Serhat Uğur Röportajı

Serhat Uğur, 1985 Bursa doğumlu. Basketbola Oyak Renault altyapısında başladı. Liseyi bitirdikte sonra Bahçeşehir Üniversitesi’nden burs aldı ve aynı okulun kulüp takımına transfer oldu. Orada EBBL ve TB2L’de oynadıktan sonra, kulübün kapanmasının ardından Vestelspor’a transfer oldu ve orada 2 sezon oynadı. Daha sonra 1 sezon Erdemir’de TBL tecrübesi yaşayan Serhat, 2010-2011 sezonunda TB2L takımlarından FMV Işıkspor forması giyiyor. Serhat Uğur ile ligin ilkyarısında İzmir Bşb. deplasmanı için İzmir’e geldiğinde bu röportajımızı yaptık.

3SAYI: Bende seninle çalıştığım ve seni tanıdığım için soruyorum? Serhat saha dışında çok iyi yardımsever kısaca melek gibi birisin bununla beraber sahaya girdiğinde içindeki agresif karakter ortaya devreye giriyor ve maçı kazanmak isteyen, çok hırslı bir Serhat karşımıza çıkıyor. Bu değişim neden gerçekleşiyor?

Serhat UĞUR: Açıkçası bunu bende çok bilmiyorum ama benim inancım şöyle, ben saha dışında olduğum gibi saha içinde olursam ben saha içinde başarılı olamam. Ben saha dışında dediğin gibi biriyim ama sahanın içinde öyle olmuyor. Saha içinde sürekli mücadele etmek zorundasın. İşin içine fiziksel mücadelede giriyor, mental mücadelede giriyor. Bu bazen insanı gereksiz yere de saldırganlaştırabiliyor, hırslandırabiliyor ama bence olması gerek diye düşünüyorum. Pişman değilim J

3SAYI: TBL ve TB2L’de de oynamış biri olarak, her iki lig arasında ki farkı nasıl yorumluyorsun?

Serhat UĞUR: Beş yabancı sistemde, birkaç kulüp dışında, Türk oyuncular rol oyuncusu olmuş durumda. Eğer siz o takımın altyapısından ya da TB2L’dan aynı rol ile TBL’ye giderseniz orada işiniz kolay oluyor. Bununla beraber eğer sen altyapılarda ya da TB2L’de farklı sorumluluklar almış ve görevlerde bulunmuşsanız, TBL’de rol oyuncusu olmayı beceremiyorsun. O yüzden ülkemizde TBL’de oynayan oyuncular hep o ligde, TB2L’de oynayan oyuncular TB2L’de oynuyorlar, tabii ki istisnalar hariç.

3SAYI: Bu sene FMV Işıkspor’da oynuyorsun. Sezon başında sizin hakkınızda ligin üst sıralarına oynayacaklar düşüncesi hakimdi. Sen sezon başında takımı burada görebiliyor muydun? Takım bir çıkış yakalayabilecek mi?

Serhat UĞUR: Sezon başında gerek takımın dışından, gerekse takımın içinden hiç kimse takımı oraya koyamazdı. Neden? Baştan baktığımızda FMV Işıkspor senelerdir bu işi belli seviyelerde yapan bir organizasyon. Biraz yatırım yaptıklarında Orhun Ene’nin antrenör olduğu sene final four oynadılar. Belli bir sistemleri, ekonomik sıkıntıların olduğu dönemlerde bile ödemeleri günü gününe yapan bir düzenleri olan, İstanbul’un güzel bir yerinde olan, güzel bir kulüp. Antrenörümüze baktığımızda Mustafa Aksoy, TB2L’d mütevazi bütçelerle iyi işler yapmış, play-off ları zorlamış, belli bir sistemi var. Oyunculara bakınca, genç oyuncularımız kaliteli genç oyuncular, kendimi de katabileceğim tecrübeli oyuncularda TB2L’de yıllardır belli takımlarda oynamış oyuncular. Hiç kimse bunu beklemezdi. Nasıl ve neden oldu? Açıkçası hiçbir fikrim yok, olsaydı antrenör ve yöneticilerimle bunu paylaşır çözüm konusunda destek olmaya çalışırım. Ama antrenman yapıyoruz, iyi hazırlandığımızı düşünüyorum, bazen hiç mücadele etmeden kaybediyoruz, neden olduğunu da bilmiyorum. Çıkışa geçeceğimize inanıyorum. Şöyle ki, biz ilk Adanaspor maçını kazandık ama ben bu galibiyetin bize çıkış getirmeyeceğini biliyordum, ondan sonra Uşak Üniversitesi maçını hedef koyduk ama Uşak Üniversitesi maçını kaybettik. Sonra dedik ki Uşak Üniversitesi maçını kaybettik ama iyi basketbol oynadık iyi yoldayız dedik ama evimizde Final Gençlik’e 30 sayı ile kaybettik. Kimsenin inanamadığı bir skor. 1 hafta sonra grubun o zaman ki lideri Ormanspor’u deplasmanda  inanılmaz bir mücadele sonunda yendik. Mesla ben o maçın bizi kendimize getireceğine inanıyordum. Ama daha sonra Pertevniyal’e çok kötü bir hücum performansı gösterdiğimiz maçta kaybettik. Bizim için hayati önem taşıyan bir maçtı.

3SAYI: Bu sene ki statüyü nasıl değerlendiriyorsun?

Serhat UĞUR: Alttan çıkacak takımlarda önemli, düşecek takımlarda önemli. Bunu yaparken takımların yapısına bakıp yapmak gerekiyordu. Mesela bu sene bu ligden, bizim grup için söyleyeyim İzmir Bşb. geç kuruldu, biraz şanssızlıkları var ama FMV Işıkspor ligden düşerse hem FMV Işıkspor’a hem de Türk basketbolu için yazık olur. Pertevniyal düşerse yazık olur. Darüşşfaka daha iyi durumda, Adanaspor düşse bile tekrar lige çıkacak düzeyde bence. Öteki grupta köklü Beykoz, İstanbul TED var, her sene belli seviyelerde bu işi yapan, insanların güvendiği, ekonomik olarak ödemeleri yapan bir kulüp. Beykoz’un maddi zorlukları var. Eğer onlarda düşerse yazık olacak. Bunlar olurken alttan gelen takımlarda önemli, yeni statüye ne kadar alışabilecekler lige ne kadar tutunabilecekler? Bunların hepsini seneye göreceğiz…

3SAYI: Eğer FMV Işıkspor diğer grupta mücadele etseydi daha farklı bir pozisyonda olabilir miydi?

Serhat UĞUR: Sezon başında biz bu grupta kendimizi ilk üç takım içerisinde görüyorduk. İlk ikiye girersek final four oynarız gibi bir düşüncemiz vardı. Oyuncu arkadaşlarımız, antrenör ağabeylerimiz aradılar, “şanslı gruba düştünüz” benzeri yorumlarda bulundular. Sonuçta hepimiz insanız ve bu bizimde kafamıza yerleşiyor bir şekilde. Öteki grup gerçekten zor bununla beraber bizde öteki grupta olsaydık buna hazır olurduk. Sezon öncesi oynadığımız hazırlık karşılaşmalarına bakarsak ilk dört maçı kaybettik daha sonra dokuz maç kazandık. Çok üst düzey takımlarla oynamasak da kazanma alışkanlığını kazanmıştık. Ondan sonra bir anda işler kötü gidince toparlayamadık.

3SAYI: Sence dörtlü final’e kimler kalır?

Serhat UĞUR: Optimum TED Ankara Kolejlilerin kesin gideceğini düşünüyorum. Eğer Vestelspor sezon başında ki formunu yakalarsa Vestelspor’un orada olabileceğini düşünüyorum. Mahir’in geri dönmesi ve yeni gelen yabancı oyuncunun uyum grafiği ile Uşak Üniversitesi oraları zorlayabilir. Genç Banvitliler, Kepez Belediye maddi zorluklara rağmen çok iyi mücadele ediyor, eğer bu şekilde giderlerse onlar orada olabilir, Selçuk çok şansızlıklar yaşadı onlar toparlarlar ise olabilir. Hacettepe her ne kadar geçen sezon oynadıkları kadroyu çoğunlukla korudular, onlar olabilir, Takviyeler yapılırsa, Genç Telekom’da dörtlü finalde kendine yer bulabilir.

3SAYI: Serhat Uğur’un beğendiğin ve beğenmediğin özellikleri neler?

Serhat UĞUR: En iyi özeliğim sahada olduğumu hissettiriyorum. Sayı üretemediğimde bile, başka bir özelliğim ile sahada olduğumu hissettirebiliyorum ve bu benim için önemli bir şey. En kötü özelliğim ise TBL’de hiç oynamamama rağmen bana kattığı en önemli artılardan biri bu sezon hakemlerle konuşmamaya çalışıyorum. Mesela her sezonda teknik fauller alıyordum, bu sene ilk yarı bitmek üzere henüz teknik faul almadım. Buna dikkat etmeye çalışıyorum. Sonuçta bizde insanız, onlarda insan her iki tarafta hata yapabilir. En kötü özelliğim bu ve bunu köreltmeye çalışıyorum. Sonuçta sahaya her şeyimi koymam iyi, hakemlerle konuşmam kötü özelliğim diyebilirim.

3SAYI: 2010 Dünya Şampiyonası’nın basketbolumuza yansımalarını nasıl görüyorsun?

Serhat UĞUR: Dünya Şampiyonası dolu tribünlere oynandıktan sonra, lig yine boş tribünlere oynanılacak diye düşünülürken, Fenerbahçe Ülker dolu tribünlere oynuyor, maçtan önce 15000 bilet satılıyor. Efes belli bir seyirci potansiyelini Euroleage maçlarında yakalıyor. TBL’de ise geçen seneye oranla daha fazla seyirciye ulaşıyor.  Galatasaray Cafe Crown ve bir çok takımı daha buraya koyabiliriz. Bunun %100’ü Dünya Şampiyonasına bağlı olmamakla beraber takımların hedeflerinin ve dolayı ile bütçelerinin yüksek olması da bir etken. Gene de asıl etken Dünya Şampiyonası’nda gelen başarıdır.

3SAYI: Sponsorluk ve müessese takımları için ne düşünüyorsun?

Serhat UĞUR: Tabii ki çok şey değişir. Örneğin Fenerbahçe Ülker’de, Ülker grubunun çok büyük bir desteğini görüyoruz ve oradan gelen rakamlar sadece basketbola yansıtılıyor. Bu yüzden bence çok başarılılar çünkü voleybolda da aynısını yapıyorlar. Sponsor neye sponsor olduysa kaynağı oraya veriyorlar. Mesela Banvit, Efes Pilsen, Galatasaray Cafe Crown, Türk Telekom, Beşiktaş Cola Turka, şu an aklıma gelen ilk isimler. Baktığınızda yukarıda olan takımlar istisnalar hariç, hep müessese takımları.

3SAYI: Peki bir daha TBL?

Serhat UĞUR: Sonuçta orası tam anlamıyla profesyonel. Birde yaşımın da bu konuda daha genç olduğunu düşünüyorum. Yani tekrar oralara ulaşabileceğimi düşünüyorum. Ama en büyük isteğim TB2L’de oynadığım takımın lige çıkmasında destek vermek ve o takımla TBL’de yer almak.

3SAYI: TB2L’de antrenörün oyuncu ve takım üzerinde ki etkisi ne kadardır?

Serhat UĞUR: TB2L, TBL’ye göre bu konularda daha amatör. Çünkü oyuncuların birçoğu yaşayabileceği kadar maaş alıyorlar ve bununda stress’i çok oluyor. O zaman da yanlarında, arkalarında birini görmek istiyorlar, bu da antrenörleri oluyor. O yüzden ben TB2L’de antrenörün oyuncuyla diyalogunun iyi olduğu zaman, takımı başarıya taşıyacağına inanıyorum. Bence birebir diyalogun etkisi çok fazla. Takım üzerinde de öyle, çünkü onun ağzına bakıyorsunuz, maç zora girdiğinde bireysel ve takım olarak bana/bize bir yol gösterse de bu dar boğazdan çıkalım iye düşünüyorsunuz.

3SAYI: Model aldığın bir oyuncu var mı?

Serhat UĞUR: Ben Marcus Brown’u beğeniyorum, gerçi biraz yaşlandı ama hala Euroleage’de oynuyor. Özellikle o Efes ve CSKA’da oynadığı dönemlerde hem takımın skor yükünü çekerken hem de karşı takımın en önemli oyuncusunu tutmakla mükellefti. O yüzden onu çok beğeniyorum ve öyle oyunculara çok saygı duyuyorum.

 

Röportaj: Emre Dağdelen ,3SAYI Basketbol Dergisi

 

Semih Erden Cleveland’lı Oldu

Nba deki temsilcilerimizden Semih Erden, 2. Tur Draft hakkı karşılığında, Luke Luke Harangody ile birlikte Cleveland Cavaliers’ın yolunu tuttu.

Semih Erden ilk sezonunu yaşadığı Boston Celtics’te 4.1 sayı, 2.9 ribaund ortalamalarıyla forma giydi.

Harangody de 2.3 sayı ve 8.6 süre ortalamalarıyla forma giyiyordu.

Deron Williams New Jersey’de

Takas döneminin kapanmasına 20 saat kala takaslar sürüyor. Son günlerde Jerry Sloan ile tartışması ile gündemde olan Williams, New Jersey’e takas oldu.

Bu takasla birlikte Utah Jazz, Nets’den Devin Harris, Derrick Favors, 3 Milyon Dolar ve İlk iki tur draft haklarını aldı.

Sloan ve Williams arasındaki tartışmalardan sonra Sloan görevinden istifa etmişti.

Pınar Karşıyaka’da Hesaplar Karıştı

Geçtiğimiz hafta Karşıyaka Arena’da Efes Pilsen’i yenerek, Slovenya’ya umutla giden yeşil kırmızılı ekip KRKA maçını 86-81 kaybetti. Özellikle son periyotta 30 sayı bulup, iyi bir geri dönüş yapsalarda mağlubiyete engel olamadılar.

Dün oynanan maçın kazanılması halinde, bu grubu lider olarak bitirmeyi garantileyecek olan Pınar Karşıyaka’nın umutları ise şu aşamada oynanacak olan diğer maçlara kalmış durumda.

Resmi siteneden yayınlanan açıklamada ise grup ihtimalleri şu şekilde;

Dexia Mons-Hainaut ‘u yenmeleri durumda,

—-Antwerp Giants da kendi sahasında Krka’yı yenerse gurubu 1. tamamlayarak, Lukoil Academic ile eşleşiyor, kendi sahalarında 2 maç oynama hakkını elde ediyorlar.

—-Antwerp Giants kendi sahasında Krka’ya yenilirse grubu 2. sırada tamamlıyorlar.

Dexia Mons-Hainaut bizi 23 sayıdan az farkla yenerse, çeyrek finale kalıyoruz ve St. Petersburg ile eşleşiyorlar.

Dexia Mons-Haianut bizi 23 sayıdan fazla farkla yenerse, grubu 3. sırada tamamlayarak eleniyorlar.

KK KRKA NOVO MESTO (86): Goran Ikonic 11 (1 ribaund- 1 asist), Matej Rojc 6 (2 ribaund- 3 asist), Edo Muric 5 (4 ribaund- 1 asist), Smiljan Pavic 13 (5 ribaund), Dusan Djordjevic 5 (2 ribaund- 3 asist), Zoran Dragic 9 (6 ribaund- 1 asist), Chris Booker 12 (7 ribaund- 1 asist), Bojan Krivec 10 (1 ribaund- 5 asist), Dragisa Drobnjak 2 (6 ribaund- 3 asist), Jure Balazic 13 (6 ribaund)

PINAR KARŞIYAKA (81): Osiris Eldridge 15 (1 ribaund- 2 asist), Emre Bayav 2 (2 ribaund), Birkan Batuk 7 (1 ribaund- 1 asist), Jovo Stanovic 9 (3 ribaund- 4 asist), David Holston 16 (1 ribaund- 1 asist), Andre Smith 18 (7 ribaund- 4 asist), Ahmet Erdoğan 3 (2 ribaund- 1 asist), Alper Saruhan 8 (1 ribaund)

Carmelo Takası ve Beklentiler

Bu sezon maçlardan bile daha fazla konuşulan, tartışılan tek bir şey vardı : olası bir Carmelo Anthony takası. Evet, bu oldu ama istenen şekilde mi ? Kim karlı ? Ne değişti ? Bu soruların hepsine kendi adıma cevap aradım, bunun sonucunda da bu yazı ortaya çıktı.

Takas ;

Denver :  Wilson Chandler, Raymond Felton, Danilo Gallinari, Timofey Mozgov, 1 ilk tur draft hakkı ve 3 milyon dolar nakit.

New York :Carmelo Anthony, Chauncey Billups, Shelden Williams, Anthony Carter ve Renaldo Balkman.

Bunun yanında New York ile Minnesota arasında da ufak bir takas oldu. Knicks Anthony Randolph ve Eddy Curry’yi göderirken Minnesota’dan Corey Brewer’ı aldı. Ama ben asıl takas üzerinde durmak istiyorum.

KİM NE KADAR KARLI ?

Değerlendirmeye takasın esas adamının gittiği takım ile başlayalım, New York Knicks. New York için Carmelo’yu almak sanılandan çok daha fazla önemliydi aslında. Çünkü geçen sene LeBron söylentileri çok vardı ve sonunda LeBron Miami’ye gitti. Genel tabloda New York başarısız dendi(Sadece bu olay hakkındaki politikadan bahsediyorum). Eğer bir de Carmelo’yu alamamış olsaydı New York özellikle son 1 aydır NBA’de en çok konuşulan olay buyken, yerden yere vurulurdu. Carmelo ve LeBron arasında bir de fark var. LeBron asla çıkıp da ‘Ben New York Knicks forması giymek istiyorum’ demedi. Ama Melo dedi. Bunun üzerine taraftar baskısı da eklenince Carmelo’yu almamak Knicks’in saygınlığına en büyük darbeyi vururdu.

Peki hepsi tamam da Denver’dan şimdi ya da yıl sonunda bi şekilde zaten ayrılacağı bilinen Carmelo için 2 ilk beş oyuncunu, 6. adamını ve gelecek vaadeden bir uzunu vermek gerekir miydi ?

Aslında bu sorunun cevabını bir eşleştirmeyle aramak istiyorum. Takas öncesi Knicks(Felton-Fields-

Gallinari-Amare-Mozgov) ve takas sonrası Knicks(Billups-Fields-Carmelo-Amare-Turiaf).

New York her ne kadar çok önemli oyuncularını vermiş olsa da takas sonrası daha iyi bir takım görüntüsünde olmaları bekleniyor(en azından kağıt üzerinde). Takas öncesi ilk 5, 28-26  ile All-Star arasına girdi. Yeni ilk 5 daha iyisini yapabilir mi ? Kesinlikle yapabilir.

Billups – Felton değişikliği üzerinde hiç durmadım, çünkü gerekmiyor bile. Billups şampiyonluk yaşamış ve playofflarda baya bi zaman geçirmiş, dolayısıyla o havayı bilen bir oyuncu. New York’un da hedefi bu takasla playofflarda başarı bazlı olduğundan bu kesinlikle takıma olumlu yansıyacaktır. Ama Billups 34 yaşında ve belki de son 2 yılını oynuyor. Başarı bu kadar yakın zamanda mı bekleniyor sorusuna 2. kısımda değineceğim.

Tüm bu faktörler ele alındığında bana göre New York iyi bir takas yapmıştır. Eskisine göre daha iyi bir ilk 5’i ve 2 süperstarı var.

Şimdi sıra geldi Nuggets’a. Nuggets açısından öyle uzun uzun konuşacak bir durum yok. Gitmek isteyen Carmelo’ya karşı 3 tane maç başına sayı ortalaması en az 15 olan ve aralarında en büyüğü 26 yaşında olan oyuncu + Mozgov. Her ne kadar yıldız kaybetmek Denver’a bir darbe olacaksa da Nuggets alabileceği en iyi karşılığı aldı ve Melo’nun eksikliğini en aza indirgediler. Dolayısıyla Nuggets yapabileceği en iyi takası yaptı.

GELECEKTE NELER OLACAK ?

Yine New York’la başlıyorum ve kısacası yakın gelecekle ilgili herhangi bir değişiklik olacağını düşünmüyorum. Bu seneyi baz alırsak New York’un playofflara 6 ile 8. sıralar arasında gireceği görüntüsü var. Dolayısıyla ilk turda eşleşecekleri takımlar, son 3 yılda 1 şampiyonluk ve bunun dışında 1 final oynayan Boston, Wade-LeBron-Bosh üçlüsünün şampiyonluğa aç takımı Miami, Dwight Howard’lı ve oturmuş bi sistemi olan(kısacası son 3 yıldır playofflarda nispeten başarılı) Orlando ve çok hayati sakatlıklara rağmen doğu zirvesine oynayan inanılmaz kenetlenmiş Bulls. Bunların hangisini eleyebilir ki ilk turu geçsin.

Biraz daha geniş çaplı bakarsak, en azından önümüzdeki 3-4 yıl için, Bulls şampiyonluk kalibresinde bir takım olmak için oynuyor ve gelecek yıllarda buna kesinlikle adaylar. Orlando artık Howard’ın etrafına doğru oyuncuları doğru sistemde yerleştirmesini biliyor, ya da aksini düşünenler var ise öğrenmelerine çok az kaldı. Miami’yi anlatmaya gerek yok, önümüzdeki 5 sezonda öyle yada böyle favoriler. Bir tek Boston zamanın yanında değil de karşısında olan taraf(ki o da önümüzdeki yıl için de geçerli olacağını düşünmüyorum, belki 2-3 sene sonra).

Bu görüntüde New York bu kadroyla bile geçtim şampiyonluk adayını, Doğu Finali adayı bile henüz değil. Bu takas elbette ki başarı için yapılmış bir takastır ama asıl sebep başarıdan da önce New York’ a ‘artık bir şansımız var’ inancını ve heyecanı aşılamak. Ama sadece şans.

Denver’a gelirsek tablo pek iyi değil. Batıda yedinciler ve bu akşam oynayacakları Memphis maçını kaybettikleri koşulda(Carmelo ve Billups’sız oynayacaklar) birden dokuzuncuşuğa düşüyorlar. Elde ettikleri oyuncuların hepsi çok kaliteli ve gelecek vaadediyorlar. Ama bu sezon ne kadar sürede şehire, yeni koçlarına, yeni takım arkadaşlarına alışacakları çok önemli. Zira, Utah’ın playofflara girme şansının kalmadığını düşünen biri olarak Denver’ı sene sonunda 8. sırada görebiliyorum. Bu durumda 8. lik için tek ciddi rakipleri Phoenix. (Memphis’i saymadım çünkü onlara 7. lik daha yakın).

Tüm bu değerlendirmelerime göre şunu söyleyebilirim ki, bu takas çok büyük bir takastı, özellikle takımlardan birinin New York olması ve içinde Carmelo Anthony’yi barındırması açısından. Ama tüm NBA bazında ne değişti derseniz eğer cevabım şu olurdu ‘HİÇBİRŞEY’

Sabırla bu nispeten uzun yazımı okudğunuz için teşekkür ederim. Sıra artık New York maçlarını izlemekte..

Carmelo Anthony New York’da

Uzun zamandır gündemi meşgul eden Carmelo Anthony takası sonunda gerçekleşti. 9 oyuncunun takım değiştirdiği takas sonucunda, Carmelo New York Knicks’e Gitti.

All Star maçından hemen sonra, Nuggets ve Knicks arasında takas gerçekleştirildi. Bu takasla birlikte Carmelo Anthony, Chauncey Billups, Anthony Carter, Shelden Williams ve Renaldo Balkman New York’un yolunu tutarken, Denver Wilson Chandler, Danilo Gallinari, Raymond Felton, Timofey Mozgov’un yanı sıra 2012 ve 2013 yıllarında 2. tur, 2014 yılında ise 1. tur draft hakkı ve 3 milyon dolar aldı.

Ayrıca Eddy Curry ve Anthony Randolph’u Minnesota’ya yollayan Knicks, karşıyığında Corey Brewer’ı kadrosuna kattı.

İsmail Beleş Röportajı

İsmail Beleş, basketbol camiasının tanıdığı ve sevdiği değerli antrenörlerimizden birisidir. 1961 Balıkesir doğumlu olan İsmail Beleş, Bursa Erkek Lisesini bitirdikten sonra, Yabancı Diller Yüksek Okulu İngilizce Bölümünü ve Ankara 19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisini bitirdi.

Basketbola 1972 yılında Tofaş’da başlayan İsmail Beleş, Tofaş’ın yanı sıra Oyak Renault altyapısında da oynadı. Daha sonra Ankara Ziraat ve Ankaragücü takımlarında forma giydi. Oyunculuk kariyerinde TB2L’ye kadar yükseldi.

1984 yılında Tofaş’ta antrenörlük kariyerine başladı ve 9 yıl boyunca küçük, yıldız ve genç takım antrenörlüğü yaptı. Tofaş’ta görev alırken 2 kez Türkiye şampiyonluğu yaşadı. A Milli takım seviyesinde görev almış birçok oyuncunun yetişmesine ciddi emeği vardır. Daha sonra Oyak Renault’da 6 yıl görev alan İsmail Beleş, Oyak Reanult’da A takım asistan koçluğu yaparken aynı zamanda da altyapı antrenörlüğüne de devam etti. Bu arada 1981 doğumluların Yıldız Milli Takım antrenörlüğünü 2 yıl ve 1982-1983 doğumlularında Ümit Milli Takım antrenörlüğünü yaptı.

Artık A takım baş antrenörlük kariyerinin başlama zamanı geldiğine inanan İsmail Beleş Karaman Bifa’da TB2L’de antrenörlük kariyerine başladı ve orada 1 yıl görev aldı. Daha sonra Gemlik ile anlaştı ve EBBL’den namaglup olarak TB2L’ye yükselme başarısını gösterdi, Daha sonra 3 yıl aynı takımla TB2L’ye devam eden İsmail Beleş ligde 3. olarak TBL’ye çıkma hakkı elde etmesine rağmen Gemlik, Oyak Renault yönetiminin bir takım TBL’de, bir takım TB2L’de olması kararı aldı(Gemlik, Oyak Renault’un ikinci takımıydı). Gemlik’ten sonra, 2 sezon Gaziantep’i, 1 sezon TED Ankara Kolejlileri, 2 yıl arayla Selçuk Üniversitesini, 2 yıl Bursa Basket’i, çok kısa bir süre Vestelspor’u ve 2010-2011 sezonunda Giresun’dan gelen teklife olumlu yanıt verdi ve EBBL temsilcisi Yeşil Giresun Belediyespor’u çalıştırıyor.

3SAYI: 2010 Dünya Şampiyonası’nın Türk Basketbolu’na yansımaları nasıl olmuştur?

İsmail BELEŞ: Bence en büyük etkisi Efes Pilsen-Panathinaikos maçında görüldü. Fenerbahçe maçında salonu dolduran 16000 seyirci hadi Fenerbahçe iyi oynuyor diye maça geliyordu bununla beraber Efes Pilsen maçında 8000–9000 seyirci olmasını A Milli takımımızın Dünya Şampiyonasındaki başarısına bağlıyorum. Aileler çocuklarını tekrar basketbola yönlendirdi. Bu başarıdan sonra yatırımlarda çoğaldı ve daha çok genç basketbola yöneldi diye düşünüyorum.

3SAYI: Bu sezon EBBL’de bir takım çalıştırıyorsunuz. TB2L ile EBBL arasında ne gibi farklılıklar var?

İsmail BELEŞ: TBL ile TB2L arasında nasıl fark varsa, TB2L ile EBBL arasında o kadar büyük bir fark var. Bir kere TB2L’de oynamak istiyorsan EBBL’de oynamak zorundasın. Bizim gibi 1 sezon EBBL’de bulunmaya çalışan ve TB2L’ye çıkmaya çalışan 10 tane takım vardır diye düşünüyorum. Ayrıca EBBL’de bulunalım 8–10 maç yapalım, bölgemizde bulunan gençler spor yapsın diye düşünen kulüplerde var. Zaten bu kulüpler her yıl bölgesel ligde oynuyorlar. Aslında EBBL’nin Anadolu’ya çok büyük bir faydası var. EBBL’nin hedeflerinden bir tanesi de oyuncuları basketbola çekmek ancak biraz önce de söylediğim gibi bizim gibi 1 sezon içinde bir üst lige çıkması gereken takımlarında oynaması gereken bir lig. Bu urum olunca çok farklı sonuçlar ortaya çıkıyor. Hakikaten çok zayıf takımlar var. Yani şöyle bir skor olabilir mi 30’a 150? Eğer sahada böyle bir sonuç varsa o takım hiçbir şey yapmıyor demektir. Hedefi olan takımlarla bu tür takımların oynadığı karşılaşmalar göze hoş gelmese de yapak bir şey yok.

3SAYI: Beraber çalıştığımız dönemde de kendi gözlemlediğim bir düşünceyi soruya dökmek istiyorum. Siz genç oyunculara korkmadan ve çekinmeden sorumluluk veriyorsunuz, sizi bu düşünceye iten faktörler nelerdir?

İsmail BELEŞ: Evet, seninle beraber Vestelspor’da çalıştık sen menajer bende antrenördüm. Benim basketbol felsefemde agresiflik var, genç oyuncularda coach’un düşüncelerini de fikirlerini de daha çok sahaya yansıttıkları için, ben genç oyuncuyu tercih ediyorum. Ancak, hedefe gitmek için tecrübeli oyunculara mutlaka ihtiyaç var. Ben hedefe giden yolda genç ve tecrübeli oyuncuları mix yaparak sahaya sürmeyi çok seviyorum. Sanırım ben birazda iddialıyım, bir yerde az oynayan bir oyuncuyu alıp oynatırım ve adam ederim diye düşünüyorum, bunda da başarılı olduğuma inanıyorum.

3SAYI: Türk takımlarının Avrupa da ki başarıları hakkında ki düşünceleriniz nelerdir?

İsmail BELEŞ: Türk takımlarının son yıllarda Avrupa da kazandığı başarılar ekonomiyle alakalı. Efes Pilsen’in, Fenerbahçe Ülker’in, Türk Telekom’un Beşiktaş Cola Turka’nın, Galatasaray Cafe Crown’ın bütçeleri hakikaten çok yüksek ve Avrupa da sayılı takımlarda bu bütçeler var. Birde uluslar arası karşılaşmalarda an başarılı olduğumuz takım sporunu basketbol olarak geliyor bana, yanılıyor muyum bilmiyorum ama? Artık Türk basktbolu küçükler, yıldızlar, gençler, ümitler seviyesinde bana göre Avrupa’nın üstüne çıkmak üzere. Yaş küçültme olmadan, hakikaten bu federasyon yaş küçültmeyi ortadan kaldırdı. Yaş küçültme olmadan altyapılarda alınan uluslar arası başarılar, ilerleyen yıllarda A takımlara da yansıyor. Artık iyi yabancı oyuncularda bizim takımlarımızı tercih ediyor. Tabii bu ekonomi ile ilgili ama eskiden İtalya, İspanya, Yunanistan’ı tercih ederlerdi, şimdi bu tercih bize doğru kaydı. Ayrıca artık çok yabancılı bir lig oynanıyor, bu da Avrupa da alınan başarılarda önemli bir faktör.

3SAYI: Aynı zamanda eğitmen kimliğinizde var. Bu kimlik, antrenörlüğünüze nasıl yansıyor?

İsmail BELEŞ: Ben Uludağ Üniversitesi’nde Beden Eğitimi aynı zamanda hocaydım. Bu arada bu yazda emekli oldum. Öğrencilerle muhatap olmak veya öğretmen olmak hakikaten antrenörlüğüne yansıyor. Daha çok öğretme yoluna gidiyorsun Öğretmen olmayan antrenör, öğretmez mi? Öyle bir şey değil. Çocuklara biraz daha öğretmen gibi yaklaşıyorsun, bununda benim için bir avantaj olduğunu söyleyebilirim. Daha çok anlatıp, daha ince detaylara iniyorsun, zaten basketbolda ki başarı detayla ilgili. Öğretmenlik artı bir avantaj sağladı.

3SAYI: Sizce TB2L’nin dörtlü final adayları kimler olabilir?

İsmail BELEŞ: Şu an, Optimum TED Ankara Kolejliler, Hacettepe Üniversitesi, Vestelspor, Kepez Belediye, Selçuk Üniversitesi gibi görüyorum.

3SAYI: Alttan gelen yeni antrenörlere neler tavsiye edersiniz?

İsmail BELEŞ: Yeni yetişen antrenörlere ilk söyleyeceğim şey bir yerde çalışmaya başlasınlar ve kaç lira alacağız diye sormasınlar. “Merhaba, gel antrenörlük yapar mısın?” diyorsun, “ağabey ben kaç lira alacağım?” diye soruyorlar. Biz başladığımız zaman değil kaç para alacağız, ne yapacağız emir kulu gibiydik. Çok çalışmaları lazım para arkadan gelir. Ayrıca antrenörlük mesleğinden herkes çok para kazanamıyor. Para kazanmak için birazda şansa ihtiyaç var. Çalışmak, çalışmak, çalışmak. Birde inceleyecekler nerede olursa olsun maç izleyecekler, internete girip okuyacaklar, yurtiçi ve yurt dışında seminerler takip edecekler ve büyükleriyle antrenör ağabeyleri ile oturup konuşacaklar. Sürekli fikir alışverişinde bulunacaklar. Bunu en çok Yugoslavlar yapıyor. Ben bu konuda onları çok beğenirim. Oturuyorlar masaya herkes fikirlerini söylüyor ve orada ki gençlerin tecrübelilere saygısını Avrupa’da hiçbir yerde göremiyorum. İnan imreniyorum o Yugoslavlara. Onun için birbirlerini çok tutuyorlar. Hiç işsiz kalan Yugoslav antrenör görüyor musunuz? İster Bosnalı,

ister Sırp, ister Hırvat, ister Sloven olsun hiçbir antrenör ya da oyuncu boşta kalmaz birbirlerini tutarlar, desteklerler bu da zaten Türkiye’de de görülüyor.

3SAYI: Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

İsmail BELEŞ: Şunu söylemek isterim, ben 26 yıldır antrenörlük yapıyorum. Türkiye’de de birçok kulüpte görev aldım. Yöneticilerin kendilerini geliştirmesi lazım. Daha reel düşünmeleri lazım. Birde ben para verdim, her şeyi ben bilirim dememesi lazım yöneticilerin. Biz antrenör ve sporcular zaten yöneticilerimize onlar bu işe yatırım yaptıkları ve bu işe para harcadıkları için onlara saygı duyuyoruz zaten, bu çok önemli. Onlarda bizi sayacaklar, bize güvenecekler. İnsan takımlarının başına getirdikleri antrenörlere sonuna kadar güvenir. Antrenör çalışkan değilse, sahtekarsa zaten görevine son verilir ama bir iki maç kaybeden antrenörün görevine son verilmemeli.

Röportaj: Emre Dağdelen, 3SAYI Basketbol Dergisi

Botaş-Okul İşbirliği Yine Şampiyon

Bu yıl Gaziantep ‘te düzenlenen Liseler arası Kız Basketbol Türkiye Şampiyonası Yarı Finallerinde mücadele eden Adana Final Okulları, 16 Mart 2011 tarihinde Kayseri ‘de düzenlenecek olan Finallere, Yarı Finallerin son gününde Fenerbahçe Koleji Lisesi ‘ni 66-64 mağlup ederek Şampiyon ünvanı ile gitmeye hak kazandı.

Yarı Finalerde muhteşem bir performans ortaya koyarak dikkatleri üstüne çeken ve şampiyonanın favorisi olarak gösterilen Adana Final Okulları, Grup maçlarında 1 sayı ile mağlup olduğu Fenerbahçe Koleji Lisesi ‘ni rövanşta 66-64 mağlup ederek rövanşı aldı.

Okul-Kulüp işbirliği çerçevesinde yürütülen Botaşspor – Adana Final Okulları ortak başarısından dolayı spor otoriteleri tarafından takdir edilmeye devam ediyor.

Melo İçin Son 3 Gün

Bu yıl dedikodu sevenlerin en iyi malzemesi Carmelo Anthony takası. Takas döneminin bitmesine 3 gün kala görüşmeler iyice hızlandı.New Jersey’in çekildiğini açıklamasının ardından New York ile görüşmeleri hızlandıran Nuggets hala bir sonuca ulaşabilmiş değiş. New York’un başarılı çaylağı Landry Fields Nuggets’ın Melo için istediği parçaların başında geliyor. Ancak Fields’in sergilediği oyun, karakteri ve şampiyonluk yarışında bulunmak isteyen takımlar için çok önemli bir parça olması New York’un ondan vazgeçmesini zorlaştırıyor.

Son çıkan haberlere göre Raymond Felton, Wilson Chandler, Danilo Gallinari New York’un önerdiği oyuncular. Nuggets bu sefer de Timofey Mozgov’un takasa dahil edilmesini istiyor ancak Knicks yönetimi gelişmeye açık D’Antoni’nin sistemine uyan Rus pivotu bırakmamakta kararlı.

Melo’yu mümkün olduğunca az oyuncu kaybederek almak isteyen Knicks yönetimi oyuncunun sezon sonuna kadar sözleşmesini yenilemediği takdirde kendi takımlarına katılacağına güvenceleri tam.Denver ise Melo’yu şu an takas etmezse sezon sonunda hiç uğruna kaybedeceğini biliyor ve takas dönemi bitmeden bir takas gerçekleştirecektir. Carmelo sezon sonu yerine şu an sözleşme yenilerse 15 milyon dolar civarında ekstra para cebine girecek. Knicks’i en çok düşündüren durum bu.

New Jersey yönetimi, takım sahibi Mikhail Prokhorov ve azınlık hisse sahibi prodükör ve rap sanatçısı Jay-Z Los Angles’da All-Star maçı öncesi Carmelo’yu ikna etmek için bir görüşme yaptı. Bu görüşmeden sonra bile Melo’nun Nets takası yapıldığında sözleşme imzalayacağına kesin gözüyle bakılmıyor.

Son konuşulan haberlere göre Melo Knicks’de oynamak istediği için Nuggets son ana kadar bir Knicks takası zorlayacak. Ancak Timofey Mozgov takasa dahil edilmezse, Carmelo, büyük ihtimalle 3 gün içinde New Jersey forması giyecek.

NBA All Star 2011 Maçı Batının

NBA All Star 2011’in galibi Batı Karması oldu. Maçı 148-143 kazanmayı başaran Batı karmasında  Kobe Bryant maçın MVP’si seçildi.

NBA All Star 2011’in merakla beklenen maçına Batı takımı çok hızlı başladı. İlk periyodu 37-27 önde kapatan Batı’da öne çıkan isim attığı 11 sayı ile Kobe Bryant oldu.

İlk yarı 76-64 Batının üstünlüğü ile geçilirken Kobe gözünü MVP olmaya dikmiş durumda.Kobe Bryant ilk yarıyı 21 sayı 6 ribaunt 3 top çalma istatistikleriyle oynadı. Batıda ilk yarı Durant 15 sayı bulurken 6 da 6 isabetle oynayan Gasol pota altından önemli katkı sağladı. Sadece 8 dakika süre alabilen Smaç şampiyonu Griffin ise ilk yarıda 6 sayı 4 ribaunt 4 asist ile oynadı. C. Paul’un 5, Ginobili’nin 4 asisti diğer dikkat çeken performanslardı. Westbrook ise dinamizm ile Batı’ya güç kattı.

İlk yarı doğu takımı dağınık bir görüntü sergilerken 6 da 6 isabet ile 12 sayı bulan Bosh dışında çift haneli sayılara 10 sayı ile Wade ve Amare ulaşabildi. Lebron ise oyun kuruculuğunu üstlendiği Doğu takımında 6 sayı 4 asist ile ilk yarıyı tamamladı. Doğu’da ilk yarının en çok asist yapan ismi ise 5 asist ile Rondo oldu.

3. Çeyrekte etkili oyununu sürdüren Batı periyodu 117-100 ile önde tamamladı. Periyodun ilk 7 dakikası forma giyen Kobe 13 sayı daha bularak toplam sayısını 34’e yükseltti. Bu Periyotta Wade ayağını burkarak hafif bir sakatlık geçirdi ve bençe geldi.

Kobe Bryant double double yapan ilk isim oldu. 1 hucum sonrasında aldığı ribauntla double double yapan ikinci isim olan Lebron James müthiş bir smaca imza attı.

Maçın bitimine 3,57 kala Lebron James NBA All Star tarihinin Jordan’dan sonra ikinci tripple double’ını yapmayı başardı.

Kobe Bryant 29 dakika süre aldığı maçta 37 sayı 14 ribaunt (10u hücum), 3 top çalma ,3 asist ile oynadı.

Kevin Durant 30 dakika süre aldığı maça 34 sayı sığdırmayı başardı.

Pau Gasol 24 dakika süre aldığı maçta 17 sayı 7 ribaunt (6sı hücum)

Lebron James 32 dakika süre aldığı maçta 29 sayı 12 ribaunt ve 10 asist ile triple double ile tamamladı.

Amare 28 dakika süre aldığı maçta 29 sayı 6 ribaunt ile oynadı.

Ginobili maçı çok ciddiye alarak takımını galibiyete taşıyan önemli isimlerden birisi oldu.

2011 MVP’si Daha Şimdiden Belli mi?

Sezonun yarısından biraz fazlasını geride bırakmış durumdayız ve MVP tartışması da en az playofflar kadar ilgi gören bir konu durumunda. LeBron üstüste 3. kez MVP olabilecek mi ? Yoksa bu ödülü hakeden isim Noah ve Boozer eksikliklerine rağmen Chicago Bulls’un doğu zirvesinden sadece 2 maç aşağıda olmasını sağlayan Derrick Rose mu ?

Bu iki en çok öne çıkan ismin arkasından da Dwight Howard, Kevin Durant ve Kobe Bryant geliyor. Tahminimce Dallas’ın yükselen performansıyla Nowitzki de bu listeye girer.

Benim kişisel tercihim kesinlikle D.Rose. Belki oyun stiliyle örnek bir oyun kurucu olmayabilir ama bir oyuncunun takımına verebileceği herşeyi verebiliyor. İnanılmaz verimli oynarken Bulls’a, takımının 2. ve 3. en iyi oyuncularının eksikliğini bile nispeten hissettirmedi (Maç sonuçları da bunu doğrulamakta). Ama ;

MVP LeBron James

Normal sezon bugün sona erse MVP büyük ihtimal Lebron James seçilecektir. Nedenlerine gelirsek :

Son 20 yılda seçilen MVP’lere bakarak şunu söyleyebiliriz ki bu ödül genellikle maçlarının yüzde 75’ini veya üstünü kazanan takımların en iyi oyuncusuna veriliyor.

Ayrıca aranan bir diğer şart da genellikle skor olmak üzere herhangi bir istatistik türünde(skor,asist,rebound) lider olmak. Ya da PER’de (Player Efficiency Rating) üst sıralarda bir yer edinmek.

Son 20 yılın istatistiklerine göre; 17 MVP sezonu birinci ya da ikinci tamamlayan takımdan seçilirken, 2 MVP sezonun üçüncü bitiren takımdan ve 1 MVP de sezonu dördüncü bitiren takımdan seçilmiştir (2005-2006 yılı MVP’si Steve Nash).

MVP’nin seçildiği takımın sezonda kazandığı maç sayısı ortalama 62’dir. Bu da yaklaşık yüzde 75 kazanma yüzdesine tekabul etmektedir. (1998-1999 lokavtı hariç istatistikler)

Yani kısacası son 20 yılın istatistiklerine bakarsak yüzde 75 ortalamaya ulaşamayan ve ilk 4’e giremeyen takımlardan MVP hiç seçilmemiş.

Bunu günümüze uyarladığımızda 19 Şubat 2011 itibariyle ligin ilk 4 takımı;

1.San Antonio 46-10 (yüzde 82)
2.Boston Celtics 40-14 (yüzde 74)
3.Miami Heat 41-15 (yüzde 73)
4.Dallas Mavericks 40-16 (yüzde 71)

Bu 4 takımın ardından da Lakers ve Chicago gelmekte.

Yani MVP bugün seçilecek olsa en gerçekçi isimler Ginobili, Kevin Garnett, LeBron James ve Dirk Nowitzki olur.

Player Efficiency Rating yani oyuncu veririmlilik puanına göre ligin en iyi oyuncusu LeBron James.

2+2=4 kadar kolay bir formülle, düşünmeye bile gerek kalmadan LeBron 3. kez üstüste MVP olacak.

Player Efficiency Rating’de LeBron’dan bir sonra gelen isim ise Dwight Howard, ardından Chris Paul ve sonra sırasıyla Kobe Bryant ve Dwyane Wade. İlk 5 isimden sadece LeBron ve Wade ligin en iyi 4 takımı arasında girmekteler.

Benim favori seçimim Rose ve D.Howard için bir MVP şansı varsa tek çareleri daha çok maç kazanmak ve ilk 4’e girmek.. Bunun da olma ihtimalini düşünürsek 2011 MVP’si Daha Şimdiden Belli.

Cihat Cemal Özdemir

NBA All Star 2011 Doğu Künyesi

NBA All Star 2011 Doğu takımı kadrosuna yakından göz atalım.

LeBron James ( 7 kere All-Star 2005–20011, All-Star MVP 2006, 2008 )

Ligdeki 2. yılından bu yana All-Star unvanı ile ödüllendirilen Kral James bu özel görsel şölende belki de en çok görülmek istenen isim. Muazzam atletikliği ve üst düzey saha görüşü ve paslarıyla seyircilerin beklediği göz ziyafetini en iyi sunabilecek adam.

Dwyane Wade ( 7 kere All-Star 2005–2011 All-Star MVP 2010 )

Ligin kalitesini son derece arttıran 2003 Draftının bir başka yıldızı Wade 2 milyondan fazla oy alan 4 isimden birisi ve en çok oy alan 4. oyuncu. Savunmanın son çeyreğe bırakıldığı bu maçta yetenekleriyle seyirciyi en iyi coşturabilecek oyunculardan birisi.  Dwyane Wade bu şovu sevip ondan keyif alırken seyirciyi de son derece keyiflendiriyor.

Dwight Howard (5 kereAll-Star 2007–2011)

2 milyon oy barajını aşmayı başaran bir başka isim ise Dwight Howard. Howard da bu tür etkinlikleri çok seven bir oyuncu. Geçen yıl olduğu gibi Howard’dan yine üç sayılık basketler izleyebiliriz. Bu maçta bolca alley-oop yapıp iş ciddiye bindiğinde dengeyi Doğu tarafına kaydırmak için pota altını Amar’e ile karartacaktır.

Derrick Rose ( İlk kez All-Star 2011)

All-Star olma şerefine kariyerinde ilk kez ulaşan Derrick Rose ligin en iyi oyuncularından birisine dönüştü. Onu top sürerken izlemek gerçekten çok keyifli… Crossoverları çok estetik görünüyor ve konu atletiklik olduğunda onun eline su dökebilecek oyuncu sayısı son derece az.

Amar’e Stoudemire ( 6 kere All-Star 2005, 2007–2011)

Bu yıl New York formasıyla doğu konferansına geçiş yapan Amar’e sevgili koçu Mike D’Antoni’ye ve Knickerbockers yıllardır aradığı yıldızına kavuştu. Knicks formasıyla Amar’e büyük bir yükümlülüğün altına girdi ve gerçek bir superstar gibi oynayıp takımını sırtına aldı. Sayısız oyuncunun üstünden smaç vurup bolca poster malzemesi ortaya çıkaran Amar’e geceye keyif katması beklenen isimlerden.

Chris Bosh ( 6 kere All-Star 2006–2011 )

Miami sezona kötü başladığında en çok eleştirilen oyuncu, kendini çok geri plana atan Chris Bosh oldu. Üst düzey bir guard ile takas edileceği dedikoduları dolaşırken takım kazanmaya başladı ve dedikodular kesildi. Bosh Miami hücumunun en kritik parçası. O olmadığında takımın içeride hiçbir silahı kalmıyor ve savunulması daha kolay bir takım oluyor. Bosh sahada olduğu dakikalarda Wade ve LeBron’un etkinliğinin çok daha fazla artıyor. Bosh atletik yetenekleriyle seyirciyi bu gece heyecanlandırabilecek oyunculardan birisi.

Ray Allen ( 10 kere All-Star 2000–2002, 2004–2009, 2011)

Lig tarihinin en çok üç sayı atan oyuncusu unvanını alan Ray Allen 36 yaşına basmasına birkaç ay kala kariyerinin en efektif yılını geçiriyor. 17.5 sayı ortalamasını %50 saha içi %45 üç sayı ortalamalarıyla tutturan Allen Boston’un lig 2.si olmasında büyük pay sahibi.

Rajon Rondo (2 kere All-Star 2010–2011)

Boston Celtics 2007 yazında büyük üçlüsünü kurarken guard konusunda tereddüt etmişlerdi. Delonte West Rajon Rondo ikilisi arasında hangisinin Ray Allen takasında kullanılacağı düşünülürken savunması çok daha kuvvetli olan Rondo tercih edildi. Celtics kritik bir karardan son derece karlı çıktı. Son 2 yılki oyunuyla Boston’da büyük üçlü değil dörtlü olduğunu kanıtladı. İlk beşteki diğer 4 isim 90 binden fazla sayıya imza atmış oyuncular ancak Rondo bu eski toprakları çok doğru yerde topla buluşturuyor. Henüz 24 yaşında ve 13 assistle oynarken top çalma krallığında 2. sırada bulunuyor.

Paul Pierce (9 kere All-Star 2002–2006, 2008–2010)

Uzun yıllar çok kötü Boston kadrolarını sırtına almış olan Paul Pierce hak ettiği değeri göremeden kariyerinin biteceğini düşündüğüm bir yıldızdı. Lotaryalık kadroları playoffa taşır, sürpriz şekilde takımına tur atlatır ya da rakibe kök söktürüp gerekli anlarda muazzam performanslar sergilerdi. Neyse ki Boston kadroya takviyeler yaptı ve Pierce kazandığı başarılarla hak ettiği değeri görüyor. Kariyer rekorlarını ligin en iyi takımlarına ve en iyi oyuncularına karşı kırmış olan Paul Pierce için bolca yıldızın olduğu bu maçlar çok uygun bir ortam.

Kevin Garnett (14 kere All-Star 1997–1998, 2000–2011 All-Star MVP 2003)

Kötü çocuk Kevin Garnett şu günlerde saha içindeki aşırıya kaçan sertliğiyle gündeme gelse de aslında bu artık inanılmaz boyutlara ulaşan kazanma azminin sonucu. Kariyerinde 1200 e yakın maç oynamış 11 sezonu 40 dakika ortalamayla geçmiş olan 34 yaşındaki Garnett’in performansı onun kalitesinde bir oyuncu için düşük olsa da vücudu yıllarca inanılmaz yükler taşıdı. Belki bu maçta eskisi gibi gözleri boyayamayacak olsa da Boston Celtics için hala çok önemli bir parça ve savunma direncinin temeli. Kevin Garnett’i gençlere hatırlatmakta fayda var. Garnett iyiyken gerçekten iyiydi sıradan bir yıldız gibi değildi. 24 sayı 14 ribaund 5 assist 1.5 top çalma 2.2 blok ile bu ligin tarihinde gördüğü en iyi sezon performanslarından birisine 2003–2004 sezonunda imza atan Garnett Larry Bird ile birlikte 5 sezon arka arkaya 20 sayı 10 ribaund 5 assistin üstüne çıkabilmiş tek oyuncu.

Joe Johnson (5 kere All-Star 2007–2011)

Bu yazın en eleştirilen hareketlerinden birisi Atlanta tarafından Johnson’a verilen 120 milyon dolarlık kontrat. İlerleyen yıllarda bu kontrat Atlanta’nın başını ağrıtacaktır. Johnson’ın şu anki oyunu yılda 20 milyon doları hak ediyor mu o bile tartışılır. Johnson bir takımı normal sezonda sırtında taşıyabilecek yeteneklere sahipken playofflarda şapkadan tavşan çıkarmasını bekleyeceğiniz bir oyuncu değil.

Al Horford (2 kere All-Star 2010, 2011 )

Oyununu her yıl ilerleten Horford, bu yıl sayı üretimini ve asistlerini arttırarak takımına verdiği katkıyı arttırdı. Horford inanılmaz atletik ve ya pozisyonuna göre çok hızlı bir oyuncu değil. Ancak Horford bu oyunu biliyor ve yetenekleri çerçevesinde akıllı işler yapıyor.

NO. Oyuncu (Takım) Pozisyon Doğum Tarihi Şehir
6 * LeBron James (Miami) F 12/30/84 St. Vincent/St. Mary HS
1 * Amar’e Stoudemire (New York) F 11/16/82 Cypress Creek HS (FL)
3 * Dwyane Wade (Miami) G 01/17/82 Marquette
1 * Derrick Rose (Chicago) G 10/04/88 Memphis
12 * Dwight Howard (Orlando) C 12/08/85 SW Atlanta Christian Academy (GA)
20 Ray Allen (Boston) G 07/20/75 Connecticut
1 Chris Bosh (Miami) F 03/24/84 Georgia Tech
5 Kevin Garnett (Boston) F 05/19/76 Farragut Academy HS (IL)
15 Al Horford (Atlanta) C-F 06/03/86 Florida
2 Joe Johnson (Atlanta) G 06/29/81 Arkansas
34 Paul Pierce (Boston) F 10/13/77 Kansas
9 Rajon Rondo (Boston) G 02/22/86 Kentucky
Head Coach: Doc Rivers (Boston)

3SAYI Dergisi, Sinan Cem Civili

NBA All Star 2011 Batı Künyesi

NBA All Star 2011 Batı takımının kadrosuna yakından göz atalım.

Kobe Bryant ( 13 kere All-Star 1998, 2000–2011 All-Star MVP 2002, 2007, 2009)

Kariyeri başarılarla ve ışıkların altında, ilgi odağının merkezi olarak geçen Bryant için All-Starlar alışık olduğu bir ortam. Ne kadar seyircisinin önünde maça çıkacak olsa da şu günlerde All-Star maçı Bryant’ın aklında çok geri sıralarda. Yine de elinden geldiği kadar bu gecenin keyfini çıkartmaya çalışacaktır ancak seyirciyi ne kadar keyiflendirir bilinmez. Maçta güzel hareketler yapmak için ekstra çaba harcamasını pek beklemiyor. Kobe’nin ne yapacağı belli olmaz. 2003 All-Star da boş hücumda basit bir turnike atıp bir kaç pozisyon sonra Jordan’ı bloklamak için efor sarf edebilecek kadar bazı şeyleri kanıtlamaya kafayı takmış bir oyuncu.

Kevin Durant (2 Kere All-Star 2010, 2011 )

Kevin Durant’in rüya gibi kariyeri tüm hızıyla sürüyor. 22 yaşında Batıda en çok oy alan forvet oldu ve bu gecede ilk 5 başlayacak. Durant’den mesafe tanımayan şutlar ve bolca smaç izleyebiliriz.

Carmelo Anthony (4 kere All-Star 2007, 2008, 2010, 2011)

Sadece 4 kere All-Star olmasının büyük bir ayıp olduğunu düşündüğüm Melo’nun elinden 2 All-star maçını zamanında NBA çekip almıştı. Bütün takas dedikodularına ve takımdan ayrılmasına kesin gözüyle bakılmasına rağmen Melo’nun ortaya koyduğu mental dayanıklılık ve izlettirdiği basketbol övgüyü sonuna kadar hak ediyor.

Chris Paul (4 kere All-Star 2008-2011)

CP3 geri döndü, belki rakamları eskisi kadar etkileyici değil ancak hala saha da en doğru işleri yapan oyuncu. NBA’de bu konuda birinci sırada olduğunu düşündüğüm Paul bu yıl biraz daha az dakika süre alıp maçları da daha hafif bir arayla geçiriyor ve kendisini playoffa saklıyor. Chris Paul kalitesinde bir oyuncunun maçları hafif geçtiğindeki istatistikleri 16.5 sayı 9.7 asist 4 ribaund ve lig lideri olduğu 2.5 top çalma. Ayrıca Paul 3 sayı çizgisinin gerisinden önemli bir tehdide dönüştü.

Kevin Love (İlk kez All-Star)

En son Ben Wallace ve Dennis Rodmann’ın sergilediği ribaund performanslarını ortaya koyan Kevin Love bu oyunu ile David Stern tarafından ödüllendirilip Yao Ming’in yerine All-Star maçına çağırıldı. Kötü takımda olduğu için bu rakamları yapabildiğini söyleyen çokça insan var ancak kimse size kötü takımda olduğunuz için ribaundları vermiyor, çıkıp almanız gerekiyor. Rakipler fark açıldıktan sonra vidaları gevşetse de Love son derece yüzdeli bir şekilde şut atıp çok değerli bir oyuncu olduğunu gözler önüne serdi.

Manu Ginobili (2 kere All-Star 2005, 2011)

San Antonio’nun bu yılki başarısında en büyük payı Ginobili’ye verebiliriz sanırım. Özellikle kritik anlarda attığı basketlerle takımına gerekli yerlerde desteği sağlayan 33 yaşındaki Ginobili All-Star maçlarında seyirciyi ayağa kaldırabilecek oyunculardan.

Deron Williams (2 kere All-Star 2010, 2011)

Şu günlerde Sloan’ın 22 yıllık görevinden ayrılmasının nedeni olarak gösterilen Williams All-Star maçlarında görmek isteyeceğiniz türden bir oyuncu. Dribblingi, pasları ve smaçlarıyla seyirciyi coşturacak oyunculardan birisi.

Russel Westbrook (İlk kez All-Star)

Thunder’ın yükselen yıldızlarından Westbrook tahminlerin aksine iyi bir guard olma konusunda ilerliyor. Sayı üretimi üst düzey olan oyuncu takımı oynatma konusunda her yıl olumlu yol kat ediyor. Ligin en atletik kısalarından olan Westbrook’u bu gecede izlemek keyif verici olacaktır.

Dirk Nowitzki ( 10 kere All-Star 2002–2011)

NBA’e adını altın harflerle kazıyan Nowitzki Dallas’a bu yıl çok iyi bir başlangıç yaptırdı. 24-5 lik dereceye kadar ulaşan takım Caron Butler ve Nowitzki’yi sakatlıklara kurban vermeden önce Nowitzki’nin adı MVP adayları arasında en üst sıralarda konuşuluyordu. Butler hala yok ama Nowitzki döndü ve takım kazanmaya devam ediyor. Bu maçta Nowitzki bize inanılmaz smaçlar izletemeyecek olsa da onun oyununu izlemek her zaman keyif verici.

Paul Gasol (4 kere All-Star 2006, 2009-2011 )

Sezonun ilk 2 haftasının tartışmasız MVP’si Gasol’un oyunu ilerleyen haftalarda oldukça düştü. Lakers’dan iki oyuncu eklemek adına kadroya dahil edildiğini düşündüğüm Gasol’dan önce Lamar Odom’un bu gecede bulunmayı daha çok hak ettiğini düşünüyorum. Belki kendisini playoff a saklıyor, normal sezonda fazla efor sarf etmiyor ancak bunlar bir oyuncuyu All-Star maçına seçerken göz önüne alınmamalı.

Blake Griffin (İlk kez All-Star)

Tim Duncan’dan bu yana All-Star maçına çıkacak ilk çaylak olacak olan Griffin birçok basketbol severin bu gecede görmeyi isteyeceği birinci oyuncu. Pota yakınlarında havaya atılan her topu bir şekilde içine vurabilen Griffin bu gece seyirciyi en fazla coşturacak oyuncu olmalıdır.

Tim Duncan (13 kere All-Star 1998, 2000–2011 All-Star MVP 2000 )

Bu gecenin belki de en büyük ayıbı Duncan’ı kadroya dahil etmek oldu. Lig liderinden iki oyuncu seçmek adına yapılmış bu hareket ile Zach Randolp ve LaMarcus Aldridge’in haklarının yendiğini düşünüyorum. İlla ki Spurs’den 2 oyuncu olacaksa Tony Parker bu maça girmeyi Duncan’dan daha çok hak ediyordu. Duncan hala savunmada son derece önemli bir kuvvet ve maçların dengesini değiştirebilecek bir oyuncu. Maç başına 20 sayı rahatça atabileceğini düşündüğüm Duncan bütün enerjisini playofflara saklıyor çünkü takımının ona ihtiyacı yok. Peki takımının ihtiyacı olup bu ihtiyaç doğrultusunda takımlarını playoff potasında tutup 20 sayı 13.2 ribaundla oynayan Randolph ve 22 sayı 9 ribaund ile oynayan LaMarcus Aldridge’e yazık olmuyor mu?

NO. Oyuncu (Takım) Pozisyon Doğum Tarihi Şehir
21 * Tim Duncan (San Antonio) F 04/25/76 Wake Forest
35 * Kevin Durant (Oklahoma City) F 09/29/88 Texas
15 * Carmelo Anthony (Denver) F 05/29/84 Syracuse
24 * Kobe Bryant (L.A. Lakers) G 08/23/78 Lower Merion HS (PA)
3 * Chris Paul (New Orleans) G 05/06/85 Wake Forest
11 | Yao Ming (Houston) C 09/12/80 Shanghai, China
20 Manu Ginobili (San Antonio) G 07/28/77 Bahia Blanca, Argentina
16 Pau Gasol (L.A. Lakers) C 07/06/80 Barcelona, Spain
32 # Blake Griffin (L.A. Clippers) F 03/16/89 Oklahoma
42 # Kevin Love (Minnesota) F-C 09/07/88 UCLA
41 Dirk Nowitzki (Dallas) F 06/19/78 Wurzburg, Germany
0 # Russell Westbrook (Oklahoma City) G 11/12/88 UCLA
8 Deron Williams (Utah) G 06/26/84 Illinois
Head Coach: Gregg Popovich (San Antonio)

3SAYI Dergisi, Sinan Cem Civili