Anasayfa arrow 3SAYI arrow Yazarlarımız arrow Önder Akcollu arrow TÜRKİYEDE BASKETBOL ve TARAFTARI OLMAK
TÜRKİYEDE BASKETBOL ve TARAFTARI OLMAK PDF Yazdır E-posta
Yazar Önder Akcollu   
Wednesday, 12 March 2008
Basketbol Türk toplumunda geçmişten günümüze kadar genellikle eğitim ve gelir seviyesi üst kesimde olan kişilere hitap eden bir spor olarak bilinir. Bunun aslında esas nedeni de Türkiye’de 1. spor dalının futbol olması ve futbolun özellikle eğitim ve gelir seviyesi düşük diyebileceğimiz kesime daha fazla hitap etmesi işte bu yüzden genelin rağbet ettiği spordan ziyade daha nitelikli kesimin toplandığı bir spor olması basketbol için bu yakıştırmanın her zaman yapılmasına neden olmuştur. Bunun gerçeklik payı olabileceği gibi yanılma payı da muhakkak vardır çünkü sonuçta öznel sayılan bir görüş olduğu için karşıt görüşü rahatça ortaya konulabilir. Tabi bu anlattığımız durum halen bazı çevrelerce geçerli olmasına rağmen 90’lı yıllarla beraber günümüze kadar büyük bir değişikliğe uğramıştır. Bununda birçok nedeni var şimdi onlar üzerinde olabildiğince durmaya çalışacağım.

 

 


 

Türkiye’de basketbolun zirve yaptığı bazı dönemler olmuştur çoğu kişinin de hatırlayacağı gibi özellikle 3 şey çok etkilemiştir. 1.si Beyaz Gölge adlı televizyon dizisi 2.si Efes Pilsen’in Naumoski’li kadrosu ve o dönemde yaşanan başarılar ve 3.sü de 12 Dev Adam’ın ortaya çıkması. Bu üç olayda Türk halkını basketbol için bir araya getiren ve kenetleyen, genel ilginin basketbola verilmesini sağlayan olaylardı. Yalnız dikkat edecek olursanız hepsinin çok önemli bir ortak noktası mevcut, MEDYA. Televizyona bağlı yaşayan bir halk için medya gerçekten inanılmaz kıymetli bir kurumdur ve bu sayede birçok istihdam alanı yaratılır ve büyük paralar döner. Halka arz edilen her program derinlemesine inilirse bazıları için ölüm kalım halini almış bile olabilir. Bu kadar büyük rekabetin ve savaşın olduğu bir ortamda, futbolla yaşayan bir ülkede basketbol 3 kez tavan yaptı ve bu medyanın gücünü halkın üzerinde basketbol için kullanmasına neden oldu. Bu üç olayla ilk başta bahsettiğim dar olan basketbol kitlesi geniş kesimlere yayıldı ve basketbol taraftarı bir etkileşim yaşadı daha doğrusu bir karışım yaşadı. Basketbol daha çok takip edilir, maçlara daha çok seyirci gelir oldu. İşte bu üç olay Türkiye’de basketbola ve basketbol seyircisine en büyük etkilerdi Sözün özü artık futbol seyircide basketbol izler ve basketbol maçlarına gider olmuştu ve artık basketbol taraftarının profili değişmişti.

 

Bu saydıklarımın içinde Türk Basketbolu için öyle bir olay yaşandı ki o gün bırakın basketbolu, spor tarihine bile kara sayfa, kara leke olarak geçti. O günden sonra Türk Basketbolu tam anlamıyla kendini toparlayamadı. İşte o gün, Tofaş Basketbol Kulübünün kapatılması daha doğrusu yatırımların çekilmesi kararının alındığı gündü. Büyük bir kabus yaşandı ve kara bulutlar basketbolun üzerine çöktü ve şu ana dek tam anlamıyla dağıldığı da söylenemez. Efes Pilsen’in Koraç Kupası zaferiyle Tofaş’ın kapatılması arasında geçen yaklaşık 5 yıl Türk Basketbolunun ALTIN ÇAĞIYDI.

 

Tofaş’tan sonra ise karanlık dönem başladı. 5 yıllık süre içinde Türk Basketbolu şu anda Euroleague olarak tabir edilen organizasyona 5 ayrı takım gönderdi Efes Pilsen, Ülkerspor, Tofaş, Fenerbahçe ve Türk Telekom PTT. Hepsi irili ufaklı bazı başarılar yakaladı ama daha önemlisi basketbol bir kimlik kazandı, basketbol taraftarı oluşmaya başladı. ANKARA, BURSA, İZMİR, KAYSERİ, KONYA vs. diğer şehirlere yani Anadolu’ya basketbol ulaştı hem de öyle böyle değil her maç salonu dolduran bir taraftardan söz edilir oldu. Bu sayede maçlar televizyondan yayınlandı hatta önemli olanları Prime Time ölçümlerinde üst sıralarda yer aldı. Ancak bu yıllar çok kısa sürdü ve Tofaş sonrası hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Maçlara ilgi azaldı, kulüplerin yatırımları azaldı, medyanın basketbola ilgisi azaldı. Rivers, Griffith, Abdur-Rauf, Zan Tabak, McRae gibi isimler artık ülkemize gelmemeye başladı. Bütçeler düştükçe kalitede düştü, boş salonlara oynanır oldu basketbol, Anadolu’ya yayılan akım bir anda oradan da elini eteğini çekti, sponsorlar bulunamadı ve takımlar bir bir yok oldu. Basketbol müessese takımlarının sporu halini aldı 3 büyükler bile bir ara basketbol takımlarını ligden çekmeye hazırlanmıştı. İşte Altın Çağ’dan sonra Karanlık Çağ yaşandı. Ve yine genel eğilim futbol oldu, basketbol için aslında kemik seyircinin ne kadar az olduğu ortaya çıktı. Ne yazıktır ki halen basketbola ait salt basketbol maçına gelen ciddi bir seyirci miktarı yok. Her zaman Maccabi seyircisine özenmişimdir, takımlarını her zaman desteklemeleri, basketbolu 1. spor olarak görmeleri, bilinçli olarak maçı izleyip yerinde müdahaleler yapmaları kısaca basketbol kültürlerinin olması işte bu kadar çok basketbol kültürü olan ve bu kadar çoğunluk olan bir kitleye imrenmemek elde değil. Bizde böyle bir taraftar grubu halen yok en ateşli seyirci olarak nitelendirilen seyircilere bile aslına bakarsanız futbol seyircisi olduğunu görürsünüz. Basketbol salonlarında hala futbol tezahüratları yapılıyorsa, hakemi baskı altına almanın yolu sahaya yabancı madde atmak olarak düşünülüyorsa, basketbol kurallarından bihaber olup hangi düdüğe itiraz edileceği bilinmiyorsa bu ülkede tam anlamıyla basketbol seyirci yok diyebiliriz. Bizim milletin genellikle her yaptığı çoğu şey başka bir şeyden bozma olur, arabalar, giysiler hatta evler bile işte basketbol seyircimizde aynen bu şekilde, futbol seyircisinden bozma basketbol seyircisi.     

 

 

Önder Akcollu

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
 
< Önceki   Sonraki >

3SAYI Köşe Yazilari

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

3SAYI Köşe Yazilari