Süperstarlık ve LeBron James

Yazın hepinizin bildiği gibi NBA’in geleceğini temelden etkileyecek gelişmeler yaşandı. NBA takımlarının büyük bir iştahla beklediği 2010 yazı hiç beklenmeyen bir şekilde sonuçlandı. NBA’in yeni süperstarı, herkesin hayran olduğu, kendi deyimiyle seçilmiş kişi olan Lebron James yaptığı seçimle nasıl bir mantaliteye sahip olduğunu gösterdi ve kendisi için yapılan efsane olabilir yorumlarını bir gecede yok etti.

Lebron James’in hatalar zinciri kararını bir TV programında açıklayacağını söyleyerek başladı. Bunun sonucunda doğduğu, büyüdüğü şehrin takımı olan Cleveland Cavaliers’la bütün Amerika önünde adeta dalga geçti. Lebron James’in 2003 draftıyla takıma katılmasına kadar zaman zaman iyi performansları olsa da Los Angeles Clippers la birlikte NBA’in ‘’Loser’’ 2’lisi olarak görülen Cleveland Cavaliers’ın bunu kırmak için en büyük umudu bir TV programıyla son buluyordu. NBA’ye ilk geldiği günden beri karışlaştırıldığı bütün efsanelerinde ağzını açık bıraktı verdiği bu kararla Lebron James. Çünkü kolay yolu seçmişti. Karşılaştığı zorluklar karsısında geri adım atmıştı. Bir de onunla karşılaştırdığımız efsaneler bakalım. En başında Michael Jordan’a. Jordan ilk NBA şampiyonluğunu kazandığında 29 yaşındaydı yani Lebron James’in su anki yaşından 3 yaş fazla. İlk 6 senesinde 1 kez bile NBA finali görememişti ve Zamanın ‘’Bad Boys’u’’ Detroit Pistons’tan adeta dayak yemişti. O ise hiçbir zaman geri adım atmadı. Sonunda istediği şampiyonluğa Jordan’ın Chicago’su olarak ulaştı.

Şimdi bir Miami Heat taraftarı olarak düşünelim takımınız NBA şampiyonu oldu. Takımınız Lebron’un takımı mı? Tabi ki de hayır… Daha birçok karşılaştırıldığı yıldız vardı Lebron gibi kolay yolu seçmeyen ve efsaneliğe giden yolda başarılı olan. Aslında Michael Jordan’ın bu konu hakkındaki açıklaması her şeyi özetler nitelikte. Jordan, Lebron’un yaptığını kendisinin Larry Bird ve Magic Johnson’la konuşarak, Lakers veya Celtics forması altında şampiyonluğa ulaşmaya çalışmasına benzetmiş. Jordan’da Johnson’da Bird’de böyle bir şeyi asla kabul etmezlerdi. Belki birlikte 5 sene arka arkaya şampiyon olacaklardı ama hiçbir zaman Larry Bird’in Celtics’i, Magic Johnson’ın Lakers’ı, Jordan’ın Chicago’su olmayacaktı.

Lebron James’in Miami’ye gidişinden sonra yaptığı açıklamada: Artık üzerimde her maç iyi oynama baskısı, kritik anlarda hata yapmama baskısı olmayacak dedi. Oysa süperstarlar baskı altında oynamayı seven büyük maçlarda ateşten gömleği giymeyi isteyen, son saniyelerde takımının kaderine etki etmek isteyen oyunculardır. Yaptığı bu açıklamadan da gördüğümüz üzere belki Lebron James, Dwyane Wade’den daha büyük yeteneklere sahip olabilir ama kesinlikle bir lider değil. Miami Heat hala Wade’in takımı ve bu ortaklıkta Chris Bosh ve Dwyane Wade’in Lebron ihtiyacından çok Lebron James’in onlara ihtiyacı söz konusu. Lebron James’in bu yaz yapamadığı en önemli seçimlerden biri de hatta bana göre en önemlisi, Lebron’un kendisine yeni takımı olarak New York Knicks’i seçmemesi. Lebron James, madem takımı Clevaland’tan ayrılmayı kafasına koydu ki kendine göre bazı geçerli sebepleri olabilir. Bu sebeplerin en başında Cleveland’ın sahip olduğu küçük pazar yer alıyor. Oysa New York bu alanda senelerdir NBA birincisi. Herhangi bir NBA takımından çok daha fazla ilgi gören bir şehir olan New York en son şampiyonluğunu 1970 yılında kazanmıştı. Bir düşünsenize Lebron James’in New York’u elit takımlar sınıfına soktuğunu. New York’u seçseydi hem mücadeleden kaçmamış olacaktı hem de herhangi bir yerde ulaşamayacağı popülariteye ve karizmaya sahip olacaktı Ayrıca dünyanın merkezi olarak gösterilen New York’ta Lebron yakalayacağı bir başarıyla tanrılar sınıfına adım atmış olacaktı tıpkı karşılaştırıldığı efsaneler gibi.Oysa Lebron bu şeçimi yapacak cesareti de bulamadı kendinde.Tek kelimeyle korktu. Yukarıda bahsettiğimiz gibi basarı için Wade ve Bosh’a ihtiyaç duydu. Zorluklara karsı göğüs germedi. Lebron James’in bu yaz önünde iki yol vardı 1.si şampiyonluğu kazanmak için kolay yolu seçmek ve 2.si efsane olmak için bir fırsat ama o yaptığı seçimle hiçbir zaman Michael Jordan, Magic Johnson, Larry Bird, Isiah Thomas, Kobe Bryant, Bill Rusell gibi bir Winner ve bir süperstar olamayacağını gösterdi.


Ege YENİCE

Fenerbahçe Ülker’den Tarihi Galibiyet

Fenerbahçe Ülker Euroleague 2. tur ilk maçında Yunan temsilcisi Olimpiyakos’u 84-70 mağlup etmeyi başardı.

20 maçtır kendi evinde yenilgi yüzü görmeyen bu yılın en büyük şampiyonluk adaylarından Olimpiyakos’u yenen Fenerbahçe Ülker çok büyük avantaj yakalamış oldu.

Fenerbahçe Ülker’de Marko Tomas 19, Roko Ukic 17, Ömer Onan 14 sayı ile oynarken, Olympiakos’ta Spanoulis 14, Papaloukas 15 sayı ile oynadı.

Prokhorov:’ Nets, Carmelo Anthony Takasından Vazgeçmiştir’

Denver Nuggets’ın süper yıldızı Carmelo Anthony’nin yılan hikayesine dönen transferinde hiç beklenmedik bir gelişme yaşandı. Dün(Çarşamba) Moskova’dan New Jersey şehrine gelen, New Jersey Nets takımının 45 yaşındaki milyarder sahibi Mikhail Prokhorov transfer görüşmelerinden çekildiklerini açıkladı.

Prokhorov’un Rusya’dan gelişinin nedeni Carmelo Anthony ile Perşembe günü yapılması planlanan toplantı olarak görülüyordu. Ancak Prokhorov ülkeye gelir gelmez yaptığı açıklamada görüşmelerden çekildiklerini açıkladı. ‘ Bazen fiyat olması gerekenden çok daha pahalı olabiliyor’ diyerek sözlerine başlayan Prokhorov şöyle devam etti; ‘ Görüşmeler haddinden çok fazla uzun sürdü ve çok fazla bilgi dışarı sızdırıldı. Görüşmelerin sürecinin takımımızı kötü yönde etkilediğini düşünüyorum. Oyuncularımızın dikkatleri dağıldı ve maçlar kaybetmemize neden oldu. 5 yıllık süreç içerisinde NBA Finali sözü vermiştim ve bu yönde çalışmalarımız sürüyor. Kadromuz bir çok hamleyi yapabilecek esneklikte ve Carmelo Anthony’nin fiyatı çok pahalı.’

Peki bu noktaya nasıl gelindi?

10 gün önce Carmelo transferi ile ilgili tüm ayrıntılar medyaya sızmıştı ve takasın en geç bi kaç gün içinde gerçekleşmesi bekleniyordu. Bu dönemde Denver Nuggets’dan son derece ilginç bir açıklama geldi. Medyaya sızmalar devam ederse Carmelo’yu New York’a göndermekle tehdit eden Nuggets, takasta 2 1. tur draft hakkı alacakken 3. bir 1. tur draft hakkı daha istedi.

Carmelo’nun takas olduktan sonra New Jersey Nets ile sözleşme imzalamayacağını düşünenler oldukça fazlaydı ve takım sahibi Prokhorov ve GM Billy King Carmelo ile yapacakları yüzeyüz bir görüşmede onu ikna edebileceklerini düşünüyorlardı.

Nuggets’ın çirkin hareketi ve durmadan daha fazla şey istemesi sonucu takımının imajını daha fazla zedelememek için ve takas sonunda Carmelo’nun sezon sonunda takımdan çekip gitme ihtimali olduğu için Prokhorov’un görüşmelere son noktayı koyduğunu düşünüyorum.

Tabii bunların hepsi bir iş hamlesi olabilir. Dünyanın en kabiliyetli iş adamı ve yöneticilerinden birisi olan Prokhorov’un aklında daha sinsi planlar olabilir.

Basketbolla Yaşam Arasında; Gülseren Gönül

Birçoğu bilmez bu ismi. Duymaz. Bazıları çok iyi bilir. Ama bugününü kim bilir?

19 Ocak Çarşamba günü TRT ekranlarına gelen bir haberden bahsetmek istiyorum. Gülseren Gönül, 1977 senesinde Avrupa’ya transfer olmuş ve Avrupa’da oynayan ilk Türk basketbolcu olma özelliğini taşıyor. Bugün romatizma yüzünden hastanede yatıyor (yazı neşredildiğinde belki hastaneden çıkmış olur).

Gülseren Gönül Avusturya’ya transfer olmuştu. Toplamda 18 sene basketbol oynadı. 17 Mart 2009’da da Zaman Gazetesinden Fatih Uraz, Gönül’ün kendi potasına basket atmasını hatırlatmış. “…Bayan basketbolunun efsane ismi Gülseren Gönül bir maçta kendi potasına sayı atmıştı. Ancak potaların taçsız kraliçesi, 2 metre 5 cm’lik dev yıldızı ağır beyin ameliyatına (belki de ameliyatlarına) maruz kalmıştı ve muhtemelen sizler-bizler onun çektiklerini çeksek değil spor yapmak, yürümekte dahi zorlanırdık…” demiş Uraz. Haksız da değil. Romatizma’dan hastanede yatıyor Gülseren Gönül. Hastalığı sebebiyle devamlı boyu uzadı, şimdi bacakları tutmuyor. “Basketbolu çok sevdim, psikolojik olarak büyük faydası dokundu ancak fiziksel olarak cezasını çekiyorum” diyor Gönül.

2007’nin tam da yazıyı yazdığım bu gününde (17 Ocak) Hürriyet’te Yaşar Sökmensüer imzasıyla yazılmış bir köşe yazısı gördüm; “Gülseren’e Borcumuz var”.  70’li yılların dev iki basketbolcusu Hüseyin Alp ve Gülseren Gönül’den bahsetmiş.  Gülseren’in o günlerde bacağı kırılmış. O da o zaman Ali Ekber Ertürk’ün haberinden öğrenmiş bunu.  Gülseren Emekli Sandığı Huzurevine başvurmuş, almamışlar. Özel Huzurevine de parası yetmemiş.

Bugün de aynı sorunlar var. Parasızlıktan dolayı Ankara dışında –ismini söylemediği- bir ilçeye taşınmış. Sağlık sorunları artınca Ankara’ya hastaneye gelmesi gerekiyormuş sık sık. Gelemiyormuş. 100-200 metre yürüyemiyor, devamlı taksiye binmesi gerekiyormuş.

60 yaşındaki emekli basketbolcu, çaresiz halde. O dönem Sökmensüer’in de belirttiği gibi Ankara’nın bu işe bir el atması gerekiyor.

Uraz, aynı haberinde “…Yaşadığından bile emin değiliz, eğer yaşıyorsa 58-59 yaşlarında olmalı; iki sene önce gazete sayfalarına çok zor durumda olduğuna dair haberler yansımıştı. Bilemiyoruz sonrasında yaralarına merhem sürüldü mü sürülmedi mi; malumunuz üzere bizler revaçta insanlarla ilgilenmeyi severiz!” yazmıştı. Buradan söyleyelim, Gönül yaşıyor sayın Uraz. Yaralarına merhem süremedi, sürülemedi ve hala zor durumda. Ayrıca yaşıyor. Bundan pek memnun mu bilinmez.

Samet Mehmet Bora, 3SAYI

Antrenör Oyuncusuna Doğru Örnek Olmalı

Altyapı takımında çalışıyorsunuz. O gün idmanınızı yaptırdınız, çantanızı aldınız ve çocukların giyinmesini bekliyorsunuz. Salondan dışarı çıktınız, kendinize bir tane çay söylediniz, kolay değil yorucu bir idmandı. Çay gelince çantanızı açtınız ve sigarınızı çıkartıp, güzelce yakıp ciğerlerinizi bayram ettirdiniz.

Siz hani saçınıza, sakalınız dikkat eden, verdiği öğütler ile sporcularına örnek olmaya çalışan bir antrenörsünüz, birkaç gün öncede idman sonunda sigaranın zararları hakkında sporcularınızı uyarmışınız.

Tam ciğerlerinizi bayram ettirdiğiniz anda oyuncunuz Ahmet salondan çıktı ve sizi gördü. Antrenörü sigara içiyordu. Basit mantıktan gidersen, antrenörüm her şeyi doğru bilir, “bize sigara içmeyin” dedi ama kendi içtiğine göre sigara zararlı değil.

İşte oyuncunun gözünde özellikle basketbola yeni başlayan sporcularda, rol-model alınan antrenörler her zaman söyledikleriyle değil yaptıklarıyla akıllarda kalırlar.

Sporcunuz evine gittiğinde, anne ve babası ‘konuyu değiştirmeyelim’ sigara hakkında olumsuz bir konuşma yaparken, çocukları kendilerine “bence zararlı değil, zararlı olsa antrenörüm içmezdi” diye konuşsa ya da siz sporcunuzu ilerleyen zamanlarda elinde sigara ile idmana gelirken ya da idman sonrası görseniz kızar mısınız? Ya da buna hakkınız olduğunu düşünür müsünüz?

Çok önemli bir sıfattır altyapı antrenörü olmak. Yediği, giydiği, içtiği, konuştuğu ve benzer davranışları ile o sporcuların hayatlarında çok önemli yer tutarlar.

Eminim bazı antrenörlerin başına gelmiştir, “ağabey sakal bırakmışsın, saçını kestirmişsin ya da benzer cümleleri duymuşsunuzdur”. Çünkü kesinlikle gözlem altındasınızdır. O çocuklar için önemlisiniz ve o yüzdende sizlerin iki dudağı arasından çıkan her bir söz ve yaptığınız her bir hareket, o çocukların hayatları üzerinde inanılmaz etkiler bırakacaktır.

Emre DAĞDELEN

All Star 2011 Oylamalarda Son Durum

18-20 Şubat 2011 tarihleri arasında gerçekleşecek NBA All star 2011 de oylama heyecanı devam ediyor. Hidayet henüz oylamada forvetler arasında ilk 10 da yer alamazken en çok alan oyuncular batıda Kobe Bryant, doğuda ise Dwight Howard.

Oy vermek için halen 10 gün var. Hergün 1er oy verilebilir. Yani halen verilecek binlerce oy var. İnternette her alanda oylamalarda birinciliği kimseye bırakmayan biz Türklerin bu konuda da hassas davranması gerektiğini, Hidayet Türkoğlu ve Mehmet Okur!a oylarını vermelerini rica ediyoruz.

http://www.3sayi.com/hidoyu-all-stara-tasiyalim.html konumuzu okuyabilirsiniz.

Alınan Oylar ise şöyle oluştu;

2011 NBA ALL-STAR BALLOTING
EASTERN CONFERENCE
2011 NBA ALL-STAR BALLOTING
WESTERN CONFERENCE
Forwards: Forwards:
LeBron James  (Heat)  1,518,807
Amar’e Stoudemire  (Knicks)  1,143,391
Kevin Garnett  (Celtics)  1,049,544
Paul Pierce  (Celtics)  578,473
Chris Bosh  (Heat)  427,551
Carlos Boozer  (Bulls)  320,661
Josh Smith  (Hawks)  280,158
Danilo Gallinari  (Knicks)  259,619
Danny Granger  (Pacers)  201,653
Luol Deng  (Bulls)  191,312
Kevin Durant  (Thunder)  1,270,729
Carmelo Anthony  (Nuggets)  945,720
Pau Gasol  (Lakers)  851,456
Blake Griffin  (Clippers)  702,784
Tim Duncan  (Spurs)  663,487
Dirk Nowitzki  (Mavericks)  615,243
Lamar Odom  (Lakers)  364,950
Luis Scola  (Rockets)  347,986
Kevin Love  (T-Wolves)  301,529
Caron Butler  (Mavericks)  205,146
Guards: Guards:
Dwyane Wade  (Heat)  1,499,768
Derrick Rose  (Bulls)  1,225,575
Rajon Rondo  (Celtics)  1,171,311
Ray Allen  (Celtics)  630,588
John Wall  (Wizards)  260,893
Brandon Jennings  (Bucks)  254,614
Raymond Felton  (Knicks)  246,208
Gilbert Arenas  (Magic)  240,586
Jamal Crawford  (Hawks)  163,971
Darren Collison  (Pacers)  156,230
Kobe Bryant  (Lakers)  1,757,216
Chris Paul  (Hornets)  949,049
Manu Ginobili  (Spurs)  593,718
Steve Nash  (Suns)  522,215
Deron Williams  (Jazz)  487,887
Russell Westbrook  (Thunder)  463,250
Tony Parker  (Spurs)  355,993
Jason Kidd  (Mavericks)  303,164
Vince Carter  (Suns)  277,430
Kevin Martin  (Rockets)  266,037
Centers: Centers:
Dwight Howard  (Magic)  1,537,619
Shaquille O’Neal  (Celtics)  639,661
Joakim Noah  (Bulls)  291,107
Andrew Bogut  (Bucks)  245,253
Al Horford  (Hawks)  193,449
Roy Hibbert  (Pacers)  183,092
Andrea Bargnani  (Raptors)  162,364
Brook Lopez  (Nets)  125,022
JaVale McGee  (Wizards)  106,710
Ben Wallace  (Pistons)  79,017
Yao Ming  (Rockets)  928,928
Andrew Bynum  (Lakers)  660,576
Nene  (Nuggets)  389,263
Marc Gasol  (Grizzlies)  352,136
Emeka Okafor  (Hornets)  317,677
Brendan Haywood  (Mavericks)  276,777
Marcus Camby  (Trail Blazers)  201,133
Chris Kaman  (Clippers)  165,684
Andris Biedrins  (Warriors)  126,567
DeMarcus Cousins  (Kings)  110,230

5 Temsilcimiz de Sahadaydı

Ömer Aşık‘ın 4 dakika 41 saniye aldığı maçta, Ömer Aşık 1 ribaunt ile oynarken takımı Chicago Bulls, Charlotte Bobcats’e 96-91 yenildi.

Semih Erden 33 dakika süre alarak takımının sahada en çok kalan oyuncusu olmayı başardı.Semih’in 10 sayı 9 ribaunt ile oynadığı karşılaşmada Boston Celtics, Sacramento Kings’i 119-95 yendi.

Ersan İlyasova ilk 5 başladığı karşılaşmada 34 dakika alıp 11 sayı 10 ribaunt ile double duble yapmayı başardı ancak takımı Milwaukee Bucks’ın San Antonio Spurs’e 84-91 yenilmesine engel olamadı.

Mehmet Okur 12 dakida süre aldığı karşılaşmayı 10 sayı 2 ribaunt ile tamamlarken Utah Jazz New York Knicks’i 131-125 yenmeyi başardı.

Hidayet Türkoğlu‘nun 34 dakika forma giydiği ve Hidayet’in 3lüğü ile uzatmaya giden maçta Orlando’nun 9 maçlık galibiyet serisi son buldu. New Orleans Hornest- Orlando Magic’i 92-89 yenerken Hidayet, 8 sayı 4 asist, 3 ribaunt ile oynadı.

Carmelo Anthony New Jersey Yolunda

Sezon sonunda serbest kalma opsiyonuna sahip olan Melo, 8 sezon boyunca formasını giydiği Denver Nuggets’ın 3 yıl 65 milyon dolarlık sözleşme uzatma talebini geçtiğimiz yaz kabul etmemişti. New York yakınlarında yaşamak istediği bilinen ve Miami’de kurulan hanedandan etkilenerek şampiyonluk şansı daha fazla olan bir takımda oynamak istediği bilinen Anthony’nin takımdan ayrılmasına kesin gözüyle bakılıyor. Sezon sonunda Onu karşılığında hiç bir şey alamadan kaybetmek yerine Nuggets yönetimi takas senaryolarıyla ilgileniyor.

Bazı kaynaklardan alınan haberlere göre Denver-New Jersey-Detroit takımları neredeyse 15 e yakın oyuncunun dahil olacağı bir takas üzerinde anlaşmak üzereler.  Olası senaryoya göre New Jersey Nets Denver’dan Carmelo Anthony, Chauncey Billups, Anthony Carter ve Shelden Williams’ı Detroit’den Richard Hamilton’ı kadrosuna katacak, 2 adet 1. tur draft hakkı, Devin Harris , Derrick Favors, Anthony Morrow, Ben Uzoh, Stephen Graham ve Quinton Ross’u Denver’a göndermesi gündemdeyken Detroit’e de Troy Murphy’nin biten kontratı ve Johan Petro’yu yollayacağı konuşuluyor.

Takasın pürüzlü tek noktası Petro’nun Detroit’e gitmesi olarak görülürken, Nets yönetiminin ligdeki bütün takımların kapısını çalıp Petro’nun kontratını alacak birilerini aradığı konuşuluyor. Petro dahil olmasa da takasın yine de tamamlanacağı söyleniyor.

Önümüzdeki 48 saat içinde Carmelo’yu Nets formasıyla görmemiz son derece yüksek bir ihtimal.

Sinan Cem Civili, 3SAYI

Hido’yu All Star’a Taşıyalım

All Star oylamaları 24 Ocak’ta sona ermekte. Bu tarihe kadar 14 gün süremiz bulunmakta. Hergün bir oy verilebilir. Herkes arkadaşlarına ve çevresine tavsiye ederek binlerce kişinin oy vermesini sağlayabilir. Hidayetin ilk 5 başlaması çok zor çünkü sıralamada şuanda Lebron, Garnett ve Amar’e 800 binleri geçmiş durumda.. Bunun için Hidayet’e oy verirken Forvet seçimlerinizde bu 3 oyuncudan birisini seçmeniz daha mantıklı. Bu 3 oyuncununda kadroda olacağını varsayarsak Hido’nun kalan kişiler arasında ilk 3 e girmesi onun All star’a seçilme şansını arttıracak. Yani hedef Crish Bosh’un oyunu geçmek ya da hemen onun altında olmak olmalı en azından..

Bunun için kalan 14 günde günlük 30-40bin arası oy verilirse Hidayet doğu forverleri arasında 4-5-6 sıralarından birinde olacak ve seçim yapılacak son 7 oyuncu arasında all stara katılma şansı artacak..

Bunun için binlerce oyu hergün atmamız attırmamız gerekiyor. Ülkemizde internet kullanımının 20 milyonu geçtiği söyleniyor bakalım kaç kişi Hidayet’e oy verecek.. Kesin sonuçlar açıklanınca göreceğiz. Bu arada oy vermeye girmişken Mehmet Okur’u batının pivotu seçip ekstra eklenmek istediğiniz oyuncu kısmından da Ersan, Ömer ve Semih’ten birisine oy vererek temsilcilerimizden en az 3 tanesine destek olabilirsiniz.

Oy verme linki;  http://www.nba.com/allstar2011/asb/tur/ballot.html

All Star 2011’de Hidayet Türkoğlu’nu da Görmek İstiyoruz

Son Açıklanan Oy Sonuçları…

Forvetler:
LeBron James  (Heat)  1,194,091
Kevin Garnett  (Celtics)  850,687
Amar’e Stoudemire  (Knicks)  826,628
Paul Pierce  (Celtics)  465,270
Chris Bosh  (Heat)  334,921
Josh Smith  (Hawks)  225,951
Carlos Boozer  (Bulls)  222,431
Danilo Gallinari  (Knicks)  168,519
Danny Granger  (Pacers)  158,836
Andre Iguodala  (76ers)  150,840

Hedo Türkoğlu (Magic)   ?

TBL All Star 2010

ALL-STAR’I YAPTIK OLZTAR

Ligimizin yerli ve yabancı oyuncularını karşı karşıya getiren organizasyonu büyük bir ilgiyle izledik. Artık klişe olduğu ve mucizeler olmadıkça klişe olarak kalacak olan sonuçla yabancılar karmasının yenmesini bekliyorduk ancak ortada garip bir durum vardı. Yabancılar karması sanki sırf yenilsinler diye oluşturulmuş gibiydi. Gricek, Nachbar, Schumpert, Emir, Kinsley gibi elit oyuncular kadroda yoktu. Bu ülkenin en iyi yabancı oyuncuları Fenerbahçe Ülker forması giyiyor ama hiçbirisi sahada değildi. Sadece kaybetsin diye kurulan yabancı kadrosunda Jasaitis çok az süre aldı. Oyunun en etkili isimlerinin başında gelen Douby’nin oyunun sonunda kenara alınırkenki surat ifadesi zaten her şeyi anlatıyordu.

Yerli karmasının başındaki koçun hakkını yemeyelim. Orhun Ene’yi takımın başında ilk gördüğüm an; Bu sefer olacak demiştim zaten.

Basketbol Federasyonu organizasyon boyunca kendi kendisini tatmin etti. Kendi kendisini tatmin etmenin karşılığını sanırım hepimiz biliyoruz. All-Star etkinliğini resmen rezalete çevirdik ve olztar havasına soktuk.

3 sayı yarışmasında en fazla skor üreten 2 oyuncu (yazı ile ‘’iki’’) finale kalır.

Bu organizasyonun bütün dünyadaki kuralı zaten bu şekildedir fakat ne olduysa oluyor ve kendisini tatmin etmek için uğraşan birileri KOMİTE kararıyla 3. olan ismin yani Engin Atsür’ünde finale kalmasına karar veriliyor.

3. oyuncu yani Engin Atsür yarışmayı kazanıyor ve rezaletin ilk perdesi açılmış oluyor.

Smaç yarışmasını hepimiz merakla bekliyoruz çünkü bütün dünyada smaç yarışması bu organizasyonların en çok beklenen aktivitesidir. Smaç yarışmasında finale kalan Tofaş’ın Amerikalı oyuncusu şampiyon olmayı hak ettiğini bütün Türkiye gördü zaten smaç şampiyonu Sinan ilan edilince adam nereye itiraz edeceğini şaşırdı.

Organizasyon boyunca mikrofon uzatılan ve yorum yapan herkes atmosferin mükemmelliğinden bahsediyor ama dönen dolaplara değinen kimse yok. Böylesine danışıklı dövüşte zaten kimsenin aksini söylemesini beklemiyoruz.

Seyirci için harikaydı ifadelerini kullanıyorlar ama Kayseri’deki birçok arkadaşım;

-Kayseri basketbola değil konsere açmış yorumunu yapıyor. Devre arasındaki Manga konserinden sonra başta genç kızlar olmak üzere salonun hiçte yabana atılmayacak bir kısmının salonu terk ettiğini söylüyorlar.

Federasyon bu kıymetli Kayseri seyircisine de az kaldı kötü bir sürpriz hazırlamış ve Fatih Solak gibi Kayserili bir sporcuyu kadroya almamışlardı. Salonda en çok alkışı alan Solak, Orhun Ene’nin son dakika hamlesiyle kadroya dâhil edildi.

All Star organizasyonunun bir an önce kabuk değiştirmesi gerekiyor

All Star organizasyonunun bir an önce kabuk değiştirmesi gerekiyor. All Star maçının oyuncu seçimini konusunda değişiklikler yapılmalı.

Aslında Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Ülkemizde yapılan All Star maçlarının ilkleri Asya-Avrupa maçı olarak oynanmıştı, Fast Break dergisinde verilen oyuncu seçimlerini büyük bir iştahla doldurup yollamıştım. İlla Avrupanın diğer ülkeleri gibi yerli ve yabancı karması yapmak zorunda mıyız? Hele İtalya eskiden yerli oyuncularına milli takım forması giydiriyordu, komedi gibi, sanki milli takımları hazırlık maçı yapıyormuş gibi oluyordu.

Asya-Avrupa maçı her zaman denk gelmez oyuncular arada bir; bir yerde birikebilir diyorsanız ki malum Avrupa’dan sadece İstanbul takımları var ve o takımların sadece bir kısmı Avrupa yakasında.

O zaman size haklı olabilirsiniz derim ama yinede bu yöntemden çok daha iyi olduğunu düşünüyorum Bir diğer fikrim ise takımların Avrupa Karması ile Dünya Karması olarak adlandırılması olabilir. Her iki takımın başına da ‘’TBL’’ markamızı ekleriz olur biter. Avrupa karmasında yerli oyuncularımızla birlikte yaşlı kıtanın diğer üyeleri Avrupa Karmasında forma giyerken; Avustralyalılar, Yeni Zelandalılar, Amerikalılar, Afrikalılar vs. Dünya Karmasında mücadele ederler. Maksat ilgiyi ve seyirciyi arttırmak ise bir an önce bu tercihlerden birisi yapılmalı, yoksa her ne kadar bu bir şov olsa da hep yenilmek yâda bu seneki gibi danışıklı dövüşle yenmek hoşumuza gitmiyor.

Smaç yarışmasına katılacak adaylar çok önceden seçilmeli ve hazırlanmaları istenmelidir. Smaç yarışmaları efsaneleri doğurma kapasitesine sahiptir. Marco Milic Honda CRX’in üzerinden smaç basmasa belki NBA bile olmazdı. James White’ın yaptığı smaçlar hafızamıza derin bir iz kazımıştı. Rahmetli Conrad Mc Rae topu yakmış ve alevler içerisindeki topla smaç yapmıştı. Ömer Saybir aynı anda 3 top ile smaç denemişti.

Şut yarışmasını son iki sezonda kazanan Tofaş orijinli Beşiktaş Cola Turca’lı oyuncusu Ömer Ünver 1 hafta daha sabredip takımında kalsaydı 3. kez bu ödülü kazanacaktı ama 2. lig’in yolunu tutunca bu haktan mahrum kaldı. Artık Ömer teselliyi Olin Edirne Gençlik’i şampiyon yaparsa orda bulur.

Gelelim maça, yabancı karması geçen yıllara oranla oldukça zayıftı. Türk oyuncularımız oldukça iyi mücadele ettiler ve koç farkıyla kazanmayı bildiler. Türk oyuncularımız içerisinde Lütfi Arıboğan ile birlikte Adana’dan çıkan en büyük basketbolcu olan Haluk Yıldırım’ı gözlerimiz aradı ancak ben bile ona oy kullanmadım bu sefer. Çünkü Karşıyaka’dan genç Furkan’a oy verdim ve kesinlikle pişman olmadım diyebilirim. Hakan Köseoğlu potaya dahi bakmadı hep asist yapmaya çalıştı. Açıklanan kadrolara bakınca Kerem Tunçeri’nin ve Bekir Yarangüme’nin ismini görenler çok kızdılar kim hala Kerem’e oy atıyor dediler ama bir yandan da herkes bu işlerin öyle oy atmayla olmadığını biliyordu. Eminim ki Ender Aslan sakat olmasaydı oda kadroda olacaktı.

Organizasyon da verilen ödüllerin de oldukça tatminkar ve sponsor Beko’ya yakışır olduğunu belirtmek lazım. MVP seçilen Kaya kesinlikle bu ödülü hak etti ama Furkan 1/2MVP oldu sayılır.

Tek dileğim bu organizasyonun adına yakışır bir biçimde yapılması.

İLKER KESER, 3SAYI

Bu yazı 3SAYI Basketbol dergisinin mart 2011 sayısında yayınlanmıştır.


Olin Edirne Lider’i Devirdi

8 Maçlık Seri Bitti, Liderlik Gitti..

Olin Edirne, İstanbul’da konuk olduğu Galatasaray Cafe Crown’ı 63-70 mağlup etti. Ligin 14. haftasına lider olarak giren Sarı-Kırmızılıların 8 maçlık galibiyet serisini noktalayan Edirne temsilcisi, üçüncü periyotta rakibine kurduğu 27-10’luk üstünlükle galibiyete ulaştı.

Karşılaşmadaki ilk 6 sayısını Ermal Kurtoğlu’nun elinden bulan Galatasaray Cafe Crown; Reha Öz ve Can Akın’ın arka arkaya basketlerine engel olamayınca reklam molasına 3 sayı geride girdi. Sarı-Kırmızılılar, mola sonrası Radoslav Rancik’in gayretiyle 10-9 öne geçti. Rakibine Predrag Samardjiski ile yanıt verip farkı 5’e çıkaran Olin Edirne, son bölümde Tutku Açık’ı durduramayınca ilk periyot 18-18 eşitlikle tamamlandı.

Ev sahibi, ikinci çeyreğin başında Evren Büker’in üçlüğüyle üstün duruma gelse de Edirne temsilcisi 6-0’lık seriyle skoru 21-24’e getirdi. Fakat cevabı gecikmeyen Galatasaray Cafe Crown, 8-0’lık seriye imza atarak durumu 29-24 yaptı. Sarı-Kırmızılılar, Luska Andric ile sayı üretmeye devam ederek son iki dakikaya 6 farkla önde girdi. Haluk Yıldırım ve Josh Shipp’in isabetleri de ilk yarının sonucunu belirledi: 37-29.

Üçüncü periyodun ilk dört dakikası karşılıklı basketlerle geride kalırken takımlar reklam molasına 43-36’lık skorla gitti. Olin Edirne mola dönüşünde Renaldas Seibutis – Erdal Bibo ikilisinin sayılarıyla farkı 2’ye indirdi. Can Akın’ın da devreye girmesiyle 11-0’lık seri yakalayan konuk ekip, durumu 45-52 yaptı. Bitime 14 saniye kala Seibutis’in elinden bir de üçlük isabeti bulan Edirne temsilcisi, final çeyreğine 47-56 üstün girdi.

Dördüncü periyodun ilk basketini üç sayı çizgisinin gerisinden kaydeden Preston Shumpert farkı 6’ya indirdi. Erdal Bibo’nun başarılı atışı sonrası her iki takım da sayı bulmakta zorlanırken suskunluğu bozan isim yine Shumpert’tı. Renaldas Seibutis’in turnikesiyle nefes alan Olin Edirne, Seth Doliboa’nın serbest atışlarıyla son 3 dakikaya 53-62’lik avantajla girdi. Renaldas Seibutis’in üçlüğü ise bitime 2 dakika 28 saniye kala farkı 12’ye yükseltip konuk ekibi rahatlattı. Tutku Açık’ın son bölümdeki çabası da sonucu değiştirmedi ve Olin Edirne zorlu Galatasaray Cafe Crown deplasmanından 63-70’lik galibiyetle ayrıldı.

Salon: Abdi İpekçi

Hakemler: Erşan Kartal, İsmail Aydın, Can Atsüren

Galatasaray Cafe Crown (63): Josh Shipp 2 (6 ribaund – 2 asist), Göksenin Köksal, Preston Shumpert 11 (1 ribaund – 2 asist), Taylor Rocheste 6 (5 ribaund – 2 asist), Tutku Açık 14 (1 ribaund – 5 asist), Luksa Andric 7 (4 ribaund), Radoslav Rancik 4 (2 asist), Haluk Yıldırım 2 (5 ribaund – 2 asist), Evren Büker 3 (2 ribaund – 1 asist), Sertaç Şanlı 2 (2 ribaund), Ermal Kurtoğlu 12 (3 ribaund)

Olin Edirne (70): Can Akın 7 (1 ribaund – 4 asist), Erdal Bibo 8 (1 ribaund – 1 asist), Vidas Ginevicius 4 (1 ribaund – 2 asist), Renaldas Seibutis 18 (5 ribaund – 4 asist), Caner Ercan 5 (1 ribaund), Ahmet Kaplan, Predrag Samardjiski 10 (8 ribaund – 2 asist), Reha Öz 3 (1 ribaund), Seth Doliboa 15 (11 ribaund – 1 asist), Davud Kamer (2 ribaund)

1.Periyot: 18-18
2.Periyot: 19-11
3.Periyot: 10-27
4.Periyot: 16-14


TBF

Harun Erdenay

Basketbolumuzda İz Bırakanlar #3

Harun Erdenay,  kendisi gibi Milli basketbolcu olan babası Kemal Erdanay’ın Şekerspor’da oynadığı dönemde, 27 Mayıs 1968’de Ankara’da dünyaya gelir. Hiçbir zaman ayrılamayacağı basketbol salonlarıyla, annesinin kucağında tanışır. İTÜ ve Türk Basketbolu’nun sembol isimlerinden olan babası Kemal Erdenay’ın da etkisiyle, küçük yaşlarda basketbola başlar ve 1979 yılında babası Kemal Erdenay’ın çalıştırdığı İTÜ altyapısına girer.

1985-86 sezonunda Necati Güler, Zeki Tosun, ve Levent Topsakal gibi isimlerin yer aldığı İTÜ A Takım kadrosuna girer. İlk sezonunda bazı maçlarda kısa süreler oynayan Harun Erdenay, 1985-86 sezonuna çok hızlı başlar ve ligin ilk maçında Şekerspor’a karşı 20 sayı, 10 ribauntla oynayarak tüm basketbol camiasının dikkatini çekmeyi başarır.  Özellikle hızlı hücumlarda, sürati ve atletik yetenekleriyle durdurulması zor bir oyuncudur. Çok rahat adam geçmekte ve iyi zıplamaktadır. 1989-90 sezonunda Erman Kunter, Hüsnü Çakırgil ve Levent Topsakal gibi skorer isimleri geride bırakarak ligin “Sayı Kralı” olmayı başarır. Buna karşı pek savunma yapmaması ileride hep eleştiri konusu olacaktır.

1990 yılında iddialı bir kadro kuran Paşabahçe’ye transfer olarak İTÜ’den ayrılır. Paşabahçe’de Türkiye Kupası kazanmayı başarır fakat ertesi sezon kulüp bütçe sorunu nedeniyle kapatılınca kulüpsüz kalır. Bunun üzerine 1992-93 sezonunda para almadan İTÜ forması giyer ve takımını Play-Off’a taşırken kendisi de bir kez daha ligin “Sayı Kralı” olur.

Milli takımda da forma giymeye başlayan Harun, 1992’nin sonunda Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde yıldızlaşır ve 22.3 sayı ortalamasıyla Türkiye’yi 12 yıl aradan sonra Avrupa finallerine götürür.  1993 Avrupa Şampiyonası’nda İspanyol takımı Barcelona ve NBA’den Cleveland Cavaliers takımlarının dikkatini çeker. Cavaliers denemek için onu ABD’ye davet eder ancak Harun orada yedek kalacağını düşündüğü için sakatlığını bahane ederek teklifi reddeder.

1993-94 sezonunda, Fenerbahçe’nin kurduğu güçlü kadroya katılır. Takım şampiyonluğa ulaşamasa da iyi sonuçlar alır. Harun Erdenay, Koraç Kupası’nda 24.0 sayı ortalaması yakalarken, 15 Aralık 1993’teki Panionios maçında 44 sayı atarak unutulmaz bir performans sergiler. 1994-95 sezonunda oldukça yüksek bir meblağ karşılığında Ülker’e transfer olur. Ülker’de Orhun Ene ve Serdar Apaydın’la birlikte “3 Silahşörler” olarak anılan Harun, burada ilk lig şampiyonluğunu yaşar.

2003 yılına kadar Ülker forması giyen ve bu takımın sembol isimlerinden biri olan Harun Erdenay, Ülker’de toplam 3 lig şampiyonluğu (1995, 1998, 2001), 1 Türkiye Kupası (2003), 3 Cumhurbaşkanlığı Kupası  (1995, 2001, 2002) kazanmayı başarır. Bu dönemde birçok kez ligin ve Play-Off’ların en değerli oyuncusu seçilir ve  1997-98 sezonunda 20.8, 1998-99 sezonunda 21.1 sayı ortalamalarıyla ligin en skorer oyuncularından birisi olur. 1998-99 sezonunda oynadıkları Mydonose Kolejliler maçında attığı 49 sayıyla bir rekora daha imza atar. Sürekli çemberlerin üzerinde gezindiği için, basketbol yorumcusu İsmet Badem tarafından kendisine “Pegasus” lakabı uygun görülür ve bu isim herkes tarafından kabul edilir.

2001 yılında ülkemizde düzenlenen ve 2. olarak tarihi bir başarı yaşadığımız Avrupa Şampiyonası’nda 12 Dev Adam’ın en önemli parçalarından birisi olarak, başarının mimarları arasında yer alır. Takıma ağabeylik yapması ve kritik anlarda sorumluluk almasının yanı sıra, Orhun Ene’nin sakatlığı nedeniyle oynayamadığı maçlarda oyun kuruculuk görevini de üstlenir. 2002 yılındaki Dünya Şampiyonası’’ndan sonra milli takımı bırakan Harun Erdenay,  1999 yılında tanıştığı kendisi gibi basketbolcu olan Bulgar oyuncu Gergena Branzova ile 2003 yılında evlenir.

2002-03 sezonu sonunda 9 yıl formasını giydiği Ülker’den ayrılarak basketbola başladığı İTÜ’ye geri döner ve İTÜ’nün ligde kalmasını sağlar. İTÜ formasıyla 2003-04 sezonunda 19.4 sayı ortalaması yakalayan Harun, 2004-05 sezonunda 21.4 sayı ortalamasıyla 37 yaşında bir kez daha ligin “Sayı Kralı” olmayı başarır. 2005-06 sezonunda Mersin Büyükşehir Belediye ilginç bir şekilde hem ona hem de eşine transfer teklifi yapar. Önerilen yüksek meblağ ve eşinin istekli olması üzerine bu teklifi kabul eden Harun Erdenay, 1 sezon da Mersin temsilcisinin formasını giyer. 38 yaşında olmasına rağmen takımı Mersin’in Büyük Kolej’le oynadığı maçta attığı 37 sayıyla hala yeteneklerinden birşey kaybetmediğini gösterir, sezonu da 14.7 sayı ortalamasıyla tamamlar.

Her ne kadar bu sezonun ardından basketbolu bıraktığını açıklasa da basketboldan kopamadı. 2006-07 sezonunda eski takımı İTÜ’nin 1. lige çıkmasına yardımcı olmak amacıyla 2. Lig’de İTÜ forması giydi ve 15.3 dakikada 9.8 sayı ortalamasıyla oynadı. Aynı şekilde 2007-08 ve 2008-09 sezonlarının son haftaları ve Play-Off maçlarında İTÜ’de oynadı. 2007-08’de 20.8 dakikada 16.6 sayı, İbrahim Kutluay’la birlikte oynadığı 2008-09 sezonunda ise 16.0 dakikada 8.6 sayı ortalamalarıyla oynadı ancak bu performanslar takımını 1. lige taşımaya yetmedi. 41 yaşında olmasına rağmen hala 20 yaşında gençlerle mücadele edebilmesi takdire şayan bir olaydı. Düşünün o profesyonel olarak basketbola başladığında, o çocukların çoğu henüz doğmamıştı bile.. Harun Erdenay, A Milli Takım menajerliği görevini yürütüyor ve şu an için basketbolu bırakmış görünüyor ama sezon sonu ve Play-Off maçlarında yeniden İTÜ forması giyip giymeyeceğini kimse bilemez..

Harun Erdenay, hiç şüphesiz Türk Basketbolu’nun yetiştirdiği en büyük yeteneklerden biri, belki de en iyisi. “En iyi” kavramı görecelidir elbette ama onun canlı olarak izlediğim en yetenekli basketbolcu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Evet, yetenekliydi hem de çok yetenekliydi ama bu yeteneklerinin karşılığı olan yerlere gelemedi bence. Eğer daha hırslı, mücadeleci bir oyuncu olsaydı, daha çok çalışıp daha iyi savunma yapıyor olsaydı, sadece Türkiye’nin değil dünya basketbolunun da yıldızı olabilirdi hiç kuşkusuz. Kim bilir belki de kendisi istemedi. Zira, NBA’den gelen teklifleri reddeden de oydu, Avrupa devlerini elinin tersiyle iten de..

Sonuç olarak o istediği herşeyi başardı, şampiyonluklar, kupalar, sayı krallıkları ve sayısız başarılar kazandı kariyeri boyunca. Yaptıkları ve yapmadıklarıyla genç basketbolcularımıza örnek oldu daima. Şiir gibi basketbolu, en yükseklerden potaya bıraktığı toplar, okullarda ders olarak okutulması gereken mükemmel şut stili ve daha fazlası. Evet Harun Erdenay tüm bu yeteneklere ve daha fazlasına sahipti ama aynı zamanda hep mütevaziydi, hiçbir zaman rakiplerini küçümsemedi. Rakiplerine saygı duyduğu için saygı gördü, karakteri ile takdir topladı. O basketbolu tamamen bıraksa bile Türk basketbolunun Pegasus’u olarak, basketbolseverlerin kalbinde hep ayrı bir yere sahip olacak.

Hazırlayan: Çetin KUZU, 3SAYI

Bu yazı Mart 2010 sayımızda yayınlanmıştır

Ömer Aşık, Semih Erden’i Geçti

Doğunun zirvesindeki mücadelele de karşı karşıya gelen Chicago Bulls ile Boston Celtics maçının bizler için ayrı bir önemi vardı. 2 dev adamımızın formalarını giydiği takımlardan Ömer Aşık’ın takımı Chicago, Semih Erden’li Boston’u 90-79 geçmesini bilgi.

Temsilcilerimizden Ömer Aşık karşılaşmada 9 dakika 4 sn süre alırken 2 sayı – 4 ribaunt + savunma katkısıyla maçı tamamlarken, Semih Erden ise 5 dakika 33 saniye süre bulduğu maçta sayı bulamazken, 1 blok , 1 top çalma, 1 de ribaunt alabildi.

Maça damga vuran isim ise dergimizin bu ayki kapağı Derrick Rose oldu. Rose 36 sayı -5 ribaunt -2 asist ile oynarken ona Carlos Boozer 22 sayı – 10 ribaunt ile eşlik etti.

Kevin Garnett’in forma giymediği maçta Boston Celtics’te Paul Pierce’nin 21, Ray Allen’ın 19 sayısı galibiyete yetmedi..