Yine düşeceğiz yollara, yazın bitimiyle beraber.Sonbaharın gelişiyle içimizi bir hüzün mü kaplayacak yine, yoksa yaprak gibi dökülecek miyiz?
Neden böyle karamsar mıyım?
- Hayır karamsar falan değilim sadece bekleyiş içindeyim…
Milli Takım aday kadrosu açıklandığı gün büründüm bu ruh haline ve şampiyona
başlayana kadar da öyle süreceğe benziyor.Benim ne hissettiğimin pek bir önemi yok da seçecekler; seçilecekler ve seçilemeyecekler ne hissediyor ona bir bakmalıyız:
Ömer AŞIK: Bir ribaunt makinesi oluşu ve bloklarının da çok can yakması, Ömer’in
en büyük artıları, tek eksiği milli takım tecrübesinin olmayışı.Seçilmesi en zor adaylardan biri hatta en başta olanı diyebiliriz.Aday kadroya alınması bile onun kariyeri açısından önemli bir mihenk taşı.
Cenk AKYOL: NBA ile onun adını aynı cümleler içinde kullanırdık bir ara ama ne olduysa oldu bu çocuğa.Tutuldu kaldı, sanki hiç basketbol oynamamış biri gibiydi final serisinde ve ligin tamamında.
Aday kadroya alınması ise hangi akla hizmettir anlayamadım.Anlayan bir zat varsa çıksın anlatsın bizlerde öğrenelim.Asıl korkum burada olmasının, ona fayda sağlamayacağı gibi büyük bir özgüven kaybına yol açması ihtimalidir.Bu durum hem takımı olumsuz etkileyebilir hem de Cenk’in kariyeri ile ilgili büyük problemler yaşamasına neden olabilir.
Kimsenin bir oyuncunun kaderi ile oynamaya hakkı yoktur.
Ermal KURTOĞLU:Ermal, seçilmesi en normal kişilerin başında geliyor. Bu takımın ona, onun da bu takıma ihtiyacı var.
Kerem GÖNLÜM: Bench’in önemli oyuncularından biri.Bu turnuvada da hücumundan çok savunma ribauntlarına katkısıyla ön plana çıkmasını beklediğimiz bir isim.Kerem’in istikrarlı oyunu rotasyonda çizgimizden şaşmayacağımızın en büyük göstergesi. Onun bu yönü kadroda olması için yeterli sebeplerin başında geliyor.
Hakan DEMİREL:Ömer Aşık gibi o; da 2010 düşünülerek aday kadroya çağrılan bir isim.İlerisi için yapılan bir yatırım olarak düşünüldüğünde seçilmesinin mantıklı olduğunu söyleyebiliriz.Ancak burada şöyle bir durum ortaya çıkıyor; bu turnuva sanki bir geçiş aşaması izlenimi uyandırıyor ve bu seçimdeki rahatsızlığımızı şimdiden yaşamamıza neden oluyor…
.
İbrahim KUTLUAY:Onun için fazla söze gerek olduğunu sanmıyorum.Her takımda bulunması gereken bir şutör.Tecrübesinden çok yararlanacağımız bir oyuncu olarak bu turnuvada öne çıkacaktır.
.
Oğuz SAVAŞ:İlerisi için güven veren, pota altımızın en büyük tehditlerinden biri olmaya aday gencecik bu arkadaşımız içinde şu an için söylenecek fazla bir şey olduğunu zannetmiyor. Bir kaç yıl bekleyip tam bir canavar olmasını izlemenizi tavsiye ediyorum!
Bu turnuva için ise; yine aynı şeyleri yazmak istemiyorum.Yatıyorum kulağımın üstüne 2010’u bekliyorum…
Ömer ONAN:İstikrar kelimesinin anlamını arıyorsak işte bu adam tam aradığımız örnektir..
Yıllardır oynadığı her takımda yılmadan savaşan, bitmek tükenmek bilmeyen hırsıyla; herkesi ateşleyen, umulmadık yerlerde, el titreten şutları hiç çekinmeden sayıya çevirebilen bir isim.Biz ise; böyle nadir yetişen bir basketbolcuya sahip olduğumuz için kendimizi çok şanslı saymalıyız.Şampiyonadaki en büyük kozlarımızdan biri olacak kanaatime göre.
Semih ERDEN: Oğuz ,Ömer Aşık, Hakan Demirel hepsi nasıl birer işlenmeyi bekleyen madense; Semih’te onların en değerli olanı. Gencecik yaşında şampiyonluk görmek kaç oyuncuya nasip oluyor ki.Hem de şampiyonluk için terinin her damlasını sonuna kadar akıtarak...
Geniş takım yapısında alabildiği süreyi en iyi değerlendiren isimlerin başlarında gelmesi; gençler tayfası olarak adlandırdığım bu süre bekleyen grup içerisinde,bana göre adını ilk 12’ye yazdıracak en önemli isim…Bakalım sonrası neler gösterecek bunu da hep birlikte göreceğiz.
Fatih SOLAK: Tamamen fizik kapasiteye dayalı bir oyun olsaydı; bu oyunda Fatih her yıl MVP olurdu.Fakat basketbol böyle bir oyun değil.Yaş itibariyle şu an bu takımın 1 numaralı pivotu olması gerekirdi, eğer kendini geliştirebilseydi tabi. Malesef, o bunu başaramadı.
Üzülerek söylemek istiyorum seçilirse şayet, bu imkansız gibi benchte oturması, oynamasına tercih edilecek oyuncuların başında geliyor.
Ersan İLYASOVA:Nba gibi dev bir organizasyonun içinde oluşu, Milwaukee forması giymesi gibi özellikleri her ne kadar insanın iştahını kabartsa da Milli Takım tecrübesinin az oluşu en büyük handikapı bana göre.Eğer takımla kaynaşırsa,takıma umulduğunun 2-3 kat daha fazla katkı sağlar; orası da ayrı bir gerçek.Umuyorum Ersan bunu başarır ve bize işte Nba’de oynayan adam böyle olur dedirtir.
Engin ATSÜR: Genç tayfasının üyelerinden olan Engin, bilindiği üzere; NCAA’de North Carolina State forması giyiyor.Milli takıma çağırılmasına hala inanamadığını her zaman dile getiren Engin: ‘’rüyada gibiyim’’ sözüyle yaşadığı heyecanı bizlere itiraf etmiş oldu.Şimdi değil belki ama ileride işimize yarayacak bir oyuncu gibi duruyor.Bu şampiyona onun için büyük bir sınav.Gerekli süreyi alıp da üstesinden gelirse, Türk Basketbolu yeni bir yıldız kazanmış diyebiliriz ve bu açıdan göstereceği performans çok önemli diyebilirim.Umarım temennilerimiz gerçekleşir.
Hidayet TÜRKOĞLU:Yıllardır yazıldı çizildi.Vatan haini bile diyenler oldu Memo ile beraber Hido’ya.Bir oyuncunun Milli Takımından affını istemesi vatan hainliği ise hepimizi vatan haini sayabilirsiniz.Bu adamların içinde bulunduğu ve yapmaya
çabaladıkları sadece basketbol değil.Orası apayrı bir galaksi, orası NBA ve orada sadece basketbol oynayanlar sezon sonu takas oluyor genelde.Basketbolun üstünde bir şeyler üreteceksin ki orada kalıcı olabilesin.Tam bu durumda sezon ortası gel sen Milli Takıma dersen ve gelemeyince de hain ilan edersen; sen bu işten hiçbir şey anlamıyorsun demektir ve futbol yazmaya devam etmenizi acilen öneririm sizlere.
Neyse onların deyimiyle He-Dough bu söylem bile gurur verici.Hidayet, bu takımın bel kemiğidir ve omzuna en çok yük binecek kişidir.Ne olur onları yereceğimiz yerde onlara sahip çıkalım.Böyle yıldızlar kolay kolay yetişmiyor.
Ender ARSLAN:Sezon başı Avrupa’yı tercih eden Ender, Union Olimpija takımıyla maddi konularda anlaşamayınca; TAU Ceramica’nın yolunu tuttu.Burada da istediği süreyi alamadığı için soluğu komşuda aldı ve şimdi Panionions takımının başarısı için ter döküyor.Bir sezonda 3 takım değiştirmiş olması bizim için bir eksi olarak gözükse de son takımı Panionions’ta yavaş yavaş eski performansına yaklaşması bizi oldukça umutlandırdı.Nihayetinde o da bu takımın Kerem olmadığı için 1 veya 2 numaralı guardı konumunda ve ona çok ihtiyacımız olacak.
Kaya PEKER:Bir başka lejyonerimiz olan Kaya, Avrupa’ya pek uyum sağlamış gibi gözükmüyor ve dönüş sinyallerini iyice arttırdı. Hatta bu aralar hakkında bir çok transfer dedikodusu dolaşmakta. Bu durumun bizi olumsuz etkilememesi en büyük dileğimiz.Eski Kaya’yı görmek de en büyük arzumuz.
Serkan ERDOĞAN:Avrupa’daki en önemli oyuncumuz konumunda olan Serkan’dan bu turnuvada çok şeyler bekliyorum.Her ne kadar hakkında transfer söylentileri olsa da bu dedikodular Serkan’ı, Kaya gibi olumsuz etkilemeyecektir.Çünkü Serkan, iyi olduğu için TAU onu elinde tutma çabası içindedir.Bu da milli oyuncumuz için ekstra bir motive kaynağı olabilir.
Tutku AÇIK:En sonunda başardı Milli Takıma çağırılmayı.Daha önceleri hak etmişti
ama önündekiler o kadar iyiydi ki.Bu onun talihsizliğiydi.Yılmadan çalıştı, sabretti ve sonunda o çok istediği ay-yıldızlı formaya kavuşmak üzere.Şimdi sıra sende Tutku ve biz başaracağını biliyoruz.
Mehmet OKUR:O parmağında şampiyonluk yüzüğü taşıyan biri,o bir All-Star, onun hakkında yazı yazmak ne haddime diyorum ve Eylül’de rakip potaları dağıtacağı günü iple çekiyorum.
Söylenecek daha bir çok söz var ama o konulara girmek istemiyorum.Sonuçta Kerem’in, Mirsad’ın alınmayışı,birçok tecrübesiz oyuncunun aday kadroda oluşları,seçilemeyeceklerinin ayan beyan ortada olması, aday kadro diye bir şeyin hala günümüz basketbolunda neden varolduğu ve bunun gibi uzayıp giden bir sürü cevabını arayan sorular yumağı; salt mantıkla düşündüğümüzde tartışılabilecek konulardır ama şimdi ne yeri ne zamanı.Her şeyi zamana bırakmalıyız.
Ama birkaç cümle etmeden de duramayacağım:
Tanjeviç’in dediğine göre ’’stratejisinin’’ tutup tutmayacağını ( ne stratejisiyse?) göreceğiz. Ama bu düzeydeki bir takıma hocası ucu görünmeyen bir kuyu yaratıyorsa bu takımın beklenenden daha fazla mücadele etmesi gerekecektir.
Şayet bu strateji oluşursa da gerçek şuymuş: ‘’Genç oyuncuları alarak, 2010 yılının takımını oluşturmakmış.’’
Peki hangi genç oynayacak 2007’de de 2010’un temelleri atılacak?
Sonuçta oynayacak adamlar belli ve en doğrusu da bu. Tanjevic, ben takımımı kurdum ve bu şekilde İspanya’ya gideceğim deseydi; ne siz böyle bir yazıyı okuyor olacaktınız ne de ben böyle bir yazı yazacaktım.
2010’da da temel stratejisi ile 2012’ye mi hazırlanacağız.Avutma bizi Tanjevic!
Olası başarısızlığına şimdiden akıl oyunlarıyla kılıf arama. Bu gençlik artık basketbolu biliyor.70’ li yıllar çoktan geride kaldı, bu gençlik artık öyle her şeye körü körüne inanmıyor.Okuyor, araştırıyor ve öğreniyor…
Tüm iyi niyetimizle; 12 Dev Adama, Avrupa Şampiyonasında başarılar diliyoruz… »
Yorum yok
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|