. Şans, Fenerbahçe’den yana oldu ve ilk haftada Fenerbahçe-Beşiktaş maçı vardı. Bu karşılaşmayı Fenerbahçe’nin kazanması, bir nevi erken şampiyonluğa delalet etti. Beşiktaş ise şampiyonluğu lig sonuna dek ikinci safta takip etmek zorunda kaldı. Eğer Beşiktaş, transferleri daha seyrek yapsaydı ve sezon öncesi hazırlıkları daha sıkı yapsaydı; birbirini daha iyi tanıyan bir takım görebilirdik karşımızda.

 

    Bu sezon, önceki yıllarına dönmek isteyeceği düşünülen on bir şampiyonluk sahibi Galatasaray, Gülizar Kolçalar, Banu Yıllar, Crystal Smith, Trishia Skibbe ve Mensika Bowman ile sözleşme imzalayıp, Tuğçe Canbaz ile de yollarını ayırması; taraftarı hayal kırıklığına uğratmıştır. Galatasaray bu hareketleri ile sadece ligde kalmayı isteyen bir takım profili çizmişlerdir. Galatasaray gibi büyük bir takımın böyle hatalı transferler yapması elbette üzücü. Burada futbolun, basketboldan ve daha önemlisi bayan basketbolundan ne kadar önde olduğunu gördük. Futbolda dünya yıldızlarının getirilmesi söz konusu olan bir takım, futbol liginin yaklaşık elli yıllık tarihinde kupaların üçte birini almış fakat basketbol liginde yaklaşık yarısını alırken kendileri için böylesine önemli bir alanda takımı ligden düşürecek kadar da ihmalkar davranmışlardır. Ligin tecrübesiz takımı, Çukurova temsilcilerinden; Ceyhan Belediyesinin en önemli transferi, Julide McBride olarak görünürken, bir başka Çukurova takımına giden, Aylin Yıldızoğlu en büyük kayıpları olmuştur. İstanbul Üniversitesinden olaylı bir şekilde ayrılan Işıl Alben’de, Botaş’a giderek kendisi için iyi bir seçim yapmış oldu. Bu hareketi şüphesiz İstanbul Üniversitesi’ne de çok şey kaybettirdi. Nitekim bu transferi Işıl istemedi, takım Işıl’ı böyle davranmaya mecbur bıraktı. İstanbul Üniversitesi’nin en büyük kazançları ise Marita Payne oldu.

 

    Fenerbahçe ilk haftada ezeli rakibi Beşiktaş’ı yenerek çok iyi bir başlangıç yaptı, demiştik. Beşiktaş ise, ilk haftadan bir adım geride giymeye başlamıştı. 3. haftaya gelindiğinde Fenerbahçe hariç tüm takımların en az bir mağlubiyeti bulunuyordu. Bir başka deyişle Fenerbahçe ligin yenilgisiz tek takımıydı. Lig bu şekilde devam ederken bir de Avrupa’da maçlar oynanıyordu. Avrupa’da Euro Lig’de Fenerbahçe; Euro Cup’ta ise, Botaş ve Beşiktaş ülkemizi layıkıyla temsil ettiler. Botaşspor grubunu lideri olarak tamamladı. Beşiktaş ve Botaş aynı şekilde ilk on altıya girdiklerinde, Beşiktaş İtalyan Parma’ya; Botaş’ta Rus Dinamo Moscow Region’a elenerek kupaya veda etti, Fenerbahçe ise Euro Lig’de çeyrek finale kadar çıkarak, Türk bayan basketbolunu Avrupa’ya başarılı bir şekilde tanıttılar. Yüzüncü yılın takımı Fenerbahçe’nin finali en sevindirici olay olurken, Euro Cup’ı daha önce müzesine götüren Botaş, bu başarısını tekrar etmek istiyordu. Bizim gönlümüz, Fenerbahçe’yi Euro Lig’de şampiyon, Beşiktaş ve Botaş’ı da Euro Cup’ta finalist görmek istiyordu. Heyhat bu olmadı ama başarılara alışık perilerimiz, giydikleri formanın hakkını verebildiler. Biz de, önümüzdeki senelerde finallerde iki Türk takımını görmek istediğimizi belirtip, sonraki sezonlara birer gönderme yaparak; bayanlarımızdan Avrupa’da başarılar beklediğimizi belirtelim. Ve, Avrupa kupaları kısmını burada noktalayalım…

 

Bayanlar All-Star

 

  Mart ayında yapılan All-Star müsabakası, sporcuların bu yoğun programları esnasında biraz olsun ferahlanmasına sebep olurken, All-stara katılan oyuncular şunlardı:

 

Türkler Karması:

 

Bahar Çağlar (Ceyhan Belediyesi),

Belgin Aktan (Çankaya Üniversitesi Arı Koleji),

Bengü Türk (Galatasaray),

Birsel Vardarlı, Nevriye Yılmaz, Şaziye Karslı (Fenerbahçe),

Esmeral Tunçluer, Yasemin Horasan (Beşiktaş Cola Turka),

Esra Şencebe (TED Kayseri Kolejliler),

Gülşah Akkaya, Şebnem Tümer (Mersin Büyükşehir Belediyesi),

Nazife Durmuşcan (BOTAŞ Spor).

 

Yabancılar Karması:

 

Allison Trap, Sheana Mosch (BOTAŞ Spor),

Cappie Pondexter, Sutton Brown (Fenerbahçe),

Marie Smith (Çankaya Üniversitesi Arı Koleji),

Brown Braxton, Stacey Lovelace (Beşiktaş Cola Turka),

Kristen Mann (Mersin Büyükşehir Belediyesi),

Loree Moore, Michelle Teasley, Tangela Smith (Galatasaray),

Suzana Milonavonic (TED Kayseri Kolejliler)

 

    Bu seçmeler, önce TBF’nin  resmi sitesindeki üyelerin verdikleri oylara göre şekillendi. Daha sonra teknik kadronun seçimi ile ufak değişiklikler yapıldı ve son olarak da hiçbir oyuncusu bulunmayan takımların en yüksek oy alan oyuncularının listeye alınması ile oyuncular belirlenmiş oldu. Bu seçim türü ne kadar objektif olacaktır bilinmez.Fakat her takım taraftarını salona toplamak ve ilgiyi canlı tutmak adına zeki bir organizasyon olabilir.Ancak all-star denince akla, her zaman en iyi oyuncuların oynadığı bir şov gösterisi gelir.Yoksa artık bu şova kendini mücadeleye mi bırakacak?  Bu da ayrı bir mevzu fakat her yerde all-star seçimlerinin bu şekilde olması, internetteki bariz Türk üstünlüğünün etkisiyle Avrupa all-star gösterisine Fenerbahçe damgasını vurmuştu. Fakat bizim all-star ile Avrupa arasında başka faktörler var onlar da oyların dışında kalan basketbol otoritelerinin kararları. Her şeye rağmen all-starın, eleştirilecek pek yanı bulunmuyordu ve konser için de önceki sene bizi Eurovision Şarkı Yarışması’nda temsil eden Sibel Tüzün gelmişti. Yetenekli basketbolcularımız, kendi oyun anlayışları doğrultusunda seyircilere hoş bir gösteri sundular ve kadınların yılı olarak belirlenen 2007 yılında mükemmel bir bayan basketbol organizasyonu izlemeyi bize nasip ettiler.

    Oylama sistemiyle seçilen all-starda oynayan oyuncular, sonradan sakatlanarak organizasyonun dışında kalan Julie Ann McBride ve Lara Mandic hariç: Fenerbahçe 5, Galatasaray ve Beşiktaş 4, Botaş ise 3 oyuncu gönderdi.

 

Yabancı karması, Türk karmasını mağlup etti.

 

    Ligin etkilediği bir başka organizasyon da Tadım Türkiye Kupası oldu. Ligin ilk yarısının sonundaki ilk sekiz takımın katıldığı kupanın sahibi Fenerbahçe oldu. Finalde Beşiktaş’ı yenen ve sekiz takımın çeyrek final, yarı final ve kazananların da final oynadığı, tek maçlı eleme usulü ile yapılan kupada ikinciliği Beşiktaş elde etti. Bu başarı Fenerbahçe camiasına yüzüncü yılındaki ilk kupasını getirirken, takımların lige daha fazla asılmasına sebep oluyordu. En az bir kupayla tatile gitmek isteyen takımlar ve bu takımların verdiği mücadele bu zamandan sonra ligimizi daha da zevkli kıldı.

 

    14. haftadan itibaren TBBL maçlarının yayınlanmasında TRT’e bir başlangıca imza attı.  Ve yayınlanan ilk maç 14. haftada Botaş-Beşiktaş maçı oldu. Sezon sonuna kadar yer yer ihmallerle yayınlanan müsabakalar, bu maçların yayınlanmasının ne büyük bir gereksinim olduğunu da ortaya çıkardı.  Çünkü Bayan Basketbol ligimiz, büyük çekişme, hırs ve ne erkek liginden ne de çok daha az önem verilmesine rağmen futbol liginden geri kalmadığını da ortaya çıkardı. TRT3’ün reyting ölçümlerinin yapılmaması ne kadar izlendiğini ölçmemize mani olsa bile sonraki maçlara olan ilginin artışını görmemiz, bizim için bir nevi istatistiki reyting ölçümü olmuştur. Umalim ki, TRT’nin yapığı bu öncülük özel kanal yöneticilerini de harekete geçirir.Ve basketbolseverlerde evlerinde dahi olsa bayanların mücadelelerini izleme olanağı bulurlar. Bayan Basketbol liginin bu yıl ki, bu artan ilgiye; umarım bu tarz beklentilerin karşılanmasıyla  birlikte de çok daha fazla katkı  sağlanır…

 

    Lig sonuna gelindiğinde play-off’lara Fenerbahçe, iki mağlubiyet ile ilk sırada girerken ikinci sıradaki Beşiktaş’ın, dört mağlubiyeti vardı. 7 mağlubiyet alan Botaşspor üçüncü, dokuzar mağlubiyetli TED Kayseri Koleji dördüncü ve Galatasaray da beşinci oldu. Ligde en çok basket bulan takım 1770 basket ile Botaşspor oldu.  Potasında en az basket gören takım ise, play-offlar hariç 1395 sayı ile şampiyon Fenerbahçe’ydi.  Bu özgün istatistiklerle de bazı bilgilere ulaşmamız mümkün. En iyi defans takımı Fenerbahçe’dir, en iyi hücum takımı Botaşspor’dur gibi yargılara varabiliriz. Fakat aralarındaki bu yakınlık, ne çekişmeli bir lige sahip olduğumuzun vesikasıdır.

 

    Play-off’larda çok hareketli ve heyecan verici maçlar oynandı. Fenerbahçe, Çankaya Belediyesi’ni (3-0); Galatasaray, TED Kayseri Koleji’ni(3-2) ; Botaş, Migros’u (3-1) ve Beşiktaş’ta Mersin Büyükşehir Belediyesi’ni (3-1) yenerek yarı finalist oldular. Yarı finalin iki maçı da son derece önemliydi. On bir şampiyonluk yaşayan Galatasaray, geçen sezonun şampiyonu Fenerbahçe ile; geçen yılın finalisti Beşiktaş ise son 7-8 yılın en güçlü ekiplerinden ve güçlenmiş olarak bu sezona başlayan, Botaş ile karşılaştı.

 

    Fenerbahçe, Galatasaray’ı da 3-0 yenerek saf dışı bırakırken, Beşiktaş ile Botaş arasında oynanan maçları beklemek zorunda kaldı. Beşiktaş ile Botaşspor arasındaki karşılaşmaların her biri ise tam bir final havasında geçti. 1-0 önde başlayan Beşiktaş, bu avantajını ilk maçta 93-68 yenilerek kaybetmiş oldu. Sonraki karşılaşmalarda da bir Beşiktaş, sonra Botaş ve tekrar Beşiktaş kazandı.Böylelikle, Botaş finale 3-2’lik mağlubiyetle elveda demiş oldu. Hedefleri şampiyonluk olan bu iki takımın yarı final oynaması elbette renkli ve final niteliğinde bir yarı final izleme imkanı sağladı bize. Her maçın bir milli maç hırsında, her oyuncunun bütün mevcudiyetiyle mücadele ettikleri karşılaşmalar, kaçırılmaması gereken olağanüstü maçlardandı.

 

    Final serisi ise finallere yakışır bir şekilde yapıldı. 1-0 önde başlayan Fenerbahçe kendi salonunda tek sayı farkla (74-73) yenilince seride durum 1-1 oldu. Sonraki maçta ise Fenerbahçe; Beşiktaş’ı Akatlar’da, 72-70 yenerek tekrar avantajı ele geçirdi. Sonraki maçlarda da bir Fenerbahçe, bir Beşiktaş kazanarak seriyi Beşiktaş 4-3 yitirmiş oldu. Fenerbahçe ise 100. yılında bayanlarda üçte iki yaparak büyük bir başarıya imza attı.

 

    TBF’nin resmi sitesinden yapılan oylamalar ile, haftanın en iyi oyuncuları, o ay içerisindeki haftanın oyuncularından oluşan bir başka oylama ile ayın oyuncuları ve son olarak da sezonun oyuncusu belirlendi. Toplam 22 hafta içerisinde en çok haftanın oyuncusu çıkaran takım 6 kişi ile Fenerbahçe oldu. Fenerbahçeli Sutton-Brown ise iki kere haftanın oyuncusu olarak en çok haftanın oyuncusu olan basketbolcu oldu. Fenerbahçe’den sonra Botaşspor (4) ve Galatasaray ile TED Kayseri Koleji (3) oldu.

 

Ayın oyuncuları ise;

 

1. Ay: Milovanovic (TED Kayseri),

2. Ay: Esra Şencebe (TED Kayseri),

3. Ay: Anderson (Galatasaray),

4. Ay: Mosch (Botaşspor) ve

5. Ay: Işıl Alben (Botaşspor) oldu.

 

    Sezonun en iyi oyuncusunun belirlendiği anket olaylı oldu. İki kere sitenin üyelik alımının göçmesi ve Beşiktaş-Fenerbahçe finalinin uzamasından kaynaklanan üç kere oylamanın ertelenmesi, tam bir organizasyon eksikliğiydi. Federasyonun yaptıklarına akıl sır ermediği gibi, siteyi de anlamayı pek mümkün kılmadı. Bin civarında oyun kullanıldığı, üç kere bitiş tarihinin ertelendiği, üç kere çöken ve oy kullanma süresinin aktif olduğu sürenin dörtte birinde üyelik alınamaz, oy kullanılamaz şekilde sitenin alabora olması, bir ihmalin de burada olduğunu düşünmemize katkı sağlayan unsurlardandı. Oylamanın başlamasıyla, Işıl Alben arayı açtı fakat; Fenerbahçeli Pondexter kısa zamanda Işıl’ı yakaladı. Sadece iki oyuncunun müstesna yarışı haline dönen oylamada yılın en değerli oyuncusunun kimin olacağı tam bir muallâktı. Serinin 3-3 olması ile son maçın ne zaman olacağı belli oldu ve karşılaşmadan 4 gün önce bitmesi gereken oylama 2 gün kalaya kadar devam etti. Oylama neticesinde gülen takım Botaş, en değerli oyuncu olan ise Işıl Alben oldu. Toplam oyların %52,4’ünü alan Işıl Alben, en yakın rakibi Pondexter’a %19’luk bir fark atarak açık ara bu ödülün sahibi oldu. Üçüncü sırada ise %2,5 ile ikisi de Beşiktaş’tan Esmeral ve Tolbert oldu. Böylelikle ligin en değerli yirmi oyuncusunun en değerlileri de tespit edilmiş oldu.

 

    Ligden düşen takımların ilki Akyazı olmuştu. İkincisinin belirlenmesi de hayli zorlu oldu. Tehlikede bulunan Tarsus Belediyesi, İstanbul Üniversitesi ve Ceyhan Belediyesi kıyasıya mücadele ettiler. İstanbul Üniversitesinin bir puan ile ligde kalması büyük bir şans olurken, Gençlerde şampiyon olan İstanbul Üniversitesi’nin genç takımı, seneye de ligde kalabileceklerinin sinyallerini verdi. Onun da bir puan önünde bulunan Ceyhan Bld, Tarsus’a nazaran daha rahattı. Nitekim Tarsus Bld. ligin bitimine bir hafta kala düşmesi garanti oldu.

 

    Belki de en büyük skandallardan biri olan olay ise, Hasan Yıldırım’ın; İstanbul Üniversitesi deplasmanında mağlup olan takımının uçak biletlerini ve ikramiyelerini iptal etmesine dair çıkan dedikodular oldu. Tarsus kulüp başkanının, oyuncuların uçak biletini iptal ettiği basına yansıyan sezon içindeki en önemli spekülasyondu. Sonuçta bu söylentiler yetkili merci tarafından yalanlansa da her olayda, her yalanda, bir gerçek payı bulunduğunu unutmamak gerekir. Bu hiçbir şeyi değiştirmeyecektir ve değişmeyen en önemli şey de Tarsus Bld.’nin seneye ikinci ligde mücadele edecek olmasıdır.

 

TBBL’de koca bir sezonu bu şekilde geride bıraktık. Önümüzde ki sezonun daha iyi bir şekilde geçmesi temennisi ile…

 

 

 

                                                                     

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
 
< Önceki   Sonraki >

3SAYI Köşe Yazilari

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

3SAYI Köşe Yazilari