TBL All Star 2010

ALL-STAR’I YAPTIK OLZTAR

Ligimizin yerli ve yabancı oyuncularını karşı karşıya getiren organizasyonu büyük bir ilgiyle izledik. Artık klişe olduğu ve mucizeler olmadıkça klişe olarak kalacak olan sonuçla yabancılar karmasının yenmesini bekliyorduk ancak ortada garip bir durum vardı. Yabancılar karması sanki sırf yenilsinler diye oluşturulmuş gibiydi. Gricek, Nachbar, Schumpert, Emir, Kinsley gibi elit oyuncular kadroda yoktu. Bu ülkenin en iyi yabancı oyuncuları Fenerbahçe Ülker forması giyiyor ama hiçbirisi sahada değildi. Sadece kaybetsin diye kurulan yabancı kadrosunda Jasaitis çok az süre aldı. Oyunun en etkili isimlerinin başında gelen Douby’nin oyunun sonunda kenara alınırkenki surat ifadesi zaten her şeyi anlatıyordu.

Yerli karmasının başındaki koçun hakkını yemeyelim. Orhun Ene’yi takımın başında ilk gördüğüm an; Bu sefer olacak demiştim zaten.

Basketbol Federasyonu organizasyon boyunca kendi kendisini tatmin etti. Kendi kendisini tatmin etmenin karşılığını sanırım hepimiz biliyoruz. All-Star etkinliğini resmen rezalete çevirdik ve olztar havasına soktuk.

3 sayı yarışmasında en fazla skor üreten 2 oyuncu (yazı ile ‘’iki’’) finale kalır.

Bu organizasyonun bütün dünyadaki kuralı zaten bu şekildedir fakat ne olduysa oluyor ve kendisini tatmin etmek için uğraşan birileri KOMİTE kararıyla 3. olan ismin yani Engin Atsür’ünde finale kalmasına karar veriliyor.

3. oyuncu yani Engin Atsür yarışmayı kazanıyor ve rezaletin ilk perdesi açılmış oluyor.

Smaç yarışmasını hepimiz merakla bekliyoruz çünkü bütün dünyada smaç yarışması bu organizasyonların en çok beklenen aktivitesidir. Smaç yarışmasında finale kalan Tofaş’ın Amerikalı oyuncusu şampiyon olmayı hak ettiğini bütün Türkiye gördü zaten smaç şampiyonu Sinan ilan edilince adam nereye itiraz edeceğini şaşırdı.

Organizasyon boyunca mikrofon uzatılan ve yorum yapan herkes atmosferin mükemmelliğinden bahsediyor ama dönen dolaplara değinen kimse yok. Böylesine danışıklı dövüşte zaten kimsenin aksini söylemesini beklemiyoruz.

Seyirci için harikaydı ifadelerini kullanıyorlar ama Kayseri’deki birçok arkadaşım;

-Kayseri basketbola değil konsere açmış yorumunu yapıyor. Devre arasındaki Manga konserinden sonra başta genç kızlar olmak üzere salonun hiçte yabana atılmayacak bir kısmının salonu terk ettiğini söylüyorlar.

Federasyon bu kıymetli Kayseri seyircisine de az kaldı kötü bir sürpriz hazırlamış ve Fatih Solak gibi Kayserili bir sporcuyu kadroya almamışlardı. Salonda en çok alkışı alan Solak, Orhun Ene’nin son dakika hamlesiyle kadroya dâhil edildi.

All Star organizasyonunun bir an önce kabuk değiştirmesi gerekiyor

All Star organizasyonunun bir an önce kabuk değiştirmesi gerekiyor. All Star maçının oyuncu seçimini konusunda değişiklikler yapılmalı.

Aslında Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Ülkemizde yapılan All Star maçlarının ilkleri Asya-Avrupa maçı olarak oynanmıştı, Fast Break dergisinde verilen oyuncu seçimlerini büyük bir iştahla doldurup yollamıştım. İlla Avrupanın diğer ülkeleri gibi yerli ve yabancı karması yapmak zorunda mıyız? Hele İtalya eskiden yerli oyuncularına milli takım forması giydiriyordu, komedi gibi, sanki milli takımları hazırlık maçı yapıyormuş gibi oluyordu.

Asya-Avrupa maçı her zaman denk gelmez oyuncular arada bir; bir yerde birikebilir diyorsanız ki malum Avrupa’dan sadece İstanbul takımları var ve o takımların sadece bir kısmı Avrupa yakasında.

O zaman size haklı olabilirsiniz derim ama yinede bu yöntemden çok daha iyi olduğunu düşünüyorum Bir diğer fikrim ise takımların Avrupa Karması ile Dünya Karması olarak adlandırılması olabilir. Her iki takımın başına da ‘’TBL’’ markamızı ekleriz olur biter. Avrupa karmasında yerli oyuncularımızla birlikte yaşlı kıtanın diğer üyeleri Avrupa Karmasında forma giyerken; Avustralyalılar, Yeni Zelandalılar, Amerikalılar, Afrikalılar vs. Dünya Karmasında mücadele ederler. Maksat ilgiyi ve seyirciyi arttırmak ise bir an önce bu tercihlerden birisi yapılmalı, yoksa her ne kadar bu bir şov olsa da hep yenilmek yâda bu seneki gibi danışıklı dövüşle yenmek hoşumuza gitmiyor.

Smaç yarışmasına katılacak adaylar çok önceden seçilmeli ve hazırlanmaları istenmelidir. Smaç yarışmaları efsaneleri doğurma kapasitesine sahiptir. Marco Milic Honda CRX’in üzerinden smaç basmasa belki NBA bile olmazdı. James White’ın yaptığı smaçlar hafızamıza derin bir iz kazımıştı. Rahmetli Conrad Mc Rae topu yakmış ve alevler içerisindeki topla smaç yapmıştı. Ömer Saybir aynı anda 3 top ile smaç denemişti.

Şut yarışmasını son iki sezonda kazanan Tofaş orijinli Beşiktaş Cola Turca’lı oyuncusu Ömer Ünver 1 hafta daha sabredip takımında kalsaydı 3. kez bu ödülü kazanacaktı ama 2. lig’in yolunu tutunca bu haktan mahrum kaldı. Artık Ömer teselliyi Olin Edirne Gençlik’i şampiyon yaparsa orda bulur.

Gelelim maça, yabancı karması geçen yıllara oranla oldukça zayıftı. Türk oyuncularımız oldukça iyi mücadele ettiler ve koç farkıyla kazanmayı bildiler. Türk oyuncularımız içerisinde Lütfi Arıboğan ile birlikte Adana’dan çıkan en büyük basketbolcu olan Haluk Yıldırım’ı gözlerimiz aradı ancak ben bile ona oy kullanmadım bu sefer. Çünkü Karşıyaka’dan genç Furkan’a oy verdim ve kesinlikle pişman olmadım diyebilirim. Hakan Köseoğlu potaya dahi bakmadı hep asist yapmaya çalıştı. Açıklanan kadrolara bakınca Kerem Tunçeri’nin ve Bekir Yarangüme’nin ismini görenler çok kızdılar kim hala Kerem’e oy atıyor dediler ama bir yandan da herkes bu işlerin öyle oy atmayla olmadığını biliyordu. Eminim ki Ender Aslan sakat olmasaydı oda kadroda olacaktı.

Organizasyon da verilen ödüllerin de oldukça tatminkar ve sponsor Beko’ya yakışır olduğunu belirtmek lazım. MVP seçilen Kaya kesinlikle bu ödülü hak etti ama Furkan 1/2MVP oldu sayılır.

Tek dileğim bu organizasyonun adına yakışır bir biçimde yapılması.

İLKER KESER, 3SAYI

Bu yazı 3SAYI Basketbol dergisinin mart 2011 sayısında yayınlanmıştır.


Be the first to comment

Bir Cevap Yazın