Aliağa’da NBA patenti

Beko Basketbol Ligi takımlarından Aliağa Petkim, NBA patentli şutör Damon Jones ile prensip anlaşmasına vardı.


Beko Basketbol Ligi’nde mücadele eden Aliağa Petkim‘in, NBA kariyerli oyun kurucu Damon Jones ile prensip anlaşmasına vardığı bildirildi.

Aliağa Petkim Genel Menajeri Birtan Saka, prensipte anlaştıkları ABD’li oyun kurucu Damon Jones‘un Türkiye’ye geldiğini ve yarın yapılacak sağlık kontrollerinin ardından sözleşme imzalayacağını söyledi.

kaynak: tbf

Spor Toto Türkiye Kupası’nda İlk Günün Ardından

Kayseri Kadir Has Kongre Merkezi Spor Salonu’nda oynanan Spor Toto Türkiye Kupası sekizli finalinde ilk gün maçları tamamlandı.

Kayseri’de ilk gün maçlarında karşı karşıya gelen Beşiktaş Cola Turka ve Efes Pilsen arasındaki maçtan 57-55’lik skorla galip ayrılan Siyah-Beyazlılar ardından Medical Park Trabzonspor Basketbol, 72-62’lik skorla Aliağa Petkim’i yenerek yarı finalde Beşiktaş Cola Turka’nın rakibi oldu.

Yarı finalde Beşiktaş Cola Turka ile eşleşen Medical Park Trabzonspor’da antrenörü Dragan Sakota, “Maçı hak ederek kazandığımızı düşünüyorum. İki haftadır özel sebeplerden dolayı İstanbul’da konaklıyorduk ve birçok oyuncumuza yayılan bir hastalık salgını oldu takımda. Takım olarak ligde ilk yılımızı geçiriyoruz ve buna rağmen Spor Toto Türkiye Kupası’nda son 4 takım arasına kalarak büyük bir iş başardığımızı düşünüyorum. Bugün en iyi oyunumuzu sahaya yansıtamasak da Beşiktaş Cola Turka maçında daha iyi bir performans sergileyeceğimize inanıyorum” dedi.
Aliağa Petkim Antrenörü Burak Bıyıktay ise “Takım olarak sadece 8 gündür beraber çalşma fırsatımız oldu. Yeni bir sistem oturmaya çalışıyoruz fakat bugün çok fazla top kaybı yaptık. Yeni transferimiz Damon Jones’un da takıma katılmasıyla topu elimizde daha fazla tutarak, ligde galibiyet serisine başlamak istiyoruz.” diye konuştu.

Beşiktaş Cola Turka Baş Antrenörü Ergin Ataman “Hücumda ilk yarıda çok düşük bir tempoda oynadık ama ikinci yarıda toparlandık. Yeni bir oluşum içinde olduğumuzdan dolayı ve sakat oyuncularımızın daha yeni takıma katılıyor olması nedeniyle oyunun bazı bölümlerinde istediklerimizi sahaya yansıtamıyoruz fakat savunmadan hiç taviz vermediğimizi söyleyebilirim. Böylece rakibimizin oyununu da bozduk. Maçın sonunu akıllıca oynayarak galibiyeti elde ettik. Artık yarı final maçındaki rakibimizi bekliyoruz” açıklamalarında bulundu.

Efes Pilsen Baş Antrenörü Velimir Perasovic ise “Bugün hücumda özgüvenimiz eksik bir şekilde oynadık. Öne geçtiğimiz bölümde skor avantajımızı koruyamadık ve çok basit şutlar kaçırdık. Yaptığımız top kayıpları da mağlubiyeti kaçınılmaz bir hale getirdi. Artık önümüzdeki hafta oynayacağımız Turkish Airlines Euroleague karşılaşmasına hazırlanacağız” diye konuştu.

Spor Toto Türkiye Kupası sekizli finallerine yarın yapılacak iki çeyrek final karşılaşması ile devam edecek:
10 Şubat Perşembe

18:00 Galatasaray Cafe Crown – Olin Edirne
20:30 Fenerbahçe Ülker – Banvit

Dikkatimizden Kaçmadı

Şu sıralar NBA’de tartışılacak, değerlendirilecek oldukça fazla konu var. Başta All-Star seçimleri olmak üzere, Melo ve hergün yenilenen takas detayları, doğunun sürekli değişen güç dengesi, Spurs’un çok özel başarısı ve bunun yanında tarihi bir Cavaliers vakası. Fakat biz bunlara odaklanırken playoff potasının alt taraflarında da sürpriz sayılabilecek değişiklikler oldu.

Yükselen değer DJ Augustin..

Charlotte Bobcats’te Larry Brown’ın görevden alınmasıyla takımın başına getirilen koç Paul Silas takımın hücum veririmliliğini oldukça artırdı. Bundan tabi ki en çok yararlanan isim de son 1 ayda kariyerinin en iyi basketbolunu oynayan DJ Augustin oldu.

Augustin topların yüzde 18.3’ünü kullanırken bu yüzde Silas’ın ofansif anlamda daha serbest bırakması sonucu 22.9′ a kadar çıktı. Dj Augistin’in agresif ve patlayıcı bir oyun tarzı olduğunu zaten biliyorduk. Bunun üstüne Silas’tan aldığı güvenle Augustin hızlı penetrelerini kullanarak verimliliğini kesinlikle artırdı. Bu penetreler onun daha yüzdeli hücum etmesini sağlarken aynı zamanda içeriyi zorladığı için aldığı faulleri de arttı. Yüzde 90 ile serbest atış kullanan Augustin için bu da daha fazla sayı anlamına gelmekte.

Aynı zamanda Augustin sayı bulma konusunda bu artışı sağlarken takım arkadaşlarını da unutmadı. Takımın başında Brown varken eline geçen topların yüzde 8.2’sini asiste çeviren Augustin Silas’tan sonra skor gücünü artırırken asist yüzdesini de 9′ a çıkarmayı başardı.

Tüm bunlarla beraber Charlotte artık New York’a giden Raymond Felton’ın esksikliğini hissetmiyor. Şimdilik tek eksiği orta ve uzun mesafeli şutlar olan 23 yaşındaki Augustin’in bu yönlerini geliştirmek için biraz zamanı var. Ama onun için şu an öncelik elbette ki Indiana ile sürdürdükleri playoff savaşı. Charlotte’ı bir adım önde tutmak için elinden geleni yapacağına şüphe yok..
Cihat Cemal Özdemir

LeBron Fırtınası

Dün gece Miami Heat kendi sahasında Indiana Pecars’ı konuk etti. LeBron James’in damga vurduğu maçı 117-112 Heat kazandı.

Gecenin yıldızı LeBron James, Indiana potasına 41 sayı bıraktı. Yaklaşık 42 dakika süre alıp, 23 top kullanan James 15 isabet buldu. 13 ribaund, 8 asist, 3 top çalan yıldız, 4’de top kaybı yaptı.

Miami’nin diğer yıldızlarından Bosh 19 sayı, 7 ribaund, 1 asist, Wade ise 17 sayı, 7 asist, 3 ribaund, 1 top çalma ile oynadı.

Indiana cephesinde Roy Hibbert’ın 20 sayı, 10 ribaund ve Granger’ın 19 sayı, 3 asist, 1 ribaundluk performansları galibiyete yetmedi.

Timuçin Meriç Röportajı

Türk Telekom’da yapılan antrenörlük değişikliğinden sonra göreve gelip başarılı sonuçlara imza atan Timuçin Meriç 3SAYI Basketbol Dergisine konuştu.

3SAYI: Türk Telekom’un başına çok kritik bir zamanda geçtiniz. Uzun zamandır Telekom bünyesinde yer alan bir antrenör olmanıza rağmen bu sorumluluğu kabul etmenizin başlıca nedenlerini alabilir miyiz?

Timuçin Meriç: 19-20 yıl oldu antrenörlüğe başlayalı ve yaklaşık olarak 14 senedir altyapı ve üstyapıda Türk Telekom ile beraber çalışısyoruz. Son 8 yıl ise 6 yılı Ercument Sunter’in A Takım’da yardımcılığı olmak üzere A Takım seviyesinde antrenörlük yaptım ve 1,5 yıl gibi bir süre de Genç Telekom’un başındaydım. Türk Telekom’un başına geçtiğim zamanın çok kritik bir dönem olduğunu kabul ediyorum ama bu sürece baktığımız zaman bu teklif bana geldiğinde hiç düşünmedim bile. Çünkü yöneticilerin arkanızda olduğunu ve destekleyici güc olduğunu bilmek, itici güç oluyor. Zaten takım kadrosuna baktığımızda kötü oyuncular bulunduğunu söyleyemeyiz, ben her zaman bu kadronun üst seviyeleri zorlayabilcek gücü olduğuna inandım. Sadece yapılması gereken bir takım değişiklikler vardı ve bunun da mümkün olduğunu görünce hiç düşünmeden kabul ettim. Şu anda geçirdiğimiz yaklaşık bir aylık sürecin bizim açımızdan iyi geçtiğine inanıyorum. Öncelikle Başkanımız Gökhan Bozkurt, Asbaşkanımız Celalettin Dinçer ve Genel Sekreterimiz Akif Üstündağ’ın bana güvenmeleri ve ilk olarak beni düşünmeleri benim hiç teredüttümün olmamasını sağladı.

3SAYI: Sizin gelmenizle beraber ortaya çıkan grafiği neye bağlıyorsunuz, takımda ne gibi değişikliklere gittiniz?

T.M:  Sahada herkesin gördüğü üzere takımda belli başlı problemler vardı. Kadrodaki oyuncuların hemen hemen hepsi başka takımlardan performanslarını bildiğimiz, kendilerini ıspatlamış oyuncular. Yaşanan problem bence uyumdan kaynaklanıyordu. Benden önceki ekibi ve antrenör arkadaşları eleştirmek gibi bir amacım yok. Ama onların uyguladığı sistem ve kadrodaki oyuncular gereken uyumu sağlayamadılar. Bu çok net gözüküyordu ve sahaya yansımaları belli oluyordu. Özellikle takımın savunma kısmında çok aksaklıklar vardı. Neredeyse maç başına 90 sayıya yakın ortalama ile sayı yiyen bir Türk Telekom vardı. Bu sayıyı yiyen bir takımın kazanmak için 100 sayı atması lazım. Bu da bir takım problemleri beraberinde getirdi. Öncelikle kafada oluşan sistem problemini çözmeye çalıştım. Savunmada daha basit ama uygulanması kolay sistemleri oyuncularıma uygulatmaya çalıştım. Onlarda bu değişikliğe çok iyi tepki gösterdiler. Bence uyumu yakaladık, takım içindeki uyuşmazlık yavaş yavaş çözüldü. Sistemle aralarındaki problem bitti ve daha çok savunmaya kafa yoran bir Türk Telekom var. Doğal olarak savunma odaklı düşününce, sahaya yansıyan başarılı bir performans ortaya çıkıyor.

3SAYI: Peki ilerleyen zamanlarda savunma odaklı bir Türk Telekom izleyeceğimizi söyleyebilir miyiz?

T.M: Daha önce uygulanan savunma sistemi, yani man-to-man ve zone sistemine oyuncuların adapte olamadığını gözlemledim. Bu sistemin yanlış olduğunu söylemeye çalışmıyorum, çünkü basketbolda tek bir doğru yoktur. Bu takıma uymayan bu sistemin başka takımlarda çok başarılı sonuçlar verdiğini görebiliyoruz. Bu savunma problemlerini değiştirmek üzerine hala çalışıyoruz. Çünkü bahsettiğim bu seğişikliğin oturması 1 ay gibi kısa bir sürede olması çok zor. Hala ufak ufak parçaları oturtmaya çalışıyoruz. Tahminim 1,5-2 ay içinde sahaya tam performansını yansıtan bir Türk Telekom ortaya çıkacaktır. Problemin sistem ve oyuncular arasında olduğunu düşünüyorum. Teknik ekiple oyuncular arasındaki sorunlar sahayada yansımış durumdaydı ve takımda olan mutsuzluk dışardan bakınca belli oluyordu. Bunun ortadan kalkdığını düşünüyorum. Çünkü gerek maçlarda gerek kamplarda ve antrenmanlarda mutlu ve huzurlu bir ortam var.

3SAYI: Yetiştiğiniz antrenörlük ekolünden ve kendi tarzınızdan bahseder misiniz?

T.M: Her antrenörün kendine göre bir tarzı ve sistemi vardır.İlk 1.lig asistan koçluğuna Büyük Kolej’de Naci Özanay ile başladım,4 yıl ona yardımcı oldum.Telekom’a tekrar dönüşüm Tolga Öngeren zamanında oldu , onunla 4 5 ay gibi kısa bir süre birinci asistan olarak çalıştım. Tolga Öngeren görevinden ayrıldıktan sonra takımın başına Ercüment Sunter geldi ve onunla yaklaşık 5,5 sene boyunca asistan koçluk yaptım. Bu antrenörler gerçekten basketbolda önemli isimler.Bir dönemde altyapıda çalışırken Telekom’da Ergin Ataman görevliydi,ekipte bulunmasam bile her antremanda onlarla birlikteydim ve onları takip etme şansım oldu.Onların yaptğı ve bana uymayan birçok şeyi kafamda eleyebiliyordum.Bu isimlerin bana çok büyük katkısı oldu. Onlardan kazandığım tecrübe ile kafamda kendime göre bir sistem oturttum.Benim basketbolumda öncelikle savaşan, sahada asla pes etmeyen savunmada elinden geleni sahaya yansıtan bir takım sistemi var.Zaten basketbol hatalar oyunu , offence olarak bir şekilde sayı bulunur ama benim için önemli olan savunmayı sahaya yansıtabilmek.

3SAYI:Türk Telekom’un hiç bir zaman bütçe sıkıntısı olmadı ama Türkiye’de ve Avrupa Liginde hep belli yerlerde bulundu bunun sebebi sizce nedir?

T.M:Efes Pilsen , Fenerbahçe Ülker gibi klüplerin yaptıkları yatırım ve aldıkları oyuncular ile bizim aramızda bir fark  olduğu doğru ama bunun nedenin bütçeden değil oyuncu seçimindeki eleminasyondan kaynaklandığını düşünüyorum. Türk Telekom hemen hemen her sene ligde yarı finale kadar yükseldi, 3 sene önce Türkiye Kupası nı kazandı ve ardıdan Cumhurbaşkanlığı Kupası nı kazandı. Bunlar büyük başarılardı fakat yeni gelen yönetimle beraber bazı değişikliklere gidildi . Buna bütçe kısıntısı denemez takımın başındaki koçun oyuncu seçimi olarak tanımlayabiliriz.  Avrupa kısmına gelirsek, maalesef  Türkiye’nin son 5 6 senedir Euroleague ile anlaşması sadece Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen ile oluyor.  Bizim final oynadığımız sene Euroleague şansımız doğmuştu ama Euroleague’nin takım alma kapasitesi sınırlı olduğu için oraya giremedik. Orda olsaydık da en iyi yerlere gelebileceğimize inanıyorum.Bu sene Banvit öyle bir şans yakaladı biz 7 8 senedir oraları kovalamamıza rağmen ön eleme bile oynayamadık, Türk Telekom kötü zamanlar geçirirken bu fırsat Banvit’e doğdu. Umarım ilerki senelerde bizde bu şansı elde etmiş oluruz ve oralara Türkiye olarak daha çok takımla katılabiliriz.

3SAYI: 1. Lig de takımı olup pilot takımı olarak kullanan çok az klüp var ve Türk Telekom bu durumu iyi bir şekilde başarıyor. Siz uzun süre altyapıda bulunan bir antrenör olarak Türk Telekom’un alt yapısından bahseder misiniz?

T.M: Yıllardır Türk Telekom alt yapısında düzenli bir çalışma var. Son yıllarda bunun verimini almaya başladık. Bunun göstergesi olarak 2. Lig de ki pilot takımımız Genç Telekom tamamen genç oyuncularla kurulu olmasına ve kadrosunda yabancı oyuncu bulundurmamasına rağmen bundan önceki 2 sezon yarı final oynadı. Altyapımızın yetiştirdiği oyuncularımızdan Uğur Öğüt şu anda A takımımızda oynuyor,geçen sene kadroda bulunan Erdinç Balto bu sezon Antalya B.Ş.B ‘nde,Pertev Öneren Bornova Belediyesi’nde ve Sertaç Şanlı Galatasaray Cafe Crown’da oynuyor.Bu oyuncular tabiki çok fazla süre almıyorlar zaten bir anda çıkıp 15 20 dk oynamalarını bekleyemeyiz ama ilerleyen zamanda Beko Basketbol Ligi’ne faydalı oyuncular olacaklarına inanıyorum. Şu anda iki tane genç takımımız var Türk Telekom genç takımı ve Genç Telekom genç takımı,bu sene iki takımda Gençler Türkiye Şampiyonası’nda ilk üçü oynayacak takımlar arasında yer alıyorlar. Bundan 5 6 sene sonra takımlarımızın bir ekol olarak çıkacağına inanıyorum.

3SAYI: Genel olarak Türkiye altyapısını nasıl değerlendirebilirsiniz?

T.M: Yetenekli oyunculara sahip olmamıza rağmen bunu değerlendiremediğimizi düşünüyorum.Bizim yaptığımız gibi diğer takımlarda kendilerine pilot takımlar kurarlarsa , oyuncular da kendilerini gösterme fırsatı bulacaktır. Yöneticiler olarak 1. Lig de genelde daha yaşlı daha tecrübeli oyuncuları tercih ediyoruz ama aynı katkıyı genç oyuncular da sağlayabilirler.Genç oyunculara daha çok zaman verilmeli diye düşünüyorum. Tabi bu sene Türk Telekom’da bunu gerçekleştiremiyorum çünkü takım çok sıkışık bir durumdayken buraya geldim ama bu sezonu iyi bir şekilde bitirirsek ve ilerki senelerde yöneticilerimiz benimle çalışmak isterlerse seneye takımımızda genç oyuncu sayısında artış olacağını söyleyebilirim.

3SAYI: Çift lisanslı oyuncuların gelişimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

T.M: Çok önemli güzel bir uygulama,bunun hatta sayısı bile arttırılabilir.Genç oyuncular için büyük bir fırsat.Mesela Uğur Öğüt geçen senenin en iyi 2. lig guardlarından bir tanesi. Şu anda hem 1. ligden hen 2. ligden kendisiyle ilgilenen klüpler var. Bu oyuncuyu ve takımı riske edip 20 25 dakika oynatmam neredeyse imkansız.Ona verebileceğim maximum süre 10 dakika civarıdır. Fakat bu oyuncu gelişimini 10 dakika ile sağlayamaz , burda aldığı sürenin üstüne 2. ligde oynayacağı 30 35 dakikayla performansını arttırdığını basketbolunu geliştirdiğini düşünüyorum.

3SAYI:  Bu sezon için son transfer hakkınızı kullanacak mısınız?

T.M: Buraya geldiğimde 2 transfer hakkımız vardı. Birini eski oyuncumuz Jan Jagla yı getirerek kullandık. Heiko Schaffartzik ‘den boşalan yere 1 belki 1 2 pozisyonunda oyuncu bakıyoruz.Fakat öyle bir durumdayızki herkes kendi takımıyla devam ediyor, çok büyük bir maddi sıkıntı ya da takım içi anlaşmazlık olmazsa kimse klübünden ayrılmıyor.Şu anda aklımızda bir çok isim var ama bu hakkı iyi kullanmak istiyorum,getireceğimiz oyuncunun burayı hakeden bir isim olması lazım.En kısa zamanda o ismi bulacağız ve kadromuza katacağız.

3SAYI: Maça gelen seyirci hakkında neler söyleyeceksiniz?

T.M: Ankara seyircisi gerçekten basketbolu seviyor ve biliyor. Daha önce salonun maçın başlamasına bir buçuk iki saat kala dolduğu maçlarda ben asistan koç olarak görev yaptım. Salonun büyük kısmında yine Ankaraüçlüler vardı, taraftarı böyle ayırmamak lazım.Her kesimden her seyirciye ihtiyacımız var.Mutlaka bu tür seyircilerimiz de olacak.Onlar salona Türk Telekom taraftarı olarak geliyorlar, biraz fanatik olabilir ama ben salonun tıklık tıklım dolu olupta çık çıkmayan bir maç yerine, 100 200 kişiyle hareketlenmesini tercih ederim. Son 2 senedir seyici sayımızda bir düşüş olduğu doğru.Bunu düzeltmek istiyorum ama tek başıma yapamam, oyuncular sahaya yansıttıkları güzel basketbolla seyirciyi kendileri çekicekler. Şu anda iyi gidiyoruz göreve başladığımdan beri oynadığımız 6 Beko Basketbol Ligi maçının 4ünü kazandık.Kaybettiğimiz maçlardan biri Banvit deplasmanı diğeri ise Trabzon deplasmanı , ki Trabzon deplasmanı hala kafamızda soru işareti.Takım artık güzel basketbolunu sahaya yansıtıyor,ben Ankara seyircisinde rica ediyorum bizi desteklemeye gelsinler.

3SAYI: Son olarak Dünya Şampiyonasının etkilerini nasıl görüyorsunuz?

T.M:  Dünya Şampiyonası’nda muhteşem bir sonuç aldık. Zaten basketbolda son 2 3 yıldır büyük bir ilerleme var.Tabi bu insanları basketbola biraz daha çekiyor,hem seyirci açısından hem altyapılar açısından.Bunun sonuçlarını 3 5 yıl daha alacağız gibi geliyor. Şu andaki seyircisi sayısında çok büyük bir artış var sadece Ankara için söyleyemeyiz ama diğer şehirlerde gittiğimiz tüm maçlarda hemen hemen salon ağzına kadar dolu oluyor.Bunu kullanmak ve daha da geliştirmek lazım,gerekli yatırımın federasyon tarafında yapılacağına inanıyorum.Umarım Avrupa da ilk sıraya yükselicek kadar bir basketbol sevgisi ülkemizde oluşur.

3SAYI: Teşekkür ederiz.

T.M: Ben teşekkür ederim.

Röportaj: Gizem Kumbasar, 3SAYI Basketbol Dergisi

Spor Toto Türkiye Kupası Programı


9 Şubat 2011 Çarşamba

18:00 Beşiktaş Cola Turka – Efes Pilsen (SportsTV)
20:30 Medical Park Trabzonspor – Aliağa Petkim (SportsTV)

10 Şubat Perşembe

18:00 G.Saray Cafe Crown – Olin Edirne (SportsTV)
20:30 F.Bahçe Ülker – Banvit (SportsTV)

11 Şubat Cuma

18:00 1.Maçın Galibi – 2.Maçın Galibi
20:30 3.Maçın Galibi – 4.Maçın Galibi

13 Şubat Pazar

15:00 5.Maçın Galibi – 6.Maçın Galibi

SportsTV sadece D-Smart üzerinden izlenebilecetir.

Marcelus Kemp’in Keyfi Yerinde

Beşiktaş Cola Turka Erkek Basketbol Takımı’nın yeni transferi Marcelus Kemp, karşılaştığı ortamdan ve görüğü ilgiden çok etkilendiğini belirtti.

Beşiktaş Kulübü’nün resmi internet sitesinde yapılan açıklamada ilk antrenmanın ardından takım arkadaşlarını tanımasının çok verimli olduğunu belirterek, çok güzel karşılandığını hem Takımı hem de kulübü çok beğendiğini söyledi. Şu aşamada takım içinde görüğü arkadaşlığın çok güzel olduğunu belirten Kemp oyun sistemininde oldukça iyi olduğunu sözlerine ekledi.

Spor Toto Türkiye Kupası’nda yarın Efes Pilsen ile karşılaşacaklarını belirten Marcelus Kemp, “Efes Pilsen tanıdığım bir takım. Iyi bir rakibe karşı oynayacağız. Fakat takım halinde mücadele edersek ve sert oynamayı başarabilirsek, maçı kazanabileceğimizi inanıyorum” dedi.

Orhun Ene’den Eleştirilere Sert Yanıt

A Milli Takım’ın başına getirilen Orhun Ene Habertürk’ten Gökhan Türe’ye kendisi hakkında yapılan eleştirilere cevap verdi.

Habertürk’e verdiği röportajda iyi bir organizasyonu olan hem teknik hemde idari açıdan iyi yapılandırılan Milli Takım’ın başına geldiğini belirten Orhun Ene,avantajları olmasına rağmen, Dünya 2.’liği yaşayan bir takımın başına gelmenin çıtayı yükseltmek olduğunu ve bu noktada dejavantajların oluşmasına etken olacağını belirtti. “Genç ve tecrübeli oyuncularımızla iyi bir ekibiz. Dünya Şampiyonası’nda yükseltmiş olduğumuz çıta beklentileri de artırdı. Bundan sonra alacağımız sonuçların daha iyi olması gerekiyor. Zor bir görev üstlendim. Ben 2004’ten beridir teknik kadrodayım ve bu ekibin içinden bir insan olarak başa geldim. Bu bir bayrak yarışı gibi. Milli Takım’a geldiğimde 19 yaşındaydım. Takım kaptanlığı yaptım. Yardımcı antrenörlük yaptım. Ve şimdi de işin başındayım. İnşallah ben de aynı başarıyı gösterip, Türk basketbolunu daha iyi noktalara getirip zamanı geldiğinde de bayrağı teslim etmek istiyorum” dedi.

25 senedir basketbol ile iç içe olduğunu söyleyen Ene, insanların söylediği kadar tecrübesiz olmadığını ve altyapı milli takımdan ümit milli takımlara kadar son 7-8 senedir çalıştığını sözlerine ekledi. Ayrıca tecrübelerinin arasında Dünya Şampiyonası ve Avrupa Şampiyonası olduğunu söyledi. Oyunculuk zamanında Milli Takım formasını başarılı bir şekilde taşıdığını belirten Orhun Ene kendine güvendiğini söyledi.

Öncelik olarak eksik yönlerin üzerinde durulması gerektiğini belirten Antrenör sözlerine şu şekilde devam etti: “Bir takımın işleyen parçalarının iyi işlemesi, kötü olan taraflarının da gelişmesi lazım. Teknik ekip olarak 2010’a kadar oluşturulan takımın basketbol kişiliği ve karakteri ortada. Tanjevic döneminde bu oyun düzeninde iyi yaptığımız tarafları devam edeceğiz. Ama eksik olduğumuz tarafları da geliştirmek zorundayız. Genel anlamda oyuncu yapımıza ve karakterimize uygun basketbolu zaten oynayacağız ama hem savunma, hem de hücumda yaptığımız hataları düzeltmemiz lazım. Özellikle yurt dışında, oyun içinde yaşadığımız düşüşlerin önüne geçmemiz gerekiyor.”

Doğu Konferansı Zirvesi ve Adaylar

Doğu inanılmaz bir çekişmeyle şekillenirken 4 büyük takım zirveye oynuyor. Bu takımlar ise tabii ki Boston, Miami, Chicago ve Orlando. Bu arada Atlanta da süpriz bir şekilde bu takımların arasına girmiş bulunmakta. Orlando’nun 1.5 maç önündeler ama sezon sonuna yaklaşırken orda bulunmaya devam etmeleri oldukça düşük ihtimal.

Bu bahsettiğim 4 takım teker teker incelendiğinde ortaya şu notlar çıkıyor :

Orlando Magic

Orlando son maçlardaki istikrarsızlığı yüzünden biraz tehlikede. Son 15 maçın 8’ini kaybederken yerlerini de Atlanta’ya kaptırdılar. Takas öncesi ve takas sonrası galibiyet oranları da şaşırtıcı olsa da aynı : 16-10.

Ama sadece kazanıp kaybettiklerine değil de form olarak bakarsak durum o kadar da kötü görünmüyor. 11 sayı ile kaybettikleri Boston maçında sadece skorda yenildiler. Arenas 7 de 0 la oynadı vs. Yani her zaman olmayacak ve sonradan düzeltilebilir değişkenler ile yenildiler. Son 5 galibiyetlerinin de hepsi çift haneli farklarla son buldu.

Orlando yüzde 50 ve üstü galibiyet oranı olan takımlara karşı 7 maç üstüste kaybetti ve bu da demek oluyor ki güçlü takımlara karşı iyi oyunlarını sürdüremiyorlar. Özellikle en çok yapılan değerlendirme de Rondo, Rose gibi rakibin oyun kurucularını savunmakta zorluk yaşıyorlar ve defansta da D.Howard’a her zamankinden daha fazla muhtaçlar.

Chicago Bulls

Açıkçası Bulls, Noah ve Boozer sakatlıklarından dolayı biraz sürpriz bir şekilde ilk 3’e giriyor. Derrick Rose kendisinden beklenenin fazlasını verebildi bu takıma ve neredeyse tek başına takımını ayakta tuttuğu maçlar oldu. Çoğu kişi Bulls’u hücum basketbolu oynuyor görse de aslında ofansif verimlilikleri NBA ‘de sadece 18. sırada. Yani Chicago da aslında bir defans takımı ve Noah sağlıklı olarak takımına döndüğü anda oyunları bir kademe daha iyi olacak.

Tüm bunlar olurken maç takvimleri Bulls’a oldukça yardımcı oldu. Chicago şimdiye kadar ligin en kolay 2. fikstürüne sahipti ve bunun üstüne bir de 49 maçn 27’sini evlerinde oynadılar. Noah’ın sakatlığı olabilecek en iyi zamana denk geldi aslında, çoğunlukla kolay maçlara. Bugünkü Portland maçıyla beraber son 33 maçlarının 19’unu deplasmanda oynayacaklar.

Miami Heat

Miami Heat 9-8 ile başladıklarına sezona 28-6 ile devam ederek doğu zirvesine aday oldular. Bu 28-6 lık serileri ise tüm NBA ‘ de kazanma yüzdesi en yüksek olan seri oluyor (Evet, Spurs’ten bile daha iyi bir dönem). Dolayısıyla kötü starta rağmen muhteşem bir geri dönüşle diğer takımların gözünü oldukça korkutuyorlar.

Ama Miami de aynı Chicago gibi fikstüründen yardım alan bir diğer takım. Kalan maçları oynadıklarına oranla daha zor. Özellikle All-Star arasından sonra 13 maçlık bir döneme girecekler ve bu 13 maçın 12’si yüzde 50 ve üstünde galibiyet oranı olan takımlarla olacakken 7 maç da NBA ‘in elit takımlarıyla oynanacak. Bu dönem Heat için en belirleyici sınav olacak. Dolayısıyla LeBron, Wade ve Bosh’un özellikle bu dönemde çok sağlıklı kalması gerekiyor.

Boston Celtics

Herkesin beklediği gibi Celtics doğunun zirvesinde. Fakat olumsuzdan başlamak istiyorum. Sezona 23-4 ile Christmas ‘a kadar neredeyse kusursuz bir yüzdeyle başladılar fakat devamında 15-8 yaparak hafiften çatırdadılar. Evlerinde de toplamda sadece 14 maçları kaldı.

İyi olan ise doğunun en kolay fikstürüne sahipler. Kalan 32 maçın sadece 12’si yüzde 50 ve üstü galibiyet alan takımlara karşı. Ayrıca Boston bu hafta oynayacakları Lakers ve Miami maçlarıyla da zor maçlarını da oldukça azaltmış olacak.

Zirve için en büyük rakipleri şu an Heat gibi görünüyor ve bu pazar günü oynanacak olan Boston – Miami maçı bu bakımdan inanılmaz önemli. Bu maçın zirve mücadelesindeki yeri çok belirleyici olarak değerlendiriliyor.

Cihat Cemal Özdemir

Türk Telekom Yıldız Erkekler Turnuvası’nda Dördüncü Günün Ardından

Gaziantep’te devam eden Türk Telekom Uluslararası Yıldız Erkekler Turnuvası’nda oynanan 6 maçla dördüncü gün tamamlandı.


Türk Telekom Uluslararası Yıldız Erkekler Turnuvası’nın dördüncü günü Porto Riko, Çin, Slovenya, Almanya, Türkiye ve Fransa takımları günü galibiyetle kapatırken Yıldız Millilerimiz, Ukrayna ile oynadığı maçı 73-84 kazandı.

4.Gün Maç Sonuçları
Kamil Ocak Spor Salonu
Portoriko-Romanya:72-65
Almanya-Rusya: 80-77
Ukrayna-Türkiye:73-84

Karataş Şahinbey Spor Salonu
Çin-İran:74-51
Slovenya-Gürcistan:89-56
Bulgaristan-Fransa:55-61

Kevin Love ve İstatistikleri

Bu haftaya damgasını vuran olay kuşkusuz ki All-Star Batı takımına Yao Ming’in yerine Kevin Love’ın seçilmesiydi. Çoğu kişi LaMarcus Aldridge’in bu onura ulaşmasını umuyordu. Çünkü Portland 27-24 ile playoff potasına giriyor ve bunca sakatlığa rağmen takımın ayakta kalmasını sağlayan isim de Aldridge idi. (Kevin Love’ın takımı Minnesota ise 11-39 ile batının en sonuncusu) Bu Aldridge ‘i destekleyenlerin kozu.

Şimdi de Kevin Love tarafından bakalım olaya; istatistikler. Love’ınki ler 21.3 sayı, 15.6 ribaunt. Lamarcus Aldridge’inki ler ise 21.2 sayı, 9.1 ribaunt. Bunun yanında Love’ın yüzde 43 gibi bir 3’lük isabeti var ve bu onu LaMarcus’dan kesinlikle ayırıyor.

Ama ben asıl farkı oluşturan ribaunt faktörüne değinmek istiyorum. Ribaunt istatistikleri bence tamamen değersizdir ve doğruyu yansıtmaz görüşündeyim. Çünkü bu tamamen oyun hızınıza bağlıdır. Hızlı oynayan takımlar çok, yavaş oynayan takımlar da az ribaunt alırlar. Mesela Boston Celtics maç başına 38.5 ribaunt ile tüm NBA’de 29. sırada. Sizce gerçek anlamda bu mümkün müdür ? Boston Celtics ribaunttan hiç anlamayan ve pota altında etkisiz olan bir takım mı ?

Şimdi diyeceksiniz o zaman ribaunt önemsiz midir ya da nasıl ölçülür ? Bu konuda ESPN yazarı olan John Hollinger’ın icadı olan ve özellikle Amerika’da çok kabul görmüş bir sistemi ve istatistik değerleri var.  Konumuz bu olmadığından çok yüzeysel geçmeyi tercih ediyorum. Kısaca sizin maç başına aldığınız ribaunt sayısına bakmıyor da maçtaki ribauntların yüzde kaçını alabildiğinize bakıyor. Dolayısıyla bu tür istatistikleri dış faktörler (biraz önce bahsettiğim ‘oyun oynanma hızı’ gibi) olmadan oluşturduğu için daha amaca yönelik sonuçlar ortaya çıkıyor.

Bu durum Kevin Love’ın lehine mi yoksa aleyhine mi ona değinelim. Çünkü hepimiz biliyoruz ki Minnesota çoğu yorumcunun söylediği gibi hızlı bir basketbol oynuyor ve iş bazen ‘gazozuna maçlar’ a dönüyor. Bu durumda da ribaunt almak daha basit ve mümkün oluyor çünkü ‘sayısı azaldıkça değerinin düşmesi’ durumu burda da mevcut.

Bunu daha fazla uzatmadan Hollinger istatistik lerine geliyorum : Kevin Love oynadığı maçlarda ribauntların yüzde 23.5 ‘ini alıyor. Aldridge ise 13.9. İşte bana göre bu Love’ın ribaunt konusundaki üstünlüğünü gerçek anlamda kanıtlayan şeydir. Sırf Minnesota’da oynuyor diye fazla ribaunt alması anlaşılabilir birşey ama ribauntların yüzde 23.5 ‘ini alması takımıyla alakalı olmayan ve kesinlikle saygı duyulması gereken birşeydir.

Burda Aldridge haketmiştir ya da haketmemiştir  davasında kesinlikle değilim. Minnesota’da oynadığı için nispeten az saygı duyulan Love’ın istatistik lerinin gazozuna maçlarla şişirildiği görüşünün biraz olsun tam olarak doğru olmadığını anlatmak istedim. Umarım All-Star maçında bırakır da arkadaşları da ribaunt alır =)

Cihat Cemal Özdemir

NBA All Star 2011 3SAYI Yarışmacıları Belli Oldu

Heyecanla bekelen NBA All Star 2011’in 3SAYI yarışması katılımcıları belirli oldu. 19 Şubat 2011 tarihinde gerçekleşecek organizasyona 6 isim katılıyor. Katılan isimler şöyle:

Oyuncu isabet Deneme %
Ray Allen, Boston 115 249 .462
Kevin Durant, Oklahoma City 85 245 .347
Daniel Gibson, Cleveland 79 180 .439
James Jones, Miami 91 213 .427
Paul Pierce, Boston 73 182 .401
Dorell Wright, Golden State 124 303 .409

Dünden bugüne 3 sayı yarışmalarını kazananların listesi ise şöyle oluşuyor:

1986 – Larry Bird, Boston
1987 – Larry Bird, Boston
1988 – Larry Bird, Boston
1989 – Dale Ellis, Seattle
1990 – Craig Hodges, Chicago
1991 – Craig Hodges, Chicago
1992 – Craig Hodges, Chicago
1993 – Mark Price, Cleveland
1994 – Mark Price, Cleveland
1995 – Glen Rice, Miami
1996 – Tim Legler, Washington
1997 – Steve Kerr, Chicago
1998 – Jeff Hornacek, Utah
2000 – Jeff Hornacek, Utah
2001 – Ray Allen, Milwaukee
2002 – Peja Stojakovic, Sacramento
2003 – Peja Stojakovic, Sacramento
2004 – Voshon Lenard, Denver
2005 – Quentin Richardson, Phoenix
2006 – Dirk Nowitzki, Dallas
2007 – Jason Kapono, Miami
2008 – Jason Kapono, Toronto
2009 – Daequan Cook, Miami
2010 — Paul Pierce, Boston

Jerry Sloan Utah ile Sözleşmesini Uzattı

Utah Jazz takımının tam 22 yıldır koçluğunu yapan Jerry Sloan takımla sözleşmesini 2011-2012 sezonunun sonuna kadar uzattı. 2 kere NBA Finali oynayan ve şampiyonluk hariç sayısız başarıya ulaşmış, aynı zamanda çok kötü kadrolara da başarılı sezonlar geçirmiş olan Sloan tam 1220 galibiyete imza atmış durumda. Bu alanda lig tarihinde 3. sırada olan Jerry Sloan’ın takımların her zaman belli bir sistem içinde oynaması ve takım oyununa önem veren oyuncular kullanması ile ünlüdür. İlginç bir istatistik , Jerry Sloan Utah Jazz takımının başına geçtiğinden beri ligde toplam 245 antrenör değişikliği olmuş.